İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/414 E. 2024/272 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/414
Karar No
2024/272
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/414 Esas KARAR NO : 2024/272 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/04/2022 KARAR TARİHİ : 29/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2024 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; Dava dışı ... San. Yat. Tic. A.Ş. ile .... .... İnşaat Adi Ortaklığı arasında, 'İstanbul, ..., .... (...) Mahallesi'nde kain ve ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı' arsa üzerinde yapımı devam eden inşaata ilişkin olarak 'Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımı İnşaat Yapımı Ana Taşeronluk Sözleşmesi' imzalandığını, bu sözleşme ile (taşeron) ... ve .... İnşaat Adi Ortaklığı'nın, üstlendiği sözleşmesel edimini ifa karşılığında 4 adet daireye sahip olacağını, ... İnşaat .. A.Ş., satın aldığı malzeme nedeniyle davalı ... Şti’ne borçlu olduğunu, mevcut borcunun .... Yapı..'dan kendisine verilecek olan 2 adet bağımsız bölümün devri ile ödenmesi hususunda tarafların anlaştığını ve bu cümleden İstanbul, ...., ..., ... ada, ... parselde yer alan 14 ve 16 bağımsız bölümün ...Şti’ne devrinin yapılmasının davacı tarafından ... Yapı..’dan talep edildiğini, ... Yapı'nın bu talebi kabul ederek (...A.Ş'ye devredeceği) söz konusu 2 bağımsız bölümü ...Şti’ne devrettiğini, ancak bu 2 daireden 16 nolu dubleks olanı üzerinde arsa sahipleri lehine ipotek bulunduğundan ...Şti, ... iskân alınana (ve böylece ipotek kalkana) kadar teminat mahiyetinde olması için davacı firmadan 'çek' istediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiler ve davalı firmanın ikna edici yaklaşımı nedeniyle teminat mahiyetindeki çekin verilmesinde herhangi bir beis görülmediğini, işbu davaya konu .... Bankası A.Ş. .... şubesine ait .... no'lu, 30/10/2018 keşide tarihli 2.000.000-TL. bedelli çekin bu amaçla verildiğini, daireleri devralan ...Şti, 14 No' lu ve 16 No'lu daireyi bir başka şahsa sattığını, bir süre sonra iskan alınıp, ipotek de kalkmasına rağmen çekin iade edilmediğini, iade taleplerinin karşılıksız kaldığını, davalı firmanın davacı firmadan vade farkı-ilave faiz talep ettiğini, elindeki çeki bankaya ibraz ederek karşılıksız işlemi yaptırdığını, akabinde de Bakırköy .... İcra Ceza Mahkemesi’nin .... E. sayılı dosyasında karşılıksız çek şikayetinde bulunduğunu ve davacı firma yetkilisi ... aleyhine icra ceza davası ikame edildiğini, davalı firmanın, ipotek kalkınca geri iade edeceğini bildirerek davaya konu çeki aldığını ve fakat akabinde ekstra talepler ile çeki iadeden kaçındığını, bir de hiçbir hak ve yetkisi olmadığı halde bankaya ibraz ile karşılıksızdır işlemi yaptırdığı çek için icra ceza şikayetinde bulunduğunu beyanla .... Bankası .... şubesine ait ... no'Lu 30/10/2018 keşide tarihli 2.000.000,00 TL bedelli çekten dolayı davacıların borçlu olmadığının tespiti ile, iş bu çeke dayalı icrai takibe geçilmesinin tedbiren önlenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacıların dava dilekçesinde dayandıkları gerekçelerin, hukukilikten uzak ve taraflar arasında süregelen ticari ilişkileri inkar eden mahiyettedir. bu nedenle mesnetsiz taleplerin davalı şirket açısından kabulü beklenemeyeceğini, davalı şirketin uzun yıllardır faaliyet gösteren ve birçok önemli proje ve işi layığıyla yerine getiren, tüzel kişiliği haiz bir limited şirket olduğunu, bu kapsamda davacı ... İnşaat Yapı Malz. Tur. San. ve Tic. A.Ş. ve yetkilisi davacı ... ile davalı şirketin, 2016 yılında başlayan ticari ilişkileri, ilerleyen zamanda son derece yüklü bir hacme eriştiğini, dilekçe ekinde sunulu cari hesap tabloları ile açıkça görüleceği üzere, davacılar ile davalı şirket arasında süregelen ticaret kapsamında, davaya konu çekin keşide tarihi itibariyle davacıların, davalı şirkete son derece yüklü kabul edilebilecek bir miktarda borçlu olduklarını, dava dilekçesinde belirtildiği üzere taşınmazların devri ve keşide edilen davaya konu çekin davalı şirketin davacılardan alacaklarının ödemesi olarak, davacı şirket tarafından davalı şirkete verildiğini, davaya konu edilen çekin, teminat vasfı taşıdığına dair iddianın gerçekdışı olduğunu, taraflar arasındaki cari hesap tablosu incelendiğinde davaya konu edilen çekin tahsil edilebilmesi ihtimalinde dahi davacı şirketin, davalı şirkete halihazırda borçlu olduğunun açık olduğunu, ayrıca davaya konu çekin keşidecisi olan davacı şirketin tüzel kişiliği haiz bir ticaret şirketi olduğunu, tacir sıfatına sahip olan davacının, Türk Ticaret Kanunu gereği bilhassa ticari faaliyetlerinde basiretli davranması beklenen kişilerden olduğunu, bir çekin ya da daha geniş bir ifade ile bir senedin teminat senedi olması için ticari teamüller gereği, senet üzerine o senedin teminat maksatlı verildiğinin belirtilmesi gerektiğini, Bununla birlikte, senet üzerine yazılan “teminattır” ibaresi dahi o senedin hangi hukuki işlemin teminatını oluşturduğunu ortaya koyamaması nedeniyle salt “teminattır” ibaresi dahi senedin kambiyo senedi vasfını ortadan kaldıramayacağını, çek keşide eden, bu çek üzerine teminattır ibaresi dahi ekletmeyen davacının, borcunu ödememek maksadıyla hukuki müracaat haklarını kullandığını ve bir anlamda gerçekliği manipüle ederek bu başvurulardan netice elde etmeyi umduğunu, oysa davaya konu çekin, kambiyo senedi olduğunu, malumları olduğu üzere Türk Ticaret Kanunu ile kambiyo senetlerine tanınan istisnai vasıflardan birinin, çeklerde, borcun varlığının başkaca bir hukuki işlemin mevcudiyeti şartına bağlı olmadığını, kambiyo senetlerinin tartışmaya mahal vermeyecek şekilde sebepten mücerretlik ilkesini taşıdığını, tarafların ticari ilişkileri kapsamında, gerektirdiği durumlarda birbirlerine maddi anlamda birçok kez kaynak aktarımında bulunduğunu, ticari alış verişler neticesinde aralarında borçlanma ilişkisi oluştuğunu, taraflarından birbirlerine karşı alacak ve verecek hususlarını düzenleyen cari hesap tablosu ve tarafların ticari defterleri incelendiğinde de milyonlarca liralık alışverişlerin bedelinin ödenmesinin çoğu zaman senet, çek, bono tanzim etmek vasıtasıyla olduğunu ve çoğu zaman da borç ilişkisini protokole dökmek suretiyle gerçekleştiğinin görüleceğini, davacıların davaya konu ettikleri çeki, davalı şirkete olan borçların ödemek maksadıyla verdiklerini, dava dışı şirketten davalı şirkete devredilen taşınmaz bedelleri ve davaya konu çek bedeli dahi eklendiğinde davacıların davalı şirkete olan borcunun sıfırlandığını, bununla birlikte dava konusu edilen çekin, şekli olarak da teminat çeki mahiyetinde olmadığını, kambiyo senedi olan çek ile teminat senetlerini birbirinden ayıran en temel farkın, ödeme konusunda kambiyo senedinde kayıtsız ve şartsızlığın esas olduğunu, teminat senetlerinde, ödemenin, teminat olan işlemdeki riskin gerçekleşmesi şartına bağlandığını, bu ayrımın Türk Ticaret Kanunu’nun 776. maddesindeki amir hükümler gereği olduğunu, Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de bir senedin teminat senedi olarak kabul edilebilmesi için gerekli hususların belli olduğunu, bir çekin teminat maksatlı verildiği ve böylece teminat çeki olduğundan bahsedebilmek için, çekin düzenlenmesine sebep olan temel ilişkinin teminat verilmesini gerektirecek nitelikte olması gerektiğini, davacıların, daya konu çeki, davalı şirkete olan borçlarının bir kısmını ödemek için verdiklerini, bir ödeme aracı olarak çek tanzim eden ve her ne kadar doktrinde post date çek mümkün olmamasına karşın çekin sağladığı ödeme zamanından istifade eden davacıların, çekin ödeme tarihi geldiğinde, haksız ve kötü niyetli bir şekilde çekin teminat maksatlı verildiğini ileri sürdüklerini, oysa, çek üzerinde, çekin teminat olduğuna dair en ufak bir ibarenin bile mevcut olmadığını, tacir olması bahsiyle basiretli davranışlar sergilemekle yükümlü olan davacıların, teminat maksatlı keşide ettiklerini iddia ettikleri 2.000.000,00.-TL bedelli çek üzerine “teminattır.” ibaresini yazmamalarının neticelerine katlanmaları gerektiğini, ayrıca çek üzerinde, hangi borcun teminatı olduğu bilgisi de yer almadığını, davacıların iddia ettiği üzere iskanın alınması ile ipotekin kaldırıldığı anda çekin iade olunacağına dair taraflar arasında bir protokol de mevcut olmadığını, tarafların milyonlarca lira hacmine ulaşan ticari ilişkilerinde birbirlerine birçok çek, bono ve senet verdiğini, davacıların ikrarıyla sabit olduğu üzere, davacıların, davalı şirkete yüklü miktarda borçlu olduklarını, ve davaya konu edilen çekin, bu borcun bir kısmının ödenmesi maksadıyla keşide edildiğini, tarafların ticaretleri kapsamında, davacıların davalı şirket lehine keşide ettikleri birçok çek, bono ve senedin bulunması dahi davaya konu çekin, teminat amaçlı verilmediğini gösterdiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacıların davalı şirkete borçlu olduklarını ortaya koyan cari hesap ve ticari defter kayıtlarının, davaya konu çek üzerinde teminat olduğuna dair hiçbir ibare yer almadığını, tarafların teminat senedi verileceğine dair aralarında tanzim ettikleri herhangi bir protokolün bulunmadığını, işbu çekin davalı şirket kayıtlarına işlenmiş olması, çekin kambiyo senedi vasfından kaynaklı olarak borcun varlığı için başkaca bir hukuki işlemin varlığına ihtiyaç duymaması ve tüm izahatler doğrultusunda davaya konu çek yönünden davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, izah olunan tüm bu nedenlerle, haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul ili, .... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel, ... parsel ve 16 bağımsız bölüm numaralı taşınmaza ait güncel tapu kaydı, yapı kullanma izin belgesi sureti, Davacı ve davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları, Bakırköy .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı ceza dava dosyası, 19/05/2023 tarihli bilirkişi raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava dava konusu yapılan ... Bankası A.Ş ... şubesine ait .... nolu 30/10/2018 keşide tarihli, 2.000.000,00 TL bedelli çekin İstanbul ... Paşa, ... Ada, ... Parselde yer alan 14 ve 16 bağımsız bölümlü arsa sahipleri lehine konulan ipoteğin kalkması ve iskan alınana kadar teminat çeki olarak mı yoksa taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle verilip verilmediği, ticari ilişki var ise dönem ve miktarı, borçlu olup olmadığının tespitinden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 19/05/2023 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bağlı ... sicil nolu 17.09.2004 tarihinde tescil edilen ... ünvanlı şirketin yetkilisi ... olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bağlı .... sicil nolu 18.06.2015 tarihinde tescil edilen ... Çelik Sanayı ve Ticaret Limited Şirketi ünvanlı şirketin yetkilisi .... olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bağlı .... sicil nolu 02.07.2013 tarihinde tescil edilen ... Sanayi Yatırm Ticaret Anonim Şirketi ünvanlı şirketin yetkilisi Naim Kömürcü olduğu dosyaya celp edilen ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmıştır. İstanbul ili ... İlçesi ... Mah... Ada ... Parselde kaim 14 numaralı gayrimenkulün 23.01.2019 tarihi itibariyle seyit kızı ... adına kayıtlı olduğu, 16 numaralı bağımsız bölümün ise 19.01.2022 Tarihi itibariyle .... oğlu .... adına kayıtlı olduğu Kadıköy Tapu Müdürlüğünden celp edilen tapu kayıtlarından anlaşılmıştır. ... İnş.Yapı Malz. Tur. San. ve Tic.A.Ş.'ne ait olan, .... San.Tic.Ltd.Şti adına 30.10.2018 tarihli keşide edilmiş, 2.000.000 TL tutarlı çekin ön yüzü ve .... kaşeli ve imzalı arak yüzü çek suretleri yazı ekinde sunulduğu ... bank A.Ş.'den celp edilen yazı cevabından anlaşılmıştır. Kadıköy, .... Mah., ... Pafta, ... ada,... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 03.11.2020 tarih ve ... sayılı Yapı Kullanma İzin Belgesinin mevcut olduğu , .... Belediye Başkanlığı – Yapı Kontrol Müdürlüğünden celp edilen kayıtlardan anlaşılmıştır. İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır. İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir. İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” HMK m.190’da ispat yükü, “ İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Buna göre, bir vakıayı kimin ileri sürdüğü değil, kimin bundan lehine bir hak çıkardığı önemlidir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişlerse, bu durumda hâkimin ispat yükünün kime düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. İlk olarak hâkim tarafların göstermiş oldukları delilleri incelemekle yükümlüdür. Tarafların göstermiş oldukları delillerle çekişmeli vakıalar ispat edilmişse bu durumda da ispat yükünün hangi tarafta olduğunun araştırılmasına gerek yoktur. Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıa iddialarının doğru olduğu veya karşı taraf iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlayabilmek amacıyla çekişmeli vakıalar hakkında deliller sunarak gerçekleştirdikleri usûli bir faaliyettir. Delil ikame etmemenin veya delil ikame faaliyetinin başarısız kalmasının yaptırımı, bu faaliyet için zorlanmak değil, sadece ulaşılmak istenen usuli hedefe ulaşamamak ya da aleyhte sonuçlara katlanmaktır.Bu bakımdan ispat yükü ile delil gösterme yükü, aynı kavramlar değildir. Nitekim ispat yükü, olayın ispat edilmeme riskinin kime ait olduğunu belirlerken; delil gösterme, ispat yükünün yerine getirilmesinin biçimi ve yöntemi ile ilgilidir. Delil ikame yüküyle ilgili kurallar, ispatın biçimini ve yöntemini belirleyen kurallar olduğu için usul hukukuna ilişkindir ve bir vakıanın ispat edilememiş olmasının sonuçlarına yönelikken, delil ikame yükü, bir vakıa hakkında kendi iddiasının doğruluğu veya karşı tarafın iddialarının asılsızlığı hususunda hâkimde kanaat oluşmasını sağlamaya yönelik olup yargılamanın ilerleyişine ve hâkimin takdirine göre, taraf değiştirebilir. Çoğu kez ispat yükü taşıyan taraf delil gösterme yükünü de taşır fakat bu her zaman böyle değildir. Zira ispat yükünün sabit olmasına rağmen delil ikame yükü, taraf değiştirir. Üzerinde delil ikame yükü bulunmayan taraf, karşı tarafın iddia ve savunmalarının haklılığı bağlamında, delil göstermesini beklemeden, asılsızlığı ortaya koymak maksadıyla delil gösterebilir. Bu halde karşı delilden söz edilir. Karşı delil göstermiş olan taraf, bu davranışı nedeniyle ispat yükünü üzerine almış sayılmayacaktır (HMK m.191,c.2). Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen, Somut olayda; Davacı taraf davaya konu çekin teminat amaçlı olarak davalıya verildiğini iddia etmiş olup, çekin teminat çeki olabilmesi için bir sözleşmeye ve'veya protokole bağlı olarak verdiğini ispat etmesi gerekir Davaya konu edilen çekin teminat amaçlı ihdas edildiğinin ispat yükü davacıdadır. Taraflar arasında süregelen ticari münasebet olduğu, karşılıklı kanuni defter kayıtlarından anlaşıldığı, karşılıklı hesaplar cari hesaplarda takip edildiği, kayıtlarda fatura-ödeme kayıtları bulunduğu, ödeme aracı olarak bahse konu 2.000.000 TL tutarlı çekin de iş bu cari hesaplarda kayıtlı olarak bakiyesinin takip edildiği, davalı tarafından devredilmek suretiyle alınan taşınmazın 1 adet bağımsız bölüm üzerinde toprak sahibi lehine ipotek bulunduğundan dolayı iskan alınıp ipotek kalkıncaya kadar teminat teşkil etmek üzere davalıya 2.000.000 TL'ye çek verildiği bahsedilmiş ise de şirketin kendi resmi muhasebe kayıtlarında bu çek ile ilgili olarak farklı muhasebe kaydı olarak, teminattaki çekler hesabı veya nazım hesap takibi şeklinde şeklinde kayıt gerçekleştirmediği, çek kaydının süre gelen ticari ilişki arasındaki cari hesap bakiyesinde takip ettiği, teminat çeki–ipotek gibi farklı hesaplarda takip edilmediği, cari hesap ödemesi şeklinde kayıtlara intikal edildiği, çekin teminat olduğuna dair çek üzerinde emare-kayıt-bulunmadığı, taraflar arasında yapılan protokolde olmadığının görüldüğü, çek iadesi ile ilgili taraflar arasında sözleşme-akitte bulunmadığı, çekin normal ticari akışta borç-alacak bakiyesi olarak kayıtlara alındığından iadesinin de söz konusu olmadığı, çekin teminat maksatlı verildiği ile ilgili somut muhasebe kaydı ve taraflar arasındaki buna dair bir sözleşme ve belge de olmadığı, gayrimenkul üzerinde ipotek durumu mevcut ise de davalı şirketin bu gayrimenkulü 3.şahıslara satış yaparak elden çıkarmak suretiyle nakde çevirdiğinin tapu kayıtlarından anlaşıldığı, sonuç olarak teminata gerekir durumun ortadan kalkmış olduğu iş bu sebeple çek cari hesaba ödeme konusu taraflarca da ortak cari hesapta kayıtlara konu edildiğinden, çek taraflar arasındaki bakiyede borcu ve alacağa konu edilmesi ile sadece/münhasıran çek kaynaklı borç olarak telakki edilemeyeceği, tüm ödemeler içinde bir parça olarak görülmesi gerektiği, bir ayrıcalık oluşturmadığı, davacı şirket kayıtlarında davalının bakiye olarak; 366.527,15 TL borç devri, davalı şirketin kayıtlarında ise davacı bakiye olarak, 957,65 TL borç bakiyesi bulunduğu, karşılıklı cari hesap bakiyeleri tutarları arasında farklılık olduğu, dava konusunu oluşturan çekin üzerinde teminat maksatlı verildiğini ve hangi hukuki işlem için olduğunun belirtilmediği, şartların kalkması halinde davacıya iadesi ile ile ilgili bir protokolün de mahkemenin dosya kapsamında olmadığı, teminat olmasının şekli şartlarının oluşmadığı, tarafların ticari defterlerinde de çeki teminat çeki olarak ayrı hesaplarda takip etmedikleri, davacının dosya kapsamında çekin teminat olarak verildiğini ispat edemediği anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, 1-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 34.155,00-TL haçtan mahsubu ile fazla 33.727,4‬0-TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacılara iadesine, 2-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacılara iadesine, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 232.000,00-TL avukatlık ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/02/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/414, K. 2024/272, T. 29.02.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-414-e-2024-272-k-90ba8f595f03