İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/42 E. 2023/289 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/42
- Karar No
- 2023/289
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/42 Esas KARAR NO : 2023/289 DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) DAVA TARİHİ : 10/01/2023 KARAR TARİHİ : 29/03/2023 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 11/04/2023 Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; ... Şubesi ile dava dışı ... Gıda .Şti. arasında Kredi Genel Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden belirtilen şirkete kredi kullandırıldığını, firma tarafından sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, bunun üzerine takip başlatıldığını, dava dışı firma tarafından müvekkil bankaya, kredinin ödeme aracı olarak, davalı şirketin keşide ettiği ve ekte 15.05.2019 keşide tarihli 77.000,00 TL miktarlı çek ciro edildiğini, müvekkil banka alacaklarına mahsup edilmek üzere kredi borçlusu şirket tarafından ciro yoluyla müvekkil bankaya devir ve teslim edilen çek yasada öngörülen ibraz süreleri içinde ibraz edilmediğini, süresinde takip yoluna başvurulmadığını, kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, çek ile alakalı 2.030,00 TL çek sorumluluk bedeli tahsil edildiğini, belirterek, 15.05.2019 keşide tarihli 77.000,00 TL miktarlı çek bedelinden toplamda 74.970,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, 15/05/2019 keşide tarihli 77.000,00 TL miktarlı çekten, toplam 74.970,00 TL'nin davalı şirketten sebepsiz zenginleşmenin vaki olduğu tarihten itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Emsal İstanbul BAM ... HD'nin DOSYA NO: ... Esas, KARAR NO: .... sayılı kararında; "Dava, süresinde muhatap bankaya ibraz edilmeyen çek sebebi ile sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle TTK’nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme düzenlemesi, hukuki mahiyeti ve şartlarına değinmekte yarar bulunmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş, bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778, 818). Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşmeye ilişkin özel düzenleme poliçe hükümleri arasındaki 732. maddede yer almaktadır. Çek konusunda TTK 818/1-m hükmü, çekte sebepsiz zenginleşmeye ilişkin olarak TTK’nın 732. maddesine yollama yapmaktadır. Bu açıdan, 732. maddenin niteliği göz önünde bulundurulmak koşulu ile çeke de uygulanabilirliği konusunda bir tereddüt yoktur. Kambiyo senedinin düzenlendiği hallerde, taraflar arasında kural olarak iki ayrı borç ilişkisi meydana gelmektedir. Bu durumda hem kambiyo münasebetine hem de asıl borç ilişkisine dayalı olarak talepte bulunulabilecektir. Asıl borç ilişkisine dayalı olarak talepte bulunabilmek, ancak doğrudan doğruya münasebette bulunanlar arasında, yani ciro yoluyla henüz devredilmemiş poliçelerde mümkündür. İşte her zaman asıl borç ilişkisine dayanmak suretiyle alacağın tahsilinin mümkün olmadığı göz önünde tutularak kambiyo senetleri hukukunun sertliğini yumuşatabilmek amacıyla hamile sebepsiz iktisap davası açabilme imkanı tanınmıştır (ÖZTAN Fırat, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. B., Ankara 1997, s. 904). Kambiyo senetleri hukukuna dayanan sebepsiz zenginleşme davası, Borçlar Hukuku’nun sebepsiz iktisap davasından farklı bir davadır ve TBK’da düzenlenen sebepsiz iktisap davasının bir türü değildir. Sebepsiz zenginleşme talebi hukuki nitelikçe, poliçeden doğan hakkın, bunun korunması ve/veya kullanılması için gereken işlemlerin yapılmaması sebebiyle düştüğü (TTK m. 730) veya zamanaşımına uğradığı (TTK m. 749) hallerde, senet borçlusu nezdinde oluşan sebepsiz zenginleşmeye yönelik olarak, poliçe alacağını elde edemeyen ve bu sebeple malvarlığında hakkaniyete aykırı bir değer kaybı oluşan hâmile, yine poliçe hukuku tarafından tanınmış olan yeni bir haktır. Bu anlamda TTK’nın 732. maddesinde işaret olunan zenginleşme aslında Kanun’un bir hükmüne dayanmakta olup Borçlar Kanununda düzenlenen sebepsiz zenginleşmedeki başkasının zararına sebepsiz zenginleşenin bu zenginleşmesinin haklı bir sebebe dayanmaması şartından ayrılmaktadır. TTK’nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme talebinde bulunulabilmesi için, hâmilin hakkı koruyucu işlemleri yapmamış olması yani müracaat hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğramasından dolayı bir zararının ortaya çıkmış olması gerekir. Bunun yanında keşidecinin, muhatabın, kabul edenin, ikametgahlı poliçeyi ödeyecek olanın zenginleşmiş olması da gerekmektedir. Zararın mevcudiyeti, sebepsiz zenginleşme talebinin kabul şartıdır. Zararın varlığının kabulü için, hâmile ait ve tahsili mümkün olan bir alacak hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğraması sonucu borçlu nezdinde oluşan zenginleşmenin, bundan başka bir sebebinin bulunmaması, yani sebepsiz olması yeterlidir (ÖZTAN, a.g.e., s. 911-926; BOZGEYİK Hayri, “Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme”, AÜEHFD, C. VII, S. 1-2, Haziran - 2003, s. 589 vd.). İspat yükü bakımından TTK’nın 732. maddesinin 4. fıkrasında açıkça ispat külfetinin sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene ait olduğu belirtilmiştir. Diğer bir deyişle keşideci, sebepsiz zenginleşmediğini ya da senet bedelini cirantalardan birine veya hâmile ödediğine ilişkin bu ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği takdirde sorumluluktan kurtulabilir. Zira, hâmilden temel ilişkiyi ve bu temel ilişkiden ötürü keşidecinin bir borcunun bulunmadığını ispat etmesi beklenemez. Bu sebeple keşidecinin, sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığını ispat etmesi gerekir. Zamanaşımı süresi ise, müracaat hakkının TTK’nın 730. maddesine göre düştüğü veya borçlunun 749. (çekte m. 814) maddesine göre zamanaşımı defini dermeyan edebilme hakkının doğduğu tarihten başlayarak 1 yıldır (TTK m. 732/4). İstinaf incelemesi yapılan dosyada, ispat yükü davacı kayıtları incelenmesi ile sonuca ulaşılmaya çalışılmış olup, dava dışı şirketin kayıtlarında, davalının borcuna ilişkin bilgi bulunmadığı üzerinde durularak sonuca gidilmiş ise de, yukarıdaki açıklamalar ışığında ispat yükü davalı taraftadır. Dava konusu itibariyle, ispat külfeti davalı tarafta olup, her zaman düzenlenebilecek belgelerle borçsuzluk kanıtlanamayacağı gibi, davalının, dava dışı şirketin, kayıtlarında alacak kaydının bulunmaması da kanıtlamaya yeterli değildir. Davalı, keşide ettiği çekin ödendiğini veya bedelsiz olarak düzenlendiğini usule uygun delillerle kanıtlamalıdır. Davalı/keşideci ... ispat yükünün davacıda olduğu belirtilmiş ancak cevap delikçesi sunulmamış ve ödeme definde bulunulmamıştır. Dava dışı şirketin kayıtlarında, davalının borcunun gözükmediği gerekçesine dayanılarak davalının sebepsiz zenginleşmediğinin kanıtlandığı yolundaki mahkeme gerekçesinde isabet görülmemiştir. Ayrıca eldeki uyuşmazlıkta miktar itibariyle tanık dinlenilmesi de mümkün olmayıp bu hususta davalı ... muvafakatinin bulunduğuna yönelik dosya kapsamında her hangi bir beyanı da bulunmamaktadır. Davalı cevap dilekçesi sunmamış olup, ödeme define ilişkin bir belge de yoktur. Yemin deliline de cevap dilekçesi sunulmamış olması sebebiyle dayanılmamıştır. Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı/keşidecinin takibe konu edilen çekten ötürü dayanmış olduğu deliller ile sebepsiz zenginleşmediğini ispat edemediği anlaşılmakta olup davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kararının kaldırılarak, yapılan hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kabulü yönünde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." denildiği, Dosyanın yapıla incelemesinde davacı tarafın yasal sürede çekin ibraz edilmemesine dayalı keşideci olan davalıdan TTK 732 maddesi uyarınca sebebsiz zenginleşme talebinde bulunduğu, davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, ödeme yönünde defide bulunmadığı, iş bu dava türünde ispat yükünün davalı tarafa ait olup sebepsiz zenginleşmediğini ya da senet bedelini cirantalardan birine veya hâmile ödediğine ilişkin belgeleri ibraz etmesi gerektiği, davalının bu yönde belge ibrazında ve savunmasında bulunmadığı, tarafların ticari defterlerini incelemeye bu nedenle gerek olmadığı, çekin davalı defterlerinde kayıtlı olup olmamasının dava sonucuna bir etkisi olmayacağı dikkate alınarak emsal istinaf kararı da gözetilerek davadan önce temerrüt de olmadığından aşağıdaki şekilde karar verildi. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Açılan davanın kabulü ile 74.970,00TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.121,20.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından dosyada yapılan toplam188,00.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 11.995,20.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.29/03/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır