İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/475 E. 2023/934 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/475
- Karar No
- 2023/934
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/475 Esas KARAR NO : 2023/934 DAVA : Tazminat (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/11/2022 KARAR TARİHİ : 07/11/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil firmaya ait ... plakalı aracın 2021 yılı Haziran ayında yapılan araç muayenesinde ... yetkileri tarafından muayeneden geçecek uygun koşulları sağlamadığını, satın aldığı ve bakımlarını yaptırdığı davalılardan ... Otomotiv ile iletişime geçtiği, aracın muayeneden geçebilmesi için bilgi almaya çalıştığını, şirket tarafından ... İnş. Nak. Turz. İth. İhr. San. Ve Tic Ltd. Şti'ne yönlendirildiği, aralarında araca ne yapılması gerektiği hususunda bilgi verildiği ancak müvekkiline herhangi bir bilgi verilmediği, davalı şirketin yönlendirmesi ile aracın teslim edildiği, davalı şirketin yönlendirmesi ile gerekli işlemlerin yapılabilmesi için Beyoğlu ... Noterliğinin 23/06/2021 tarih ve ... yevmiye numarası ile vekaletnamenin verildiği, aracın muayeneden geçebilmesi için gerekli işlemlerin yapılarak geri teslim edildiği, 2022 yılı Ocak ayı içerisinde toplam 693.969,54-TL tutarında ceza ihbarnamesinin geldiği, içeriğinde koltuk sayısı ve aracın nevinin değiştirildiği, müvekkilinin onayı alınmadan davalıların ihmali ve basiretli davranmaları yüzünden cezai duruma düştüğü, görüşmeler neticesinde uğranılan zararı tazmin etmek veya ortadan kaldırmak için bir çaba harcanmadığı, sadece aracın eski hale getirilmesinde yardımcı olabileceklerini, müvekkilinin vergi dairesi ile görüşme sonucunda cezada indirim yapıldığı ve 381.984,44-TL ödeme yaptığını, kendi kusurundan kaynaklanmadığı, yapılan işlemlerin kendi rızası olmadan yapıldığını belirterek davalılar tarafından doğan zararın tespiti ile şimdilik 80.000,00-TL davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ve Pazarlama AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir olduğunu, davacı ile aralarındaki ilişkinin ticari nitelikte olduğu, bu nedenle görev itirazlarının bulunduğu, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğu, davacının arabuluculuya başvurulmadığını, dava konusu ... plakalı aracı müvekkili tarafından satılmadığını, davacı aracı 31/07/2018 tarihinde ... firmasından ikinci el olarak satın aldığını, vekaletnamede yetki verilen kişilerin şirketleri ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından dava konusu aracı 06/08/2021 tarihinde bir kez geldiğini ve aracın bakım ve onarım hizmeti verildiği, bunun dışında aracın fenni muayeneden geçemediğini ve geçmesi için görüş sorulduğunu, bu konuda hizmet veren firma bilgilerinin iletildiği, herhangi bir yönlendirme olmadığını, müvekkilinin herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını, davacının vermiş olduğu araç ruhsatı için vekaletnamenin davacıların bilgisi dahilinde yapılmış olması gerektiğini, herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, öncelikle davanın görevsizlik kararı verilmesini, arabulucuk şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğundan usulden reddine, zamanaşımı yönden usulden reddine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kendisine verilen vekaletname gereği noterde ruhsat alım işlemini yaptığını, söz konusu olaylara bir ilişkisinin bulunmadığını, davacının muayene esnasında ruhsat ile araçtaki koltuk saysının farklı olmasından dolayı geçemediğini, davacı yıllardır aracı koltuk sayısı eksik bir biçimde kullandığını ve bu durumu bildiğini, bundan dolayı davacının kusurunun bulunduğu, davacının talebi doğrultusunda işlem yapıldığını, aracın normal trafikte bile bağlanabilecek durumda olduğunu, aracın alınması sırasında bile ruhsatta koltuk sayısının yazıldığı, kendisinin ihmali davranışını 3. Kişiye yükletmeye çalıştığını, kendisine verilen vekaletname ile sadece ruhsat alımını yaptığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, vekaletname sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi"nin 2019/2552 esas, 2019/4093 karar sayılı ilamındaki" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." denmektedir. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.” İş bu gerekçeden yola çıkılarak mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, aracın hususi nitelikte olduğu, bir hukuki işlemin TTK kapsamında kaldığının sayılabilmesi için bu kanunda sayılan hususlar ile ticari işletmeyi ilgilendirmesi gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olmadığından işbu dava açısından ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyeceği, bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin daha önce görevsizlik kararı veren Küçükçekmece ...Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, davanın görev şartı yokluğundan reddi ile Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermek gerektiği, dosyanın daha önce Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararı ile mahkememize gönderildiği ve iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğu nazara alınarak dosyanın mercii tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, anlaşılmakla mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin KÜÇÜKÇEKMECE ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna, 3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha öncede Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının, halli merci tayini için dosyanın HMK 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BAM ... Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, tarafların yokluğundas, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıld. 07/11/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.