İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/345 E. 2024/236 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/345
- Karar No
- 2024/236
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/345 Esas KARAR NO : 2024/236 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/04/2023 KARAR TARİHİ : 26/02/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait şirket bünyesinde çalışan ... tarafından İstanbul ... İş Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası ile alacak davası açıldığını, mahkemece takdir edilen tazminat müvekkil idare tarafından Anadolu ... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyasına ödendiğini, davalıya yapılan tebligata rağmen ödeme olmadığından Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, idare zar sebebiyle takibin durduğunu, zararının tahsili amacıyla açılan icra takibine davalının itirazı sebebiyle takibin durduğunu, asıl alacaktan ödeme tarihinden itibaren ticari faizle birlikte sorumlu olduğunu savunarak, itirazın iptalinin devamına ve davalı lehine %20 az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin haksız ve hukuksuz olduğunu, borcu olmadığını, asıl alacak, işlemiş faiz, faiz oranına ,masraf ve ferilerine itiraz ederek icra takibinin durdurulmasını talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu icra takibi hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının rücuen tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğu ve davalı yüklenici şirketin ihale konusu işlerin yapılmasında çalıştırdığı dava dışı işçinin işçilik alacağının davacı tarafından ödendiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının, işçiyi çalıştıran davalı yükleniciden ödediği bedelin tamamını talep etme hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 9.874,62-TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''Dosya ya ibraz edilen Hizmet alımına ait sözleşmenin 22.1 maddesinde “Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür. Denilmiştir. Genel şartnamede ödenmeyen işçilik alacaklarının hak edişten kesilerek işçinin banka hesabına yatırılacağı belirtilmiştir. Genel şartname ve emredici hükümler ile hizmet alım sözleşmesinde açıkça ödenmeyen alacaklarının yüklenici firmaya rücu edileceğine dair her hangi bir açıklama yoktur. Ancak asıl-alt işveren ilişkisinde her iki işyerinin işçi alacaklarından müteselsil sorumlu olduklarıdır. Bu konuda nihai takdir sayın mahkemeye aittir dosya ya ibraz edilen Anadolu ... İcra Dairesi ... E sayılı dosyasına 21.01.2022 tarihinde 9.000,00 TL ve 05.07.2022 tarihinde 1.235,27 TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Bu durumda davacının takip tarihine kadar faiz alacağı aşağı tabloda gösterilmiştir, davacının haklı olması halinde alacağı aşağı tabloda olduğu gibi tespit edilmiştir. Masraf ve vekalet ücretinin takip tarihinde ödendiği ve vekalet ücreti doğduğundan faiz hesabı yapılmadığı, dosya ya ibraz edilen belgeler ve davacının haklı olması halinde davalı şirketten 9.867,80 TL alacaklı olduğuna...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanununa göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2017/2497 Esas 2020/2808 Karar sayılı ilamı). "...4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ... Genel Müdürlüğü ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir..." (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/7554 Esas, 2015/32409 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığı sabit olup uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşme ekleri ile yasal mevzuat nazara alınarak bir sonuca gidilmesi gerekir. Dosya kapsamında yer alan hizmet alım sözleşmesi ve bu sözleşmenin atıf yaptığı Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde, davalı yüklenici şirketin ihale konusu işlerin yapılmasında çalıştırdığı işçilerin, iş akitlerinden doğacak tazminattan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğu konusunda bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Buna göre tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümlerinin kendilerini bağladığı, sözleşme ile şartname ve eklerinde aksinin kararlaştırılmadığı anlaşılmakla dava dışı işçiye karşı müteselsilen borçlu konumunda olmaları sebebiyle TBK'nun 167. maddesi uyarınca davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelden tarafların eşit paylarla sorumlu olduklarını kabul etmek gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/13-19 Esas 2015/1743 Karar sayılı ilamı). Taraflar arasında işçinin haklarına ilişkin ödeme sorumluluğu açık bir hükümle kararlaştırılmayan diğer işçi alacaklarının (ihbar, kıdem tazminatı vb alacak) 1/2'si oranında paylaştırılması sonucunda davacının davalıdan toplam 4.895,065 TL yi talep edebileceği değerlendirilmiştir.(aynı yönde İBAM17. HD. 2020/1706 Esas, 2024/110 Karar sayılı ilamı). Açıklanan nedenlerle davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen İPTALİ ile takibin 4.895,065 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-4.895,065 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60-TL ilam harcından peşin alınan 179,9 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 179,90-TL Başvuru Harcı, 179,90-TL Peşin Harç, olmak üzere toplam 359,80-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00-TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 780,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00-TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 780,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 166,75-TL posta masrafı, olmak üzere toplam 3.166,75-TL den kabul red oranına göre hesaplanan 1.583,37-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 4.895,065-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 4.895,065-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda; alacak miktarı kesinlik sınırının altında kaldığından HMK 362. maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 26/02/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.