İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/170 E. 2024/839 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/170
- Karar No
- 2024/839
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/170 Esas KARAR NO : 2024/839 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/06/2022 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin üyesi olduğu ...... Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları Sanayicileri ve İşadamları Derneğinin yönlendirmesiyle ; 07-11 Eylül 2022 tarihinde düzenlenecek Uluslar Arası Otel, Restoran, Kafe, Pasta hane Ekipmanları ve Teknoloji Fuarına katılmak için; 12.10.2021 tarihli 125.250,71 TL tutarlı “ Fuar Katılım Sözleşmesi ” imzalandığı, Fuar Katılım Sözleşmesi uyarınca; 12.10.2021 tarih “ ..... 2022 peşinat (...... Endüstriyel Mutfak Limited Şirketi vadesiz hesabından, ...... bank A.Ş. - IBAN ..... Şube Şubesi nezdindeki TR ..... no'lu ...... Fuarcılık AŞ hesabına yapılan ..... sorgu no'lu EFT) 25.250,71TL ödediği, Müvekkili şirketin üyesi olduğu ...... Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları Sanayicileri ve İşadamları Derneği .......muhatapla (..... Fuarcılık) Fuar düzenlememe kararı aldığı, Müvekkili şirket, ......’ in muhatapla (..... Fuarcılık) Fuar düzenlememe kararı ve davalı şirket nezdinde yaşanan olumsuz gelişmeler den dolayı, 07-11 Eylül 2022 tarihinde düzenlenecek fuara katılmaktan vazgeçtiği, Fuara katılmayacağına ve ödenen bedelin iade edilmesi için Kadıköy ...... Noterliği 16 Şubat 2022 tarih 2108 yevmiyeli ihtarname tebliğ edildiği, Davalının 25.250,71TL 'yi iade etmemesi üzerine İstanbul ..... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyası ile ödeme emri tebliğ edildiği, davalının icra dosyasına haksız yere itiraz ettiği, yasa gereği müracaat edilen arabulucu görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığı, Fuarın düzenleneceği tarih göz önüne alındığında, davalının taraflarına tahsis etmeyi taahhüt ettiği standı bir başka katılımcıya tahsis etmesi mümkün olduğundan herhangi bir zararı da olmayacağı, İstanbul ..... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyası ile takibe geçtikleri alacağı likit olduğu, davalının haksız itirazının iptali ve % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini, tüm bu nedenlerle İtirazın İptaline ve takibin devamına, % 20 icra tazminatına, Reeskont avans faizi işletilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretininde davalıdan alınıp taraflarına verilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiaları soyut ve mesnetsiz olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Davalı şirket ile yapılan Fuar Katılım Sözleşmesinin 32. Maddesinde; "Her türlü uyuşmazlık durumunda Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir" hükmü yer aldığı, HMK'nın 17. Maddesinde düzenlenen "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmü gereğince tacirlerin yetki sözleşmesi yapabilmelerine cevaz verildiği, Bu kapsamda müvekkili şirket ile davacı şirket arasında yapılan yetki sözleşmesi uyarınca yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğu, söz konusu maddeden anlaşılacağı üzere, tacirler arasında yapılan yetki sözleşmesi ile yetkilendirilen mahkemeler kesin yetkili mahkemeler olduğu, HMK madde 114/1-ç kapsamında, kesin yetkinin söz konusu olması halinde bu durum dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin olması hasebiyle mahkeme tarafından bu hususun yargılamanın her aşamasında ve re'sen dikkate alınması gerektiği, bu nedenle dosyanın yetkisizlik kararı verilerek Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiği, Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... E. ...... K. ve 27.01.2016 tarihli kararında da bu hususta örnek kararın olduğu, müvekkili şirket, dava dışı ..... derneği ile 2005 yılından beri toplamda 24 defa "......" fuarını düzenlediği ve sektörde herkesçe bilinen bir fuar haline geldiği, Fuarın yüzlerce şirketin, uluslararası ziyaretçi ve yatırımcının katılımıyla gerçekleştirildiği, haliyle fuara katılan şirkeler, duymuş oldukları memnuniyet sebebiyle bir fuar düzenlenirken bir sonraki senenin fuarı için hatta 2 sene sonra düzenlenecek fuar için müvekkil şirket ile Fuar Katılım Sözleşmesi imzaladıkları, bu sayede katılımcı şirketler erkenden sözleşme imzalayarak daha az bir bedele daha fazla metrekare alan kiralayabildikleri, "......" Fuarı ..... Eylül 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş ve davacı tarafın da bu fuara katıldığı, diğer onlarca şirketin yaptığı gibi davacı tarafın da, fuarın devamı esnasında 2022 yılı için düzenlenecek olan fuara katılmak amacıyla müvekkili şirket ile söz konusu sözleşmeyi akdettiği, dolayısıyla dava dışı dernek ile yapılan anlaşma sona ermesine rağmen dava konusu sözleşmenin akdedildiği iddiası soyut ve mesnetsiz olduğu, davacı tarafından bu hususun ispatlanması gerektiği, Davacı tarafın müvekkili şirketin, davaya konu fuar katılım sözleşmesini imzalandıktan sonra, müvekkil şirketin davacı tarafın üyesi olduğu ..... derneği ile sözleşmesinin sonra erdiği iddiası nedeniyle edimlerini yerine getirmediğini iddia ettiği, Fuar katılım sözleşmesine göre; organizatör şirket bir fuar düzenler, katılımcı şirket ise katılacağı fuarda kendisine tahsis edilen alan karşılığında bir bedel dediği, Davacı taraf, fuar katılım sözleşmesi gereğince ön ödemeyi gerçekleştirdiğini iddia ettiği, ancak henüz fuarın düzenleneceği tarih gelmediğinden, başka değişle borcun vadesi henüz gelmediğinden müvekkil şirketin yüklenmiş olduğu edimleri yerine getirmemesi söz konusu olmadığı, anılan tüm bu nedenlerle; davacı yanın tüm iddia ve beyanları haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun olup huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, tüm bu nedenlerle, öncelikle yetki itirazının kabulü ile, dosyanın Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun huzurdaki davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf yüklenmesine, karar verilmesini talep talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında imzalanan fuar katılım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından ödenen fuar katılım bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yaranına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "irade özgürlüğü" "sözleşme serbestisi" ve "sözleşmeye bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai, tali (ikinci derecede) yardımcı nitelikte olup, ancak uyarlama kurumun şartlarının mevcudiyeti halinde anılan kurumun uygulanması gündeme gelebilecektir. 6098 sayılı T.B.K yürürlüğe girmesinden evvel, mevzuatımızda uyarlama kurumuna ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme koşullarının daha sonra önemli ölçüde değişmesi halinde değişen bu koşullar karşısında (Clausula Rebüs Sic Stantibus -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ) ilkesi bağlamında ve M.K. 2. maddesinden de yararlanılmak suretiyle sözleşmenin yeniden düzenlenmesinin mümkün bulunduğu ve karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin bozularak "işlem temelinin çökmesi" halinde M.K. 1, 2 ve 4'üncü maddelerinden yararlanılması gerektiğine dair öğreti ve uygulamada yerleşik bir kabul mevcut iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 138 nci maddesi ile bu husus yasal bir düzenlemeye de kavuşturulmuştur. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 ve ...... Esas, ..... Karar sayılı ilamına baktığımızda; "Kurulmuş bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan bazı olgular nedeniyle değişiklik yapılabilmesi, bugün çağdaş tüm hukuk sistemlerinde kabul edilen, beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramının koşullarının gerçekleşmiş olması hâlinde mümkün görülmektedir. Bu kuramın, borçlunun şartları ne olursa olsun mutlaka akde sadık kalmasını zorunlu gören, bir bakıma artık eskimiş olarak nitelendirilebilecek ahde vefa veya pacta sunt servanda kuramını sınırlamak için konulduğu benimsenmektedir. Beklenmeyen hâl kuramı, şöyle açıklanmaktadır: “Akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse taraflar akitle bağlı olmamalıdır. Buna “clausula rebus sic stantibus” (beklenmeyen hâl şartı) denmektedir. Bu görüş öğretide “emprevizyon teorisi” adıyla anılmaktadır. Öğretide, sözleşmenin, yapıldığı andaki durumun değişmeyeceği şeklindeki bir zımni kabul ile yapıldığı, aynen uygulanmasının taraflarca bu zımni şarta bağlı tutulduğu varsayılmaktadır (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7.Bası,İstanbul 1993, s.1005). Akitlerin ifasını şartların değişmemesine bağlayan fikir (clasula rebus sic stantibus) gerçeğe tam olarak uygun değilse de, ahde vefa prensibine kesin ve sıkı sıkıya bağlılığında her zaman adil olmadığı görülmektedir. Bugün İsviçre-Türk hukukunda çoğunlukla dayanılan esas, uyuşmazlıklara dürüstlük kuralı uyarınca çözüm bulunmasıdır (Oğuzman, K.: Borçlar Hukuku Dersleri,Cilt 1, 4.Bası, İstanbul 1987, s.123; Serozan, R.: Borçlar Hukuku, Genel Bölüm, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme 3.Cilt, İstanbul 1994, s.164; Kaplan, İ.: Hakimin Sözleşmeye Müdahalesi, Ankara 1987, s.112; Burcuoğlu, H.: Hukukta Beklenmeyen Hal ve Uyarlama, İstanbul 1995, s.4; İsviçre Hukuku için Bkz. Eugen Bucher, Schweizer Isch’es Obligationenrecbt Allgemeiner Teil, 2.Bası, Zürich 1988, s.385 vd. Henri Deschenaux, Le Titre Preliminaire Du Code Civil,Fribourg 1969, s.183). Anlaşılacağı üzere hukukumuzda ahde vefa ilkesinin geçerli olduğu ancak bir kısım özel şartların bir araya gelmesi halinde TBK'nun 138. maddesi çerçevesinde sözleşmeyle bağlılık ilkesinin ihmal edilebileceği açıktır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde “Genel Olarak" madde başlığı altında “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. Dosyanın incelenmesinde; ..... Eylül 2022 tarihlerinde düzenlenecek fuar için fuar katılım sözleşmesi yapıldığı ve davacı tarafça edimin yerine getirildiği ancak yapılan araştırmada fuarın gerçekleştirilmediği ve buna göre davacının da katılım sağlamadığı anlaşılmıştır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde de belirtildiği üzere karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür. Somut davada taraflar arasında fuar katılım sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme kapsamında davacı fuar katılımcısı, davalı ise fuar düzenleyicisidir. ..... Eylül 2022 tarihlerinde düzenlenecek fuar için davacının ödeme yaptığı ancak fuarın gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; davalının İstanbul ...... İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 25.250,71TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Hükmedilen alacağın %20'si olan 5.050,14TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 1.724,87TL ilam harcından peşin alınan 304,97TL harcın mahsubu ile bakiye 1.419,90TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen 119,25TL posta masrafı, 80,70TL başvuru harcı, 304,97TL peşin harç olmak üzere toplam 504,92TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/09/2024 Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır