İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/552 E. 2024/846 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/552
- Karar No
- 2024/846
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/552 KARAR NO : 2024/846 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/06/2023 KARAR TARİHİ : 19/09/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH :27/09/2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Müvekkili ile Davalı ..... Fuarcılık arasında ..... Ekim 2022 tarihinde yapılacak olan Evcil Hayvan Ürün, Malzeme Ve Aksesuar Tedarikçileri &veterinerlik Fuarına katılım için 24 Mart 2022 tarihinde 90.000 TL + KDV toplamda 106.200 TL tutarında sözleşme imzalanmış olduğunu, Bunun yanında Fuara katılan tarafı, Fuarı düzenleyen şirket bilgilerini, fuar tarihini, Fuar konusunu, hangi tarihte yapılacağını ve ödemenin nasıl yapılacağını gösteren tek sayfalık Fuar Katılımcı Sözleşmesi başlıklı form bir belge düzenlenmiş olduğunu, Fuar Katılım bedeli için Davacı müvekkil tarafından 31.03.2022 tarihinde ön ödeme olarak damga vergisi tutarı ile birlikte 26.626,60 TL ödenmiş geri kalan 80.000 TL bedel için 5 Adet 16.000 TL lik senet keşide edilmiş olduğunu, İmzalanan sözleşmeye uygun olarak Müvekkil firma bedel ödeme borcunu yerine getirmiş ve Davalının borcunu ifası için fuar tarihini beklemiştir. Ancak sözleşme konusu fuar, belirtilen tarihte gerçekleşmemiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin (Fuar Katılım Sözleşmesi) 2. Maddesinde "DÜZENLEYİCİ, Fuar katılım bedelini fesih/çıkarma/fuar iptali bildiriminden itibaren 30 (Otuz) gün içinde KATILIMCI’ya iade eder." hükmü bulunmaktadır. Davalı fuarı iptal etmiş ancak fuar katılım bedelini geri ödememek için bu hususu müvekkili şirkete bildirmemiş, sürekli ertelendiğini ileri sürmüş olduğunu, Pozitif Fuarcılık ile bu süreçte mail adresi üzerinden iletişime geçilmiş olduğunu, en son 11/10/2022 tarihinde müvekkili şirket temsilcisi Davalı şirkete, ertelenen fuar için yeniden stant ve hall bilgilerini talep eden bir mail göndermiş olduğunu, davalı firmanın cevap vermemiş olduğunu, ardından 31/10/2022 tarihinde, Davalının internet sitesinde fuarın Aralık ayına ertelendiği bilgisi bulunması üzerine müvekkili şirket tarafından Davalı şirkete bu hususla ilgili bilgi talebi içeren yeni bir mail gönderilmiştir. Ancak Davalıdan bilgi alınamamış, Fuar halen yapılmamış ve ne zaman yapılacağı hususunda da halen bildirim alamadıklarını, yapılacak fuarın , Fuar katılımcı sözleşmesinde belirtildiği üzere, 5174 Sayılı Kanun Gereğince Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği denetiminde düzenlenmekte olduğunu, Fuarın 2023 yılına ertelendiği duyumları üzerine TOBB Fuarlar Müdürlüğü 2023 Yılı Fuar Takviminde Yapılan Güncellemeler başlığındaki tüm listeler taraflarınca incelendiğinde yapılacak fuarın ..... Ekim 2023 tarihinde yapılması planlandığı ancak bunun da iptal edildiği sonucuna ulaşılmış olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile, davalı tarafa ödenen fuar katılım bedeli olan 106.200,00 tl'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin; ..... Holding bünyesinde yurt içi ve yurt dışında, dünya çapınca çeşitli fuarlar düzenleyen organizatör şirket olduğunu, davalı şirketin ise kedi kumu sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 13 -16 Ekim 2022 tarihleri arasında düzenlenecek ..... Fuarı için "Fuar Katılım Sözleşmesi" akdedilmiş olduğunu, yapılan sözleşmede yer alan hükümler gereğince müvekkil şirketin, fuarı haklı gerekçelerle erteleme hakkına sahip olduğunu, yapılan erteleme ile, katılımcıların hakları aynen korunacak olması, aynı şartlarda fuarın gerçekleştirilecek olması nedeniyle fuar katılım bedelinin iade edilemeyeceği ve gerçekleştirilecek fuar için ek ücret talep edilmeyeceği hususu da kararlaştırıldığını, Taraflar arasında akdedilen "Fuar Katılım Sözleşmesi" müvekkil şirkete fuar düzenleme borcunu yüklerken davacı tarafa ise düzenlenen fuara katılım bedelini ödemeyi yüklemektedir. Bu kapsamda akdedilen sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen ani edimli bir sözleşme olduğu açıkça anlaşılmakta olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ani edimli sözleşme olup feshi mümkün olmadığını, Bu sebeple davacı tarafın gönderdiğini iddia ettiği sözleşmenin feshine yönelik ihtarnamenin hiçbir hukuki sonuç doğurmadığı bu kapsamda taraflar arasında akdedilen sözleşmenin cari olduğunu, dava konusu..... fuarı ..... 2023 tarihlerinde gerçekleştirileceğini, davacıya bildirim ve fuar alanında yer tahsisi yapılacağını, müvekkili şirketin üzerine düşen ifa yükümlülüğünü yerine getirmiş olacağını, tüm bu nedenlerle; haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun huzurdaki davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi ..... 18/05/2024 tarihli raporunda özetle; "Davaya konu olan 2022 yılına ait 2 adet ve toplam 106.626,60 TL tutarlı ödemenin olduğu, iş bu ödemelerin davalı tarafın 2022 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Dava tarihi itibariyle davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davacı tarafa 106.626,60 TL borçlu " olduğunu kanaati olarak bildirmiştir. Bilirkişi ..... 05.06.2024 tarihli raporunda özetle; " Davacının 2022 yılına ait ticari defterlerinin açılış tasdikini süresi içinde yaptırdığı, fakat yevmiye defteri kapanış tasdikinin hiç yapılmadığı tespit edilmiş olup takdir yüce mahkemenindir.Defterlerin usulüne uygun tutulduğu, 31.03.2022 tarihinde 26.626,60 TL fuar katılım peşinatı ve 5 adet 16.000,00 TL tutarlı toplamı 80.000,00 TL olan senetlerle birlikte Davalı firmaya toplam 106.626,60 TL ödeme yaptığı, Davalı firmanın davacı firmaya 106.626,60TL borçlu olduğu, bu tutarın davalı firmanın defter kayıtlarıyla da uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Buna göre Davalının Davacıya 106.626,60 TL borçlu olduğunu " kanaati olarak bildirmiştir. Dava, taraflar arasında imzalanan fuar katılım sözleşmesinin feshi nedeniyle ödenen fuar katılım bedelinin tahsili amacıyla açılan alacak davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında fuar katılım konusunda yapılan anlaşma gereğince davacının davalıya ödediği 106.200,00TL bedeli davalının fuarı gerçekleştirmemesi sebebiyle davalıdan iadesini talep edip edemeyeceği davalının sözleşme uyarınca fuarı erteleme hakkına sahip olup olmadığı, söz konusu fuarın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği konularında olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yaranına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "irade özgürlüğü" "sözleşme serbestisi" ve "sözleşmeye bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai, tali (ikinci derecede) yardımcı nitelikte olup, ancak uyarlama kurumun şartlarının mevcudiyeti halinde anılan kurumun uygulanması gündeme gelebilecektir. 6098 sayılı T.B.K yürürlüğe girmesinden evvel, mevzuatımızda uyarlama kurumuna ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme koşullarının daha sonra önemli ölçüde değişmesi halinde değişen bu koşullar karşısında (Clausula Rebüs Sic Stantibus-beklenmeyen hal şartı-sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ) ilkesi bağlamında ve M.K. 2. maddesinden de yararlanılmak suretiyle sözleşmenin yeniden düzenlenmesinin mümkün bulunduğu ve karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin bozularak "işlem temelinin çökmesi" halinde M.K. 1, 2 ve 4'üncü maddelerinden yararlanılması gerektiğine dair öğreti ve uygulamada yerleşik bir kabul mevcut iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 138 nci maddesi ile bu husus yasal bir düzenlemeye de kavuşturulmuştur. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 ve ..... Esas, ..... Karar sayılı ilamına baktığımızda; "Kurulmuş bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan bazı olgular nedeniyle değişiklik yapılabilmesi, bugün çağdaş tüm hukuk sistemlerinde kabul edilen, beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramının koşullarının gerçekleşmiş olması hâlinde mümkün görülmektedir. Bu kuramın, borçlunun şartları ne olursa olsun mutlaka akde sadık kalmasını zorunlu gören, bir bakıma artık eskimiş olarak nitelendirilebilecek ahde vefa veya pacta sunt servanda kuramını sınırlamak için konulduğu benimsenmektedir. Beklenmeyen hâl kuramı, şöyle açıklanmaktadır: “Akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse taraflar akitle bağlı olmamalıdır. Buna “clausula rebus sic stantibus” (beklenmeyen hâl şartı) denmektedir. Bu görüş öğretide “emprevizyon teorisi” adıyla anılmaktadır. Öğretide, sözleşmenin, yapıldığı andaki durumun değişmeyeceği şeklindeki bir zımni kabul ile yapıldığı, aynen uygulanmasının taraflarca bu zımni şarta bağlı tutulduğu varsayılmaktadır (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7.Bası,İstanbul 1993, s.1005). Akitlerin ifasını şartların değişmemesine bağlayan fikir (clasula rebus sic stantibus) gerçeğe tam olarak uygun değilse de, ahde vefa prensibine kesin ve sıkı sıkıya bağlılığında her zaman adil olmadığı görülmektedir. Bugün İsviçre-Türk hukukunda çoğunlukla dayanılan esas, uyuşmazlıklara dürüstlük kuralı uyarınca çözüm bulunmasıdır (Oğuzman, K.: Borçlar Hukuku Dersleri,Cilt 1, 4.Bası, İstanbul 1987, s.123; Serozan, R.: Borçlar Hukuku, Genel Bölüm, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme 3.Cilt, İstanbul 1994, s.164; Kaplan, İ.: Hakimin Sözleşmeye Müdahalesi, Ankara 1987, s.112; Burcuoğlu, H.: Hukukta Beklenmeyen Hal ve Uyarlama, İstanbul 1995, s.4; İsviçre Hukuku için Bkz. Eugen Bucher, Schweizer Isch’es Obligationenrecbt Allgemeiner Teil, 2.Bası, Zürich 1988, s.385 vd. Henri Deschenaux, Le Titre Preliminaire Du Code Civil, Fribourg 1969, s.183). Anlaşılacağı üzere hukukumuzda ahde vefa ilkesinin geçerli olduğu ancak bir kısım özel şartların bir araya gelmesi halinde TBK'nun 138. maddesi çerçevesinde sözleşmeyle bağlılık ilkesinin ihmal edilebileceği açıktır. Taraflar arasındaki sözleşmeyi etkiler şekilde dünya genelinde ortaya çıkan COVİD-19 pandemisi ve bu bağlamda yasa koyucu tarafından alınan önlemler ve bu minvalde yapılan düzenlemelerin sosyal hayat ve doğal sonucu olarak iş hayatına etkileri hukuken meşhur ve maruf vakıalardandır. Bu vakıaların taraflar arasındaki davaya konu olan hizmet ilişkisine etkilerinin yukarıda özetlenen hukukun genel ilkeleri ve yasal düzenlemeler ışığında açılmış bulunan davada mahkemece değerlendirileceği açıktır. Ancak, söz konusu uyuşmazlığın değerlendirileceği yargılama sürecinde yine yukarıda izahı yapılan sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa - Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri ile beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2021/632 esas-2021/668 karar) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde “Genel Olarak" madde başlığı altında “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. Yeni koronavirüs (Covid-19) salgını Mart 2020 ayından itibaren ülkemizde görülmeye başlanmış ve bu kapsamda hastalığın yayılmasının kontrol altına alınması amacıyla çeşitli tedbirlere başvurulmuştur. Bu tedbirler kapsamında olmak üzere zaman zaman ve ihtiyaç durumuna göre sokağa çıkma yasağı uygulanması, iş yerlerinin kapatılması veya esnek çalışma, düğün törenlerinin ertelenmesi, evden çalışma gibi değişkenlik gösteren tedbirler uygulanmış olup, salgının etkilerinin ve yetkili kurumlarca alınan tedbirlerin halen devam ettiği bilinmektedir. Yaşanılan salgın hastalık sürecinin olağanüstü bir durum olduğu ve taraflarca öngörülemeyeceği açıktır. O halde genel olarak salgın hastalık sürecinin Türk Borçlar Kanunu'nun 138.maddesinde belirtilen olağanüstü durum olarak kabul edilmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 136.maddesinde belirtilen borçludan kaynaklanmayan imkansızlık sebebi olarak kabul edilmesi gerekir. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında ..... Ekim 2022 tarihinde yapılacak olan Evcil Hayvan Ürün, Malzeme Ve Aksesuar Tedarikçileri &veterinerlik Fuarına yönelik sözleşme yapılmış ise de, Covid-19 pandemisinin 2. Dalgası kapsamında fuarın yapılıp yapılmayacağı hususu belirsiz hale gelmiş olup fuarın ertelendiği, belirtilen tarihlerde ifası konusunda borçlunun sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmiştir. Davalı taraf fuarın iptal edilmeyip, ertelendiğini, kısmi ifa imkansızlığı bulunmadığını iddia etmiştir.Her ne kadar imkansızlık geçici nitelikte olup, kural olarak borcu sona ermesine neden olmaz ise de, bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. İfanın muayyen bir zamanda yapılacak olması veya ifa zamanının alacaklı için önem taşıdığı hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurduğu kabul edilmelidir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde de belirtildiği üzere karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür. Somut davada taraflar arasında fuar katılım sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme kapsamında davacı fuar katılımcısı, davalı ise fuar düzenleyicisidir. Taraflar fuar katılım sözleşmesi kapsamında fuarın ertelendiği anlaşılmıştır. Ancak söz konusu sözleşme kapsamında kararlaştırılan fuar davalı tarafça covid 19 pandemisi sebebiyle gerçekleştirilmemiş ve ertelenmiştir. Ancak davalı tarafça yeni fuar tarihi davacı ile müzakere edilmemiştir. Covid 19 pandemisi sebebiyle dünya genelinde ve ülkemizde tüm etkinliklerin kısıtlandığı hususunda ve davalının da kararlaştırılan tarihte edimini elinde olmayan sebeplerle yerine getiremediği hususunda tereddüt yoktur ve bu hususlarda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Ancak davacı taraf .... Ekim 2022 tarihinde yapılacak olan fuara katılım için davalı ile sözleşme imzalamıştır ve bu nedenle yukarıda belirtilen yasal mevzuat gereği de davacının kendisi ile müzakere edilmeden farklı bir tarihte aynı ülkede veya başka bir ülkede düzenlenecek fuara katılmaya zorlanmasının kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. Bu nedenlerle davacının sözleşmede belirtilen tarihlerde yapılmayan fuara ilişkin davalı tarafça sözleşmede belirtilen edim yerine getirilmediğinden davacı tarafça ödenen bedelin iadesini talep etmekte hukuken haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından davalıya dosyadaki ödeme belgeleri toplamı 106.200,00 TL ödeme yapıldığı, ihtarname tebliğ tarihi ve ihtarnamede verilen 15 günlük süre dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 27/03/2023 itibariyle faiz işletilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, 106.200,00-TL'nin temerrüt tarihi olan 27/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 7.254,52-TL ilam harcından peşin alınan 1.813,64-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.440,88-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen 7.000,00-TL bilirkişi ücreti, 127,50-TL posta masrafı, 179,90-TL başvuru harcı, 1.813,64-TL peşin harç ücreti olmak üzere toplam 9.121,04-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/09/2024 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır