İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1186 E. 2023/1101 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1186
- Karar No
- 2023/1101
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1186 Esas KARAR NO : 2023/1101 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/02/2021 KARAR TARİHİ : 12/12/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile vaki haksız rekabetin önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davacı şirketin eski genel müdürü olan Davalı ...... ile Müvekkil şirket arasındaki iş sözleşmesinde ve bu sözleşmeye ek protokolde düzenlenen "rekabet yasağı" hükmünün Davalı ..... tarafından ihlal edilmiş olması nedeniyle, 6 aylık net maaşı kadar cezai şart bedeli olarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 226.800 TL tutarın, davalıların haksız rekabet eylemleri neticesinde Davacı şirkette oluşan zarara yönelik yargılama süresince yapılacak olan hesaplamaya göre belirlenmek üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın (belirsiz alacak davası olarak), davalı başına 10.000 TL (toplamda 20.000TL) manevi tazminatın haksız rekabet eyleminin gerçekleştiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte Davalılardan müştereken ve müteselsilsen tahsili ile davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;haksız ve yasal dayanaktan yoksun ihtiyati tedbir talebinin reddine, davalı ...... için rekabet yasağına aykırılık iddiasıyla istenen cezai şart talebinin reddine, davalıların fiillerinin haksız rekabet oluşturmadığının tespiti ile haksız rekabetinin önlenmesi, haksız rekabet ortamının düzeltilmesi ve ortadan kaldırılması ile araçların imhası ve sosyal medya videolarının ortadan kaldırılması yönündeki yasal dayanaktan yoksun taleplerinin reddine, haksız ve yasal dayanaktan yoksun maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davanın tümden reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dosya merci tayini ile mahkememize gönderilerek işbu esas sırasına kaydedilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen rekabet sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Rekabet etmeme borcu, iş akdinin sonuçlarından olan; işçinin, işverene sadakat borcunun olumsuz yönünü ifade eder. TBK m.444’te düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer'i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. Bu yasak taraflar arasındaki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra hükümlerini doğuran bir borçtur. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi alanda ve belirli bir zaman diliminde işverenle rekabet teşkil edebilecek herhangi bir faaliyette bulunmaması hususunu içeren sözleşmedir. TBK m.444/I’e göre, “fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir”. TBK m.444/2’ye göre, “rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir”. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, bir iş sözleşmesinin bulunması, işçinin fiil ehliyetine sahip olması, iş sahibinin menfaatinin bulunması, yasağın sınırlı olması, sözleşmenin yazılı olması ve rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından sınırlandırılması gerekir. Tüm bu koşulların hepsinin gerçekleşmiş olması şarttır ve bu koşullar emredici nitelikte olduklarından bu koşullardan herhangi birisinin bulunmaması halinde sözleşme batıl olacaktır. Bu şartlar şu şekildedir; a. Bir İş Sözleşmesinin Bulunması. Rekabet yasağı sözleşmesinin ya da rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için öncelikle işçi ile işveren arasında bir iş sözleşmesinin olması gerekir. Bu sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olması önem taşımaz. BK m.444/1 hükmüne göre, rekabet yasağına dair yapılacak sözleşmelerin ya da rekabet şartının yazılı olması şarttır. b. İşçinin Fiili Ehliyetine Sahip Olması. TBK m.444/1’de ise reşit olma şartı yerine işçinin fiil ehliyetine sahip olmasının gerektiği kabul edilmiştir. c. İşverenin Menfaatinin Bulunması. TBK m.444/2’ye göre, rekabet yasağına dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından veya sırlara nüfus etme imkanından yaralanarak iş sahibine bir zarar vermeye sebebiyet vermelidir. Yani, rekabet yasağına ilişkin şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek derecede ise geçerli olacaktır. Yani iki şartın gerçekleşmesi gerekir; aa. İşçinin Müşterileri Tanıması Veya İş Sırlarını Öğrenmesi. Müşteri, bir işyeri ile az veya çok süre ile ilişki kurarak, işveren tarafından üretilen mal veya hizmetleri alan kimsedir. Rekabet yasağı sözleşmesi çerçevesinde müşteri çevresine ait bilginin tespitinde, işçinin o işletme ile ilgili olan ticari ve şahsi ilişkileri bilmesi ve bu bilgileri kendi adına ekonomik menfaat elde edebilecek şekilde kullanması hususu önemli olup, işçinin ilgili müşterilerle kişisel ilişki içinde olması veya müşterilerin ihtiyaçları, kendine has özellikleri, talepleri gibi hususları öğrenmesi halinde müşteri çevresine hakim olduğu kabul edilecektir. İş sırrı ise, işverenin özellikle rakip firma tarafından bilinmemesinde çıkarı bulunan şekil, usul ve vasıtaların tümünü ifade eder. İşverenin önemli bir zarar tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı sır teknik ya da ticari iş sırrı olabilir6. Yalnız burada önemli olan iş sırrının işletmeyle ilgili olmasının gerekmesidir. Bu bağlamda, işletmeyle ilgili olan ticari, teknik ve personele ilişkin olan sırlar, örneğin, işletmenin “herkes tarafından bilinmeyen” organizasyon biçimi, kredi olanakları, personel yönetimi, stok bilgileri, müşteri listeleri, tüketici alanları fiyat bilgileri, formül, icat, metod, teknik ve yöntemler, yeni desen ve modeller, üretim teknolojisi, teknik bilgi (know-how) iş sırı kapsamında nitelendirilebilir. Çalışanların işletmede çalışırken elde ettikleri mesleki bilgi ve beceriler, tecrübeler ticari sır kapsamına girmez. bb. İşverenin Önemli Bir Zarar Görmesi İhtimali. İşçinin müşterileri tanıması veya iş sırlarını öğrenmesi yeterli değildir. Aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması halinde işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimali de söz konusu olmalıdır. Zararın ne zaman önemli sayılacağını hakim her somut olayın özelliğine göre takdir edecektir. Rekabet yasağına dair şartın geçerli olabilmesi için işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra müşteri çevresi hakkında öğrendiği bilgiyi ya da is sırlarını kullanması ile işverenin önemli bir zarara uğraması arasında bir illiyet bağının da olması gerekir. Bu illiyet bağı varsa işçinin rekabet sözleşmesi yapması için haklı bir menfaati de vardır. İşçinin haklı menfaati, işçinin bu bilgileri kendisiyle rekabet teşkil edecek şekilde kullanarak önemli bir zarara sebebiyet vermesi ihtimalini kaldırmayı gerektirir. TBK m.445/I hükmüne göre, rekabet yasağının geçerli olabilmesi için, işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokacak şekilde olmamalı, zaman, yer ve işin türü noktasında uygun bir sınır dahilinde kararlaştırılmış olmasına bağlıdır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının zaman bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olmaması gerekir. TBK m.445/1’e göre bu süre özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacaktır. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının yer bakımından başka bir deyişle coğrafi alan bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olması gerekir. Bu çerçevede işverenin haklı bir menfaatinden söz edilemeyeceği açık olan işverenin iş ilişkisi dışındaki bir coğrafi alanda işçinin rekabet edemeyeceği şeklinde bir yasak geçerli olmayacaktır. Başka bir deyişle yasak kapsamındaki coğrafi alan, işverenin faaliyet gösterdiği yer ve müşteri çevresi ile ilgili olmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Yargıtay’a göre, işçinin işten ayrıldıktan sonra 2 yıl süre ile Türkiye’deki tüm bankalarda çalışması şeklinde getirilen rekabet yasağı düzenlemesi süre yönünden hakkaniyete aykırı değilse de yer ve banka açısından sınırsız olduğundan geçersizdir. Bu bağlamda rekabet yasağının konusu, işverene ait faaliyet alanı ve işçinin öğrendiği mesleki bilgi ile sınırlanmalı ve ayrıca onun çalışma ve sözleşme özgürlüğünü aşırı bir şekilde sınırlandırmamalı, işverenin daha önce terk ettiği faaliyetler veya işverenin iş sözleşmesi sona erdikten sonra uğraştığı işler rekabet yasağı kapsamına sokulmamalıdır. Taraflar arasındaki 15.6.2016 tarihli 3.1.1 maddesine göre, "personel ile işveren rekabet yasağı konusunda anlaşmış olup, işbu rekabet yasağı işveren ve işverenin ortağı bulunduğu ve/veya iştiraki olduğu tüm şirketler için, işverenin ortağı bulunduğu ve/veya iştiraki olduğu tüm şirketler için, işverenin iştigal ettiği ..... sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinde, tüm ….. Bölgesi ve/veya hizmet sunmuş olduğu ilgili tüm ülke, il, ilçe vs. sınırları içerisinde ve iş ilişkisinin sona ermesinden itibaren “ (iki) yıl süre ile geçerlidir”. Dosya kapsamından, davalı .......’nin diğer davalı şirketin kurucusu ve yönetim kurulu üyesi olduğu ve davalı şirketin iştigal konusunun şirket ana sözleşmesinin amaç ve konu başlıklı 3 üncü maddesine göre, her türlü tesktil ve konfeksiyon ürünlerinin imalatı, alımı, satımı ve pazarlanmasını kapsadığı yani davacı şirket ile aynı iştigal konusunda olduğu görülmektedir. Buna göre; sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin hükmü değerlendirildiğinde davalı .......’nin davacı şirkette çalıştığı pozisyon itibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Ancak sözleşmenin sınırsız coğrafi alanı kapsadığının kararlaştırılmasının TBK 444’e aykırılık teşkil edeceği kanaati oluşmuştur. ayrıca TBK 445/2 hükmü gereğince hakim aşırı gördüğü aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. Rekabet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için coğrafi sınırlama yapılması zorunlu olmakla birlikte eğer sınırlama yapılmamışsa coğrafi sınır tüm Türkiye'dir. Dava konusu sözleşme coğrafi sınır içermemesi nedeniyle tüm Türkiye'yi kapsadığından TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca hakim tarafından kapsam olarak yani coğrafi sınır yönünden sınırlandırılmalıdır. Sınırlandırma yapılırken davalının davacı nezdinde çalıştığı il sınırlarının esas alınması hakkaniyete uygun görülmüştür. Davalı, İstanbul'da davacının iş yerinde çalışırken, rekabet yasağı sözleşmesini imzaladığına göre, rekabet yasağı hükmünün İstanbul ili için geçerli olduğunun kabulü gerekir. Davalı İstanbul'daki çalışması için rekabet etmeme taahhüdünde bulunduğuna ve işten ayrıldıktan sonra da İstanbul'da rakip bir firmada çalışmaya başladığına göre, rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğunun ileri sürülmesi aynı zamanda TMK'nın 2.maddesine de aykırıdır. Bu husus İBAM ..... HD. ..... Esas ve ..... Karar sayılı ilamında da belirtilmiş olup somut olayda rekabet yasağına ilişkin maddenin geçerli olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının, davacı şirkette çalıştığı süre de gözetilerek aylık ücretinin 6 katı tutarında cezai şart talebinin hakkaniyete uygun olmadığı düşünülerek TBK182/son madde hükmü uyarınca cezai şarttan 2/3 oranında indirim yapılması yoluna gidilmiştir ve cezai şart alacağı talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı taraf ne kadar dava dilekçesinde TBK’na atıf yaparak davalı tarafından rekabet etmeme yasağına aykırılık teşkil eden eylemlerde bulunduğunu belirtmiş olsa da eylemlerinin aynı zamanda TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini de iddia etmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Haksız Rekabete ilişkin 54. maddesi uyarınca Haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Haksız rekabet hukukunun konusu dürüstlük ilkesine aykırı yöntem ve uygulamalara karşı emek ilkesi uyarınca emeğin korunmasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2002/4-350 E., 2002/354 K. sayılı 01.05.2002 tarihli kararı). Doktrinde tanımlandığı üzere haksız rekabet; rakipleri ezmek ve onları iktisadi faaliyet alanından uzaklaştırmak amacıyla ve hüsnüniyet kurallarına aykırı suretlerle başvurulan, kanuna, nizama, adaba ve teamüle göre teviz edilemeyecek hareketlerin kaffesidir (ÖRS, Halil Fahri: Türk Hususi Hukukunda Haksız Rekabet, Hukuki Mahiyeti ve Rekabet Hakkının Himayesi, Ankara 1958, s.13).Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesi haksız rekabete ilişkin genel ilkeyi ortaya koymaktadır. Kanun gerekçesine göre ilkenin temel unsuru dürüst davranış kuralıdır. Dürüstlük kuralına aykırılık ya davranışlarla ya da ticari uygulamalarla olur. Davranışlar ve ticari uygulamalar iş etiğine, doğruluğa, dürüstlüğe ters, aldatıcı, yanıltıcı, kandırıcı olabilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesi uyarınca; “(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55 inci maddesinin 1 inci fıkrasında haksız rekabet halleri sayılmıştır. Şöyle ki; a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Somut olayda dava dosyasında yer alan tüm belgeler ve evraklar dikkate alındığında davacı taraf davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin neler olduğu, hangi haksız rekabet halinin ihlal edilmiş olduğunu ortaya koymamış ve her hangi bir haksız rekabet halini ortaya koyan bilgi ve belgeye rastlanmadığından haksız rekabet oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davalının davacının ticari sırlarını davacının rakiplerine verdiğine dair açık bir delile rastlanmamıştır. Dosyadaki tespit tutanakları da davacının sırları ..... isimli şirketlere verdiğini açık bir şekilde ortaya koymamakta olup, mali inceleme kısmındaki tespitlerde de davacı iddiasını destekler bir delile rastlanmadığı, maddi ve manevi zararın ispatlanmadığı anlaşılmakla maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın cezai şart alacağı talebi yönünden KISMEN KABULÜ ile 75.600,00TL'nin dava tarihi olan 10/02/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davanın maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 5.164,23TL ilam harcından peşin alınan 4.385,51TL harcın mahsubu ile bakiye 778,72TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.360,00TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen 5.000,00TL bilirkişi ücreti, 345,00TL posta masrafı, 59,30TL başvuru harcı, 4.385,51TL peşin harç olmak üzere toplam 9.789,81TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, 8-Maddi Tazminat yönünden, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 9-Manevi Tazminat yönünden, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2023 Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır