İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/272 E. 2024/733 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/272
- Karar No
- 2024/733
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/272 Esas KARAR NO : 2024/733 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 02/09/2020 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete kasko sigortası ile sigortalı ...... plakalı aracın dava dışı ...... nin sevk ve idaresinde iken aniden yanmaya başladığını, motorun komple yanmasına sebep olan yangının aracın fabrikasyon imalatında teknik donanıma ait parçalarından olan ekzos sisteminin yüksek ısı arızası sebebiyle motor çevresinde muhtelif plastik veya yanmaya müsait parçalarına sirayet etmesi neticesinde meydana geldiği tespit edilmiş olup, müvekkili sigortalının hasar bedelini ödediğini ve davalı şirkete rücuen hasar bedelinin ödenmesi için başvuruda bulunduğunu, davalı hasar bedelini rücuen ödemediğinden hakkında yapmış oldukları icra takibine itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacıya aracın 2013 yılında satılıp teslim edildiğini, yangının ise 2018 tarihinde meydana geldiğini, TBK 231 maddesi gereği 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğunu, öncelikle zamanaşımı bilahare ayıp ihbarında süresi içerisinde bulunmaması nedeniyle TTK 23 maddesi gereği usulden, esas hakkında ise araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmayıp meydana gelen yangın davacının kullanımından veya memnuniyetsizliğinden kaynaklanmakta olup, 7 yıl boyunca aracı sorumsuz olarak kullanan davacının kesintisiz yarar sağladığını, dosyaya sunulan deliller müvekkilininin sorumlu olduğunu ispatlayamadığını, davanın öncelikle zamanaşımı ve ihbar yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle reddine, aksi takdirde esas yönünden reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, sigorta şirketi tarafından kasko sigorta teminatı altına alınan dava dışı ......'nin kullandığı ..... plakalı .... marka 4.20 d tipi 2013 model aracın kaput bölgesinde aniden yangın çıktığı, motor dairesinin komple yanmasına sebep olan yangının; aracın fabrikasyon imalatında teknik donanıma ait parçalarından olan egzoz sistemindeki yüksek ısı arızası sebebiyle motor çevresinde bulunan muhtelif plastik imalli veya yanmaya müsait parçalarına sirayet etmesi neticesinde meydana geldiği iddiasıyla, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminat bedeli ile ilgili olarak, halefiyet hakkını kullanarak davalıdan rücuan tahsili istemi ile başlattığı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda Mahkememizin 01/04/2021 tarih, ...... esas ve ...... karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, Mahkememiz ilamının İstinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin 16/01/2024 tarih, ..... esas ve ..... karar sayılı ilamı ile; "......03/07/1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22/03/1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6502 sayılı Kanun'un Kapsam başlıklı 2. maddesine göre; "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar. "Anılan Kanun'un 3. maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "...(k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, ( l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ... ifade eder." 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." Yukarıda bir kısım hükümlerine yer verilen 6502 sayılı Kanun'un uygulanabilmesi için; satıcının ticari veya mesleki faaliyeti kapsamında kanunda tanımlanan bir malı sunuyor olması ve alıcının da bu malı yine Kanun'da gösterilen amaçlarla satın alması gerekli ve yeterlidir. Başka bir anlatımla, bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabulü için, taraflardan birinin satıcı, diğerinin tüketici sıfatını taşıması, alışverişe konu olan malın ise Kanun'un 3. maddesinde yazılı mal kavramı içerisinde yer alması gerekir. Somut olayda davacı sigorta şirketi, halefiyet ilkesi gereğince sigortalısının yerine dava açmış olup dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin tespiti, görevli mahkemenin belirlenmesi için zorunludur. Dava dilekçesinde aracın ..... marka 4.20 d tipi 2013 model olduğu ifade edilmekle birlikte, ruhsat bilgileri mevcut değildir. Aracın ticari araç olmaması veya sigortalısının/malikinin sermaye şirketi (tacir) olmaması halinde eldeki davada görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Özetle davacı, dava dışı sigortalısının halefi sıfatıyla ayıplı maldan kaynaklanan hukuki sorumluluk nedeniyle davalıdan talepte bulunduğuna göre 6502 sayılı Kanun kapsamında dava dışı araç maliki sigortalı ile davalı arasında tüketici ilişkisi bulunup bulunmadığının belirlenmesi, tüketici ilişkisinin bulunması halinde görevsizlik kararıyla dosyanın tüketici mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, anılan hususlarda deliller toplanmayıp değerlendirme yapılmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş, davacı vekilinin esasa ilişkin diğer istinaf itirazları bu aşamada incelenmeyerek, kararın kaldırılması gerek..." gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma ilamından sonra yargılamaya devam olunmuştur. Davaya konu ..... plakalı aracın ruhsat fotokopisi ibraz edilmiş, Türkiye Noterler Burluğu cevabi yazısı celbedilmiş ve UYAP sistemi üzerinden araç tescil kayıtları çıkarılarak dosya kapsamına alınmıştır. Aracın kullanım amacının hususi olduğu ve aracın ticari araç olmadığı anlaşılmıştır. HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. " hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi " Mahkeme ,dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir. TTK'nun 4.maddesinde bentler halinde sayılan ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtilen tür davaların mutlak ticari davaya vücut vereceği ve Ticaret Mahkemelerinin görev alanına gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1,son cümle) nispi ticari davalarla ilgili olarak ise TTK 4.1 maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticari dava sayılacağı, taraflardan yanlız birinin ticari işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticari davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf içinde ticari iş sayılırsa da bu durumun, davanın TTK 4.1'e göre nispi ticari dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/1-k maddesinde tüketicinin " ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 3/1-ı maddesinde tüketici işleminin ise " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere, her türlü sözleşme ve hukuki işlem " olarak tanımlanmış olduğu anlaşılmıştır. Tüketici Mahkemelerinin görevini düzenleyen 73/1 maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. " 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 83/2 maddesinde Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve, bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmüne yer verildiği anlaşılmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri somut olayla birlikte değerlendirildiğinde, davacı, dava dışı sigortalısının halefi sıfatıyla ayıplı maldan kaynaklanan hukuki sorumluluk nedeniyle davalıdan talepte bulunmakta olup dava dışı sigortalıya ait araç ticari araç olmayıp hususi amaçla kullanıldığına göre 6502 sayılı Kanun kapsamında dava dışı araç maliki sigortalı ile davalı arasında tüketici ilişkisi olup sigortalının başvurabileceği görevli ve yetkili mahkemeye Davacı sigorta şirketinin dava açabilmesi mümkün olmakla davaya Tüketici Mahkemeleri tarafından bakılması gerektiği anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli mahkemenin BAKIRKÖY TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 2-Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY TÜKETİCİ MAHKEMESİ gönderilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususlarının görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 4-HMK'nın 20/1. maddesi gereğince süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024 Katip ....... ☪ e-imzalıdır. ☪ Hakim ..... ☪ e-imzalıdır. ☪