İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/681 E. 2024/18 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2014/681
Karar No
2024/18
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2014/681 KARAR NO : 2024/18 DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/09/2021 KARAR TARİHİ : 10/01/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Asıl Dava Bakımından: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile ... Temsilcilik Ltd. Şti.’nin 2006 yılından itibaren ticari faaliyette bulunduğunu, borçlu ile müvekkili şirketin arasında hiçbir bağ yokken alacaklı ile borçlunun danışıklı bir şekilde müvekkilinin adresinde haciz ve muhafaza yaparak müvekkilini zor duruma düşürdüğünü, davalı ... tarafından borçlu ... A.Ş.’nin adresi olarak müvekkili şirketin adresinin bildirildiğini, müvekkili şirketin adresinde hukuka aykırı haciz ve muhafaza işlemi yapılarak müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğratıldığını, davalı şahısların davalılardan ...’in avukatı olduğunu, davalı avukatların alacağın tahsili için alınan ihtiyati haciz kararlarının Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... E. ve Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyalarından takibe konulduğunu, İcra Memurluğunca verilen haciz ve muhafaza talimatlarında borçlu ...’un adresi olarak kasıtlı bir şekilde borçlu ile hiç alakası olmayan müvekkilinin adresinin gösterildiğini, müvekkili şirketin ... firmasının 28.02.2012 tarihi itibariyle distribütörü olduğunu, ... firmasının ... firması ile olan distribütörlük ilişkisinin 21.02.2012 tarihi itibariyle sona erdiğini, ...’a ihtarname gönderildiğini, ... ile müvekkili şirket arasında husumet olduğu izah edilmiş ise de davalılarca haciz ve muhafaza yapıldığını, alacaklı vekilinin “her türlü cezai ve hukuki sorumluluk tarafımıza ait olmak üzere haciz ve muhafaza talep ediyoruz” şeklindeki beyanının haciz zaptına geçirildiğini, alacaklı vekilinin hukuksuz işlem yaptığını kabul ettiğini, müvekkili şirkete ait malların kötü niyetli olarak zarar verme kastı ile muhafaza altına alındığını, haciz işlemi sırasında icra memurunun göz yumması ile alacaklı vekilinin hiç yetkisi yokken müvekkili şirketin bilgisayarında borçlu ile ilgili evrak arıyoruz diye arama yaptıklarını, alacaklı vekilinin suç işlemesine icra memurunun göz yumduğunu, müvekkiline ait tüm bilgisayarlar, printerler ve ... marka buzdolapları (ticari mal) kaldırılmak suretiyle faaliyette bulunamaz konuma geldiğini, müvekkili şirketin itibarının zedelendiğini, müvekkili şirketin işlerinden geri kaldığı için yeni sipariş alamadığını, müvekkilinin yurtdışından getirttiği ürünleri satamadan tekrar yurt dışında iade ederek masraf ettiğini ve kâr kaybına uğradığını, müvekkili şirketin iş bağlantılarının haciz nedeniyle kesildiğini, müvekkilinin taahhütlerini yerine getiremediğini, davalıların hiçbir haklı neden yokken Bursa Mahkemelerinden karar almalarının hileli ve kötüniyetli olduğunu, İstanbul Mahkemelerinde görülmesi gereken icra takibinin hiçbir gerekçesi yokken Bursa’da yerleşik olan Av. .... ile birlikte hareket eden Av. ... tarafından Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş ve Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyalarından ihtiyati haciz kararı alındığını, ihtiyati haciz kararının yetkisiz Mahkemede karar verilmiş olması nedeniyle müvekkili şirketin itirazda bulunduğunu, İİK m.265/2 gereğince 3. kişiler yetkiye itiraz edemez diyerek itirazlarının reddedildiğini, temyiz üzerine kararların esastan bozulduğunu, bozma işlemi ile haciz ve muhafaza kararlarının geçersiz hale geldiğini, müvekkilinin hukuka aykırı muhafaza işlemleri için istihkak davaları açmak zorunda bırakıldığını, müvekkili şirketin hukuka aykırı işlemler nedeniyle teminat yatırmak, mahkeme masrafı yapmak, Bursa adliyesinde iş takip etmek için gereksiz masraf yapmak zorunda kaldığını, müvekkili şirket tarafından hukuka aykırı muhafaza işlemini gerçekleştiren Bursa .... İcra Müdürlüğünde çalışan ... ile talimat icrası yapan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünde çalışan ... ile icra memuru ...’ün işlemlerinden dolayı davanın ...’na karşı da yöneltildiğini, müvekkili şirketin maddi zararları toplamının (iş gücü kaybı, çalışılmayan 5 iş günü 20 işçi 11.847,53 TL+ ciro kâr kaybı 12.691,71 TL+ finans gideri/faiz 3.420,00 TL+ .... firmasından 2012 Nisan ayında getirilen ürünlerin haciz sebebiyle satılamaması ve geri iadesi sebebiyle kâr kaybı 57.551,01 TL + mahkeme masrafları 10.509,90 TL=) 96.019,24 TL tutarında olduğunu, müvekkili şirketin 100.000,00 TL manevi zarara uğradığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile Müvekkili ...’na husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, mahkemelerce usulüne uygun şekilde tesis edilmiş ihtiyati haciz kararlarına istinaden haciz işleminin alacaklı vekilince gösterilen adreste talimat yolu ile icra edildiğini, haciz sırasında alacaklı vekilinin bütün hukuki ve cezai sorumluluğu üstlendiğini, talimat icra dairesinin davacı tarafça haciz sırasında ileri sürülen iddialar hakkında bir karar verme yetkisinin bulunmadığını, davaya konu ihtiyati tedbir kararlarının verildiği tarihten itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra davanın açıldığını, zamanaşımı itirazları olduğunu, talimat icra dairesinin yanlış işlem yaptığına yönelik iddiaları kabul etmediklerini, haciz memurundan inisiyatif kullanmasının beklenemeyeceğini, davacı şirketin haciz ve muhafaza işlemlerine karşı İİK m.261/3 uyarınca infazı yapan yer hakimliği nezdinde herhangi bir şikayette bulunulmadığını, davacı tarafından icra memurunun bilgisayar üzerinde herhangi bir araştırma yapmadığının ifade edildiğini, alacaklı vekillerince böyle bir işlem yapıldı ise bunun davacı firma yetkililerinin alacaklı tarafa izin vermeleri ile söz konusu olduğunu, buna ancak davacı yetkililerinin engel olabileceğini, ihtiyati haciz kararlarının bozulmasına ilişkin Yargıtay ilamlarında yetki yönünden yapılan temyiz itirazlarının kabul edilmediğini, eksik inceleme nedeniyle kararın bozulduğunu, davacının 2011 yılını zararla kapattığından takip edilen yıl için iddia edilen kâr kaybının inandırıcılıktan uzak olduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş.,... Vekili cevap dilekçesi ile alacaklı ... ile diğer müvekkilleri arasında vekalet ilişkisi olduğunu, vekille takip edilen işlerde vekilin değil asilin hukuki olarak sorumlu olduğunu, müvekkillerinin avukat olduğunu, istihkak prosedüründe karar mercii olmadıklarını, yasal görevleri doğrultusunda hareket ettiklerini, herhangi bir kasıt ya da kusurları olmadığını, müvekkilleri yönünden husumet itirazları olduğunu, müvekkillerinden ... Faktöringin alacaklı olduğu kişilere (... A.Ş., ... ve...) karşı 35.000,00 TL’lik) karşı icra takibi başlatıldığını, takiplerin devamında borçluların bilinen adreslerinde haciz işlemi yapıldığını, 31.05.2012 tarihinde borçlu ...’un ticari faaliyet sürdürdüğünü, haciz için ... ... Blok K: ... No: ... .../İstanbul adresine gidildiğini, davacı tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, bunun üzerine haciz mahallinde evrak incelemesi yapıldığını, haciz tutanağına göre haciz mahallinde borçluya ait pek çok evrak bulunduğunu, bilgisayar kayıtlarının incelenmesinde 27.03.2012 tarihli davacı şirket tarafından borçlu şirkete hitaben ihtarname evrakı, ... firmasının borçlu ... ile yapmış olduğu distribütörlük sözleşmesi, ... tarafından dava dışı ... firmasına hitaben yazılmış 21.02.2012 tarihli ihtarname, borçlu şirketin davacı şirkete hitaben göndermiş olduğu 20.03.2012 tarihli ihtarname, borçlu ...’un kendisine bağlı olan bayilere çekmiş olduğu mail dökümlerinin mevcut olduğunun görüldüğünü, söz konusu evrakların birer örneğinin talimat dosyasına alındığını, haciz için gidilen tesadüfi bir günde haciz mahallinde borçlu ile dava dışı şirket arasında yapılmış sözleşmelerin borçlunun müşterilerini gösterir müşteri listelerinin bayiliklere çekilmiş olan mail dökümlerinin bulunmasının borçlunun haciz mahalli ile organik bağını ortaya koyduğunu, adreste haciz işlemi yapılmasından daha doğal bir şey olmadığını, davacının elinde bulunan adi yazılı kira sözleşmesi, fatura ve vergi levhası gibi belgelerin hak sahipliğinin ispatı bakımından yeterli olmadığını, davacının haciz ve muhafaza işlemlerine yönelik icra mahkemesine şikayette bulunmadığını, hacizden itibaren 7 gün içinde şikayet etmesi gerektiğini, açılmış bulunan tazminat davasının ön koşulunun davacının istihkak iddiasının haklılığını gösteren bir mahkeme ilamı olması olduğunu, davacının istihkak iddiasının haklılığını oluşturan bir mahkeme ilamı bulunmadığını, davacının ... firmasının borçlu ile olan distribütörlük sözleşmesini 21.02.2012 tarihinde bittiği ve kendileri ile 28.02.2012 tarihinde distribütörlük anlaşması yaptığını iddia etmiş ise de ...’in internet sitesinde 12.01.2011 tarihinden bu yana ... A.Ş.’nin distribütör olarak gözüktüğünü, yurtdışında bulunan bir firmanın distribütörlüğünün yapılabilmesi için distribütörlük yapacak firmanın bunu tescil ve ilan ettirmesi gerektiğini, ihtarnamelerin alacaklılara karşı borç ödemeden kaçınmak üzere danışıklı düzenlenme ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının 31.05.2012 tarihinden çok kısa bir süre sonra 04.06.2012 tarihine malları yediemin olarak teslim aldığını, 3-4 günlük bir sürede iddia edilen ciro kaybının olmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Dava Bakımından: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı şirketin ... AŞ.’den olan alacağı için Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ve yine Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, her iki icra takibi için müvekkili şirketin ... Blok K:... No:... .../İstanbul adresinde talimat yoluyla 31.05.2012 tarihinde haksız haciz icra ettiğini, davalı ile borçlu olduğu ileri sürülen kişilerin adresleri İstanbul'da olduğunu, söz konusu takipte İstanbul Mahkemeleri ve icra müdürlükleri yetkili olduğu halde ihtiyati haciz kararının Bursa'dan alındığını, davalı şirketin Bursa'da icra takibine giriştiğini, ihtiyati haciz talebinde, ihtiyati haciz kararında ve takip talebinde borçlu ... A.Ş.’ye ait adresin ... Merkezi ... Blok K: ... No: ... ... - .../ İstanbul olarak gösterildiğini, ihtiyati haciz kararının davalı avukatlar tarafından Bursa .... İcra Müdürlüğünde işleme konulduğunu, haciz için Bakırköy İcra Müdürlüğüne talimat yazılırken nasıl olduğu anlaşılamayacak biçimde borçlunun adresinin kötü niyetle müvekkili şirketin adresi olarak gösterildiğini, davacı firmanın polisler eşliğinde hukuka aykırı olarak haciz ve muhafaza işlemi gerçekleştirdiğini, haciz yapılan adresin o tarih itibarıyla 10 yıla yakın bir süreyle müvekkili şirketin merkez adresi olduğunu, borçlu ile müvekkili şirketin hiçbir organik bağı bulunmadığını, bu adresin borçluya ait olduğuna dair davalı alacaklı tarafından hiçbir belge sunulmadığını, haczedilen tüm buzdolaplarının ... marka olduğunu, söz konusu malların haciz tarihinden çok önce ithal edildiğini, söz konusu malların borçluya ait olmadığını, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkili şirketin adresinde yapılan haksız hacizler sırasında istihkak itirazlarına rağmen çok sayıda menkulün haczedildiğini, uğranılan zararın tanzimi için haksız fiil teşkil eden haksız haczin yapıldığı yer mahkemesi olan Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden tazminat davası açıldığını, ilgili davanın halen derdest olduğunu, Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... E. ve ... E. sayılı takip dosyaları üzerinden yapılan haksız hacizlere karşı Bursa .... İcra Hukuk Mahkemesinde sırasıyla ... E. ve ... E. sayılı dosyaları üzerinden istihkak davaları açıldığını, anılan davalar açılırken Bursa .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. (Yeni Esas: ...) sayılı dosyasına müvekkili şirketin 04.06.2012 tarihinde 13.400 TL teminat yatırdığını, yine aynı Mahkemenin ... E. (Yeni Esas: ...) sayılı dosyasına da müvekkili şirketin 04/06/2012 tarihinde 13.400 TL teminat yatırmak zorunda kaldığını, Bursa .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. ve ... E. sayılı dosyalarının Yargıtay tarafından bozulması üzerine dava dosyalarının ilk derece mahkemesine gönderilerek ... E. ile ... E. sayılı numaralarını aldığını, söz konusu davaların lehlerine sonuçlanarak Yargıtay denetiminden geçtiğini, anılan dosyalardan ... E. sayılı dosyanın 03/01/2020 tarihinde kesinleştiğini, müvekkili şirketin yatırmak zorunda kaldığı teminatın 20/05/2020 tarihinde taraflarına iade edildiğini, Bursa .... İcra Hukuk Mahkemesinin 04.12.2018 tarihli, ... E. ve ... K. sayılı kararının Yargıtay denetiminden geçerek 24.01.2020 tarihinde kesinleştiğini, yatırdıkları teminatın 28.01.2021 tarihinde taraflarına iade edildiğini, Bursa ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. (...) sayılı dosyasına teminat olarak yatırılan 13.400 TL’nin 04.06.2012 tarihi ile 20.05.2020 tarihleri arasında davacı firma tarafından ticari işlerde kullanılamamasından dolayı ciddi bir ek zarar doğduğunu, yine Bursa .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... (...) E. sayılı dosyasına teminat olarak yatırılan 13.400 TL’nin de 04.06.2012 tarihi ile 28.01.2021 tarihleri arasında davacı firma tarafından ticari işlerde kullanılamamasından dolayı ciddi bir ek zarar doğduğunu, yatırılan bu teminatlar istihkak davaları sonuçlanıncaya kadar taraflarına iade edilmediğini, istihkak davalarının derdest olması nedeniyle daha önce açılan ve halen derdest olan Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... E. sayılı dosyadaki tazminat taleplerine dahil edilemediğini, müvekkilinin istihkak itirazlarının haklı görülerek lehlerine sonuçlandığını, anılan dosyalara ayrı ayrı yatırılan 13.400'er TL’nin yıllarca kullanılamamasından doğan zararların belirlenir hale geldiğini, söz konusu ek zararların tazmini için işbu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, İİK’nın 259/1. maddesine göre ihtiyati haczin haksız çıkması halinde ortaya çıkan bütün zarardan alacaklının sorumlu olduğunu, ihtiyati haciz haksız olduğundan bundan maddi zarar doğmuşsa alacaklı kusurlu olmasa dahi bu zarardan sorumlu olduğunu, bu sorumluluk kapsamında müvekkilinin zararının giderilmesi gerektiğini belirterek davanın kabulü ile Bursa .... İcra Hukuk Mahkemesinin .... E. (....) sayılı dosyasına teminat olarak yatırılan 13.400 TL’nin 04.06.2012 tarihi ile 20.05.2020 tarihleri arasında ticari işlerde kullanılamamasından doğan kar kaybı ve ek zarar ile Bursa ... İcra Hukuk Mahkemesinin .... E. (....) sayılı dosyasına teminat olarak yatırılan 13.400 TL’nin 04.06.2012 tarihi ile 28.01.2021 tarihleri arasında ticari işlerde kullanılamamasından doğan kar kaybı ve ek zararın tespitine, müvekkili şirketin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Bakırköy ..... İcra Hukuk Mahkemesi, ... Esas Sayılı Dosyası, Bursa .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... D. İş sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Dosyada mevcut 11/01/2022 Tarihli Bilirkişiler ..., ...., .... ve .... tarafından sunulan raporda Mali İnceleme Yönünden, Davacı şirket tarafından 6102 sayılı TTK m.64 ve VUK m.182 gereğince, tutulması mecburi olan 2012 yılına ait ticari defterlerinin tutulduğu, süresinde açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, kapanış tasdik zorunluluğu olan yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yaptırılmadığı, asıl davada davacının talep edebileceği toplam maddi tazminat tutarının 13.078,17 TL olarak hesaplandığı, birleşen davada, haksız yere teminat olarak yatırılan paradan kaynaklı olarak ortaya çıkan zarara ilişkin davacı tarafından sunulan somut bir veriye rastlanmadığı, davacının söz konusu teminatların yatırıldığı tarih ile bu teminatların kendisine iade edildiği tarihler arasında işleyen yasal faiz tutarı kadar talepte bulunmasının mümkün görüldüğü, davacının birleşen davada talep edebileceği tutarın (9.605,05 TL + 10.440,99 TL=) 20.046,04 TL olarak hesaplandığı, Teknik İnceleme Yönünden: Hacze konu olan bilgisayarlar, printerler vd. ürünlerin haciz edilme sürecinde ve devamında deformasyona uğrayıp uğramadığı hususunda teknik yönden bir tespit yapmanın mümkün olmadığı, Tazminat İstemi Yönünden: Her iki davanın da özünde haksız haciz işleminden doğduğu iddia edilen bir zararın tazminine ilişkin olduğu, Davacı şirketin haksız bir hacze dayalı olarak ortaya çıkan zararın tazminini ilgili icra takip dosyalarının tarafı olmamasına rağmen talep etme hakkını haiz olduğu, Yargıtay kararlarında, malları haksız olarak haczedilen üçüncü kişinin manevi tazminat isteminin kabulü için borçlu şirketin ödeme emrindeki adresi ile davaya esas haczin yapıldığı adresten farklı olmasının ve haciz konusu malların borçlu ile ilgisinin olmadığının anlaşılmasının yeterli görüldüğü, Dosya mevcudundan, davalı ... A.Ş.’nin başlatmış olduğu icra takiplerinin borçluları arasında davacı şirketin bulunmadığı, dava dışı borçlu şirketlerin adresleriyle davacı şirketin adresinin birbirinden farklı olduğu, davalı ... A.Ş.’nin başlatmış olduğu icra takiplerinde davacı şirkete ait malların haczedildiği, ilgili haciz işlemine müteakip davacı şirket tarafından haczin kaldırılması ve istihkak talebinde bulunulduğu, davacı şirketin taleplerini inceleyen mercilerce haczedilen malların davacıya ait mallar olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davacı şirketin haksız bir hacze maruz kaldığı sonucuna varıldığı, bu sebeple davacı lehine Sayın Mahkemenizce uygun görülecek bir miktarda manevi tazminata hükmedilebileceği, Davacı şirketin asıl ve birleşen davadaki maddi tazminat talebinin kabulü için ise uğranılan zararın ispat edilmesi gerektiği, mali incelemeler sonucunda davacı şirketin haksız hacze bağlı olarak zarara uğradığı tespit edildiğinden, davacı şirketin maddi tazminat isteminin mali incelemeler neticesinde tespit edilen zarar tutarı üzerinden kabulüne karar verilebileceğinin değerlendirildiği, Davacının asıl davadaki tazminat isteminden ise münferiden ihtiyati haciz alacaklısı konumundaki davalı ... A.Ş.’nin sorumlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut 09/04/2023 Tarihli Bilirkişiler .... tarafından sunulan raporda Asıl ve birleşen dosya bakımından uyuşmazlığın haksız haciz işleminden doğduğu iddia edilen bir zararın tazminine ilişkin olduğu, Davacı şirket tarafından 6102 sayılı TTK m.64 ve VUK m.182 gereğince, tutulması mecburi olan 2012 yılına ait ticari defterlerinin tutulduğu, süresinde açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, kapanış tasdik zorunluluğu olan yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yaptırılmadığı, Asıl davada Davacının talep edebileceği toplam maddi tazminat tutarının 9.907,58 TL olarak hesaplandığı, Birleşen davada, haksız yere teminat olarak yatırılan paradan kaynaklı olarak ortaya çıkan zarara ilişkin Davacı tarafından sunulan somut bir veriye rastlanmadığı, Davacının söz konusu teminatların yatırıldığı tarih ile bu teminatların kendisine iade edildiği tarihler arasında işleyen yasal faiz tutarı kadar talepte bulunmasının mümkün görüldüğü, Davacının birleşen davada talep edebileceği tutarın (9.605,05 TL + 10.440,99 TL=) 20.046,04 TL olarak hesaplandığı, Maddi tazminat bakımından Davalının kusurunun araştırılmasına gerek olmadığı, Heyetimizce ihtiyati haczin haksız olduğu sonucuna varıldığından mali bilirkişi tarafından hesap edilen zarar üzerinden tazminata hükmedilebileceği, Manevi tazminat bakımından, tazminata hükmedilebilmesi için Davalının ağır kusurlu ve kötüniyetli olması gerektiği, haciz tutanağında belirtilen belgelerin dava dışı takip borçlusu ile Davacı arasında organik bağ olmadığını bilakis aralarında ihtilaf olduğunu gösterdiği, nitekim istihkak davaları neticesinde mahcuz malların Davacıya ait olduğunun tespit ediliği, bu bakımından ... AŞ’nin kusurlu ve kötüniyetli olduğu, Davacının manevi tazminat talep edebileceği, bu hususun ve tazminat miktarının belirlenmesinde takdirin sayın Mahkemenizde olduğu, Dava konusu olan Hacze konu olan .... marka buzdolaplarının, bilgisayarlar, printerler vd. ürünlerin haczedilme sürecinde ve devamında zarar gördüğü ve deformasyona uğrayıp uğramadığı ve bir değer kaybı oluştuğu yönünden teknik yönden bir tespit yapmanın mümkün olmadığı, Somut olayda ticari defter kapanış tasdiki olmasa da, metnine yer verilen Yargıtay kararı da dikkate alındığında, ticari defterlerden net gelir anlaşıldığından hesaplamaların ticari defter üzerinden yapıldığı, Davacı vekilinden iddia ettiği 57.551,01 TL zararı ispatlar nitelikte belgelerin sunulmasının istendiği ancak dosyaya ispata yarar bir belge sunulmadığı, işbu sebeplerle iddia edilen bu alacağın ispatlanamadığı, Yargıtayın haksız haciz ve muhafaza nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda yasal faiz oranını dikkate aldığı, huzurdaki birleşen davadaki tazmin talebinin de özünde Davacı haksız haciz ve muhafazadan kaynaklandığından, yapılan hesaplamalarda yasal faiz oranının dikkate alındığı, İcra ve İflas Kanununda paranın nemalandırılmasına ve nemalandırılan paraların hak sahiplerine ödenmesine yönelik hükmün ihalenin feshi davası açılması haline mahsus olduğu, buna göre Kanun’da düzenlenmeyen bir hususu Davacının talep etmemesinin TTK m.18/2’ye aykırılık teşkil etmediği, HMK m.332 uyarınca yargılama giderlerinin özellikle tekerrür olacak şekilde tekrar işbu davada talep edilemeyeceği, Davacının asıl davadaki tazminat isteminden ise münferiden ihtiyati haciz alacaklısı konumundaki davalı ... AŞ’nin sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyada mevcut 10/10/2023 tarihli ek raporda Taraf vekillerinin tüm itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde, kök rapordaki kanaatimizin değişmediği ancak mahkemenin taraf itirazlarını dikkate alarak yapmış olduğumuz alternatifli hesaplamayı dikkate alması durumunda; Hesaplamaya Hafta Sonu Dahil Edildiğinde; 32.027,23 TL mahrum kalınan satış x % 3,65 faaliyet kârlılık oranı = 1.168,99 TL 5 günlük brüt kâr kaybıdır. Davacı bu mahrum kaldığı kâr üzerinden %20 kurumlar vergisi ödeyeceğinden 233,80 TL vergi hesaplanmıştır. Davacı şirketin 5 günlük mahrum kalınan net kâr rakamı (brüt kâr kaybı 1.168,99 TL 233,80 TL vergi =) 935,20 TL olarak hesaplanmıştır. Hesaplamaya Hafta Sonu Dahil Edilmediğinde; 16.125,49 TL mahrum kalınan satış x % 3,65 faaliyet kârlılık oranı = 588,58 TL 3 günlük brüt kâr kaybıdır. Davacı bu mahrum kaldığı kâr üzerinden %20 kurumlar vergisi ödeyeceğinden 117,72 TL vergi hesaplanmıştır. Davacı şirketin 3 günlük mahrum kalınan net kâr rakamı (brüt kâr kaybı 588,58 TL 117,72 TL vergi =) 470,86 TL olarak hesaplanmıştır. Netice itibariyle, Asıl davada Davacının talep edebileceği toplam maddi tazminat tutarı Hesaplamaya Hafta Sonu Dahil Edildiğinde 9.907,58 TL olarak hesaplanmıştır. Asıl davada Davacının talep edebileceği toplam maddi tazminat tutarı Hesaplamaya Hafta Sonu Dahil Edil me diğinde 9.443,24 TL olarak hesaplanmıştır. Birleşen davada, haksız yere teminat olarak yatırılan paradan kaynaklı olarak ortaya çıkan zarara ilişkin Davacı tarafından sunulan somut bir veriye rastlanmadığı, Davacının söz konusu teminatların yatırıldığı tarih ile bu teminatların kendisine iade edildiği tarihler arasında işleyen yasal faiz tutarı kadar talepte bulunmasının mümkün görüldüğü, Davacının birleşen davada talep edebileceği tutarın (9.605,05 TL +10.440,99 TL=) 20.046,04 TL olarak hesaplandığı tespit edilmiştir. Davacı tanığı .... 22/11/2021 tarihli beyanında: "Davacı şirkette depo ve sevkiyat sorumlusu olarak çalıştım. 2010 temmuz ayında işe girdim, 2013 ekim ayında işten ayrıldım. 31/05/2012 tarihinde firmamıza haciz ve mal kaldırmak niyetiyle davalı firma vekili ve icra memurları geldi. ... isminde bir şirketin borcundan dolayı, bizim şirketimizin bu şirketin devamı olduğunu iddia ederek haciz işlemi için geldiler. O güne kadar ben ... adında bir şirket duymamıştım. Şirkette tüm ürün giriş çıkışlarını, fatura giriş çıkışlarını ben yapıyordum. ... şirketinden benim çalıştığım .... şirketine o güne kadar herhangi bir mal veya fatura girişi olmamıştır. Davalı avukatı ve icra memurlarına genel müdürümüz ..., pazarlama müdürümüz, şirket avukatımız ve ben de şirketimizin ... isminde bir şirketle alakası olmadığını, şirket sahibinin içinde bulunduğumuz gayrimenkulun de .... 'e ait olduğunu söylemişsek de haciz işlemi yapılmıştır. Şirketimizde bulunan müşterilerimize göndermek amacıyla bulunan teşhir cihazlarının tümünü haciz işlemi yaparak götürmüşlerdir. Götürdükleri bu cihazlar Almanya'dan .... şirketinin ithal ettiği ve ödemesini yaptığı cihazlardır. Bu cihazların depoya giriş ve muhasebe işlemlerini ben yaptığım için gümrük belgelerini ve faturalarını haciz memuruna gösterdiğim halde bu malların ... şirketine ait olduğunu öne sürerek haksiz haciz işlemi yapmışlardır. Ayrıca şirketteki tüm bilgisayar ve bilgi işlem malzemeleri de haciz edildiği için bir hafta iş yerinde çalışamadık, işlerimiz aksadı. Daha sonra bu haciz işlemi piyasada duyulduğunda satışlarımız aylarca büyük ölçüde düştü. Satış sevkiyatlarını ben yaptığım için bu durumu oldukça iyi gözleyebiliyordum. Bayilerimiz de beni arayıp şirketin batıp batmadığını bana soruyorlardı. Bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık için ücret talebim yoktur" beyanında bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tanığı .... 22/11/2021 tarihli beyanında: Davacı ..... Temsilcilik şirketinde 2009 yılından beri çalışmaktayım. Şirket sahibi Alman .... tarafından işe alınan ilk elemanıyım. .... Almanya'da buzdolabı ve derin dondurucu üretim şirketi olan .... firmasının 60 yıldır dağıtım ve pazarlama şirketinin sahibidir. ... Türkiye'ye 2009 yılında ..... firmasının ülkemizde kuracağı üretim şirketinin alt yapısını hazırlamak için .... şirketini kurmuştur. Şirketimiz Türkiye'de .... firmasının bayilik ve servis ağını kurmuştur ve üretim şirketi için de alt yapı oluşturmaya başlamıştır. 31/05/2012 tarihinde iş yerimize davalı firma vekili, davalı avukatı, icra memuru ve iki polis geldi. ... isminde bir şirketin borcundan dolayı, bizim şirketimizin de bu şirketin devamı olduğunu iddia ederek şirketimizde haciz işlemi başlattılar. O dönemde şirketin genel müdürü olarak ....'i tek başıma temsil ettiğimden ve şirketin her türlü ticari faaliyetinden haberdar olduğumdan şirketimiz ... şirketi veya sahipleri veya çalışanları ile doğrudan veya dolaylı hiçbir ilişkide bulunmadığını gelen icra memurlarına söyledim. Hacze gelen avukat .... 'e ve haciz memuru .... Bey'e bu durumu ben, pazarlama müdürümüz ..... ve şirket avukatımız detaylı bir şekilde izah ettiğimiz hatta içinde bulunduğumuz gayrimenkulün de ..... 'e ait olduğunu söylemişsek de haciz işlemini yapmışlardır. Hacze gelen alacaklı avukatı gelir gelmez şirket bilgisayarlarımıza hücum ederek içinde evrak aramaları, bu hususta icra memurunu uyarmamıza rağmen icra memurunun buna izin vermesi nedeniyle haksız haciz ve muhafaza sonucunda şirketimizin bilgisayarlarından dökuman almışlardır. Bu dökümanlar şirketimizin ticari sır kapsamında evraklarıdır. Bu husus da zaten haciz tutanağına geçmiştir. İcra memurunu ve alacaklı avukatını iş yerinde haciz işlemi yapamayacaklarını, bu şirketin borçlu şirketle herhangi bir ilgisinin olmadığını ben de şirket avukatımız da kendilerine izah ettik. Kendilerine fatura ve kira kontratı ibraz etmemize rağmen biz buradan malları kaldıracağız, siz borçları öderseniz kaldırmayız, şeklinde konuştular. İcra memuru da benim yapabileceğim bir şey yok, talimat memuruyum, alacaklının talebine uymak zorundayım diyerek hukuka aykırı haciz işlemi ve muhafaza yapmışlardır. Haciz ve muhafaza işlemleri esnasında borçluya ait mal diyerek şirketimizin çalışması için elzem olan bilgisayarlarımızı, bilgi işlem sistemimizi, ofis ekipmanları ile borçlu firma ile hiçbir ilgisi olmayan bizzat firmamızın bedellerini ödeyerek ithal ettiği iş yerimizdeki teşhir ürünleri olan buzdolabı ve derin dondurucuları haksız olarak haciz ve muhafaza edilmiştir. Avukatımızın yapılan hukuka aykırı işlem için icra mahkemesinde dava açmış ve hacizlerin haksız olduğu mahkeme kararıyla da kesinleşmiştir. Haksız haciz ve muhafaza neticesinde çalıştığım şirketin çevrede itibarı zarar görmüştür. OIay piyasada duyulmuş ve iç hacmimiz düşmüştür. Haciz yapılan iş yerimizin bulunduğu plazada şirketimize kötü bakılmaya başlanmıştır. Şirketimiz hem ofis ekipmalarımızın haciz ve muhafazası sebebiyle hem de showroomumuzdaki ürünlerin haciz ve muhafazası sebebiyle teminat yatırıp teslim aldığımız ana kadar geçen 5 iş günü içerisinde hem iş kaybı yaşamış, satış yapamamış ve ciddi itibar kaybına uğramıştır. Haciz ile ürün teslim tarihleri dosyamızda mevcuttur. Alacaklının hacze geldiğinde kötü niyetli olduğu açıktır. Hiçbir izahatımıza olumlu cevap vermemişlerdi. En büyük zararı ile ülkemiz görmüştür. Haksız ve kötü niyetli yapılan bu haciz işleminde haklı olmamıza rağmen gördüğümüz maddi ve manevi zararın on yılı aşkın bir süredir halen karşılanmaması 60 yılı aşkın ticari hayatlarında hiçbir kanunsuzlukla karşılaşmayan bu itibarlı Alman kişi ve kuruluşlar ülkemize yatırım yapma, 1.200 kişiyi istihdam etme ve üretimin %90'ının Avrupa'ya ihraç etme projesinden vazgeçmişlerdir. Bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık için ücret talebim yoktur." beyanında bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tanığı .... 12/01/2022 tarihli beyanında: "Bir sene öncesine kadar ben teknik servis hizmet veren bir şirketim bulunmaktaydı, ancak devrettim, 2,5 sene öncesine kadar davacı şirkete de teknik servis hizmeti vermekteydik, bu şekilde bir ticari ilişkimiz mevcuttur, ben bayilere hizmet verdiğim için davacı şirketin mal varlığına haciz geldiğini duydum, bunun üzerine bayiler de ve piyasada davacı şirketin battığı, artık mal alınamayacağı yönünde bir kaygı oluştu, dolayısıyla bize yansıyan işleri de düştüm, davacı şirket lüks segmentte hizmet vermekteydi, yurt dışından mal getirdiği için de alıcılar haczi duyduğu için ticari iş yapmakta tereddüt yaşadılar, batıp batmadıklarını bize soruyorlardı, haciz sırasında yaklaşık 15-20 adet buzdolabı haczedilmiş, sonrasında davacı şirket bu buzdolaplarını aldığında teknik servis hizmetini bizim veriyor olmamız nedeniyle incelemelerini biz yaptık, ve bu ürünlerin hasarlı bir şekilde bir kısmında çizilmeler, ayaklarının kırılmaları vardı, ancak üzerinden çok uzun süre geçtiğinden her birini ayrıntılı olarak hatırlamamaktayım, haciz olduktan sonra bizlere de yansıtmamak için çok fazla bilgi vermemekle birlikte haciz sonrasında "şu anda çalışamıyoruz" şeklinde beyanları oldu, ancak kaç gün süre ile hacizden kaynaklı çalışamadıklarına vakıf değilim, ... Servis isimli şirket sadece .... Temsilcilik şirketine hizmet vermekteydi, ancak bana ait tek şirket bu değildir, ikinci şirkemizin adı .... teknik olup bu şirkette yaklaşık 12 şirkete marka olarak teknik servis hizmeti vermekteydi, ... Servis isimli şirketi 1 sene önce devrettim, herhangi bir bağlantım bulunmamaktadır, diğer ikinci şirketim halen aktiftir." beyanında bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tanığı .... 12/01/2022 tarihli beyanında: "Ben davacı şirketin genel müdürü olarak görev yapmaktayım, haczin yapıldığı tarihte pazarlama müdürü olarak görev yapıyor idim, haciz olduğunda şirketteydim, polis icra memuru ve haciz yaptıran avukat hep birlikte şirkete geldiler, biz borçlu ile herhangi bir bağımızın ve ticari ilişkimizin olmadığını beyan etmemize rağmen apar topar polis eşliğinde bilgisayarlarımıza el koydular, borçlu şirket bizim iki sene önce distribütörlüğünü aldığımız başka bir şirketin alacaklısı imiş, bizim bağımızın olmadığını bir türlü anlatamadık, yan binada avukatımız bulunmaktaydı, kendisine haber verdik, avukat gelene kadar birçok şeye el koydular, biz o çevrede tanınan bir şirkettik, bütün binaya rezil olduk, davacı olan şirketin asıl sahibi Almandır, kendisine bu durumu anlatmakta güçlük çektik, o gün şirkette bulunan tüm bilgisayarlar teşhirdeki tüm ürünlere el konuldu, bilgisayarlarımızın alınması nedeniyle 5-6 gün süre ile hiç çalışamadık, icra dairesine para yatırıldığı taktirde el konulan ürünleri geri alabileceğimiz söylendi, ancak biz bunu şirket sahibine anlatıp para yatırana kadar hem bu durum piyasada duyuldu, hem de biz çalışamadık, gelen avukat borcun 60.000 TL olmasına rağmen 30.000 TL verilmesi durumunda haciz yapmayacaklarını söyledi, ancak biz borcumuz olmadığından kaynaklı ödeme yapılması talebini kabul etmedik, biz genel olarak önden çek alarak yani avans çekin karşılığında iş yapmaktaydık, piyasada yapılan haciz duyulduğunda avans çeklerinin birçoğu istenmeye başladı, siparişler iptal oldu, ciddi bir düşüş yaşandı, biz o esnada 4 markanın distribütörüydük, bu hacze sebep olan ... adlı firmanın da distribütörüydük, bu firmaya ait olan tüm malları geri iade etmek zorunda kaldık, diğer distribötürlüğünü yaptığımız ürünlerde ise ciro kaybı yaşadık" beyanında bulunduğu anlaşılmıştır. Dava; haksız haciz nedeniyle zarara uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat istemine, birleşen dava haksız ihtiyati haciz nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. 2004 Sayılı İİK'nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz kararı olan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden BK'nın 49. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötü niyetli veya iyi niyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması da gerekmektedir. Yargıtay .... Hukuk Dairesinin E...., K.... sayılı kararında da“Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz kararı alan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK 58, (BK’nın 49) maddesindeki koşulların oluşması gerekir.” şeklindedir. 6098 sayılı TBK’nın “Sorumluluk” başlıklı 49. maddesi de; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür” hükmünü taşımaktadır. Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksız fiil sonucu zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın tazminini bu haksız fiilden sorumlu olan kimseden veya kimselerden talep edebilir. Manevi zarar ise, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için ilk olarak saldırının hukuka aykırı olması gerekir. Hukuka uygun bir eylem, bu maddenin uygulanmasına imkân vermez. İkinci koşul ise kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusursuz sorumluluk hâlleri hariç kusurunun bulunması gerekir. Kişilik hakkı zedelenenin ayrıca manevi zarara uğramış olması gerekirken hukuka aykırı saldırı ile manevi zarar arasında uygun illiyet bağı da bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt 1, 2012, s. 452-454). Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi için haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararın oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Zira kesinleşen icra takibinde alacaklı tarafından haciz istenmesi ve gerçekleştirilmesi takip hukukunun doğal ve yasal bir sonucudur. "....Asıl dava manevi tazminat talebine yönelik istinaf incelemesinde; Dava haksız hacizden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. İcra dosyası alacaklısı olan ...... sitesi yönetiminin vekilleri davalı gösterilmişlerdir. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için icra dosyası alacaklısının ağır kusurunun bulunması gerekir. Davalılar ... ve ....'ın İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarında alacaklı vekili olduğu ve işlemleri müvekkilinin nam ve hesabına yaptıkları, buna göre alacaklı vekili olarak Avukat sıfatıyla yaptıkları işlemlerden doğrudan sorumlu tutulamayacakları anlaşılmaktadır. (Emsal: İstanbul BAM 4 HD 2020/556 Esas, 2022/506 Karar) bu durumda davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf istemi doğru değildir.Birleşen dosyadaki manevi tazminat istinaf incelemesinde; ..., icra memurunun haciz işlemleri nedeniyle davalı gösterilmiştir. ...'nın sorumluluğu için icra memurunun kusurunun bulunması gerekir.Somut olayda; davalı icra dosyası alacaklısı olan ...... sitesi yönetiminin vekilleri siteye aidat borcu nedeniyle davacının taşınmaz bilgilerinin takbisten sorgulanarak taşınmaz bulunması halinde haciz müzekkeresi yazılmasını istemiş, icra müdürlüğü de talebi yerine getirmiş ve davacının taşınmazlarına haciz uygulamıştır. Taleple bağlı olan icra memurunun taşınmazlara haciz uygulama hususunda takdir yetkisi yoktur. Buna göre icra memurunun olayda kusuru söz konusu değildir. Bu nedenle davacı vekilinin icra memurunun kusurlu olduğuna ve Adalet Bakanlığının sorumluluğuna ilişkin istinaf istemi doğru değildir." İstanbul BAM ....... Hukuk Dairesi, ...... Esas, ...... Karar. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda da bahsedildiği gibi dava haksız ihtiyati haciz nedeni ile maddi ve manevi tazminat davası iken birleşen dava haksız haciz nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Asıl dava yönünden öncelikle pasif husumet bakımından mahkememizce değerlendirme yapmak gerekmekte olup, hacze konu dosyanın tarafları davacı ile davalılardan ...... Hizm. A.Ş. Olup yukarıda bahsi geçen İstanbul BAM ....... Hukuk Dairesi, ...... Esas, ...... Karar ile İstanbul BAM ..... HD .... Esas, ...... Karar sayılı ilamları dikkate alınarak ......, Adalet Bakanlığına karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl dava ve birleşen dava bakımından davacının aleyhine uygulanan haczin haksız olup olmadığı, haksız işse maddi zararının tespiti bakımından dosya iki farklı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş düzenlenen kök ve ek raporlar dosyamız arasına alınmıştır. 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden 818 sayılı BK’nın 49. maddesindeki (6098 sayılı TBK'nın 58.maddesi) koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması gerekmektedir. (Bkz. Prof. B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 1993, Cilt 3, Sh.2583 v.d). (Emsal Yargıtay 4. HD nin 24.10.2018 gün ve 2016/9599 E - 2018/6494 K. Sayılı ilamı) T.C.YARGITAY4. Hukuk Dairesinin 2014/12440 Esas, 2014/14543 Karar sayılı ilamı dikkate alınarak istihkak davasının neticesinin kesinleşmesi mahkememize beklenmiştir. Yargıtay'ın eski tarihli içtihatlarında da belirtildiği gibi istihkak davasının davacı lehine sonuçlanması tek başına manevi tazminat için yeterli görülmese de haczi haksız hale getireceğine şüphe yoktur. Davacının haksız haciz nedeni ile uğradığı maddi zarar miktarı ise her iki raporda da asıl dava bakımından 9.907,58-TL, birleşen dava bakımından ise 20.046,04-TL olarak tespit edilmiş olup raporların uyumlu olduğu bakiye zarar iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla bu miktarlar üzerinden asıl dava ve birleşen dava bakımından maddi tazminat taleplerinin kabulü gerekmiştir. Davacının manevi tazminat talebi bakımından ise, yukarıda da bahsedildiği gibi tek aşına istihkak davasının davacı lehine sonuçlanması manevi tazminatın kabulünü gerektirmemektedir. Manevi tazminatın kabulü için BK’nın 49. maddesindeki (6098 sayılı TBK'nın 58.maddesi) koşulların oluşması, alacaklının ağır olmasa da kusurlu olması gerekmektedir. Dava konusu olaya gelindiğinde ise, dava dışı takip borçlusu ile davacının organik bağının olmaması, ihtilaflı olduğunun dinlenen tanık beyanlarında hacze gelen kişilere iletildiği, yine tanık beyanlarında avukatlarına haber verdiklerini yan binada olduğunu beklenilmesini talep etmelerine rağmen beklenilmediği yönündeki beyanları, ödeme emrindeki adres ile davaya konu haczin yapıldığı yerin farklı olması, haciz konusu malların dava dışı borçlu ile ilgisinin olmaması, hacze konu erde buna dair bir delil de olmamasına rağmen haczin yapılmış olması, dinlenen tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalının haczin yapılmasına kusurlu olduğu anlaşılmakla 20.000,00-TL 'nin bu davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; ASIL DAVA BAKIMINDAN; Davacının ......, ...'na karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davansının REDDİNE, Davacının davalılardan ..... HİZM A.Ş 'e karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE, 1-Davacının 9.907,58-TL maddi zararının bu davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin ispatlanamadığından reddine, Davacının davalılardan ..... HİZM A.Ş 'e karşı açmış olduğu manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE, 1- Manevi zarar olarak 20.000,00-TL 'nin bu davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2- Fazlaya ilişkin talebin reddine, HARÇLAR 1-Alınması gerekli 2.042,98 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.347,55-TL harcın mahsubu ile 1.304,57 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından ödenen 24,30-TL Başvurma Harcı, 3.347,55-TL Peşin Harç, 3,75 TL vekalet harcı toplamı 3.375,60 TL'nin davalı ..... HİZM A.Ş'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, VEKALET ÜCRETİ Maddi Tazminat Yönünden a-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 9.907,58 TL ücreti vekaletin Davalı ..... HİZM A.Ş'den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, b-Davalı ...... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900 TL ücreti vekaletin Davacıdan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE, Manevi Tazminat Yönünden a-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ..... HİZM A.Ş'den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, b-Davalı ..... HİZM A.Ş, ..., ...... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE, YARGILAMA GİDERİ a-Davacı tarafından yapılan tebligat + posta ücreti, bilirkişi ücreti toplamı 15.509 TL 'nin kabul ve red oranı göz önüne alındığında 2.326,35-TL'nin davalı ..... HİZM A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye 13.182,65-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, b-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN; Açılan Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-Davacının 20.046,04-TL olarak hesap edilen zararın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 1.369,35- TL karar ve ilam harcın peşin alınan 512,33 TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 857,02-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 59,30- TL başvuru harcı, 512,33 TL peşin nispi harç, 8,50-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 580,13-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 5- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu gereği 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/01/2024 Katip ..... ¸ Hakim ....... ¸ "iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."

Atıf: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2014/681, K. 2024/18, T. 10.01.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2014-681-e-2024-18-k-bb7646046929