İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/591 E. 2025/664 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/591
- Karar No
- 2025/664
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/591 Esas KARAR NO : 2025/664
DAVA : Eser Sözleşmesi DAVA TARİHİ : 20/06/2025 KARAR TARİHİ : 08/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin inşasını üstlendiği Tekirdağ ili ... Mahallesi .... ada 3 parselde kayıtlı arsa üzerine yapılmakta olan binanın asansörünün yapımı için 2019 yılında davalı ... ile anlaşma yaptığını, davalı ...'ın asansör, yürüyen merdiven ve yürüyen yolların imalatını yapan ... Limited Şirketi'nin müdürü olarak üstlendiği asansör yapımını bu şirket tarafından yerine getirilmesi için müvekkilin 95.000,00 TL 'yi ödemeyi kabul ettiğini ve bu doğrultuda davalının asansörün yapımını üstlendiğini, davalı .... Limited Şirketi asansörün ray sistemi ve kapıları takıldıktan sonra geriye kalan kabin, kabin içi elektrik tesisatını,makina dairesini,panolarını gibi işlemlerini yapılmadığını, asansörü takılmamış ve belediyeden ruhsatı alınmamış bir şekilde sözleşmeye ve teknik gerekliliklere aykırı şekilde işi eksik bırakarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, açıklanan nedenlerle davalının anlaşma kapsamında kararlaştırılan işi gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle müvekkilin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,000,00 TL eksik iş bedelinin ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında kararlaştırıldığı belirtilen asansör yapım işinin eksik ifa edilmesi nedeniyle oluşan eksik iş bedelinin şimdilik 100,000,00 TL'sinin faiziyle birlikte ödenmesi talebine ilişkindir. -Mahkememizce tarafların ticari sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, Ba-bs formları celp edilmiş, taraf delilleri toplanmıştır. -Davacı ve davalı tarafın gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. -T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. -5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. -19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. -Dosyada mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere; davacı gerçek kişinin 26/11/2024 - 17/09/2015 tarih aralığı ile 03/12/2015 - 20/10/2024 tarihleri aralığında mükellefiyet kaydının bulunduğu, 2019 ile 2024 yılında 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 178.maddesi gereği işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ise aynı kanunun 177.maddesi gereği bilanço esasına göre defter tuttuğunun anlaşıldığı, davalı gerçek kişinin ise ödevli asansörlerin, yürüyen merdivenlerin, yürüyen yolların, otomatik ve döner kapıların onarım ve bakımı dahil kurulum işleri işiyle iştigal etmek üzere gelir vergisi yönünden 10/04/2022 tarihinde Acılar vergi dairesinden dairelerine nakil geldiği, 31/01/2023 tarihinde resen terk olarak kapatıldığının görüldüğü, yine mükellefin ticari kazanç elde ettiği, işletme esasına göre defter tuttuğunun anlaşıldığı,, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerelere cevabından anlaşılacağı üzere; davalının gerçek kişi ve ticari işletme kaydının bulunmadığı, ortağı olduğu kolektif ve komandit şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunamadığının anlaşıldığı, davacı gerçek kişinin tacir kaydının ise bulunmadığının anlaşıldığı, esnaf ve sanatkarlar odasına yazılan müzekkere cevabından anlaşılacağı üzere; davalı ...'ın esnaf kaydına rastlanılmadığının anlaşıldığı, davacı ...'nın 09/12/2016 tarihinde sicile kayıt olduğu ancak 20/10/2024 tarihinde maliye kaydını sildirmesini takiben 30/04/2025 tarih ve 4 sayılı kararla alçı, sıvacı ve boyacılar esnaf ve sanatkarlar odasında bulunan oda kaydının resen silindiği ve sicil kaydının askıya alındığının ve aktif bir sicil kaydının bulunmadığının tespit edildiği görülmektedir. -Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosya mevcut vergi dairesine kayıtlarına göre tarafların yukarıda açıklanan davacının uyuşmazlığın kaynağı olan 2019 yılı itibariyle işletme esasına göre defter tuttuğu ve tacir sıfatının bulunmadığı, yine dava tarihi olan 2024 ve 2025 yıllarında da işletme hesabına göre defter tuttuğu ve tacir sıfatının bulunmadığı, davalı gerçek kişinin de işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinde yer alan hadleri aşmadığından tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davanın taraflarından yalnız davalı şirketin tüzel kişi tacir olması iş bu davayı ticari dava haline getirmeyecektir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. -Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine, 2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına, 5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.08/07/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır