İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/151 E. 2025/258 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/151
- Karar No
- 2025/258
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/151 Esas KARAR NO : 2025/258 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/06/2024 KARAR TARİHİ : 18/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/04/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı adına Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası ile fatura alacağından kaynaklı icra takibi başlatıldığını, davalının 10/05/2024 tarihinde davalının takibe itiraz ettiğini, işbu davaya konu 01/02/2024 tarihli ve ..... numaralı e-fatura alacağının ticari defterlerde kayıtlı olduğunu ve fatura içeriğine göre malzemelerin teslim edilmiş ve gerekli isçiliğin yapılmış olduğunu, söz konusu faturaya karşı kısmi ödeme de yapıldığını ve faturaya itiraz edilmediğini belirterek; itirazın iptalini, alacağın %20’dan aşağı olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin yetkili icra dairesinde açılmadığını, davanın esası incelenmeden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı aleyhine açılan takipte yetki itirazında bulundukarını, davalı şirketin adresinin "..... Mah. .... Sk No: 8 Esenyurt/İstanbul" olduğunu, yargı yeri itibariyle davalının yerleşim yerinin Büyükçekmece İcra Dairelerinin yetki sınırları içerisinde kaldığını, yetkili icra dairesi Büyükçekmece İcra Dairesi olmasına rağmen, icra takibinin Küçükçekmecede açılmış olduğunu, hangi fatura alacaklarının talep edildiğinin somutlaştırılması gerektiğini, davacı tarafça açılan davanın, ...... numaralı faturaya dayandırılmış olduğunu, ilgili faturanın bedelinin 447.108 TL olduğunu, davacının ise 197.108 TL talep ettiğini, yalnızca faturaya dayanmanın alacağı ispatlamayacağını, dosyaya irsaliye sunulmasının ve faturaya konu ürünleri teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini, faturaya itiraz edilip edilmemesi ya da faturanın defterlere işlenip işlenmemesinin de durumu değiştirmemekte olduğunu, zira faturayı kesen davacının ilgili ürünleri teslim etmemesi durumunda alacağın doğmayacağını, dikkat edilmesi gereken yegane hususun, karşı tarafın akdi ilişki ve teslimatı kabul edip etmediği olduğunu, fatura borçlusunun akdi ilişki yahut teslimatı reddetmesi halinde ispat külfetinin alacaklı üzerinde kalacağını, davacının yapması gereken birçok işlemi yapmadığını, davacının yapmadığı bu işlerin, davacıya rücu edilmek suretiyle başkaca kişilere yaptırılmış olduğunu belirterek öncelikle icra dairesinin yetkisinin karara bağlanmasına, geçersiz takip nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddini, davanın esastan reddini, davacı aleyhine takip tutarının % 20'sinden az olmayan kötü niyet tazminatına hükmedilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı yan tarafından başlatılan icra takibine davalı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkememizin 05/11/2024 tarihli, ..... Esas, ..... Karar sayılı ilamı ile; davalı borçlunun yerleşim yerinin Esenyurt olduğu, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde de sözleşme konusu edimin gerçekleştirileceği ifa yerinin Çorlu-Tekirdağ olarak belirtildiği, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında yetkili icra dairesi yönünden Türk Borçlar Kanunu'nun 89. Maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanı bulunmadığı, icra takibinin davalının yerleşim yeri olarak bağlı bulunduğu Büyükçekmece İcra Dairelerinde ya da sözleşmenin ifa edileceği yer olan Çorlu-Tekirdağ mahkemesinde başlatılmadığı, bu haliyle davacı tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğü nezdinde yapılan takipte icra dairesinin yetkili olmadığı ve ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığı gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir. -Kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesi’nin ...... Esas ..... Karar Sayılı İlamı ile; “taraflar arasındaki sözleşme, niteliğince, TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde hükme bağlanan bir eser sözleşmesidir. Eser sözleşmelerinde yetkili mahkeme HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkeme olan davalının ikametgahı mahkemesi veya Kanun'un 10. Maddesinde düzenlenen sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesidir. Davacı, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davasını bu iki yer mahkemesinden birinde açabileceği gibi, tarafların tacir veya kamu tüzelkişisi olması kaydıyla HMK'nın 17. Maddesi gereğince yetki sözleşmesi ile kararlaştırdıkları yerde de açabilir. Para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğine dair TBK'nın 89. maddesindeki kural salt para alacakları ile ilgili olup, eser bedeline ilişkin alacak istemleri yönünden uygulanamayacağı Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarıyla da kabul edilmektedir. (bkz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2015 tarih ve 2015/3705 esas, 2015/4747 karar; 24/03/2015 tarih ve 2014/3179 esas, 2015/1457 karar; 23/02/2015 tarih ve 2014/2485 esas, 2015/922 karar sayılı kararları) Somut olayda davalı yanın icra takibine yaptığı itirazında açıkça hangi icra dairesinin yetkili olduğunu bildirmediği, sadece ikametgahının Esenyurt'da olduğundan bahisle, icra dairesinin yetkili olmadığını bildirdiği, açıkça takipte hangi icra dairesinin yetkili olduğunu bildirmediği anlaşıldığından, mahkemece yazılı gerekçe ile geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.” gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. -Mahkememizce kaldırma kararı sonrası yapılan incelemede; davalı tarafın takip dosyasındaki borca itiraz talebinin yeniden incelenmesinde, davalı yanın müvekkilinin açık adresini yazdığı, akabinde yine aynı dilekçede ilgili adresin Büyükçekmece İcra Daireleri yetki sınırları içerisinde aldığını belirterek açık bir şekilde yetkili icra dairesine itiraz dilekçesinde yer verdiği görülmektedir. -Kaldırma kararında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, Türk Borçlar Kanunu 89. Maddesinde yer alan yetki kuralının iş bu uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığı, davalı tarafça icra takibine itirazda açık bir şekilde yetki itirazında bulunulmasına rağmen davacı alacaklının dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini talep etmediği, bu haliyle ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığı gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın usulüne uygun bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 2.380,58-TL haçrtan mahsubu ile bakiye 1.735,18- TL harcın davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/03/2025 Katip ..... e-imzalıdır Hakim ...... e-imzalıdır