İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/532 E. 2024/927 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/532
- Karar No
- 2024/927
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/532 Esas KARAR NO : 2024/927 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/03/2023 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili ile aralarında düzenledikleri 21/12/2010 tarihli sözleşmeye istinaden müvekkiline; 28/06/2011 tarihinden 28/09/2011 tarihine kadar beheray 115 USD, 28/10/2011 tarihinde 128 USD, 28/11/2011 tarihinden 28/05/2013 tarihine kadar da beheray 100 EURO ve son olarak da 28/06/2013 tarihinde 147,68 EURO toplamda da 588 USD ve 2.047,68 EURO ödemeyi kabul etmiş olduğunu, buna dair yazılı sözleşmeyi ekte sunuyor olduklarını, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere, sözleşme, dava dışı .... İç ve Dış Tic. A.Ş ile akdedilmiş ise de, daha sonra bu şirketin 02/10/.... tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesinde de yayınlandığı üzere huzurdaki davalı şirkete devrolunmuş ve iki şirketin birleşmiş, borç ve alacaklardan davalı şirketin sorumlu hale gelmiş olduğunu, buna dair gazete örneğinin ekte sunulmuş olduğunu, nitekim bu duruma davalının da itirazı bulunmadığını, son devralan muhatap olarak davalı şirkete karşı Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi yapılmışsa da, takibe haksız olarak itiraz edilerek takibin durdurulmuş olduğunu, buna dair itiraz evrakının icra dosyasında mübrez olduğunu, itirazın incelenmesinde; yetki itirazında bulunulmuş ise de, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte olan HUMK uygulaması gereği, yetki anlaşması ile genel yetkili yer olan borçlunun ikametgahı mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkisi bertaraf edilemeyeceğinden, yetki konusunda sorun bulunmadığını, keza HMK ya göre ise, her iki tarafın da tacir yahut kamu kurumu değil ise yetki anlaşması geçersiz olduğundan, HMK açısından da yetki konusunda sorun bulunmadığını, davalı yanın, takip ekinde kendisine tebliğ edilen sözleşmedeki yetki kuralına vurgu yapmakta, sözleşmedeki imzaya yahut içeriğe itirazda bulunmamakta, yani sözleşmeyi kabul etmekte olduğunu, sözleşmenin incelenmesinde, kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiği görülmekte olup İİK 68 maddesi vd. kapsamındaki belgelerden olduğunu, davalı yan zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, alacak zamanaşımı süresinin, alacağın muaccel olması ile başlayacağı kuralı uyarınca, henüz dolmamış olduğunu, zira sözleşmeye göre ilk taksit ödeme tarihi 28/06/2011 olup, Covid-19 pandemisi sebebiyle durdurulan süreler ve icra takiplerinin başlatılma tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayan bir talep bulunmadığını, nitekim iş bu davadan evvel Küçükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... E. Sayılı dosya üzerinden itirazın kaldırılması davası ikame etmiş iselerde, mahkemece verilen karar istinaf mahkemesince bozulmuş ve bozma gerekçesi olarak da, icra takip dosyasında, döviz cinsi paranın TL karşılığının gösterilmemiş oluşunun belirtilmiş olduğunu, bu süreçte işlemiş olan zamanaşımı süresi ise TBK 158 Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir. hükmü bulunmakta olup, belirtilen 60 günlük süre içerisinde tekrar icra takibi açılmış, arabulucuya başvurulmuş ve huzurdaki davanın ikame edilmiş olduğunu, bu sebeple zamanaşımı sorunu da bulunmadığını, davalı ile arabuluculuk görüşmesi yapılmış ise de anlaşmaya varılamamış olduğunu beyanla; borçlunun takibe konu ve haksız itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğundan, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle, davalı borçlunun itiraz ettiği miktarın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, bu miktarın borçludan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın 6502 sayılı yasadan kaynaklanan bir vakıa olmayıp Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğunu, taraflar arasındaki ilişkide davacı taraf tüketici konumunda olmadığı gibi müvekkili şirketin de satıcı ya da sağlayıcı konumunda olmadığını, yine davacı tarafa herhangi bir ürün ya da hizmet verilmesinin de söz konusu olmadığını, dolayısıyla taraflar arasında tüketici kanunu kapsamında bir uyuşmazlık da bulunmadığını, görev hususu 6100 sayılı HMK'nun 114/1.maddesi uyarınca dava şartı olup, HMK'nun 115/2 maddesi yarınca iş bu davanın dava şartı eksikliği nedeni ile usulden reddi ile davanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, usulüne uygun yetkili icra dairesinde yapılan bir takip bulunmaması nedeniyle koşulları oluşmayan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, ödeme emrinin kanuna aykırı olup, takibin iptaline karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacı takip alacaklısı tarafından başlatılan takipte, ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı ve harca esas değer gösterilmemiş ve dolayısıyla İİK'nun 58/3, ve 60/2.maddesi hükümleri yerine getirilmemiş olduğunu, bu noksanlık kamu düzenine ilişkin, devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup, süresiz şikayet nedeni olduğu gibi, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulması gerektiğini, nitekim davacı takip alacaklısının daha önce Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla başlattığı takibin İstanbul BAM .... HD.'nin ... E. ... K. sayılı ilamıyla iptal edilmiş olduğunu, dava konusu iddia edilen alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, davacı tarafın 21/12/2010 tarihli sözleşmeye dayanarak iş bu davayı açmış olduğunu, sözleşme tarihinin 21/12/2010 olduğu dikkate alındığında iş bu davanın en geç 21/12/2020 tarihine kadar açılması gerektiğini, dava tarihi itibarıyla alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, davanın bu nedenle reddini talep ediyor olduklarını, dava konusu alacağın hukuken henüz talep edilebilir olmadığını, dava konusu, iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığına dair beyan ve itirazları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu icar takip dayanağı sözleşme tümüyle değerlendirildiğinde; her ne kadar sözleşme başlığında " Alacağın Temliki" dense de alacaklının değişmemesi, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin söz konusu olduğunun sabit olduğunu, dava konusu somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşme değerlendirildiğinde, anılan sözleşmede sözleşmenin başlığı " Alacağın Temliki" müvekkili ... Ltd. Şti. Temlik Alan, davacı tarafın Temlik Eden olarak kabul edilesine rağmen alacaklının değişmemiş, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil, borcun nakli işleminin söz konusu olduğunun sabit olduğunu, zira sözleşmede alacağın temliki denilmesine ve müvekkili ... Ltd. Şti.'nin temlik alan olarak kabul edilmesine rağmen, alacağın temlik edildiği ... Ltd. Şti.nin yeni alacaklı değil, davacı tarafın Tasfiye Halinde .... A.Ş.'deki alacağını ödemekle yükümlü olan ve borcu devralmış olan yeni borçlu olduğunu, nitekim dayanak sözleşmede müvekkili ... Ltd. Şti.'nin davacı tarafın kendisine temlik ettiği tutarı taksitler halinde yine davacı tarafa ödeyeceğinin yazılı olduğunu, buna göre alacağın devrinde devralanın hem bir alacağı devralması ve hem de alacağı devreden şahsa bir ödeme yaptığını kabul etmeye imkan bulunmadığını, yine dayanak sözleşmeye bakıldığında devreden borlunun yani ... Kurumu A.Ş.'nin borçlu sıfatının ortadan kalktığının borcun müvekkili ... Ltd. Şti.'ye geçtiğinin görülmekte olduğunu, ... Kurumu A.Ş.'nin borcunun müvekkili ... Ltd. Şti. 'ye devrini davacı tarafın kabul ettiğinin de sözleşmeden anlaşılmakta olduğunu, dayanak sözleşmenin alacağın temliki değil borcun nakli niteliğinde olduğunun açık ve sabit olduğunu, hal böyle olunca dayanak sözleşmenin niteliği gereği borcu devralan yeni borçlunun eski borçlunun alacaklıya karşı haiz olduğu itiraz ve def'ileri alacaklıya karşı ileri sürebilecek olduğunu, bu çerçevede dava dışı .... A.Ş.'nin tasfiye süreci devam etmekte ve kar ve zarara hesabı sahiplerine tasfiye sürecinde alacak isabet edip etmeyeceği ve edecekse bu alacağın miktarının ancak tasfiye sonucunda belli olacağını, borcu nakleden ... A.Ş.'nin tasfiye sürecinin devam etmekte olduğunu, tasfiye sürecinin devam etmesi nedeniyle davacı kar-zarar katılım hesabı sahiplerinin tasfiye sonucunu beklemeden talepte bulunamayacağını, böylece davacı katılım hesabı sahibinin alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, iş u davada takip dayanağı belgeye bakılırsa; borçlusu tasfiye sürecinde bulunduğu için, alacaklısının tasarruf etme yetkisi bulunmayan bir alacağın devri söz konusu olduğunu, nitekim taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde, asıl borçludan söz edilirken tasfiye halinde ibaresinin kullanıldığının görülmekte olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesinin ve davacıya ödeme yapılmasının tasfiye sonucunu bekleyen diğer hesap sahiplerinin menfaatlerini zedeleyecek olduğunu, işbu davanın zamansız açılmış bir dava olduğunu, borcun nakli yapıldığı zaman borç ne durumda ise, yeni borçlu/müvekkili kural olarak, o durumu ile borcu üstlenmiş olacağını, bu çerçevede borcun naklinin yapıldığı/sözleşme sırasında borç/alacak muaccel olmadığını, sözleşmeye konu borç/alacağın tasfiyeye tabi ve dolayısıyla alacağın muaccel olmadığını, talep edilen alacağın taşkın olduğunu, müvekkili şirketin dayanak sözleşmeye istinaden davacı tarafa 588,45 USD ve 251,52 EURO ödeme yapmış ve bu ödemelerin mahsubundan sonra bakiye sözleşme bedeli 1.796,16 EURO olduğunu, dolayısıyla davacının asıl alacak talebi 250,84 UERO'nun taşkın olduğunu, bu durumun ödemelerin yapıldığı davacıya ait hesabın dökümü celbedildiğinde görülecek olduğunu beyanla; dava niteliği itibarıyla ticari dava olduğundan ve Ticaret Mahkemesinin görev alanına dâhil olduğundan iş bu davanın öncelikle GÖREVSİZLİK nedeniyle reddine, yetkisiz Mahkemede açılmış olması nedeniyle davanın YETKİ yönünden reddine, zamanaşımı itirazlarının ve izah ettikleri diğer nedenlerle haksız, mesnetsiz, yasal dayanaktan yoksun ve zamansız ikame olunan davanın zamanaşımı ve diğer beyan ve savunmaları uyarınca reddine, davacı aleyhine %20 'den aşağı olamamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 21/12/2010 tarihli "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi" davalı tarafından ödeme yapılmadığı iddiası ile başlatılan icra takibinde davalının itirazın iptaline ilişkindir. Dosyanın mahkememize Bakırköy ... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı. Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 2.814,93 EURO üzerinden takip başlatıldığı, takip dayanağı olarak alacağın temlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak gödterildiği, davalı borçlunun süresinde yetkiye ve borca itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Dava, taraflar arasında imzalandığı hususunda ihtilaf bulunmayana "alacağın temliki, sulh ibra ve feragat sözleşmesi" kapsamında başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK m. 67 uyarınca açılan işbu davada ilk olarak davalı şirketin icra dairesinin yetkisine karşı yapmış olduğu itirazının değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre davalı borçlu vekilinin icra dairesine vermiş olduğu itiraz dilekçesinde, takip alacaklısı ile müvekkili şirket arasında akdedilen "alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi" yle iş bu sözleşmeden doğabilecek olan ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olması yönünde anlaştıkları ve sözleşmenin 5.maddesinden de bu hususun anlaşıldığı sabittir. Sözleşme tarihinin 21.12.2010 tarihi olması hususu nazara alınarak yetkiye ilişkin HUMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Buna göre taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, yetki sözleşmesinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili olarak belirtilmesine rağmen takibin Küçükçekmece İcra Müdürlüklerinde başlatılmış olduğu, usulüne uygun açılmış bir takibin işbu dava için dava şartı niteliğinde olması ve İİK m. 50 hükmü uyarınca usulüne uygun yetkili icra dairesinde yapılan bir takip bulunmadığından AÇILAN DAVANIN USULÜNE UYGUN AÇILMIŞ BİR TAKİP BULUNMADIĞINDAN DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE karar verilmiştir. Mahkememizin 19/12/2023 tarih ve .... Esas ... Karar sayılı ilamı İstinaf edilmiş olmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 29/05/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "Davanın, İİK'nın 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davası olduğu, davacının "Alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesine" dayalı olarak icra takibi başlatmış, davalı ise borca, ferilerine ve icra dairesinin yetkisine itiraz ederek, sözleşme gereğince İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu savunduğu, takip dayanağının "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi"nin 21.12.2010 tarihli olduğu, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği, yetki sözleşmesi yapılmış olmasının, davanın genel veya özel yetkili mahkemelerde açılmasına engel olmadığı, (HUMK madde 22) başka bir ifade ile tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmalarının, genel yetkili olan ve 10. maddedeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmayacağı, dolayısıyla davanın, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede, ya da yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemede açılabileceği, (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı) davacı eldeki davada, sözleşme ilişkisine dayanarak, davalı tarafından sözleşmeyle taahhüt edilen alacağının ödenmediğinden bahisle icra takibi açtığından, yukarıdaki açıklamalar ışığında, genel yetki kuralı gereğince davalı adresinin bulunduğu Küçükçekmece icra dairesinde takip başlatılmasında usule aykırılığın bulunmamasına rağmen; mahkememizce yanılgılı değerlendirme ile icra dairesinin yetkisiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, mahkememiz kararının KALDIRILMASINA, yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın mahkememize İADESİNE" karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 29/05/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı uyarınca yargılamaya devam edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık aralarında yer alan 21/12/2010 tarihli "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi" dayandırmaktadır. İlgili sözleşme incelendiğinde; davacı temlik sözleşmesi ile dava dışı tasfiye halindeki .... Kurumun A.Ş'den olan kar ve zarar katılım akti, cari hesaplar ve hesap eklerindeki alacağın temlik alan davalı şirkete temlik edilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Sözleşme hükümlerinde davacı muhatabın dava dışı tasfiye halinde .... Kurumu A.Ş.'nde yer alan kar ve zarar katılım akdi, cari hesaplar ve hesapların ekinde bulunan belirli tutarı davalı temlik alana temlik etmiştir. Tarafları arasında yapılan sözleşme uyarınca davacının dava dışı .... Kurumu A.Ş.'den olan alacağını davalıya devir ve temlik ettiği, dava dışı ... Kurumu A.Ş. Hakkında BDDK'nın 10/02/2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile faaliyetin sona erdirilmesine karar verildiği, faaliyet izni kaldırılan şirketin tasfiye haline girmesine ve tasfiye işlemlerinin 6762 sayılı kanun gereği yapılmasına fon kurulunca karar verildiği, tasfiye işlemlerinin Anonim Şirket tasfiyesi hükümlerine göre devam ettiği, dosya arasında mevcut ticaret sicil kaydı uyarınca tasfiyenin devam ettiği hususunun sabit olduğu, bu nedenle finans kurumunun kar-zarar durumunun netleşmediği, davacının ancak finans şirketinin tasfiyesi tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak duruma göre, davalının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise hangi sırada alacaklı olduğunun netleşeceği ve alacağını davalıdan talep edebileceği, dava dışı ... A.Ş.'nin tasfiyesi tamamlanmadığından, davacının muaccel bir alacağından bahsedilemeyeceği, talebin davanın açıldığı tarih itibari ile tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN REDDİNE; 1-Alınması gereken 427,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/09/2024 Katip ... ¸ Hakim .... ¸