İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/457 E. 2024/1324 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/457
Karar No
2024/1324
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/457 Esas KARAR NO : 2024/1324 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2023 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili görevsiz Bakırköy ..... İş Mahkemesi'ne vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.'nin, 19/07/1996 tarihinde kurulmuş olup, ticaret hayatında büyük başarılara imza atmış olduğunu, davalının 2012 yılından beridir çalışmakta olup yine işçi ile aralarında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesi ile altın imalatı alanında faaliyette bulunan müvekkili şirkette işçinin "eksper" olarak çalışacağının öngörülmüş olduğunu, altın sektöründeki “eksperlik hizmeti” müvekkili firma tarafından başlatılmış olup uzun uğraşlar ve çabalar sonucu geliştirilmiş olduğunu, müvekkili firmanın bu hizmetin geliştirilmesi konusunda çok çaba sarf etmiş, eksperlere özel birçok eğitim ve destek vermiş olup halen bu çalışmalarına devam etmekte olduğunu, başka bir deyişle verilen bu hizmetin, müvekkili firmanın verdiği uğraşlar sayesinde meslek haline gelmiş olduğunu, sonrasında birçok rakip firmanın, müvekkili firmanın kurduğu eksperlik hizmeti ile aynı sistemde çalışmaya ve işçi çalıştırmaya başlamış olduğunu, bunun yanında ilk defa müvekkili şirket tarafından kurulan ve faaliyete geçirilen ve bizzat müvekkili şirketin çabaları sayesinde ülke genelinde faaliyet alanına sahip olan bir meslek haline gelen eksperlik hizmetinde işbu işin kapsamı ve doğası gereği çalışan kişilerin, faaliyette bulunduğu yerlerin kamu ve özel bankalar olması nedeniyle, gerek faaliyetin gerçekleştiği kamu ve özel bankaların gerekse de müvekkili şirketin mahremi sayılacak birçok ticari bilgiyi ve ticari sırrı da edindiği eksperlik hizmeti işinin zaruri gereği olup bu çalışanın işbu mahrem ticari sır ve ticari bilgiye sahip olduğunun açık ve tartışmasız olduğunu, tüm bu izah edilenler doğrultusunda eksperlik hizmeti mesleğinin gereği edinilen ticari sırların ve mahrem bilgilerin korunması ve de müvekkili firma tarafından bu meslek için sarf edilen emeklerin rekabet yasağı kapsamında korunmasının şart hale gelmiş olduğunu, bu sebeplerle eksperler ile imzalanan iş sözleşmelerinin “rekabet yasağı cezai şart” kapsamına alınmış olduğunu, davalı işçi ile iş ilişkisinin kurulduğu 04/06/2012 tarihinde taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı bulunan iş sözleşmesinde, işçinin eksper olarak görev yaptığı belirtilmiş ve davalı işçinin çalıştığı pozisyon ve yaptığı görev itibariyle davacı müvekkilinin müşteri portföyünü tanımak ve işlerin esasına nüfuz eden konumu sebebiyle iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 3(üç) yıl süre ile müvekkili şirketin muvafakati olmaksızın benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene 100.000 TL (yüz bin türk lirası) cezai şart ödeyeceğinin öngörülmüş olduğunu, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 01/07/2021 tarihinde işçinin iş akdi sonlandırılmış olduğunu, müvekkili işverenin, daha sonradan ticari çevresinden aldığı bilgi ile davalı işçinin iş sözleşmesinin feshinin üzerinden henüz 3(üç) yıl geçmeden davalı tarafından imzalanan iş sözleşmesinin “Rekabet Yasağı” başlıklı 5.1. Maddesinde rekabet yasağı çok açık ve net olduğu halde, sözleşme imzalanma aşamasında da defaten üzerinde durulduğu üzere, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren bir firmada çalışmaya başladığının duyumunun alınmış olduğunu, davalı işçinin, müvekkili işverenin işyerinde yaklaşık 9 yıl süre ile eksper görevini sürdürmüş olup davacı işçinin teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu nedeniyle bu işyerine dair elde ettiği bilgi, ticari sır ve teknik verileri paylaşmasının müvekkili işvereni zarara uğratacağını, davalıya 13/02/2023 tarihinde Bakırköy .... Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş olup ödeme için süre verilmesine rağmen müvekkili firmaya davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu beyanla; taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 3(üç) yıl süre ile benzer ve ilgili bir iş yerinde çalışması halinde işçinin işverene 100.000 TL ( yüz bin türk lirası) cezai şart ödeneceğinin öngörülmesi nedeniyle müvekkili işverenin davalıdan cezai şart olarak 100.000 TL (yüz bin türk lirası)’nin 01/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine ilişkin karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili görevsiz Bakırköy .... İş Mahkemesi'ne vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın, işveren işçi arasında Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesi haksız rekabet yasağına dayalı alacak davası olarak ikame edilmiş olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açılmış olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddini talep ediyor olduklarını, davacının herhangi bir alacağı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, bu nedenle tüm talepler hakkında öncelikle zamanaşımı itirazları/def'ileri bulunduğunu, bu nedenle davanın reddini talep ediyor olduklarını, genel ispat kuralı gereği davacının işbu davadaki farazi iddialarını ispatlaması gerektiğini, davacının dava dilekçesi ve delilleri incelendiğinde, farazi iddialarını kanıtlayacak delilin dosyada bulunmadığının açıkça görülmekte olduğunu, işbu dava basit yargılama usulüne tabi olduğu için davacının iddialarını genişletemeyeceğini, dolayısıyla farazi iddianın ispatlanamamış olduğunu ve davanın öncelikle bu gerekçeyle reddini talep ediyor olduklarını, davacının, belirsiz süreli iş sözleşmesinde var olduğunu iddia ettiği “Rekabet Yasağı - Cezai Şart” başlıklı madde gereği müvekkilinden 100.000.(Yüzbin) TL cezai şart alacağı olduğunu beyan etmekte olduğunu, davacı iş verenin, iş sözleşmesi imzalandığı tarihte sözleşmenin bir suretini davalı müvekkiline vermemiş ve işbu sözleşmenin işten atılma baskısı altında imzalanmış olduğunu, belirsiz süreli iş sözleşmesindeki “Rekabet Yasağı - Cezai Şart” maddesinin hükümsüz olduğunu ve davanın reddi gerektiğini, davacı şirketin taleplerinin rekabet yasağına aykırılıktan ötürü cezai şart alacağı olduğunu dermeyan etmekte olduğunu ve sözleşme maddesindeki cezai şart maddesi sadece güçsüz işçi aleyhine düzenlenmiş tek taraflı bir madde olduğunu, Borçlar Kanunun "Ceza koşulu ve ibra" başlıklı 420/1. maddesinin; "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir." şeklinde olduğunu, dolayısıyla var olduğu iddia edilen cezai şart sözleşmesi işçi aleyhine tek taraflı olduğu için ve emredici kanun maddesi gereği mutlak hükümsüz olduğunu, davanın bu gerekçeyle reddi gerektiğini, davalı müvekkilnin, davacı şirket bünyesinde 01/07/2021 tarihine kadar çalışmış olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu işin altın eksperliği olduğunu, davacının bünyesinde 01/07/2021 tarihine kadar, davalı müvekkiliyle birlikte 55 altın eksperi işçiyi istihdam etmiş olduğunu, müvekkiliyle birlikte bu 55 altın eksperinin yapmış olduğu işin; iş verenin günlük talimat vererek altın eksperi işçiyi, işveren müşterisi olan bankaların şubelerine göndermekte, işçinin banka müşterileri tarafından bankaya mevduat olarak getirilen fiili altınların ayarını tespit ederek ve gramajını ölçerek bulunduğu banka şubesine bildirmekte, işçinin mesai günü sonunda ölçüm yaptığı altınların ayarlarını ve gramaj toplamlarını işverenine rapor olarak bildirmekte şeklinde olduğunu, dolayısıyla Altın eksperi işçinin yapmış olduğu işin altının ayarını tespit ve gramajını ölçmekten ibaret olduğunu, altın eksperi işçisinin; hiçbir suretle altın getiren banka müşterilerinin yada işveren müşterisi olan bankaların kaydını tutmamakta, hiçbir ticari sırra vakıf olmamakta, yöneticilik pozisyonu ve sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, asgari ücret seviyesine yakın bir ücretle çalışmış olduğunu, davacının iddia ettiği gibi altın eksperliği işini Türkiye'ye davacının getirmemiş olduğunu, her ne kadar yapılan işin adı "Altı eksperliği" gibi havalı bir ad olsa da yapılan işin altın ayarı tespiti ve gramajının ölçümü, dünyada ve dolayısıyla bu topraklarda binlerce yıldan beri yapılan basit bir iş olduğunu, yine davacının delilsizce iddia ettiği gibi "Altın eksperliği" mesleğinin davacının yapmış olduğu özel eğitimler ve seminerlerle ortaya çıkmamış, kuyumcu çıraklarının ilk öğrendiği işlemlerden birinin altının ayarını tespit etmek ve gramajını ölçmek olduğunu, ayar tespitinin taşlarla ve solisyonlarla yapıldıktan sonra gramajın hassas terzide ölçüldüğü, basit bir işlem olduğunu, müvekkilince ifa edilen basit işlerin 444/2. madde gereği haksız rekabet yasağına tabi olmasının mümkün olmadığını, davacının, müvekkili dahil hiçbir altın eksperi çalışanına mesleki eğitim ve seminer vermemiş olduğunu, müvekkilinin davacıda çalışmadan önce de altın/kuyumculuk sektöründe uzun yıllar çalıştığını ve yapmış olduğu işi iyi bildiği için davacıda çalıştırılmış olduğunu, davacı şirketin müşterileri olan bankalara "Altın Eksperliği" hizmeti vermeme ve eksperlik birimini kapatma kararı alarak müvekkili ile birlikte 55 altın eksperi işçinin işine 01/07/2021 tarihinde son vermiş olduğunu, müvekkili ile birlikte işçilerin tamamının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davacı tarafından banka havalesi yoluyla ödenmiş olduğunu, işçilerin çıkış bildirilerinin SGK'ya "18" koduyla "İşin sona ermesi" olarak bildirilmiş ve müvekkilinin özlük dosyası ve içeriğinde bulunan İş Akdi Fesih Tebliği belgesinde "Altın Eksperliği" biriminin kapatıldığının açıkça yazmakta olduğunu, dolayısıyla davacının altın eksperliği birimini kapatarak tüm işçilerin işine, işçiye karşı haklı sebebi olmadan son vermiş olduğunu, rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447. maddenin her iki fıkrasına göre de davacının var olduğunu iddia ettiği rekabet yasağının sona ermiş olduğunu, birinci fıkraya göre davacının eksperlik birimini kapattığı için rekabet yasağını sürdürmekte gerçek bir yararı bulunmadığından rekabet yasağının sona ermekte olduğunu, ikinci fıkraya göre ise işçinin iş sözleşmesi işçiye karşı haklı sebep olmadan, işverene yüklenen nedenle, iş veren tarafından fesih edildiği için TARTIŞMASIZ olarak rekabet yasağının sona ermiş olduğunu, davanın bu gerekçeyle de reddi gerektiğini, bu 55 işçinin tamamına davacı işverenin sözlü olarak; "Altın Eksperliği" işini bıraktıklarını ve başka firmalarda Altın Eksperi olarak çalışabileceklerini beyan etmiş olduğunu, davacının bu beyanına rağmen ve kötü niyetli olarak 01/07/2021 tarihinde işine son verdiği 55 eski çalışanından müvekkili ile birlikte 20-25 tanesine haksız rekabete dayalı cezai şart alacak davasını eş zamanlı olarak Bakırköy İş Mahkemeleri nezdinde ikame etmiş olduğunu, kötü niyetli davacının amacının zenginleşmek olduğunu, davacının Borçlar Kanun 446. maddesi gereği zararını da kanıtlaması gerektiğini, ancak dava dosyasında hiçbir delil olmadığı gibi bu hususunda delili bulunmadığını, davacı şirketin var olduğunu iddia ettiği haksız rekabet yasağının müvekkilinin ekonomik geleceğini tamamen yok eden, Borçlar Kanun 445/1. maddesine ve çalışma hürriyetine aykırılık gerekçesiyle de hükümsüz bir madde olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin kanaati davayı kabul şeklinde oluşursa, cezai şart olarak talep edilen 100.000 TL'nin asgari ücret düzeyinde çalışan davalı işçi için fahişliğinin de dikkate alınmasını ve nitelikli indirim yapılmasını talep ediyor olduklarını beyanla; haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, belirsiz süreli iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün ihlal edildiği iddiası ile sözleşmede yer alan cezai şart bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davalının dava dışı şirkette çalışmasının iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırılık teşkil edip etmeyeceği, sözleşmede yer alan hükmün geçerli olup olmadığı, davacının, davalıdan iş sözleşmesinde kararlaştırılan bu hüküm sebebiyle cezai şart talep edebilip edemeyeceği hususundadır. Dosyanın mahkememize Bakırköy .... İş Mahkemesi'nin 13/03/2024 tarih ve ... Esas .... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı. Davalıya ait SGK kayıtları, davacı şirket nezdinde yer alan özlük dosyası ve davacı şirketin çalıştırmakta olduğu işçilere ait özlük dosyaları celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Davalıya ait SGK kayıtlarının incelenmesinde davacı şirket bünyesinde 14.06.2012-01.07.2021 tarihleri arasında pazarlamacı olarak çalıştığı, işten çıkış kodunun 18 -işin sona ermesi olduğu, 28.08.2021-12.01.2022 tarihleri arasında ... Sanayi Ticaret Limited Şirketinde kuyumcu-takı imalatçısı olarak çalıştığı, 31.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasında ise .... Anonim şirketi bünyesinde borsa ve finans meslek elemanı olarak çalıştığı anlaşılmıştır. Dosyada bir örneği bulunan taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin rekabet yasağı- sır saklama yükümlülüğü- cezai şart başlıklı 5.1. Maddesinde “ İşçi, işyerinden ayrıldıktan sonra ve en az 3 yıl müddetle, işverenin yazılı muvafakati olmaksızın aynı iş kolunda faaaliyet gösteren ……. İş ve işlemlerinde tek bir tanesi ile dahi olsa faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler ile bunların bayi ve şubelerinde, alt ve yakın grup ve kuruluşlarında, bu işi yapan hakim sermayedarların kurduğu diğer ticaret hukuku tüzel kişilerinde, ortak, hissedar, çalışan, yönetici, mesul müdür, genel müdür, imza yetkilisi veya her ne nam altında olursa olsun mesai sarf eden niteliği ile hizmet sözleşmesi akdeder yahut fiili bir çalışma sergiler ise 100.000-TL (Yüz Bin Türk Lirası) cezai şartı İşveren’e ödemek zorundadır. Bu cezai şartın ödenmesi için İşveren’in herhangi bir zarar ziyanının ya da kar kaybının söz konusu olması gerekmez. “ hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili sunmuş olduğu delil dilekçesinde tanık olarak ... ve ....'yı bildirmiş, 12/11/2024 tarihli duruşmada alınan beyanında ise tanık ... nın dinlenilmesinden vazgeçtiklerini belirtmiştir. Mahkememizin 12/11/2024 tarihli celsesinde davacı tanığı .... hazır, tanık beyanında; "ben davacı şirkette 2012 yılından bu yana çalışıyorum, 2012 yılından itibaren yaklaşık 6 yıl boyunca altın eksperi olarak görev yaptım, 2018 yılından sonra ise satış ofisinde gram altın satış biriminde çalışıyorum, davalıyı aynı iş yerinde çalışmamız nedeniyle ismen bilirim, birebir tanışıklığımız yoktur, pandemi döneminde Bakanlığın çıkardığı talimatlar nedeniyle çalışmakta olduğumuz şirkette altın eksperliği biriminin çalışmasına ara verilmişti, çalışmaya ara verildiği dönemde davacı şirket bize başka bir departmanda çalışabileceğimiz veya işten ayrılabileceğimiz söylendi, o dönemde davalı işten ayrılmayı tercih etti. Ben bu tarihten önce altın eksperliği biriminden ayrılmıştım, davacı şirketin başka bir birime geçilmesi veya işten ayrılması seçeneği yalnızca altın eksperliği birimi içindi, benim işe giriş aşamasında imzaladığım sözleşmede de rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunmaktaydı, bu hüküm gereği 2 yıl süre ile başka bir yerde çalışamayacağımı biliyordum, altın eksperliği yaptığım dönemde biz sadece müşteriler tarafından bankaya getirilen altınların değerini tespit ederdik, bu süreçte yalnızca müşterilerin isim ve soy isim bilgilerine vakıf olurduk, belirli günlerde belirli bankalara giderdik, gittiğimiz bankalar bize liste verirdi, bu liste aracılığıyla altın getirilecek müşterilerin isim ve soy isimlerine vakıf olurduk, gittiğimiz bankaların farklı değer tespit yöntemleri vardı, bizde bu yöntemler uyarınca değer tespiti yapardık, davacı şirket bize altın değerinin tespiti hususunda eğitimler vermişti, altın eksperliği birimine girmeden önce kuyumcuda çalışmıştım, altın eksperliği yapacak olan kişinin kuyumculuk geçmişinin bulunması aranılan bir şarttır, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu, Davacı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "davacı şirket bize yapılacak işe ilişkin eğitimler vermişti, sertifikalarımız bulunmaktadır" şeklinde beyanda bulunduğu, Davalı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "pandemi döneminde yaklaşık 7 - 8 ay altın eksperliği birimi kapatılmıştı, aynı zamanda altın getiren müşterilere ilişkin kayıtlar tutulmaktaydı, tutulan bu kayıtlar bir nüsha bankada bir nüsha davacı şirkette olacak şekilde saklanırdı" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı. Rekabet yasağı 6098 sayılı TBK' nın Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddelerinde düzenlenmiştir. İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926). Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1 inci maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. İşçi ile işveren arasında TBK'nın 444 ve devamındaki maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir. Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise TBK’nın 446 ncı maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte yandan rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2). Türk Borçlar Kanunu'nun 420/1 inci maddesine göre hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz olacaktır. Buna göre hizmet sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulu, ancak işverenin de bu konuda bir karşı edim yükümlendiği durumlarda geçerli olacaktır. Burada kanun koyucu, hizmet sözleşmelerinde işveren karşısında dezavantajlı konumda olan işçinin korunması amacıyla, işveren tarafından sözleşmenin düzenlenmesi sırasında işçiye dayatılması mümkün olan ceza koşulunun geçerliliğini, işveren aleyhine uygun bir karşı edimin varlığı koşuluna bağlamıştır. Öte yandan, TBK'nın 446 ncı madde hükmündeki düzenlemeden hareketle rekabet yasağı sözleşmesinde işçi aleyhine ceza koşulunun öngörülebileceği anlaşılmakla, anılan ceza koşulunun geçerliliği herhangi bir karşı edim yükümlülüğüne bağlanmamıştır. Başka bir anlatımla; rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülebilecek ceza koşulunun geçerliliği, bu konuda işverenin karşı edim yükümlülüğüne bağlı değildir. Zira anılan hükümde, cezai şarta dair işveren tarafından karşı edim yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir geçerlilik koşulu aranmaksızın; sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçinin öngörülen cezai şartı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceği ve işçinin cezai şartı aşan zararları gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim rekabet yasağı sözleşmelerinde işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edim, ancak aşırı nitelikteki rekabet yasağının sınırlandırılmasında hâkim tarafından nazara alınması gereken unsurlardan biri olarak TBK'nın 445/2 nci maddesinde ayrıca düzenlenmiş olup bunun dışında rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulunun geçerliliği için herhangi bir karşılıklılık unsuru aranmamıştır. Davacının talebi, davalının işe alımı sırasında imzalanan sözleşmeden bulunan rekabet yasağının ihlal edildiği gerekçesi ile kararlaştırılan cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı ve tanık beyanlarında anlaşıldığı üzere davalının davacı şirket bünyesinde yapmakta olduğu altın eksperliği işi temelde bankalara getirilen fiili altınların değerlemesi, 24 ayar altına çevrilmesine ilişkindir. Yine dosya kapsamında ve tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere olduğu üzere davalının çalışmakta olduğu birim pandemi tedbirleri kapsamında belirsiz süreliğine kapatılmış olduğu ve davalıya farklı bir birime geçebileceği veya işi bırakabileceğinin teklif edildiği anlaşılmıştır. Pandemi sürecinin devam ettiği aşamada kapatılan birimde çalışan davalının belirsizlik nedeni ile işten ayrılmasının olağan olduğu, kaldı ki işten çıkış kodunun da 18 - işin sona ermesi olduğu nazara alındığında davalının işten ayrılmasının geçerli sebebe dayandığı, yine yapılan işin mahiyetine ilişkin tanık beyanları dikkate alındığında davalının yapmakta olduğu altın eksperliği işinin ticari sır niteliğinde bir bilgiyi barındırmadığı, tanık beyanında ifade edildiği üzere çalışanların yapmakta olduğu işin bankalara getirilen fiziki altınların değerlemesinden ibaret olduğu, bu esnada müşterilere ilişkin gizli bilgilere veya davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olduğuna dair bir delilin dosyada bulunmadığı, yapılan işin esasında kuyumculuktan bir farkı olmadığı, davalının yapmakta olduğu iş sırasında ticari sır niteliğinde bilgi edindiğin kabul edilemeyeceği, davacının rekabet yasağı sözleşmesine dayalı alacak talebi yönünden şartlarının oluşmadığı, davanın ispatlanamadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN REDDİNE; 1-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 1.280,15 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 2-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafça sarf edilen 15,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/12/2024 Katip .... ¸ Hakim ... ¸

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/457, K. 2024/1324, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-457-e-2024-1324-k-19916032761b