İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1051 E. 2025/399 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1051
- Karar No
- 2025/399
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1051 Esas KARAR NO : 2025/399 DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 13/12/2024 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Alacaklı davalı tarafa Bakırköy ... İcra dairesi ile .... esas sayılı kambiyo takibi yapıldığını, alacaklı tarafın ilk başta ..... olarak takibe başladığını, sonrasında dosyayı temlik ettiğini ve alacaklı tarafın ... olduğunu, dava konusu konusu takipte tebligatlar usule aykırı olarak yapıldığını, usulsüz tebligata ilişkin olarak Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve tebligatın usulsuz olduğuna ilişkin kararın 14.12.2022 tarihinde kesinleştiğini, tebligat tarihinin ise; 04.02.2019 tarihi olarak kabul edildiğini ve düzeltildiğini, kararda bu tarihten önce yapılmış olan hacizlerinde kaldırılmasına karar verildiğini, yapılmış olan haciz işlemin tarihinin ise; 01.09.2019 tarihi olduğunu, mahkemenin hacizlerin kaldırılmasına karar vermiş ise de icra müdürlüğü haciz ile tahsil edilmiş olan paranın iadesine ilişkin taleplerini 10.05.2022 tarihinde reddettiğini, davalı tarafın usulsuz tebligata rağmen icra işlemlerine başladığını ve davacının işçilik alacakları davasında kazanmış olduğu tazminatı ve diğer alacaklar için başlatmış olduğu İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ...Esas sayılı icra takibine haciz uygulandığını, icra dairesine hacizlerin geçersiz olduğu ve tebligatın usulsuz olduğuna ilişkin talepler gönderilse de iş bu taleplerinin reddedildiğini ve icra dairesindeki işçilik alacaklarına ilişkin yapılan ödemenin iş bu takibe gönderildiğini ve icra müdürlüğünün de paranın alacaklıya ödenmesine ilişkin karar verdiğini ve paranın alacaklıya 07.02.2019 tarihinde ödendiğini beyan ederek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, öncelikle adli yardım taleplerinin ve davanın kabulünü, haksız ve usulsüz olarak tahsil edilmiş olan 77.484,29 TL nin ödenme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı borçlu ...'in, dava dışı 3. Kişi ... 'e olan nakden borcu sebebiyle, 25.04.2014 düzenleme, 07.10.2014 vade tarihli, 60.000.-TL Tutarlı senedi emre muharrer olarak düzenleyerek teslim ettiğini, ilgili senedin ciro edilerek dava dışı 3. Kişi .....'e devredildiğini, Dava dışı 3. Kişi ..... tarafından da 08.10.2015 tarihinde Bakırköy ... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyası ile Kambiyo Senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, icra dosyasından borçlu davacı ...'e ödeme emri 24.11.2015 Tarihinde tebliğ edildiğini, dava dışı 3. Kişi ..... Bakırköy ... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasındaki alacağını müvekkili davalı ...'ye 01.02.2019 Tarihinde temlik ettiğini, icra dosyasındaki alacak temlik edilmeden önce, dava dışı 3. Kişi ..... vekili tarafından 30.01.2019 tarihinde, borçlu davacı ...'in alacaklı tarafı olduğu İstanbul Anadolu.... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasına haciz müzekkeresi gönderilmesi talep edildiğini, ilgili talep uyarınca alacak haczi yapıldığını ve müvekkilinin temlik aldığı alacağı, alacak haczi yoluyla 28.03.2019 tarihinde tahsil edildiğini, davacı borçlu ...'in, Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi .... E. Sayılı dosyası ile yapmış olduğu şikayet sonucu, Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasından kendisine gönderilen ödeme emri tebliğinin usulsüzlük sebebiyle iptaline ve tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 04.02.2019 tarihi olarak tespitine karar verildiğini, bununla birlikte 2015 yılında başlatılan ve ilk tebligatı yapılan icra takibinden Davacının Şubat 2019'a kadar geçen 4 yıllık süreçte haberdar olmadığı iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı borçlu tarafın iddiası ve talebi, Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasından, usulsüz tebligat kararı alınması ve tebliğ tarihinin 04.02.2019, takibin kesinleşme tarihinin ise 12.02.2019 olması ve bu tarihten sonra haciz işlemlerine başlanabilecek olması sebebiyle 12.02.2019 tarihinden önce alacak haczi yoluyla gerçekleştirilen tahsilatın iadesini talep ettiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davaya bakmakla İcra Mahkemesi'nin görevli olduğundan huzurdaki davada mahkemenin görevsizliğine, aksi kanaat durumunda, davanın, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması sebebiyle usulden reddine, aksi kanaatte ve esasa girilmesi halinde, davacının yersiz mesnetsiz ve her türlü hukuki dayanaktan yoksun davasının ve tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında haciz baskısı altında davacı tarafça ödenen bedellerin icra dosyasındaki tebliğ tarihinin düzeltilmesi, hacizlerin hükümsüz kaldığı ve senedin zaman aşımına uğradığı iddiası ile istirdat istemine ilişkindir. -Dava konusu Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas icra dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davalı tarafça kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 07/10/2014 tarihli 60.000,00 TL bedelli bono olduğu görülmektedir. -Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas .... karar sayılı ilamının celp edilerek incelenmesinde; "Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı kip dosyasındaki son takip işleminin 30.01.2019 tarihli olduğu, 01.02.2019 tarihli alacak temliknamesinin dosyaya ibraz edildiği, yine bu tarihte haciz talep edildiği, 01.02.2019 tarihinden sonra takibi ilerletecek takip işlemi bulunmadığı, taleplerin ve alınan kararların İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından gelen paranın iadesi, ödenmesi, İİK. 96-97 koşullarının varlığı, mahkeme kararları uyarınca takip dosyasında yapılacak işlemler nevinden olduğu, takip dayanağı kıymetli evrak bağlamında yasada öngörülen zamanaşımı süresi içerisinde takip işlemi bulunmadığı" gerekçesiyle takibin zamanaşımı nedeniyle talikine karar verildiği görülmektedir. -Takibe konu senedin incelenmesinde vade tarihinin 07/10/2014 olduğu ve bu haliyle bononun 3 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan, dava konusu senetler kambiyo senedi vasfını yitirdiği görülmektedir. -Buna göre zamanaşına uğramış dava konusu bonolar kambiyo senedi vasfını yitirmiş olup, ancak medeni usûl hukuku anlamında yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirilmesi mümkündür. Buna göre zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmediğinden, Türk Ticaret Kanununun 778 inci maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732 nci maddesine dayalı bir istem de bulunmadığından, eldeki davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı sabittir. -Tarafların gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. -T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. -5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. -19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. -Dosyada mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevaplarından anlaşılacağı üzere davacı ...'in ... vergi numarasında potansiyel (Gelir Getirici Kazanç Olmaksızın Bazı İş ve İşlemlerde Kullanılan Potansiyel Vergi Kimlik Numarasına Haiz Mükellef ) vergi numarası sahibi olduğu görülmüş olup, ilgilinin gerek şahsi gerekse de şirket ortaklığı veya yöneticiliği şeklinde herhangi bir ticari faaliyet kaydına rastlanılmadığı, davalı ...'nin şahsı adına 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2.maddesinde sayılan gelir/irat unsurları kapsamında herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığının tespit edildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü cevaplarından anlaşıldığı üzere ise; davacı ...'in gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamadığı, davalı ...'nin şahıs kaydına ve herhangi bir şirkette ortaklık kayıtlarına rastlanılmadığı görülmektedir. -Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosyada mevcut vergi dairesine kayıtlarına göre davalı tarafın işletme hesabına göre mükellefiyet kaydının bulunduğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığı, bu nedenle tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. -Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, istirdat ve diğer talepler yönünden uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine, 2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına, 5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır