İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/606 E. 2024/1013 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/606
Karar No
2024/1013
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/606 Esas KARAR NO : 2024/1013 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/06/2023 KARAR TARİHİ : 04/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı internet sitesinde yayınlanan haber içeriğinde yer alan beyan ve iddiaların gerçek dışı asılsız ve yalan olduğunu, söz de haber tamamıyla kasıtlı ve kötü niyetli müvekkili şirket aleyhine kamuoyunda manipülasyon ve algı yaratma niteliği taşıdığını, davalı işbu haber/yazıyla müvekkili şirketin basın yoluyla kişilik haklarını, ticari itibarını zedelemiş müvekkili şirket yazılı basına son vererek dijital ortamda yayın hayatına devam edeceği yönünde birtakım asılsız isnatlarda bulunulduğunu, davalı internet sitesinde yayınlanan haber/yazı ile müvekkili şirket hakkında gerçek dışı, yalan, asılsız ve mesnetsiz, bir şekilde kamuoyu nezdinde tamamen olumsuz bir algı yaratılmak suretiyle karalama kampanyası oluşturulmaya çalışıldığını, Davalının, internet sitesinde yayınlanan haber/yazıda; "tarafsız ve kaynağından doğru haber" ilkesinden ödün vererek, haber değeri dahi taşımayan, kamuyu bilgilendirme amacından saparak, asılsız söylemlerini gerçeklik süzgecinden geçirmeksizin "gerçek dışı, yalan ve iftira niteliği" taşıyan ifadelere yer verdiğini, üstelik bu da geniş kitlelere kolaylıkla ulaşabilme fırsat ve imkânı dahilinde yaparak müvekkil şirketin kişilik haklarına, ticari itibar ve en temel haklarına ciddi anlamda zarar verildiğini, söz konusu haberle müvekkili şirketin kamuoyundaki itibarı zedelemek istenildiğini, haberin başlığında "bilgi içeriden sızdı ...... 'in kapanacağı tarih belli oldu. yandaşlık yapa yapa yolun sonu göründü" ifadeleriyle asılsız, gerçek dışı, yalan ifadelerle, haksız ve hukuka ithamlarda bulunduğunu, müvekkili şirkete ait ..... gazetesi'nin yazılı basımına son vererek dijital platforma geçeceği yönünde herhangi bir yönetim kurulu kararı olmadığı gibi haberin veriliş tarihi itibari ile toplu işten çıkarma ile ilgili Türkiye İş Kurumu'na yapılmış bir başvuru olmadığını, bu nedenle davalı www......com İnternet sitesinde yayınlanan haksız, karalayıcı ve başta Basın Kanunu olmak üzere pek çok yasal düzenlemeyi ihlal eden hukuka aykırı, müvekkili şirketin ticari itibarına saldırı niteliğindeki içerik nedeniyle huzurdaki davanın kabulüyle, kişilik hakları ve ticari itibarları zarar gören müvekkili için toplam 100.000,00-TL'nin (YÜZBİNTÜRKLİRASI) yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminatın davalıdan tahsilini, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Uyuşmazlık konusu haberde; davacı şirketin yayın sahibi olduğu ..... Gazetesi ve .... Gazetelerinin kapanıp kapanmayacağına, hangi kararlar alındığına ilişkin iddialara yer verildiğini, haberin hukuka uygunluk sınırları içerisinde kalınarak yayınlandığı, iftira içerikli ve yahut kişilik haklarını ihlal edecek hiçbir itham, ifade, yazı içeriğine yer verilmediği, tamamıyla görünürdeki gerçekliğe uygun ve güncel olaylara dayanılarak kamu yararı bulunduğunun aşikar olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde, şirketin kamuoyundaki itibarını zedeleme amacıyla işbu haberin yayınlandığını ve haber başlığında "Bilgi içeriden sızdı, ..... 'in kapanacağı tarih belli oldu. Yandaşlık yapa yapa yolun sonu göründü." ifadelerinin yer aldığının iddia edildiğini, bahse konu haber başlığının işbu davaya konu haberde değil; ..... Gazetesinin internet sitesinde yayınlanan haber başlığında kullanıldığını, müvekkili şirket tarafından yayınlanan haberde, yalnızca edinilen bilgiler ve alınan duyumlar çerçevesinde bir yazı hazırlandığını, uyuşmazlık konusu haberin görünür gerçekliğe uygun olduğunu, dava konusu haberin kamuya bilgi verme amaçlı olduğunu, manevi tazminat davalarında zarar karşılığı olarak talep edilen miktarın, talepte bulunanı zenginleştirecek oranda olmaması gerektiğini, haksız ve mesnetsiz işbu davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... Esas, ...... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine Mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydedildiği anlaşıldı. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, manevi tazminat isteminden ibarettir. Dava konusu, davalının imtiyaz sahibi olduğu internet sitesinde 16/06/2023 tarihinde yayınlanan haberin davacının ticari itibarını, kişilik haklarını ihlal edip etmediği, davacının manevi zarara uğrayıp uğramadığı, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu miktar 100.000,00-TL' dir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. Bunlar kişilik değerlerinin zedelenmesi [Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 24], isme saldırı (TMK m. 26), nişan bozulması (TMK m. 121), evlenmenin butlanı (TMK m. 158/2), boşanma (TMK m. 174/2) bedensel zarar ve ölüme neden olma [818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m. 47, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 56] durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesi (818 sayılı BK m. 49, 6098 sayılı TBK m. 58) olarak sıralanabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi diğer yasal düzenlemelere nazaran daha kapsamlıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” düzenlemesi mevcuttur. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinde ise; “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” hükümleri yer almaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddelerinde belirlenen kişisel haklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Görüldüğü üzere TBK'nın 58. maddesi gereğince kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İfade özgürlüğü” başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrası; “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.” hükmünü içermekte olup hangi hâllerde ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceği de aynı maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiştir. İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun en önemli temellerinden birisi olup, toplumsal ilerlemenin ve her bireyin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin ikinci fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın "demokratik toplum"dan söz etmek mümkün değildir. (Handyside/Birleşik Krallık/Başvuru No: 5493/72, 07.12.1976/parag. 49). AİHS'nin 10. maddesinde benimsenen ifade özgürlüğü bu şekilde olmakla birlikte, yine de dar bir yorum gerektiren istisnalar içermektedir ve bu hakkı kısıtlama ihtiyacının ikna edici bir biçimde ortaya konması gerekmektedir (Pakdemirli/Türkiye kararı, Başvuru No: 35839/97, 22.02.2005). İfade özgürlüğü geniş bir şekilde yorumlanmakta ise de, sınırsız olmadığı da Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında belirtilmiştir. Basın özgürlüğü ise ifade özgürlüğünün en önemli unsurlarından birisidir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bunun içindir ki, basının yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmelidir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayımdaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Yine, basının manevi tazminat sorumluluğunun doğması TBK’nın 58. maddesindeki koşulların gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Somut olayda; dava konusu https://www......com isimli internet sitesinin 16/06/2023 tarihinde dava dilekçesinde belirtilen url adresinde "..... ve .... için hangi karar alındı? ..... Gazetesi kapanıyor mu?" başlığı ile yayınlanan yazılar olup, bu kapsamda davacının kamuya mal olmuş şirket olduğu, konunun güncel olması ve okuyucuları da ilgilendirmesi nedeniyle kamu yararı bulunduğu, toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek nitelikte aktarıldığı, eleştiri ve haber yapma sınırları içerisinde kaldığı, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, böylelikle hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunmadığından davalının tazminat sorumluluğunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak; davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 1.707,75-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 1.280,15-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının HMK m.333 hükmü gereği ilgilisine İADESİNE, 6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/11/2024 Katip ..... ¸e-imza Hakim ..... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/606, K. 2024/1013, T. 04.11.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-606-e-2024-1013-k-43bc631a52dc