İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/102 E. 2024/174 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/102
Karar No
2024/174
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/102 Esas KARAR NO : 2024/174 Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 29/01/2024 KARAR TARİHİ : 26/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan .... plaka sayılı araç ile davalıya ait .... plaka sayılı araç arasında trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, davalıya ait aracın müvekkilinin aracına arkadan çarptığını ve sağ arka sinyal camı ile paneli yamultup hasar verdiğini, davalının aracında ise bir hasar meydana gelmediğini, davalının kazadan 8 ay sonra 06/11/2023 tarihinde araçtan mahrum kalınan günler için icra takibini başlattığını, davalının tam kusurlu olmasına rağmen ve hasarı olmamasına rağmen müvekkilinin aleyhine icra takibinin başlatmış olduğunu icra takibine süresinde itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, itirazın iptali öncesi arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da anlaşmanın sağlanamadığını ve 16/01/2024 tarihinde anlaşmama tutanağının imzalandığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Küçükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar, 30/01/2024 karar tarihli gönderme kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş olduğu anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava konusu; Kaza tarihinde dava dışı 3. kişiye ait olup, davacının sevk idaresindeki ... plakalı araç ile davalıya ait .... plakalı araçların karışmış olduğu kazadan kaynaklı olarak, davacı hakkında davalı tarafından başlatılan icra takibinden kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin dava olduğu görüldü. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Mahkememizin ... Esas, ... Karar, 07/12/2021 tarihli "Davalıya ait aracın sicil kaydında ticari amaçla yazması, aracın kullanım amacının ticari olması ve şehirler arası yük taşımacılığı işinde kullanılması; yukarıda şartları yazıldığı şekliyle davayı ticari dava yapmaz. Arabanın kullanım amacının ticari - yük nakli olması, mahkemenin görevini belirleyemez. Yine esnaf işletmesi olup da, ticari amaçlı yük taşımacılığı yapılması ve yine aracın sicil kaydında da ticari amaçla yazması da mümkündür. Burada asıl olan tacir olunup olunmamasıdır. Bizim yargılamamızda bu husus yoktur. Bu nedenle ticari ilişkinin karşı tarafı olan gerçek kişi davalının tacir sayılmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması" gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı, İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar, 23/03/2023 Tarihli kararı ile, "Türk Ticaret Kanunun 3. maddesinde ise, ” Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlenmiştir. Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, davacının tacir olan ticari şirket olduğu ancak davalının tacir olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, yapılan araştırmaya göre vergi kaydı ve diğer kayıtlara göre esnaf faaliyeti kapsamında kaldığı, bu haliyle uyuşmazlığın haksız fiile dayalı tazminat davası olduğu anlaşıldığından, davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekçesi ile kabul edildiği görülmüştür. Davacı yönünden vergi kaydı ve ticaret sicil kaydı araştırmaları yapılmıştır. Kazaya karışan araçların bilgileri Uyap sisteminden dosyamız arasına alınmıştır. Davalıya ait aracın sicil kaydında ticari amaçla yazması, aracın kullanım amacının ticari olması; yukarıda şartları yazıldığı şekliyle davayı ticari dava yapmaz. Arabanın kullanım amacının ticari - yolcu nakli olması, mahkemenin görevini belirleyemez. Yine esnaf işletmesi olup da, ticari amaçlı nakil yapılması ve yine aracın sicil kaydında da ticari amaçla yazması da mümkündür. Burada asıl olan tacir olunup olunmamasıdır. Bizim yargılamamızda bu husus yoktur. Ayrıca, dava dışı şirkete ve davalıya önceki dönemlerde ait olan kazaya karışan araçların da kullanım amacı hususidir. Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; Davacı ....'in tacir olmadığı, sadece potansiyel mükellef olduğu, defter tutmadığı, ticaret odası kaydının bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için (İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin 2022/2198 Esas, 2023/847 Karar, 23/03/2023 Tarihli ilamı) davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine ve mahkememiz yargı çevresinde (Bakırköy Ticaret Mahkemelerinin yargı sınırlarının Küçükçekmece Adliyesi yargı sınırlarını da kapsaması sebebiyle) bulunan kazanın gerçekleştiği Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan KÜÇÜKÇEKMECE NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi.26/02/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/102, K. 2024/174, T. 26.02.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-102-e-2024-174-k-515b0cf2081a