İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/945 E. 2024/857 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/945
Karar No
2024/857
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/945 Esas KARAR NO : 2024/857 DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 02/10/2023 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının diğer ortak olan .... 13.02.2023 tarihinde ekte sunulan Ortaklık Sözleşmesini imzalamdıklarını, bu sözleşme ile birlikte ... 'nin tek ortaklık durumu sona erdirilerek, .... tarafından .... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin .... sayfasında yayınlanmak suretiyle pay devri gerçekleştirildiğini, gerçekleşen pay devri neticesinde şirket hisseleri yarı oranında paylaştırılarak bir ortaklık kurulduğunu yine Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ... sayı ve .... Sayfasında yer alarak 02.05.2023 tarihinde şirketin sermayesi arttırıldığını, işbu sermaye arttırımı müvekkil ekte sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere ... Bankası A.Ş.'ye kredi karşılığında taşınmazını ipotek ettirdiğini, Şirket merkezinin nakli ise, .... sayılı Türk Ticaret Sicil Gazetesinin .... Sayfasında yer alarak Edirne'den İstanbul ili .... ilçesine taşındığını, ... Mah. .... Cad. No:v 27 İç Kapı No: 56 Bağcılar/İST adresine taşınmış olan merkez ofis ise davacının babasına ait olan bir yer olduğunu, müvekkilinin babasının müvekkili vekil tayin etmesi neticesinde müvekkili tarafından şirket merkezi olarak kiralanması gerçekleştirildiğini, Şirket ahşap ticaretini Türkiye içinde ve dışında sürdürmek amacıyla kurulmuş bir ticari şirket olduğunu, ortaklık sözleşmesi gereğince her iki ortağın da sermayesi ve hisse dağılımı eşittir ayrıca imza yetkisi de yine ortaklığın 6. Maddesi gereğince her iki tarafa da verildiğini, müvekkili ortaklığın başlamasından bu yana hiçbir maddi kazanç elde edemediğini, şirket sürekli diğer ortak tarafından zarara uğrattığını bu nedenlerle işbu davada da şirkete kayyum atanmasının gereği açıkça ortaya konduğunu uygun görülmesi halinde diğer ortağın hissesine kayyım olarak vekil edenin atanmasını, bir üçüncü şahsın kayyım olarak atanmasına karar verilerek şirketin olağan faaliyetini devam ettirmesinin sağlanmasından bahisle diğer ortağın hissesine ortaklar kurulu kararı alınması, tescil ve ilan yapılması için tedbiren kayyım atanmasını, ... 'nin feshine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilin tek ortak olduğu şirkete sonradan dahil olduğunu ve şirkete ortak olurken vaat ettiği hususların neredeyse hiçbirini yerine getiremediğini, başlangıçta şirketine ortak almayı düşünmeyen müvekkil, davacının ısrarı ve yüksek miktarda sermaye getirme vaadi sonrasında ortak olma teklifini kabul ettiğini, sonrasında davacının sermaye getirme vaadi üzerine şirketin sermayesi 1.000.000 TL'den 30.000.000 TL'ye çıkartıldığını, davacı sermaye getirme vaadini yerine getirmek için başlangıçta krediler kullanarak müvekkile karşı olumlu bir izlenim verdiğini, gerek şirkete sermaye olarak getirmeyi vaadettiği paraları şirket adına kredi kullanarak temin etmeye çalışması ve bir kısım maddi vaadini yerine getirmekte isteksiz davranması sebebi ile ortakların arası bozulduğunu, davacı süreçte şirkete sermaye sağlamak şöyle dursun müvekkilin de hak sahibi olduğu şirkete ait otomobili de muvazaalı bir işlemle adeta yok pahasına kendisinin tek ortak olduğu ... ünvanlı şirketine sattığını, sonrasında da bu şirket vasıtası ile aracı üçüncü kişilere yine kağıt üzerinde ve satarak haksız menfaat temin ettiğini, müvekkilin davacıya ve yakınlarına tehdit ve hakaret sözleri söylemesi kesinlikle söz konusu olmayıp davacı tarafından bu yönde polis merkezine yapılan bir şikayet olmakla birlikte dava dilekçesi ekinde sunulan ifade tutanağı incelendiğinde davacı tarafından hakaret ve tehdit içermeyen ancak iki ortak arasındaki tartışmaların yer aldığı konuşmaların şikayete konu edildiği görüldüğünü, davacı dilekçesinde şirket aleyhine uygulanan idari para cezasının dahi müvekkil tarafından gizlendiğini iddia ettiğini, bu durum gerçeği yansıtmadığını, davacı kendince haklı neden oluşturarak şirketin feshini sağlamaya çalışsa da bir kimsenin kendi kusuruna dayanak sonuç elde etme gayretine girmesinin hukuk düzenince korunması hiç bir surette mümkün olmadığını, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Kayyım cevap dilekçesinde özetle; Şirketin Mahkeme kararı ile beraber Kayyım denetiminde faaliyetlerini sürdürürken Kayyım onayına herhangi bir ödeme talimatı gelmemesi, 2023 Ekim ve Kasım dönemlerinde hiç satış yapmaması, personeli bulunmaması, şirket aleyhine başlatılan icra ile ödeme emirleri ve ihtarnameler nedeniyle şirketin amacının gerçekleştirilmesindeki imkânsızlıklar, ortaklar arasındaki güvenin kaybolduğu değerlendirmesi ile beraber ilişkilerdeki ciddi anlaşmazlıklar da dikkate alındığında şirkette haklı fesih sebebi olarak değerlendirilmesi gerektiğini beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; 6102 sayılı TTK'nun 636/3 madde ve fıkrası uyarınca limited şirketin haklı sebeple tasfiyesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının ortağı bulunduğu davalı şirketin TTK 531. maddesine göre haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir. Mahkememizce ön inceleme duruşması öncesi 08/11/2023 tarihinde davalı ... Vergi Numaralı ...'ne davada temsil kayyımı olarak ...'ın re'sen tayinine karar verilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, müzekkere cevapları ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; TTK'nun 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi getirilmiştir 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 3.maddesinde; Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir. Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde haklı sebeple fesih davası açma hakkını şirkette belirli oranda pay sahibi olmaya bağlamamış, her bir ortağa şirkette sahip olduğu sermaye payı oranından bağımsız olarak bu hakkı tanımıştır. Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir. Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak İsviçre doktrininde bugün hakim olan ve Türk doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir. Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez. O nedenle örneğin genel kurul kararının iptali yolu yerine haklı sebeple fesih davasına başvurulmuş olması davanın reddini gerektirmez. Hakim fesih dışında alternatif bir çözüme karar verebileceğinden, diğer çözüm yollarına başvurulmadan bu davanın açılması sakıncalı sonuçlar doğurmayacaktır. Haklı sebebin varlığı hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar verebilmesinin veya maddede öngörülen duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilmesinin şartlarından birisidir. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Bununla birlikte şirketin feshini gerektiren haklı sebebin somut olması gerektiğini, gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshinin talep edilemeyeceğini belirtmek gerekir. Bir başka anlatımla varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmezler. Haklı sebebin ekonomik olması şart değildir. Malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir. TTK.md.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir. Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir. Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkansız olduğu hallerde, ortağın kendisini çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden kurtarabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir. Hakim, çoğunluğun davranışının haklı sebep olup olmadığını değerlendirirken TMK md. 2’de yer alan dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanımı yasağını esas almalıdır. Haklı sebepler yorumlanırken ikili sözleşmelerde uygulanan kriterlerden yararlanılabilirse de şirketler hukuku alanında bu kriterlerin birebir kullanılmasının mümkün olmadığına dikkat edilmelidir. Pay sahipleri arasında kişisel çekişmeler sermaye şirketlerinde kural olarak haklı sebep teşkil etmezler. Haklı sebebin nesnel olması aranır. Bununla birlikte bazı durumlarda şahıslar arasındaki ilişkiler de belirli bir ölçüde dikkate alınır. Örneğin aile tipi şirketlerde boşanmalar, aile üyeleri arasındaki çekişmeler, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, yine az sayıda ortağı olan küçük şirketlerde ortaklar arasındaki şahsi nitelikteki husumet ya da eşit paylara sahip olunan şirketlerde pay durumu haklı sebep olarak kabul edilebilir. Haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin yapısı, ortak sayısı, ortaklar arasındaki ilişkileri dikkate alınmalıdır. Örneğin iki ortak arasındaki ciddi bir anlaşmazlık, iki kişilik bir şirkette, şirketin çalışamaz duruma gelmesine neden olabilirken, daha fazla ortak sayısına sahip bir şirkette aynı anlaşmazlık şirketin faaliyetlerinin devamını etkilemeyebilir. Bunun yanı sıra talep edilen sonucun kabulünün menfaatler dengesine uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Feshi talep eden ortağın çıkması veya çıkarılması taraf menfaatlerine daha uygun ise feshe karar verilmemelidir. Taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığı hususu da değerlendirilmelidir. Somut olayda; Davalı şirketin 2022, 2023 ve 2024 yılları ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerine ilişkin noter onaylarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, 2022 yılına ait envanter ve kebir defterlerinin yazdırılmadığı, elektronik olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin açılış onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak oluşturulduğu, bu kapsamda, davalı şirketin 2022 yılı yevmiye defteri ile 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerin delil niteliği taşıması, bu defterlerin HMK md. 222 uyarınca kendi lehlerine ve aleyhlerine delil teşkil eder nitelikte oldukları, mahkememizin 08.11.2023 tarihli ara kararı ile davalı şirkete denetim ve onay kayyımı olarak ...'ın resen tayin edildiği, kayyım tarafından 08.01.2024 tarihli raporun Mahkememize arz edildiği, davalı şirkette %50 %50 oranında pay sahibi olan ortakların sermaye taahhütlerinden dolayı 30.000.000,00 TL tutarındaki sermaye borcunu ödemedikleri, şirket ortaklarının her birinin müdür unvanıyla münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları, davalı şirketin 31.12.2023 tarihli kaydi bilançoya göre (-) 836.274,43 TL, 30.06.2024 tarihli kaydi bilançoya göre ise (-) 804.175,36 TL özkaynağa sahip olduğu, davalı şirketin varlıklarının borçlarını karşılayamadığı ve bu kapsamda 31.12.2023 ve 30.06.2024 tarihli kaydi değerlere göre davalı şirketin borca batık durumda olduğu, şirketin 2023 Haziran sonrası herhangi bir faaliyet göstermediği ve zararların özkaynaklar üzerindeki olumsuz etkisiyle aktif büyüklüğü 7.339.995,61 TL'ye gerilediği, şirketin alt taşeronlara yaptırdığı kereste imalatı ve mdf yapımı ile elde ettiği mobilyaların ağırlıklı ihracatını yaparak faaliyet gösterdiği, çalışan personelinin bulunmadığı, 2023 Ekim ve Kasım dönemlerinde satış gerçekleştiremediği, kamu borcunun gecikme faizlerinin artarak devam ettiği, son dönemde zarar etmesi ve şirket aleyhine başlatılan icra takipleri nedenciyle şirketin çalişma kabiliyetini kaybettiğinin kanaatine varılarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... numarasında kayıtlı ...'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 12.000,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde yatırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... numarasında kayıtlı ...'nin FESİH VE TASFİYESİNE, 2-Tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'ın atanmasına, 3-Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık toplam 12.000,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde yatırılmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile noksan kalan 157,75 harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen 269,85-TL peşin harç ile 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 539,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yapılan 48.556,79‬-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2024 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/945, K. 2024/857, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-945-e-2024-857-k-51d37a099806