İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/534 E. 2024/1341 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/534
Karar No
2024/1341
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/534 Esas KARAR NO : 2024/1341 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/05/2023 KARAR TARİHİ : 27/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü .... E (Kapatılan Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ....E) Sayılı dosyası ile aleyhine yürütülen fatura alacağı konulu ilamsız icra takibinde borca itiraz etmiş ve takibin durdurulmasını istediğini, borçlunun itirazları haksız olup, borçlu itirazında kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin tekstil ürünleri ticareti yaptığını, davalı şirket, müvekkiline çeşitli tekstil ürünlerinin temin edilmesi için sipariş vermekte, müvekkili' de sipariş üzerine ilgili ürünleri temin ettiğini, davalı şirket tekstil ürünlerinde kullanılmak üzere müvekkilden ''54.940m miktarında bel lastiği'' sipariş ettiğini, sipariş tamamlanıp davalı şirkete teslim edildikten sonra sevk irsaliyesi düzenlendiğini, akabinde ekte sunulan 04.08.2022 tarihli ... fatura numarası ile e-arşiv faturası tanzim edilerek davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirket ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturaya konu borcun 04.08.2022 tarihinde davalı şirket tarafından ödenmesi gerekirken bugüne kadar tarafımıza herhangi bir ödeme yapıldığını, bunun üzerine davalı hakkında Küçükçekmece İcra Müdürlüğü .... E (Kapatılan Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ..... E) sayılı dosyası ile faturaya dayalı olarak 227.401,02 TL asıl alacak ve 7.952,81TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı 23.01.2023 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkilinin, davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğradığını, öncelikle davalı aleyhine ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebimizin KABULÜNE, davalı borçlunun tüm itirazlarının iptali ile takibin takip talebinde yazılı şartlarla asıl alacak ve ferileri yönünden devamına, borçlu aleyhine itiraz olunan alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği şekilde 54.690 metre ürün teslim edilmediğini ve faturası kesilen meblağ değerinde bir ürün teslim alınmadığınI eksik kalan kısım için, 19.533 metreden arta kalanı davalıya teslim edilmediğini, bu kısım için 35.157 metre davalı şirket tarafından iade faturası düzenlendiğini, davacı tarafa gönderildiğini, davacı taraf bu faturaya itiraz etmediğini ve davalıya da iade etmediğini, davacı taraf davalı şirkete yaptığı işten kaynaklı olarak irsaliye faturası kestiğini ve bu irsaliye faturasından kaynaklı alacaklı olduğunu iddia ettiğini, ancak ; davacı tarafın dosyaya delil olarak sunmuş olduğu ve davalı şirket tarafından imzalandığını ve kabul edilmiş olduğu iddia edilen irsaliye faturasının altındaki imza, davalı şirket imza yetkilisi ya da çalışanlarına ait bir imza olmadığını, bu irsaliye kendisinden sadır olup, sıhhatine itiraz etmekte olduğunu savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu mahkememizce tespit edilmiştir. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü b-Küçükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü c-Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkereler yazılmıştır. 4- Mahkememizin ön inceleme ve tahkikat celsesinde tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Dosya kapsamına göre taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığı anlaşmakla birlikte tarafların dosyaya sunduğu kayıt ve belgeler ile dilekçelerinin içerikleri ve de incelenen davalı defterlerine göre taraflar arasında fiili bir ticari ilişki bulunduğunun belirlendiği, (2) Davacının takip ve dava dosyasına sunduğu fatura ve sevk irsaliyesine göre davalıya 04/08/2022 tarihinde KDV dahil 227.401,02 TL karşılığında 54.690 metre lastik satışı gerçekleştirdiği ve malların tamamını fatura ile aynı tarihte davalı adresine teslim etmiş olduğunun anlaşıldığı, davalının irsaliyedeki imzaya ilişkin itirazı ve eksik teslime ilişkin tanık dinletme talebi yönünden takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, (3) Davalının dosyaya sunduğu iade faturasına göre davacının takibe konu ettiği fatura tarihinden 54 gün sonra 28/09/2022 tarihinde davacıya 35.157 metre lastik için KDV dahil 146.182,81 TL tutarında iade faturası kestiğinin anlaşıldığı, (4) Davacıya ait ticari defterler Mahkemece yapılan tebligata rağmen inceleme gün ve saatinde bilirkişi incelemesine ibraz edilmediğinden davacı defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, takip ve davaya konu ettiği faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalının dayandığı iade faturasının davacı kayıtlarında yer alıp almadığı, davacının davalıdan takip ve davaya konu ettiği faturadan dolayı alacaklı olup olmadığı eğer alacaklı ise ne miktarda alacaklı gözüktüğü hususlarının tespit edilemediği; bununla birlikte dosyaya celp edilen davacıya ait vergi kayıtlarından ise vergi dairesine takibe konu ettiği fatura miktarından fazla mal satışı yaptığını bildirdiği ancak davalının düzenlediği iade faturasını ise bildirmediğinin belirlendiği, (5) Davalıya ait usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarına göre davacının takip ve davaya konu ettiği 04/08/2022 tarihli 227.401,02 TL tutarlı faturayı defterlerine kaydettiği, bu faturaya karşılık olarak davacıya 28/09/2022 tarihli 146.182,81 TL iade faturası düzenlediği, davacının takibe konu ettiği faturadan davacıya düzenlediği iade faturasını düştükten sonra davacıya takip tarihi itibariyle 81.218,21 TL BORÇLU durumda gözüktüğünün belirlendiği, (6) Davacının takibe konu ettiği 54.960 metre lastik satışına ait 04/08/2022 tarihli 227.401,02 TL bedelli faturanın davalı tarafça benimsenip kayıtlara alındığı ve bu faturaya T.T.K.’da öngörülen yasal itiraz süresi içerisinde itiraz edilmediğinden kesinleşmiş sayılabileceği, davalının T.T.K.’da öngörülen yasal itiraz süresinden çok sonra (davacı faturasından 54 gün sonra) düzenlediği 35.157 lastik iadesine ait 28/09/2022 tarihli 146.182,81 TL bedelli iade faturasının davacı tarafça benimsenmediği dolayısıyla kesinleşmiş sayılamayacağı ve ispata muhtaç olduğu, davalının sevk irsaliyesi üzerindeki imzaya ettiği ve malların eksik teslim edildiğini savunduğu görülmekle birlikte değerlendirme ve takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere mevcut dosya kapsamına göre malların eksik teslim edildiği yönündeki savunmanın ispata muhtaç olduğu, dosya kapsamına ve davalı defterlerine göre davacının takibe konu ettiği faturaya mahsuben herhangi bir ödeme yapılmadığı hususları hep birlikte değerlendirilerek davacının takibe konu ettiği faturadan dolayı takip tarihinde davalıdan 227.401,02 TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığı; diğer yandan değerlendirme ve takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalının eksik teslim savunmasına itibar edilmesi durumunda ise davalının teslim aldığını ikrar ettiği mal miktarına göre ve usulüne uygun tutulan ticari defterlerindeki kendi aleyhine ve davacı lehine olan kayıtlar uyarınca davacının takip tarihi itibariyle 81.218,21 TL alacak talebinde bulunabileceği, (7) Davacının dava konusu icra takibinde asıl alacak yanında takip öncesi döneme ait işlemiş faiz ve avukat vekalet masrafı talep etmiş ise de dosya kapsamına göre temerrüt şartları oluşmadığı ve dayanakları sunulmadığı anlaşıldığından bu alacak taleplerinin mümkün olmadığı,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 6-Taraflara ait BA-BS formları celp edilerek delil olarak değerlendirilmiştir. 7-Davacıya ait SGK kayıtları celp edilerek incelenmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden fatura alacağından kaynaklı olarak davalı aleyhine icra takibi başlatmış olup, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından yetkiye, borca faize ve faiz oranına itiraz edilmiş, davacı itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı tarafından her ne kadar icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de takibe konu alacağın faturadan kaynaklı para alacağı olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 89. Maddesi gereğince para alacaklarının götürülecek alacaklardan olduğu bu sebeple alacaklının yerleşim yerinin de yetkili olduğu, davacının kayıtlarına göre yerleşim yerinin Küçükçekmece Adliyesi yargı çevresinde olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın esasına girilmiştir. Davalı sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; faturaya konu sipariş edilen ürünlerin tamamının teslim edilmediğini, eksik teslim edilen 35.157 metre ürün için davacıya iade faturası kesildiğini, davacının teslim etmediği tüm malların tamamı üzerinden alacak talebinin usul ve yasaya uygun olmadığını, irsaliyede geçerli bir imzanın bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davalının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfının bulunduğu tespit edilmiş, davacı defterlerini incelemeye sunmamıştır. Davalının ticari defteri incelendiğinde; Davacı tarafından kesilen takibe dayanak 04.08.2022 tarihli 227.401,02 TL bedelli faturanın davalı tarafından ticari defterine işlendiği, sonrasında 28/09/2022 tarihli 146.182,81 TL bedelli iade faturasını defterine işlediği tespit edilmiştir. Vergi Dairesinden celp edilen BA BS formları incelendiğinde; davacının 2022 yılının 8. Ayında davalıya yönelik BS formu ile KDV hariç 210.558,50-TL'lik faturayı bildirdiği, söz konusu faturanın takibe dayanak fatura olduğu, davalı tarafından kesilen 28/09/2022 tarihli 146.182,81 TL bedelli iade faturasının ise BA formu ile vergi dairesine davacı tarafından bildirilmediği, davalının vergi kayıtları incelendiğinde; davalı şirket tarafından da 2022 yılının 8. Ayında BA formu ile davacı tarafından kesilen KDV hariç 210.558,50-TL'lik faturayı vergi dairesine bildirdiği, 2022 yılının 9. Ayında ise iade faturasını BS formu ile bildirdiği gelen kayıtların incelenmesinden anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklı satıcının faturaya konu malı alıcıya teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı - alıcı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği ve malın alıcıya teslim edildiği alacaklı satıcı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi .... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise .... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ... Hukuk Dairesi de ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından kesilen takibe dayanak faturanın davalı tarafından 2022 yılının 8. Ayında davalının kendi ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, ayrıca BA formu ile vergi dairesine bildirildiği bu kapsamda davacının alacağını ve malların teslimini ispat ettiği, yine davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince davacı tarafından kesilen satış faturasına yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği bu suretle faturanın içeriğinin de kesinleştiği aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı; davacı tarafından 2022 yılının Ağustos ayında kesilerek aynı tarihli sevk irsaliyesi ile teslim edildiği iddia edilen mallara yönelik olarak söz konusu fatura ve teslim tarihinden sonra 28.09.2022 tarihinde iade faturası kesmiş olup, davacının kestiği faturanın 2022 yılının Ağustos ayında olması ve davalı tarafından davalının defterlerine işlenerek BA formu ile vergi dairesine bildirilmiş olması sebebiyle davalının öne sürdüğü faturadan haberdar olmadığı ve davacı tarafından faturanın kendisine teslim edilmediğini iddiası Mahkememizce yerinde görülmemiştir. Davalı tarafından takibe dayanak ilgili fatura tarihinden yaklaşık 1 ay 24 gün sonra malların yaklaşık 3/5'lik bölümünün eksik teslim edildiği iddiası ile davacıya iade faturası kesilmesinin hayatın olağan akışına ve basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğüne aykırı olduğu, söz konusu iade işleminin 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince de yasal süresi içerisinde olduğundan söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Nitekim davalı tarafından davacıya herhangi bir ihtarnamede keşide edilmediği, faturaya konu malların 3/5'lik kısmının eksik teslim edildiği savunmasına karşılık, ilk bakışta fark edilecek bir eksik miktar yönünden herhangi bir ihtarname keşide edilmeyerek ve gerekli işlemler yapılmayarak 1 ay 24 gün beklenmesi ve sonrasında işlem yapılması basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü ile bağdaşmamaktadır. Davalı tarafından davacının sunduğu sevk irsaliyesindeki imzanın da davalı şirket çalışanlarına ait olmadığı iddia edilmiş olup, davacı söz konusu imzanın ... isimli çalışana ait olduğunu bildirmiş, Mahkememizce SGK kayıtları celp edilerek incelendiğinde; ... isimli kişinin davalı şirket çalışanı olduğu, 2021 yılı Aralık ayında davalı şirketten ayrılışının yapılarak 01.12.2021 tarihinde davalı şirket ile aynı adreste faaliyet gösteren ... İçve Dış Ticaret Ltd. Şti. Nezdinde SGK kaydının tekrar yapıldığı, davalı şirket ile ....... İçve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtlarına göre adreslerinin, yetkili ve ortaklarının aynı olduğu anlaşılmakla davalının sevk irsaliyesine yönelik itirazlarına itibar edilmemiştir. Gelen kayıtlara göre sevk irsaliyesindeki imzanın davalı şirket ile aynı adreste faaliyet gösteren sevk irsaliyesindeki teslim tarihi itibari ile ortak ve yetkilisi davalı şirket ile aynı olan ....... İçve Dış Ticaret Ltd. Şti. Çalışanı olan ... isimli kişiye teslim edildiği, sevk irsaliyesinde belirtilen teslim edilen mal miktarının davacı tarafından kesilen satış faturasındaki miktar ile aynı olduğu, nitekim davalı tarafından malların bir kısmının teslim edildiğinin kabul ve ikrar edilmiş olduğu dolayısıyla bağlantılı bileşik ikrarın bulunduğu, davacı tarafından sevk irsaliyesi ile birlikte teslim edildiği iddia edilen faturanın da davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlenerek vergi dairesine bildirildiği gözetildiğinde faturanın ve sevk irsaliyesinin davalıya tebliğ ve teslim edildiği Mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı sevk irsaliyesinde belirtilen mal kadar malın teslim edilmediğini iddia etmiş ise de yukarıda detaylıca değerlendirildiği üzere davalının yasal süresi içerisinde davacı tarafından kesilen faturaya itiraz etmeyerek defterlerine kaydettiği ve vergi dairesine bildirdiği, yine malın eksik teslim edildiğine dair davacıya herhangi bir ihtar veya iade faturasının yasal süresi içerisinde düzenlenerek gönderilmediği, davalı tarafından teslim edilmediği iddia edilen mal ve teslim edildiği kabul edilen mal arasında ciddi oran farkının bulunduğu ve ilk inceleme ile çıplak gözle fark edilebilecek miktarda fark olduğu dolayısıyla sonradan eksik teslimin ortaya çıktığının iddia edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, nitekim basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğüne de uygun olmadığı anlaşılmakla davalının eksik teslim iddiasını ispatlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut uyuşmazlıktaki ihtilaf; davalının faturalara konu malların bir kısmının eksik teslim edildiği ve bir kısmının ise hiç teslim edilmediğine ilişkin savunmasının yerinde olup olmadığına ilişkindir. Dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre; davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre takip tarihi itibarı ile davalıdan 5181,21TL alacaklı olduğu, davalı tarafın kapanış kaydı olmayan ticari defterlerinde cari hesaba konu faturalardan toplam 19.805,23TL'lik faturanın kayıtlı olduğu, davalının kendi ödemelerinin kendi defterinde kayıtlı olmayıp davacının defterinde kayıtlı olduğu, davalının imza itirazına konu faturalardan ... nolu faturanın .... nolu fatura ile .... nolu faturanın ise ile ... nolu fatura ile birlikte nakli yekunlu olup tek bir fatura olarak kabul edileceği, ... ve .... nolu faturalara davalının imza itirazı olmadığı, keza itiraza konu faturaların Haziran 2011 dönemine ilişkin faturalar yönünden davalının Vergi Dairesi'ne beyan ettiği BA formundaki tutarın davacının defterindeki faturalara göre tespit edilen mal alım tutarından fazla olduğu dikkate alındığında ilk derece mahkemesince teslimin gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulüne dair hüküm kurulması yerindedir." Sonuç olarak davaya konu icra takip dosyasında davacı tarafından alacağın varlığı ispatlanan 227.401,02-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından işlemiş faiz talep edilmiş ise de icra takibinden önce 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı, yine vekaletname ücret alacağına yönelik alacağın ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından icra takibinde avans faiz oranı talep edildiği, taraflarca daha düşük bir akdi faiz oranının belirlenmediği bu sebeple davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın faturaya dayalı likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 45.480,20-TL tazminatın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacının kötüniyeti ispatlanamadığından davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, -Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 227.401,02-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı, yetkiye itiraz yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 45.480,20-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 15.533,76-TL harçtan peşin alınan 4.138,77-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 11.394,99-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin 3.012,01-TLsinin davalıdan alınarak, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafça yatırılan 4.138,77-TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.958,87-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 3.630,50-TL yargılama giderinin kabul/ret oranına göre takdiren 3.504,84-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 36.384,16-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 8.152,81-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/12/2024 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/534, K. 2024/1341, T. 27.12.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-534-e-2024-1341-k-4a6deb6acb56