İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1165 E. 2023/1130 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1165
Karar No
2023/1130
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1165 Esas KARAR NO : 2023/1130 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/06/2014 KARAR TARİHİ : 08/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ........ Büyükçekmece ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ibraz ettiği vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ile davalı firma arasında 30/11/2011tarihinde imza- lanan sözleşme gereğince, davalı firmanın İstanbul ....... Noterliği'nin 04/10/2011 tarih ve ....... yev- miye nolu "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" ile üst- lendiği inşaat işinde ortaklık kurulması hususunda anlaşmaya vardıklarını, müvekkili davacının ortak- lık sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve giderlere katıldığını, davalı şirketin ise Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gere- ğince kendi hissesine isabet eden bağımsız bölümleri satmasına rağmen, satışı yapılan bağımsız bölüm bedellerinden davacıya isabet eden %25'lik kısmı ödemediğini beyanla, söz konusu bağımsız bölüm- lerinin bedeli ile davacı payına isabet eden % 25'i oranının tespitini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ile şimdilik 100.000,00 TL'lik alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde; Davalı ile davalılar arasında iki ayrı inşaat ile ilgili ortaklık sözleşmesi kurulduğunu, her iki inşaatta da davacının hisse- sinin %25 olduğunu, ortaklık sözleşmelerinin kurulmasından bittiği ana kadar her iki inşaatla ilgili ticari defter ve harcama kayıtların davacı tarafça tutulduğunu ve bu evrakların kendisince saklandığını, müvekkili şirketin arsa sahipleri ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince çarşıdaki inşa- attan 26 daire ve 5 dükkan olmak üzere toplam 31 bağımsız bölüm almasının gerektiğini, bu 31 adet bağımsız bölümden 17 tanesinin inşaat tamamlanmadan müvekkili şirket tarafından satıldığını , satış bedelinin bir kısmının davalı bir kısmının ise davacı tarafından alındığını, iki dairenin ise davacı tara- fından satıldığını ve bedelinin davacı tarafından tahsil edildiğini, müvekkilinin arsa sahiplerinden 7 daire 5 dükkan daha alması gerekirken arsa sahiplerinin inşaatın süresinde bitmediğini gerekçe göste- rerek müvekkili ile yaptıkları sözleşmeyi feshettiğini, ....... 'taki inşaat ile ilgili olarak arsa sahip- lerinden alması gereken daire sayısının 23 olduğunu, 23 daireden 17 tanesinin müvekkili tarafından satıldığını ve bedelinin tahsil edildiğini, 6 adet dairenin ise ortaklığa yatırdığı 519.025,00 TL karşılığı davacıya verildiğini, davanın bu taşınmazların 4 tanesini kendi adına tescil ettirip 2 tanesini sattığını , ayrıca müvekkilinin sattığı 17 adet daire bedelinin bir kısımının da davacı tarafından tahsil edildiğini, ayrıca arsa sahipleri inşaatın süresinde bitmediğinden bahisle delil tespiti yaptırdıklarını, tazminat davası açılacağını, davacının her iki inşaat nedeniyle müvekkiline ödemesi gereken para 2.000.000,00 TL olmasına rağmen ödenen paranın 519,025,00 TL olduğunu, ödemesi gereken parayı ödemeyen davacının arsa sahipleri ile sorun yaşanmasına sebebiyet verdiğini, hem inşaatlardan satılan dairelerin parasını hem de 4 adet daireyi zimmetine geçirerek haksız kazanç elde ettiğini beyanla davanı tara- fından açılan davanın reddine, karşı dava olarak ; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla haksız olarak davacı uhdesine geçen paralar ve teminat olarak verilen daireler için 5.000,00 TL ,ortaklığa ödenmesi gereken katkı payı nedeniyle 5.000,00 TL 'den ibaret 10.000,00 TL alacağın dava tarihin- den itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, adi ortaklıktan kaynaklanan kar payı alacağı, karşı dava ise, bu ortaklık kapsamında davacı ortağa yapılan fazlaya ilişkin ödemelerden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin ........ Esas 18/11/2020 tarih ve ....... Sayılı kararı ile; "...Tasfiye usulünü düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 644.maddesine göre; "Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir. Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır. Mahkememiz 30/5/2018 tarihli tensip tutanağı ile 2 ve 3 maddeleri gereği adi şirketin pay durumunun belirlenmesi için tasfiye memurları tayin edilmiştir. Taraflara mahkememizin 26/2/2020 tarihli duruşmasında tasfiye memuru ücretlerinin yatırılması için kesin süre verilmiştir. Davacının yüzüne karşı davalıya meşruhatlı davetiye ile 3/3/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Taraflara bu konuda kesin süre tanınmış olup verilen kesin süreye rağmen tasfiye memuru ücretleri yatırılmamıştır." gerekçesiyle dosya içindeki delillerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin ....... Esas ...... Karar sayılı dosyasından verilen 18/11/2020 tarihli kararı, davacı karşı davalı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin ...... Esas 14/11/2023 tarih ve ...... Sayılı kararı ile: "...Dosya içinde mevcut ticaret sicili kayıtlarına göre davalı-karşı davacı İTO'da ....... sicil numarası ile kayıtlı ticaret şirketidir. Davacı/karşı davalı ise dava dışı ...... Gayrimenkul Projeleri İnş. Taah. Tek Tur. Ve Pet. Ür. Tic. Ltd. Şti'nin ise kurucusu ise de, tacir sıfatı ortağa veya yetkiliye değil bizatihi şirket tüzel kişiliğine aittir. Davacı/karşı davalının gerçek kişi işletme kaydı bulun- madığı gibi vergi dairesince "19/03/2008- 30/09/2013 tarihleri arasında mükellefiyet kaydının bulunduğu, 2. Sınıf tacir olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu" bildirilmiş, ayrıca esnaf belgesi dosyaya sunulmuş olup davacının tacir vasfının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken ,uyuşmazlıkta görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yargılamaya devam edilerek karar tesisi gerekirken, belirtilen gerekçe ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. (Diğer yandan , sadece ispatlanamayan davanın reddine denilmekle yetinilmesi, asıl dava ve karşı dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması da usul ve yasaya aykırıdır.)..." gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....... Hukuk Dairesi'nin ...... Esas 14/11/2023 tarih ve ....... Sayılı kaldırma kararı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 6102 sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği, her ne kadar davacı/karşı davalı dava dışı ...... Projeleri İnş. Taah. Tek Tur. Ve Pet. Ür. Tic. Ltd. Şti'nin kurucusu ise de, tacir sıfatı ortağa veya yetkiliye değil bizatihi şirket tüzel kişiliğine ait olduğu, davacı/karşı davalının gerçek kişi işletme kaydı bulunmadığı gibi vergi dairesince "19/03/2008- 30/09/2013 tarihleri arasında mükellefiyet kaydının bulunduğu, 2. Sınıf tacir olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği ve ayrıca esnaf belgesi dosyaya sunulduğu, dolayısıyla davacı karşı davalının TTK anlamında tacir olmadığı, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin BÜYÜKÇEKMECE ..... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna, 3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-İki haftalık süre içerisinde dosyanın gönderilmesi talebinde bulunulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, 5-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 6-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 08/12/2023 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1165, K. 2023/1130, T. 08.12.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1165-e-2023-1130-k-c7453bc7cfce