İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1149 E. 2024/36 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1149
Karar No
2024/36
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1149 Esas KARAR NO : 2024/36 DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 12/09/2014 KARAR TARİHİ : 16/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirkette % 37,37 oranında hissedar olup, azınlık haklarına sahip olduklarını, davacı ...'ın davalı şirketin kurucusu ve en büyük ortağı merhum ......'ın eşi, diğer davacıların ise çocukları olduğunu, ......'ın 2008 yılı Mayıs ayında vefatının ardından yasal mirasçıları davacı anne .... ile küçükler ..... ve ...'ın kaldığını, 12.05.2008 tarihinde davacıların davalı şirkette % 39,11 oranında hissedar iken 15.04.2008 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artışı kararı sonucunda davacıların hisse oranlarının düştüğünü, .....'ın ise % 33,51 olan hissesinin % 51,63 yükseldiğini, şirketin yönetim kurulu başkanı olarak şirketi ele geçirdiğini, yönetim kurulu başkanı .... ve Av...... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına iki ayrı suç duyurusunda bulunduklarını, 2002 yılından bu yana davalı şirketin kar dağıtmadığını, ellerinde nakit para olmayan davacıların 2.000.000 TL lik nakit sermaye artışına katılamadıklarını, bu nedenle % 39,11 olan hisse oranlarının % 37,37'ye düştüğünü, dağıtılmasını bekledikleri karın ise bedelsiz sermaye artışına gittiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanının hisselerinin büyük bir kısmını % 99'u kendisine ait olan .... Paz. San. Ve Tic. A.Ş'ne sattığını, anılan şirketin davalı şirkete % 45 oranında ortak edildiğini, davacılar üzerinde sürekli bir baskı unsuru oluşturularak sermaye arttırımının koz olarak kullanıldığını, kasıtlı ve kötü niyetli olarak azınlıkların kardan pay almalarına izin verilmediğini, daha önceki genel kurullarda alınan kararların iptali için davacı ...'ın açtığı Bakırköy ..... ATM'nin ..... esas sayılı dosyasından lehe karar verildiğini, yönetim kurulu başkanının TTK.nun 334 ve 335 maddelerinde sayılan izinlerin oylamasına katılarak yasanın açık hükmünü ihlal ettiğini, davalı şirketin kazancını kendi şirketlerine aktarmak için adeta kılıf uydurduğunu, Bakırköy .... ATM'deki davanın Yargıtay kısmi bozmasından sonra yine lehe sonuçlandığını, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait genel kurul kararlarının iptali istemli Bakırköy .... ATM'de devam eden .... esas sayılı dava açıldığını, .....'ın davalı şirketin elde ettiği kazancı kendi şirketlerine aktardığını, davacı ...'un davalı şirketten bilgi almasının engellendiğini, hakkını aramak için dava açarsa çocuklarına kayyım atanacağı tehdidiyle korkutulmaya çalışıldığını, Bakırköy .... ATM.'de dava açıldığını öğrenen davalı şirketin vakit kaybetmeksizin Bakırköy .... Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak .... esas sayılı dava ile küçüklerin hisselerine kayyım atanmasını istediğini, şirketin kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, daha az kar göstermek için gelirlerin az, giderlerin ise çok gösterildiğini, davalı şirketin elde etmesi gereken karın şirket yönetim kurulu başkanının şahsi şirketlerine aktarıldığını, tüketiciler nezdinde ..... şirketinin davalı şirketin bir parçası gibi gösterilmeye çalışıldığını, nitekim davalı şirket ile .....'ın şahsi şirketi ..... şirketinin kullanıldığı marka ve logoların tamamen aynı olduğunu, davalı şirketin sosyal sorumluluk projesi adı altında gelirini faaliyet dışı konularda kullanarak şirketi zarara uğrattığını, müvekkillerinin ortaklık haklarını sürekli olarak ihlal ettiğini, davacı müvekkilleri açısından ortaklık ilişkisine devam edilmesinin çekilmez hale geldiğini, 6102 Sayılı TTK.nun 531 maddesinde düzenlenen haklı sebeple fesih koşullarının oluştuğunu, çoğunluğun gücünün kötüye kullanıldığını, pay sahipliği haklarının ihlal edildiğini, davacı müvekkillerinin paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin tespitiyle işbu pay bedelinin müvekkillerine ödenmesi gerektiğini belirterek davalı şirketin haklı sebeple feshine, davalı şirkete özel denetçi atanmasına, 03.04.2014 tarihinde yapılacak 2012 Olağan ve Olağanüstü Genel Kurullarında alınacak kayıtlı sermayeye geçiş ile yönetim kurulu üyelerine verilen izinlere ilişkin kararların tescilinin tedbiren durdurulmasına, davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1996 yılında İstanbul Altın Borsası önderliğinde kurulduğunu, şirket ana sözleşmesi gereğince hali hazırda 5 kişilik yönetim kurulunda T.C Hazine Müsteşarlığı temsilcisi ve İstanbul Altın Borsası temsilcisinin üye olarak yer aldığını, dava dilekçesinde davacıların mağdur olduklarına yönelik iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, davacı ...'ın eşinin ölümünden sonra hak etmediği halde müvekkili şirket yönetim kurulu başkanından ve babasından haksız taleplerde bulunmaya başladığını, bu taleplerinin bazılarının karşılanmaması üzerine şirketi çalışmaz hale getirebilmek için elinden gelen herşeyi yaptığını, davacının kendi lehine bile olsa şirket tarafından alınan her genel kurul kararına muhalefet ederek bu kararlar aleyhinde davalar açtığını, davacının velayeti altındaki çocukların hisselerini kullanarak müvekkili şirketi bu şekilde baskı altına almaya çalışması üzerine şirket tarafından MK.nun 426.maddesine dayanılarak davacı anne ile velayeti altındaki çocuklar arasında açık ve somut bir menfaat çatışması olduğundan velayet altındaki çocukların şirket nezdindeki hisselerini idare etmekle sınırlı olmak üzere kayyım atanması için Bakırköy .....Sulh Hukuk Mahkemesinin .... esas sayılı dosyasından dava açıldığını, davacı annenin azlık haklarından yararlanması mümkün olmadığından davanın öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı ile velayeti altındaki çocuklar arasında özellikle şirketin feshi talepli işbu dava açısından açıkça menfaat çatışması olduğunu, 6102 Sayılı TTK.nun 531.maddesine göre haklı nedenle fesih davasını şirket sermayesinin en az 1/10'ununa sahip azlık hissedarların açabileceğini, davacı ...'ın tek başına şirket sermayesinin 1/10'ununa sahip olmadığından huzurdaki işbu davayı açamayacağını, bu sebeple kayyım atanması için açılan davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, şirketin feshini gerektirecek herhangi bir haklı nedeninin söz konusu olmadığını, şirketin feshinin son çare olduğunu, fesih dışında çözümlere başvurulması gerektiğini, kar payı dağıtılmamasının ve sermaye arttırımının hukuka aykırı olduğu iddiasının genel kurul kararının iptali davasıyla talep edilebileceğini, kaldı ki davacının şirket tarafından alınan bütün genel kurul kararlarının iptali için dava açtığını, yine davacının Bakırköy .... ATM'nin .... esas sayılı dosyasından özel denetçi atanması talebini de içeren dava açtığını, davanın halen derdest olduğunu, davacının açmış olduğu davalarda haklı bulunması halinde huzurdaki dava için hukuki yararı kalmayacağını, yönetim kurulu başkanının 4 yıldır şirketi üstün bir başarı ile idare ettiğini, şirketi zarara uğrattığı, ya da şirket karını kendi şirketlerine aktardığı iddialarının asılsız olduğunu, şirketin 4 yılda 4,5 kat büyüdüğünü, Türkiye'nin en büyük 500 şirketi arasında 61.sırada yer alan müvekkili şirketin herhangi bir haklı neden yok iken feshinin ekonomik bir yıkım olacağını, kar payı dağıtılmaması ve şirket sermayesinin arttırılmasının yasal ve ekonomik zorunluluktan kaynaklandığını, davacıların sermaye payları korunduğundan bu durumun şirketin feshi için haklı neden oluşturmayacağını, dağıtılmayan kar payları sermayeye eklenerek sermaye artışlarında davacılara kar payları miktarında bedelsiz hisse verildiğini, davacıların bu şekilde haklarının korunduğunu, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas, .... esas sayılı kararları ile genel kurul tarafından daha evvel kar payı dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın iptaline dair davalarda mahkemece davacı talebinin reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, davacıların miras bırakanının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde de kar payı dağıtılmadığını ve sermaye arttırımı yapıldığını, kar payı dağıtılıp dağıtılmamasının genel kurulun münhasıran yetkisinde olduğunu, davacıların bilgi alma hakkının engellendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacıların talep ettikleri, tüm bilgi ve belgelerin bugüne kadar eksiksiz olarak davacılara teslim edildiğini, yasada bilgi alma hakkına ilişkin özel düzenleme bulunduğundan bu hususun şirketin feshi için haklı neden oluşturmayacağını, şirketin daha fazla kar elde etmesi gerektiği iddiasının herhangi bir somut bilgiye dayanmadığını, şirketin ana iştigal konusunun altın alım satımı değil, altının saflaştırılması olduğunu, ağırlıklı olarak saflık dereceleri düşük altınların saflık derecesini yükselttiğini, şirketin başta Hazine Müsteşarlığı ve İstanbul Altın Borsası (Borsa İstanbul) olmak üzere uluslararası bağımsız denetim şirketleri ve yeminli mali müşavirler tarafından sürekli olarak denetlendiğini, bu nedenle şirket karının başka şirketlere aktarılmasının söz konusu olmadığını, huzurdaki davanın şirketin feshinin talep edildiği bir dava olup, ihtiyati tedbir yoluyla özel denetçi atanmasının talep edilemeyeceğini, 6102 Sayılı TTK.nun 432.maddesinde özel denetçi atanmasına ilişkin ayrı dava yolunun düzenlendiğini, kaldı ki bu talebin esas bakımından da haksız olduğunu, henüz yapılmamış olan bir genel kurul toplantısında alınacak kararların yürütülmesinin tedbiren durdurulmasının işbu davada talep edilemeyeceğini, bu hususun 6102 Sayılı TTK.nun 449.maddesinde ayrı olarak düzenlemeye tabi tutulduğunu, şirket organlarının görevlerinin başında olup, şirketin organsız kalması durumunun söz konusu olmadığını, şirkete kayyım atanması talebinin yersiz olduğunu,davacının maddi ve içtimai durumunun gayet iyi olduğunu, yine davacıların teminat yatırmak zorunda olduklarını belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddine, tedbir taleplerinin de reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; davalı anonim Şirketin şirketin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesi, davacıların ortaklıktan çıkma talebinin haklı olup olmadığından tespiti istemine, TTK.nın 531.maddesi uyarınca davalı şirketin fesih ve tasfiyesi, davacı pay sahibine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek davalı şirketten çıkarılması istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;, TTK 531..madde uyarınca davacıların ileri sürdüğü şirketin fesih ve tasfiye koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden sicil kayıtlarının gönderildiği, şirketin muamele merkez adresi itibariyle mahkememizin kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır. İSTİNAF ÖNCESİ YARGILAMA: Bakırköy CBS’nın ..... Soruşturma Nolu dosyası ve ilişkili olduğu dosya içindeki diğer soruşturma ve dosyalar. Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesi’nde .... Esas nolu dosya, Bakırköy C.Savcılığı’na B.M ..... nolu dosya ,.... PAZ. SAN VE TİC A.Ş. ile ... ve ... PAZ. SAN VE TİC A.Ş.’nin ortağı olduğu tüm şirketlerin sicil kaydı, Davacıların, Davalı şirket aleyhine açtığı ve kazandığı Bakırköy .... Asliye Tic. Mahkemesi’nin ..... E. ve ..... Karar Sayılı dosyası , Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyaları,-Bakırköy .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından verilen kayyım tayinine ilişkin karar dosya arasına celp edilmiştir Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, uyuşmazlık konuları, sicil kaydı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davalı şirket anonim şirket olup 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü havidir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir. Davacıların dava tarihi itibariyle ve halen davalı şirketteki pay oranı % 31,63 olduğundan işbu davayı açma yetkisi bulunmaktadır. Mahkememizin kar dağıtımı yönünde ara karar kurarak bu yönden bilirkişi incelemesi sonrasında son yapılan sermaye artırımının şirketin bünyesindeki karın dağıtılmasına yönelik muhtemel kararını bertaraf etmeye yönelik olabileceğine dair açıkça beyan edilmiş, kaldı ki davalı şirket ortaklarından .....’ın gerek sayısal olarak gerek pay grupları itibariyle kendi şirketiyle birlikte sermaye artırımı dahil genel kurulda tek başına karar alacak pay ve oy miktarını kontrol ettiği izah edilmiş ve sonuçta “%61 oranında olup bilirkişi değerlendirmelerine ve 2014 yılından beri davacıların hisse oranlarının azaldığı, bazı diğer ortakların hisselerinin arttığına “hakim teşebbüs” konumuna geçtiği görülmüştür. Fesih yerine çözüm olarak davalı şirketin, Mahkememiz ilk etapta alternatif çözüm olarak kar dağıtımı etrafında bir alternatif çözüm zerine yoğunlaşarak ve bu konuda ara karar kurup bilirkişi görevlendirmesinden sonra, 2020 yılında iç kaynaklardan ikinci kez sermaye artırımı yapılarak, şirketin kesinleşen 2019 yılı bilançosuna göre bakiye dağıtılabilir karın büyük kısmının sermayeye eklenmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu durum sonrasında başka bir alternatif çözüme odaklanmak gerekmiştir. Mahkememizin 16/06/2022 tarihli .... Esas, .... sayılı kararında: Davalı şirketin iştiraki ..... .... yurt dışından mukim bir firma olduğundan, yurt içinde olan firmalar gibi Ticaret Sicil Gazeteleri incelenerek davalı şirketin iştirak payının ne kadar olduğunu tespit etme imkanı yoktur. Keza davalı şirket söz konusu iştiraki ile ilgili olarak tarafımıza detaylı mali bilgileri sunmamıştır. Davalı şirketin 2020 yılı sonu gerek Yönetim Kurulu Faaliyet raporunda, gerekse 2020 yılına ilişkin Bağımsız Denetim raporunda .......’ye olan iştirak oranı %45’dir. İncelemeler esnasında da söz konusu firmaya olan iştirak hisse bakımından davalı vekilinin söz konusu iştirakteki hisse oranlarının aslında %15 olduğu, iddiaları yerinde görülmemekle birlikte birlikte, 2. Ek rapor kapsamında bu sefer, davalı şirkete ait ..... .... ’nin hisselerinin %30’nun satıldığına ilişkin fatura İşbu ikinci ek rapor kapsamında davalı şirketin %45 iştiraki olan ........ firmasının %30 iştirak hissesinin satıldığına ilişkin 28.05.2021 tarih .... nolu 2.000.000,00 USD bedelli fatura ibraz edilmiştir. Ancak ibraz edilen faturada Alıcı İsmi gözükmediğinden davalı şirketin iştirakinin %30 hissesinin satıldığı itirazları yerinde görülememiştir. Sonuç olarak hükme esas alınan 28.03.2022 tarihli rapor hakkaniyete uygun bulunmuş ve davalı şirketin iştiraki ......nin iştirak hissesini satışının muvazaalı olduğu ve iştirak hisselerinin %45 olarak kabul edilmesi gerektiğine kanaat edildiğinden davalı şirketin 31.12.2021 tarihi itibariyle rayiç değerli özkaynaklarının (+) 431.091.360,28 TL hesaplandığı, buna göre, davacıların ortaklık hisseleri oranında ortaklıktan ayrılma paylarının, ... 34.095.015,68 TL, ... 34.095.015,68 TL, ... 34.095.015,68 TL hesaplama teknik yönden de uygun görülmüş bu son tarihli ek rapor dikkate alıkarak bu kapsamda bilirkişi kurulunca denetime ve hüküm kurmaya elverişli raporda belirtilen karar tarihine en yakın reel değerler üzerinden yapılan hesaplamaya göre, davacılar ...'ın davalı şirketteki çıkma payının 34.095.015,68 TL, ...'ın davalı şirketteki çıkma payının 34.095.015,68 TL ve ...'ın davalı şirketteki çıkma payının 34.095.015,68 TL olduğu sonucuna varılmış, davacı ... 20/12/2018 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğinden bu davacı yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olup davacı ... dışındaki taraf vekillerinin ve kayyımın istinaf başvuruları üzerine dosya İSTİNAF aşamasına gitmiş dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ... Hukuk Dairesi'nde incelenirken Kayyım ... ve davacı vekili ..., çocukları ... ve ... Şirketi'ndeki hisselerini T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdürlüğünün EK'te bulunan yazılı izni doğrultusunda şirket hissedarı ...'a devir ettiğini ve böylelikle huzurdaki davanın konusuz kaldığı şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Bunun üzerine bu beyanlar İstinaf Mahkemesine gönderilmiş, karar ilamında özetle: Dosya arasında yer alan bilgi ve belgelerden davadan feragat eden davacılar dışındaki diğer davacıların ortaklık sıfatının halen devam edip etmediği hususu ise tam olarak anlaşılamadığını, davalı tarafın beyanı alınıp gerektiğinde şirket pay defteri getirtilerek, anılan hisse devir sözleşmeleri de gözetilmek suretiyle davadan feragat eden davacılar dışındaki diğer davacıların şirketteki ortaklıklarının devam edip etmediğinin belirlenmesi, davadan feragat eden davacılar dışındaki diğer davacıların şirketteki ortaklık sıfatların sona erdiğinin tespiti halinde ise, davanın şirketin feshi istemine ilişkin olduğu gözetilerek, davacıların şirketin feshini istemekte hukuki yararlarının bulunup bulunmadığı da tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği şeklinde karar verilmiş mahkememiz kararı kaldırılmıştır. İstinaf ilamı sonrasında taraf vekillerine yapılan tebligata rağmen şirket pay defterlerinin sunulmadığı taraf vekillerinin istinaf aşamasında iken payların devredildiğine ve davanın konusuz kaldığına dair dilekçe sundukları anlaşılmış olup şirketin son İTSM kayıtları dosya arasına alınmıştır. Konuyu düzenleyen TTK 530 maddesine göre; (1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. (2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Hükmü kapsamında uyuşmazlık konusu ele alınmıtır. Davalı şirket Anonim şirket olup TTK m.530’da açıkça belirtildiği üzere pay sahipleri, şirket alacaklıları ve Ticaret Bakanlığı anonim şirketlerde bu davayı açmaya yetkilidir. Limited şirketlerde dava açma hakkına sahip bulunanlar ise ise ortaklar veya şirket alacaklılarıdır. İncelenen sicil kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davacı ..., ... ve ...'ın hali hazırda dava tarihinden sonra istinaf aşaması itibariyle sicilde resmi olarak pay sahibi olarak artık ortak olmadığı görülmüştür. Aktif dava ehliyeti yönünden kapalı anonim şirketlerde sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahiplerinin aktif dava ehliyetleri vardır. TTK. m. 531 hükmünde, hakkın kullanılabilmesi için diğer azınlık haklarında olduğu gibi, davacıya ait olan payların kapalı anonim şirketlerde sermayenin onda birini, halka açık anonim şirketlerde ise yirmide birini temsil etme koşulu ortaya konulmuştur. Pay sahipliği sıfatı, hem haklı sebeplerin ortaya çıktığı anda hem de dava esnasında mevcut olması gereken bir sıfattır. Bu sıfat dava sonunda hüküm verilene kadar korunmalıdır. Hatta davacıların pay sahipliği sıfatının, dava kesin hüküm ile sonuçlanıncaya kadar da mevcut olması gerekir. Bu nedenle, payını başkasına devredenin fesih davasında hiçbir menfaati kalmadığından ve dava hakkı, şahsa bağlı yenilik doğuran bir dava hakkı olduğundan, devralana geçmediğinden, fesih davası doğrudan ortadan kalkar. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı ( husumet ) maddi hukuka göre belirlenen bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat bir itiraz olduğundan, hakim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat , davada taraflardan birinin davaya konu sübjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus¸ mahkemece resen gözününde bulundurulmalıdır, bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının olmadığı belirlenirse , artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden , davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi , davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir defi de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.( Yargıtay 3. HD 03/07/2017 tarih 2016/21937 esas, 2017/10891 karar sayılı ilamı) Yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda böyle bir davanın, aktif husumet ehliyetinin dava tarihinde ve davanın devamı müddetince pay sahibi sıfatını muhafaza eden kişiler tarafından açılıp sonuçlandırılması gerekir. Davacının şirket ortağı sıfatına bağlı aktif dava ehliyetinin dava süresince devam etmesi gerekmektedir. ( İSTANBUL BAM 12. HUKUK DAİRESİ ESAS-KARAR NO: 2021/317 - 2021/292) Taraf ve dava ehliyeti HMK 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olduğundan resen gözetilmesi gerekmektedir. İşbu davalarda, dava açan kişinin davanın başından sonuna kadar bu sıfatını sürdürmesi gerekli olduğundan davacıların ortaklık paylarını şirket ortağı sıfatına bağlı aktif dava ehliyetinin dava süresince devam etmesi gerektiği kanaatine varılmış olup incelenen İTO ve sicil kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davacı ..., ... ve ...'ın hali hazırda dava tarihinden sonra istinaf aşaması itibariyle sicilde resmi olarak pay sahibi olarak artık ortak olmadığı görülmüştür. Taraf vekillerine gönderilen tebligata rağmen şirket pay defterini de mahkememize sunmamışlardır. Bu durumda mevcut beyanlara göre bir kısım davacılar bakımında davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine ve davacı ... 20/12/2018 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğinden bu davacı yönünden feragat nedeniyle davanın reddine taraflar birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediğini mahkememize dilekçe ile bildirdiği de dikkate alınarak taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına şeklinde aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacılar ..., ... ve ... yönünden: Davanın AKTİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davacı ... yönünden: davacının feragati nedeni ile DAVANIN REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 25,20-TL harcın mahsubuna, bakiye 402,40-TL karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmesine YER OLMADIĞINA, 5-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde taraf yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 16/01/2024 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1149, K. 2024/36, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1149-e-2024-36-k-0760e00e579b