İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/794 E. 2023/1101 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/794
- Karar No
- 2023/1101
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/794 Esas KARAR NO : 2023/1101 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/09/2022 KARAR TARİHİ : 30/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı Şirket ile davalı, 2014-2017 yılları arası ticari münasebette bulunulduğu, davalı şirket, vekil edence alınacak mal bedeli için tahmini bir rakam zikrederek bu miktarın mal alınımı öncesi gönderilmesini vekil edenden talep ettiği, iş bitiminde ise hesap mutabakatı yapılarak alacak verecek ilişkisinin kendi aralarında düzenleneceğini beyan ettiği, bunun üzerine vekil edenin, davalı tarafın talep ettiği ödemeleri yapmaya başladığı ve davalı tarafta mal gönderimi yaptığı, ortalama 3 sene devam eden ticari ilişki sonunda taraflar arasında hesap mutabakatı yapıldığı ve davalı tarafa 124,000,00U5D fazla ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Vekil eden defaatle, davalı taraftan bu bedeli talep etmiş ise de davalı taraf ödeme yapmadığı, vekil edence başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafça itiraz edildiği belirtilmiştir. Davacı şirketin 16/01/2014 tarihinde 65.777,00USD, 11/06/2014 tarihinde 208.337,00USD, 11/06/2014 tarihinde 370.812,00U5D ve 28/01/2015 tarihinde 57.443,00EURO olmak üzere toplam 644,926,00USD ve 57.443,00EURO ödeme yaptığı, davalı şirkete; 14.10.2014 tarih Seri A, Sıra No: ....., 83,968,00 USD bedelli ,265.12,2014tarih 22.379,52 Euro bedelli ,26.12.2014 tarih 35,168,44 Euro bedelli, 098.01.2015 tarih Seri :B Sıra No:.... .229.755,00 Dolar bedelli :26.02.2015 tarih Seri B Sira No:.... ,3.700.00 Dolar bedelli, 12.04.2015 tarihleri A Sıra No:.... Miktar :147,323,40 Dolar bedelli, 07.05.2015 tarih Seri YA Sıra No:.... Miktar:1.228.50 Dolar bedelli, 26.08.2015 Tarih Seri :A Sıra No:..... Miktar:43.171,86 Dolar bedelli,28.01.2016 Tarih Seri:A Sıra No:.... Miktar:1500,00 Euro bedelli, 17.02.2015 tarih Seri:B Sıra No:.... Miktar:2.760,00 Dalar,13.04.2016 tarih Seri A Sıra No: .... Miktar:5.286,10 Dolar bedelli ve 25.01.2017 tarih Seri A Sıra No:....,Miktar 3.503.04 Dolar bedelli, faturaların düzenlendiği belirtilmiştir. Küçükçekmece.... İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kaldırılarak takibin devamını, davalının, takip tutarında belirtilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahküm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davacının yabancı bir şirket olup, adresi de yurt dışında olduğu, dolayısıyla MÖHUK 48/1 hükmü gereği, davacı tarafın yabancı şirket olması nedeniyle teminat göstermesi gerekmekte olup, HMK 88.maddesi uyarınca Mahkemenizce bu eksikliği gidermek üzere davacı tarafa kesin süre verilmesini, kesin süre içerisinde teminat gösterilmezse işbu davanın usulden reddini talep etmişlerdir. Davacının tüm hak ve alacak talepleri zaman aşımına uğradığını, davacının tüm hak ve alacak taleplerine karşılık zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirtmiştir. Davalı şirketin alacaklı firmaya herhangi bir borcu bulunmadığı, davalı şirkete karşı başlatılan icra takibinin ve itirazın iptali konulu davanın hakkaniyete aykırı olduğu, huzurdaki davanın haksız olarak ikame edildiği izahtan vareste olduğu belirtilmiştir, alacaklı taraf, hiçbir alacağı olmamasına rağmen haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlattığı vs dava dilekçesinde yer verilen hususları kabul etmediklerini belirtmiştir. Antlaşmanın maddeleri uyarınca, alıcı ancak satıcının sözleşmeyi esaslı şekilde ihlal ettiğine veyahut ihlal edeceğine dair ciddi gerekçe yahut diğer hallerde sözleşmeyi, makul süre içerisinde feshedebileceği, somut olayda, Antlaşmaya ve TTK'ya uygun olarak, müvekkil şirkete sözleşmenin ihlali yahut kabul anlamına gelmemek kaydıyla ayıplı mal teslimi gerekçesiyle yapılmış süresinde ve usulüne uygun herhangi bir ihbar bulunmadığı, davacı taraf, taraflar arasındaki siparişleri tek taraflı olarak ve basiretli bir tacir gibi davranmamak suretiyle, usul ve yasaya aykırı şekilde, herhangi bir gerekçe göstermeksizin sona erdirdiği belirtilmiştir. Yine davacı taraf fesihle birlikte, davalıya vermiş olduğu ve müvekkil tarafından bu siparişlere uygun olarak hazırladığı siparişleri iptal ettiği ve davalıyı zarara uğrattığı belirtilmiştir. Davanın reddini, %20’den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; icra takibine yapılan itirazdan kaynaklı itirazın iptali istemlidir. Dosyaya delil olarak a) Dava dilekçesi ve ekleri, b) T.C. Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra Dosyası, e) Tarafların Ticari Defterleri celp ve ibraz edilmiştir. Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu aleyhine 140.266,08-USD alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı-borçluya tebliğ edildiği, davalı-borçlunun vekili vasıtasıyla yasal süresi içerisinde borca, ferilerine ve faize itiraz ettiği, itirazın yasal 7 günlük sürede yapıldığı, işbu itirazın iptali davasının da 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görüldü. Mahkememizin 21/09/2022 tarihli duruşma tutanağının (2) no'lu ara kararı gereğince Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamındaki takipten kaynaklı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davacının iddia ettiği gibi mal alımı öncesinde gönderilen bedel karşılığında davalı tarafın eksik mal gönderip göndermediği, devam eden ticari ilişki sonunda hesap mutabakatı sonrasında davalının takibin konusu yaptığı fazla ödemesinin bulunup bulunmadığı, davalının icra takibine itirazında haklı olup olmadığı ile varsa bu tutarların tespiti hususlarında dosya bütün olarak bilirkişi SMMM bilirkişisine tevdi edilerek rapor alınmış, bilirkişi raporunda özetle; “Davacı yabancı tüzel kişi şirket ile davalı şirket arasında yapılan ticaretin 2014 — 2017 yıllarını kapsadığı, Yapılan işlemlerin Amerikan Doları ve Avro üzerinden gerçekleştirildiği, gerçekleşen işlemlerin tamamının davalı tarafından Türk Lirası cinsinden tutulduğu ve herhangi bir kur farkı hesap edilmediği, davalı şirket kayıtlarında, davacı yabancı tüzel kişi şirketin alacağının görünmediği ancak mesnetsiz şekilde kapatılan davacı alacağının 45.867,52 TL olarak tespit edildiği, yapılan ticaretin yabancı para cinsinden gerçekleştiği dikkate alındığında davacının davalıdan olan alacağının 124.130,11 USD olduğu, davacının davalıya olan borcunun 1.500-Euro olduğu, icra takibinden önce davalıyı temerrüde düşüren herhangi bir ihtarname dosyada görülmediğinden alacak faizi hesaplanmadığı, davacının tespit edilen alacağının, davacının eksik mal gönderiminden veya davalının fazla ödemesinden kaynaklandığı konusunda bir yorum yapılamayacağı, ” şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nin 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nin 187, 190 ve 200'üncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir. İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, icra dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası kapsamındaki takipten kaynaklı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davacının iddia ettiği gibi mal alımı öncesinde gönderilen bedel karşılığında davalı tarafın eksik mal gönderip göndermediği, devam eden ticari ilişki sonunda hesap mutabakatı sonrasında davalının takibin konusu yaptığı fazla ödemesinin bulunup bulunmadığı, davalının icra takibine itirazında haklı olup olmadığı ile varsa bu tutarların tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır. HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir. Davalı taraf müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiştir. Taraflar arasındaki ticari faaliyet sorunsuz şekilde devam ederken davacı tarafça müvekkili şirket tarafından hazır edilen ürünler teslim alınmamış akabinde haksız ve hukuka aykırı olarak işbu dava ikame edilmiştir. Şeklinde savunmada bulunması üzerine ispat yükü eser sözleşmesi de olduğu dikkate alındığında sipariş üzer,ine üretilen ürünlerin teslim ediliği ya da teslime hazır halde bulunduğu hususları davalının üzeride olup davalı taraf buna ilişkin ispata yarar delil sunmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/11/2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.) “Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili talebi ile yapılan icra takibine itirazın iptali talebinden ibarettir. Davacı yüklenici davalı ise iş sahibidir. davacı yüklenici vekili; müvekkili şirketin, davalı şirketle ticari ilişkisi olduğunu, bu çerçevede, davalı şirkete müvekkili tarafından mal/hizmet verildiğini, ancak bakiye borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için (….) Genel olarak eser sözleşmelerinde yüklenicinin sadece eseri meydana getirmesi, aslî edim borcunu yerine getirdiği anlamına gelmemektedir. Yüklenici, sözleşmeye uygun meydana getirdiği eseri teslim borcu altındadır. Yüklenici üstlendiği eseri meydana getirecek ve meydana getirdiği bu eseri, iş sahibine usul ve yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olarak teslim edecektir. Eseri teslim borcu yüklenicide olduğundan eserin teslim edildiğini kanıtlama borcu da yükleniciye düşmektedir. Bir başka deyişle yüklenici, eseri, iş sahibine sözleşmeye uygun teslim ettiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı yüklenici bedele hak kazanabilmesi için, eseri iş sahibine süresi içerisinde iş sahibinin iş yerinde teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hakimiyetine geçirmesi olarak tanımlanmaktadır. Teslimi kanıtlama yükü davacı yüklenicide olmakla bu teslimin nasıl kanıtlaması gerektiği davanın çözüm noktasını oluşturmaktadır. Eserin teslim edilip edilmediğinin ispatında taraflar ispatın hangi delillerle yapılacağı hususunda sözleşmeye hüküm koyabilirler ve teslim konusunda bir delil sözleşmesi yapabilirler. Böyle bir delil sözleşmesi yoksa yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim, hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla bu arada tanıkla dahi ispat edebilir. (YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 2017/526 K. 2017/1199 T. 20.3.2017) Sonuç olarak Davacı yabancı tüzel kişi şirket ile davalı şirket arasında yapılan ticaretin 2014 — 2017 yıllarını kapsadığı, Yapılan işlemlerin Amerikan Doları ve Avro üzerinden gerçekleştirildiği, gerçekleşen işlemlerin tamamının davalı tarafından Türk Lirası cinsinden tutulduğu ve davalı şirket kayıtlarında, yapılan ticaretin yabancı para cinsinden gerçekleştiği dikkate alındığında davacının davalıdan olan alacağının 124.130,11 USD olduğu sabit olup bu alacak da davalıca inkar edilmediği dikkate alındığında davacının da davalıya olan borcunun 1.500-Euro olduğu dikkate alınarak mahsup edilmiş ve tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulü ile davalının küçükçekmece .... icra müdürlüğü .... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile: takibin 122.494,21 usd alacak yönünden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere alacaklının takip talebindeki faiz oranı talebiyle bağlı kalmak üzere ticari temerrüt faizi uygulanmasına, Davacının işlemiş faiz talebi yönünden ise 6098 sayılı TBK 117.maddeye göre temerrüt faizi talebi için taraflar arasında yazılı bir sözleşme, teamül haline gelmiş faiz uygulaması ve alacaklının borçluyu temerrüde düşürücü her hangi bir ihtarının bulunmadığı gözetildiğinden işlemiş faiz talep edemeyeciği anlaşılmış olup davacının işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının alacağına karşı davalının Euro alacağı parite cinsinden hesaplanarak davalı alacağından resen mahsubu ile davacının fazlaya ilişkin alacak taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın Kısmen KABULÜ İLE; -Davalının Küçükçekmece ..... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE: takibin 122.494,21 USD alacak yönünden DEVAMINA, alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere alacaklının takip talebindeki faiz oranı talebiyle bağlı kalmak üzere ticari temerrüt faizi uygulanmasına, -Davacının fazlaya ilişkin alacak ve işlemiş faiz alacağı taleplerinin REDDİNE, - Hükmedilen alacağın %20'si oranında davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, takip tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplanan 150.253,84-TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 152.835,52- TL harçtan peşin alınan 39.905,72- TL harcın mahsubu ile noksan kalan 112.929,80- TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 39.905,72- TL peşin harç ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 39.986,42-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan 3.211,00- TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.804,16-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.152,75-TL'sinin ise davalıdan, kalanın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davalı tarafça yapılan 300,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 38,01-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 249.869,06-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 50.691,56-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/11/2023 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza