İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/188 E. 2024/597 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/188
Karar No
2024/597
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/188 KARAR NO : 2024/597 DAVA : Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/03/2020 KARAR TARİHİ : 12/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 14 İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip borçluları ... ve ... Şirketi aleyhine ... Bankası A.Ş. ... şubesine ait 8.099.453,38 TL tutarlı ... keşide tarihli ... seri nolu çeke dayalı takip başlatıldığını, davalı şirket yönünden borçlu şirketin çift imza ile temsil edildiğinden bahisle takibin durdurulmasına karar verildiğini, kararın İstinaf edildiğini, davalı şirketten alacaklı olunduğunu, alacağın tahsili için alacak davası açılmasının zorunlu olduğunu, taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin defter ve kayıtları ile sabit olduğu üzere davalı şirketin müvekkiline çek bedeli kadar borçlu olduğunu, bu sebeple 8.099.453,38 TL'nin 30.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi dava ve talep edilmiştir. Davalıya usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekili 24.02.2021 tarihinde sunduğu tarihsiz dilekçe ile arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup dava tarihinden önce arabuluculuk faaliyetinden sonuç alınamadığına dair son tutanak aslının sunulduğu anlaşılmakla davalı tarafın, dava şartına yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin... Esas ...Karar sayılı kararı ile davalı şirket hakkında başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takibin, çekin keşide edildiği tarih itibarıyla şirket yetkilileri tarafından düzenlenmediğinden bahisle durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin Ticaret Sicil kaydının tetkikinden 05.01.2018 tarihinden itibaren aksi karar alınıncaya kadar ... ve ...'in şirketi müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili olduğu, ...'in münferinden imza yetkisinin 05.01.2018 tarihi itibarıyla kaldırılmış olduğu anlaşılmıştır. ... Bankası .. Şubesine yazılan müzekkereye ... seri nolu çek ile ilgili olmak üzere çekin takas sistemi aracılığıyla ... tarafından 04.01.2019 tarihinde ibraz edildiği, çek üzerindeki yetkili imzasının eksik olması nedeniyle çekin 98 iade sorunlu koduyla iade edildiği yönünde cevap verildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından sunulan delil listesi ekindeki 27.05.2015 tarihinde düzenlendiği anlaşılan "Bayilik Sözleşmesi" başlıklı sözleşme içeriğinde, taraflar arasında, davacının Türkiye'de ürettiği veya ithal ettiği ... ve ... markalı araç lastiklerinin pazarlama, satış ve dağıtımı konusunda bayilik sözleşmesi düzenlendiği, bayilik sözleşmesinin süresinin 5 yıl olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin 17.maddesinde ihtilaf halinde İstanbul Çağlayan Mahkemelerinin ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacının Bayilik Sözleşmesinden ve çek bedelinden kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı konusunda tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi için dosya bir Mali müşavir bilirkişi ile bayilik sözleşmesi konusunda uzman bir bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişiler 14.03.2022 tarihli raporda özetle; davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi üzerine davacının ticari defterlerinin incelendiği ve davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve incelenen 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 takvim yıllarına ait ticari defterlerin delil vasfına haiz olduğu, davacının incelenen resmi defterlerinde 11.03.2020 dava tarihi itibarıyla davalı bakiyesinin 0 olduğu, dava konusu 0759105 nolu 8.099.453,38 TL tutarlı çekin 30.12.2018 tarihinde yevmiye defterinde davalı yana alacak kaydının yapıldığı, çek kaydından önceki davacının alacak bakiyesini oluşturan faturaların, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alım/satım ile ilgili faturalar olduğu yönünde tespitlerde bulunulduğu anlaşılmıştır. 14.03.2022 tarihli raporda, davacının cari hesaptan kaynaklanan alacak miktarının belirtilmemiş olduğu, rapor ekinde sunulan listenin hangi bilgilere ilişkin olduğu anlaşılamadığından dosya öncekilerden farklı bağımsız denetçi mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek davacının dava tarihi itibarıyla bayilik sözleşmesinden kaynaklı alacak miktarının ne kadar olduğu, dayanaklarının neler olduğu, varsa faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı konusunda tarafların 2016-2022 yılları ticari defterleri incelenerek rapor düzenlenmesi istenilmiş, davalının ticari defterleri ibraz etmemesi üzerine davacının ticari defterlerinin incelendiği, davacının defter ve belgelerine göre bayilik sözleşmesinden kaynaklı alacak bakiyesinin dava tarihi itibarıyla 7.880.462,14 TL olduğu, alacağa dayanak gösterilen 66 adet faturanın; 2 adedinin vade farkı faturasından kaynaklandığı, diğer faturaların ürün faturaları ve bayilik sözleşmesinden kaynaklandığı, alacağa dayanak faturaların davacı defterlerine kaydedildiği, davalının defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle mutabakatsızlık sebeplerinin tespit edilemediği yönünde görüş ve kanaat belirtildiği, rapor içeriğinde davacının toplam 4.288.027,53 TL tutarlı (22.02.2018 tarih 1.273.807,19 TL ve 14.01.2019 tarihli 3.114.220,34 TL tutarlı) vade farkı faturası düzenlediği yönünde tespitlerde bulunulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen 27/05/2015 tarihli Bayilik sözleşmesinin "Gecikme Faizi" başlıklı 6.5. Maddesinin " Bu sözleşme uyarınca, Bayi tarafından ...'ya yapılacak herhangi bir ödeme her ne sebeple olursa olsun belirtilen vadesinde ödenmediği takdirde, geciken ödemenin bakiyesi üzerinden vade tarihinden itibaren başlamak üzere söz konusu meblağ tamamen ödeninceye kadar günlük olarak hesaplanacak aylık yüzde üç (%3) nisbetinde faiz yürütülecektir. Ancak ..., aylık yüzde üç (%3) olarak belirtilen bu gecikme faizi oranını, değişen piyasa şartlarına ve ekonomik duruma göre gerekli gördüğü takdirde değiştirilebilecek ve bu değişikliği bayilerine sirküler vasıtasıyla derhal tebliğ edecekler. Bayi bu değişimleri peşinen kabul etmiş sayılır." şeklinde kararlaştırıldığı dosyaya ibraz edilen sözleşme örneğinden anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. Maddesi; (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” hükmünü içermektedir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise; “ (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64/1. maddesinde, her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; her iki tarafın kendi ellerindeki vesikaları Mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu, bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı durumlarda karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi gerektiği , bundan kaçınması hâlinde bağlanması gereken hukuksal sonuçların 6100 sayılı Kanun'un 220 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin düzenlemelere tabi olduğu, aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasının bir tarafın Mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi hâlinde, Mahkemenin o tarafın maksadını gözeterek diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngördüğü, bu hükmün taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hâllerde ticari defterlerin mahkemeye sunulmaması bakımından da uygulandığı, taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, her iki tarafın ticari işletmesininden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydı ile kesin delil niteliğinde bulunduğu, davacı ticari defterlerinde davalıdan 7.880.462,14 TL alacaklı olduğunun kaydedildiği, bu bedelin davalı ticari defterlerinde borç olarak kayıtlı olup olmadığının ve vade farkı faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespiti için davalı ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği, davalının iki ayrı ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının ibrazdan kaçınması sebebi ile davacı ticari defterlerinin kesin delil olarak kabul edilmesi gerektiği , davacının kendi defterlerinde kayıtlı toplam 66 adet faturadan kaynaklı alacak bakiyesi 7.880.462,14 TL yönünden ispat külfetini yerine getirdiği ve davacının davalıdan 7.880.462,14 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin alacak ispat edilemediğinden fazla talebin reddine karar vermek gerekmiş, 6098 sayılı TBK'nın 117.maddesi uyarınca davalının dava tarihinden önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 7.880.462,14 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre tahsili gereken harç 538.314,36 TL olduğundan, peşin yatırılan 138.318,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 399.995,94 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine 3-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen harç miktarı 138.318,42 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-İleride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden sarfedilen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 196,75 TL posta ve tebligat masrafı, 54,40 TL başvuru harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti toplam 7.251,15 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 7.055,09 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 382.804,62 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 34.848,62TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/09/2024 BAŞKAN ÜYE ÜYE KATİP

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/188, K. 2024/597, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-188-e-2024-597-k-bf7ab38cbd41