İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/349 E. 2024/759 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/349
- Karar No
- 2024/759
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/349 Esas KARAR NO : 2024/759 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/05/2023 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Karşı tarafın edimini yerine getirmemesi sebebiyle teslim edilen ... Şubesine ait ... tarih ve ... seri numaralı Keşidecisi ... olan, lehdarı ... olan çekin bedelsizliği sebebiyle müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine, ödenen ... TL nakit bedelin ise ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline, banka tarafından çekin karşı tarafa ödenmemesi ve karşı tarafça veya bir 3. Kişi tarafından icra takibine konu edilmemesine yönelik ihtiyati tedbir konulmasına, dava konusu edilen miktarlardan ... TL açısından %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada tahkikata yarar hiçbir delil bulunmamakla birlikte huzurdaki davanın hukuken dinlenebilirliği de bulunmadığının, bu nedenle de yargının daha fazla meşgul edilmemesi adına huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA dilekçeler aşaması özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şubesine ait ... tarih ve ... seri numaralı Keşidecisi ... olan, lehdarı ..., cirantaları Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davalı ... ile şirketin yetkilisi ... ve ... olan çekin bedelsizliği sebebiyle müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitini, banka tarafından çekin karşı tarafa ödenmemesi ve karşı tarafça veya bir 3. Kişi tarafından icra takibine konu edilmemesine yönelik ihtiyati tedbir konulmasını, dava konusu edilen çek miktarı için Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında teminat sunulduğundan takdiren teminatsız olarak karar verilmesini ve ayrıca kötüniyetli olarak çeki iktisap ettiğinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, davanın Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesini, ... Şubesine ait ... tarih ve ... seri numaralı Keşidecisi ..., lehdarı ... olan ... bedelli çek hakkında müvekkilinin temel hukuki ilişkideki edimin lehdar firma tarafından hiç yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanan bedelsizlik sebebiyle borçlu olmadığının tespitini, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, ayrıca çekin davalı ... tarafından; bankaya ibrazı halinde ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı, lehdar firmaya karşı açılı bulunan birleştirme istenen dosyaya nakdi teminat sunulduğundan, takdiren teminatsız olarak karar verilmesini, yargılama giderlere ve vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl dava; iki adet havuz inşasına ilişkin olarak avans olarak verildiği iddia edilen çekin, işlerin yapılmaması nedeniyle bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine, birleşen dava ise aynı nedene dayalı olarak asıl davadaki şirket temsilcisinin bizzat kendisine ve hamile karşı, hamilin iyiniyetli hamil olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Asıl davada davalı cevap dilekçesi sunmadığından dava dilekçesindeki tüm iddiaları reddetmiş kabul edilmiştir. Birleşen davada davalı taraf, davacı ile anlaşan şirket temsilcisinin davacıların işini yüklendiğini, işin tamamlanmadığını, çekin bu işe karşılık verildiğini bilmediğini, davalı şirket temsilcisi aralarında davacıya zarar verme anlaşması olmadığını savunmaktadır. Birleşen davada davalı şirket temsilcisi cevap dilekçesi sunmadığından dava dilekçesindeki tüm iddiaları reddetmiş kabul edilmiştir. Çözülmesi gereken uyuşmazlık noktalarının davacı ile davalı şirket arasında havuz yapım işi anlaşması bulunup bulunmadığı, dava konusu ... TL bedelli çekin avans çeki olup olmadığı, davalı şirket yetkilisine ödenen ... TL’nin iadesinin gerekip gerekmediği, davalı çek hamilinin çeki ihdas ederken kötüniyetli olup olmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan avans olarak verildiğinden bedelsizliğe dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Çek bakımından TTK’nın 790 ve 792 maddesi Bu itibarla gelinen aşamada kanun koyucunun takdiri hâkime bıraktığı “bile bile borçlunun zararına hareket” kavramı ve bu durumun ispatı hususuna değinmek yararlı olacaktır. Kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkilidir. İyiniyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklardaki oluşa göre farklılaşabilecektir. İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz. Yani, borçlu, hamil olan davalıya karşı çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bununla birlikte, ispat yükü çek borçlusunun üzerinde olup, borçlu tarafından hem def’îlerin varlığı (ki bu def'î bedelsizlik ise senede karşı senetle ispat kuralları gereği kesin/yazılı delillerle ispatı gerekecektir) hem de bunların senedi iktisap ederken hamil tarafından bilindiğinin ispatlanması gerekmektedir. Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla lehtar ciranta ile gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının keşidecisi olduğu ... TL bedelli çekin ... keşide tarihli diğer davalı şirket lehine düzenlendiği, çekin birleşen davada davalı ... cirosu ile davalı ...’ya verildiği ve anılan davalı tarafından bankaya ibraz edilerek tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Asıl davada ve birleşen davada her ne kadar davalı şirket ve şirket temsilcisi davaya cevap dilekçesi sunmayarak tüm iddiaları reddetmiş sayılsa da, davacı tarafından davalı şirket temsilcisinin dolandırıcılık suçundan şikayet edildiği ve ilgili dosyaya delil olarak dayanıldığı görülmekle davalı şirket temsilcisinin ... CBS’de alınan ... tarihli ifadesinde; “taraflar arsındaki havuz yapım işini kabul ettiğini, paranın bir kısmını davacıdan tahsil ettiğini, bir kısmı için çek aldığını, işçisi ...’in hesabına yatan parayı kendisini aldığını” beyan etmekle; taraflar arasında dava konusu 2 adet havuz yapım işi konusunda anlaşma bulunduğu, bu anlaşmaya binaen davacının ... ve ... tarihlerinde ...’er TL olmak üzere toplam ... TL davacı tarafından davalı şirkete gönderildiği, dava konusu edilen ... TL bedelli çekin de havuz yapım işi için avans olarak verildiği, havuz yapım işine hiç başlanmadığı ve işin sonlandırılmadığı, dolayısıyla davalı şirketin uhdesinde bulunan bedelin davacıya iadesi gerektiği kabul edilmiştir. Dava konusu çekin bedelsiz olduğu davalı lehtara karşı kanıtlanmış ise de ciro yoluyla hamil davalı ... yönünden takibe ve davaya konu çekin bedelsiz olduğunu bile bile davacının zararına hareket ederek çeki iktisap etmiş olduğu iddiasının ispatı söz konusu değildir. Bedelsizlik şeklinde ortaya çıkan kişisel def’înin çek hamiline karşı ileri sürülebilmesi için öncelikle, çekin bedelsizliğine dair def’înin yazılı delille ispatlanması zorunlu olup bu iddia davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanmışsa da davalı ...’nın, dava konusu çeki, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkiyi bilerek ve davacıya zarar vermek maksadıyla ele geçirdiği davacı tarafından ispatlanamamıştır. Bu itibarla davacının, kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içeren dava konusu çek nedeniyle davalı ciro yoluyla hamil ...’ya karşı borçlu olmadığına dair menfi tespit iddiası ispatlanamadığından davacının anılan çek nedeniyle borçlu olduğunun kabulü gerekmiştir. Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K; 2020/6050 E, 2021/4519 K) Her ne kadar 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereği Ticari davalardan, konusu bir miktar para olan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu hüküm altına alınmış ise de bu kanun maddesi dava tarihi itibariyle de yürürlükte değildir. Ancak, dosyada, davacı tarafça zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Arabuluculuk sürecinin başlangıç tarihi ..., bittiği tarih ise ...'dir. İş bu davanın tarihi ise ... tarihi olup, dava tarihleri itibariyle, dava konusu talepler, zorunlu arabuluculuğa başvuru koşuluna tabi değildir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; A)Asıl Dava Yönünden: 1-Davanın kabulü ile ... Şubesine ait ... tarih ve ... seri numaralı ... TL bedelli çekten dolayı davacının davalı şirkete borçlu bulunmadığının tespiti ile ödenmiş çekin karşılığı olan ... TL’nin davalıdan alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacıya ödenmesine, 2-Davacı tarafından iş yapım bedeli olarak gönderilen ... TL’nin davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, alacağın ... TL’sine ... geri kalanına ... tarihinden itibaren avans faizi oranında faiz işletilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harcın mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın davalılar ... ile ...’dan alınarak davacıya ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, 6-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, B)Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dava yönünden: 1-Davanın kabulü ile ... Şubesine ait ... tarih ve ... seri numaralı ... TL bedelli çekten dolayı davacının davalı ...’a borçlu bulunmadığının tespiti ile ödenmiş çekin karşılığı olan ... TL’nin bu davalıdan alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacıya ödenmesine, davalı ...’ya ikame edilen davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harcın mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalı ...’dan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’nin davalı ...’dan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Yargılama sırasında yapılan masraflarla ilgili asıl davada karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalı ...’dan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalı ... kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır