İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/161 E. 2024/9 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/161
Karar No
2024/9
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/161 KARAR NO : 2024/9 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/03/2023 KARAR TARİHİ : 04/01/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayıl dosyası ile kendisi aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ilamsı zicra takibi yaptığını, davalı tarafın şahsı aleyhine yaptığı icra takibinin dayanağını ... tanzim ... vade 36.000,00 TL bedelli bono oluşturduğunu, bonodaki imzanın şahsına ait olmadığını, yargılama aşamasında yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu durumun açıklığa kavuşacağını, kendisinin bonodan kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek, takibin iptali ile borçlu olmadığının tespitini ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibinin bizzat davacının kendisinin 05/04/2019 tarihinde Nüfus Müdürlüğüne bildirdiği adrese yapıldığını, tüm tebligatların tebligat kanuna uygun olarak yapıldığını, senetteki imzanın kesinlikle davacı tarafa ait olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, davacıların iddiasınının takip konusu bonoyla ilgisinin olmadığını, borcu ödemekten kaçınmaya yönelik beyanlar olduğunun sabit olduğunu, 2019 yılı aralık ayında oğlunun ve davacının dükkanının köşesine geldiğini ve dava konusu bonoyu bizzat davacının imzalayarak verdiğini, davanın mahiyeti itibariyle davacının tanık deliline dayanmasına muvafakat etmediklerini, İİK gereğince takip miktarının %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini belirterek, haksız davanın reddi ile, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerindeki bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava İİK'nun 72 maddesi gereği menfi tespit davasıdır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlunun ... olduğu, 36.000,00 TL alacak için başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takip dosyası olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce davacı ...'ın imza ve yazı örnekleri alınarak ilgili kurumlardan evrak asılları dosyamız arasına alınmıştır. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi 19.10.2023 tarihli raporunda sonuç olarak; "İnceleme konusu senette atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'ın eli ürünü olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır. Uyuşmazlık; Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu senet yönünden, senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı ve davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, davalının dayandığı hukuki ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Davalı alacaklı varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiden kendi lehine çıkar sağlamak durumunda olduğundan, bu ilişkinin varlığının borçlu tarafından inkar edilmesi halinde, ilişkinin mevcudiyetini ispat etmek davalı alacaklıya düşer. Fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer . Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nın 170. maddesinde düzenlenmiş, bu maddenin üçüncü fıkrasında icra mahkemesince incelemenin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı açıklanmıştır. İİK'nın 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra 6100 sayılı HMK'nın 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir. İmza incelemesine dair ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı alacaklının davacı borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında başlattığı takibin 36.000,00 TL asıl alacağa ilişkin olduğu, 17/11/2022 tanzim tarihli 25/11/2022 vade tarihli 36.000,00-TL bedelli bononun takibin dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır. Davacı icra takibine konu edilen bono üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürerek sahtecilik iddiasında bulunmuştur. Dosya içerisine kazandırılan ATK bilirkişi raporlaru ile; takibe dayanak bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğu anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. İİK.72/5. Maddesindeki "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz" düzenlemesi gereği takibe dayanak çekte lehtarın davalı şirket olduğu, buna göre imzaların davacı şirket temsilcisinin eli ürünü olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla İİK.72/5. Maddesindeki kötüniyet tazminatına ilişkin yasal koşulların oluştuğunun kabulü ile takibe dayanak 15/12/2016 tarihli ... seri nolu 190.452,00 TL bedelli çek bedelinin %20'si oranında hesaplanan 41.782,99 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 16/02/2017 gün, 2016/12169 Esas, 2017/1231 Karar sayılı emsal içtihadında; ''... İİK. m. 72,IV,c.2-4 uyarınca menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum eder. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerekmektedir. Menfi tespit davasına bakan mahkeme icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı vermemişse, mücerret menfi tespit davasının alacaklının alacağını almasını geciktirdiğinden söz edilemeyeceğinden, menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu tazminata mahkum edemez (KURU, Baki; İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s. 376-377). Mahkemece açıklanan bu hususlar değerlendirilmeden yazılı şekilde davalı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir." şeklinde belirtilmiştir. Davacı yanın ihtiyati tedbir talebi mahkememizin 08.03.2023 tarihli ara kararı ile kabul edilerek İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği, davacı yanın teminatı yatırması üzerine anılan tedbir kararının dava konusu icra dosyasında infaz edildiği görülmüştür. Bu durumda, yapılan yargılama sonunda açılan menfi tespit davasının reddine karar verildiğinden, icra dosyasında infaz edilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağını geç almış olmaktan doğan zararı nedeniyle İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca davalı yararına tazminata hükmedilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı alacaklının tazminat talebinin kabulü ile 7.200,00-TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE 3- Mahkememiz 08/03/2023 tarihli ihtiyati tedbirinin KALDIRILMASINA 4-Alınması gereken 427,60TL. Harcın peşin alınan 614,79 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 187,19 TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunana AAÜT gereği 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine 7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa İADESİNE, Dair, davalı vekili Av....'nin yüzüne karşı davacının yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/01/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/161, K. 2024/9, T. 04.01.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-161-e-2024-9-k-a983ec4bad3d