İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/221 E. 2021/118 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/221
- Karar No
- 2021/118
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/221 KARAR NO : 2021/118 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 30/03/2016 KARAR TARİHİ : 26/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle, davacı ile davalı ...'ün davalı şirkette %50 pay sahibi olduklarını, davalı ...'ün aynı zamanda 10 yıllığına şirketi temsile yetkili müdür olduğunu, şirketin ... yaptığını, davacının şirket müdürünün talebi doğrultusunda öz sermaye haricinde şirkete borç para verdiğini, ancak sonrasında davacıya geri ödenmediğini, şirketin içinin ve banka hesaplarının davalı ... tarafından boşaltılmış olduğunu öğrendiklerini, davacının şirket müdürüne ve şirketin işleyişine güveni kalmadığından ve bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmayacağını beyanla haklı nedenlerden dolayı şirketin feshi ile şirket müdürü olan davalının şirketi bilerek zarara uğrattığı gerekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ... TL'nin ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı ile birlikte davalı şirketi kurduklarını, ardından ... aldıklarını, davacının şirketin gelişmesi için gerekli işlemlerde zorluk çıkardığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflara dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek usulüne uygun taraf teşkili sağlanmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmış, incelenmesinde; davacı tarafından davalı şirket aleyhine toplam ... TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, alacaklı tarafından itirazın iptali istemi ile Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E sırasında kayıtlı davanın açıldığı, Mahkemece ... tarih .../... E .../... K sayılı ilam ile "davanın kabulü ile davalı borçlunun Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... E sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin ... TL asıl alacak üzerinden ve takipten itibaren yasal faiz uygulanmak sureti ile devamına..." şeklinde karar verildiği, kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih, .../... Esas, .../... Karar sayılı ilamı ile onandığı ve kesinleştiği görülmüştür. Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı şirkete ait sicil dosyası dosyamız arasına alınmış, incelenmesinde: Davalı ...'ün ... tarihli ticaret sicil gazetesinde yapılan ilana göre 10 yıllığına şirket müdürü olarak tek başına temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce yargılama sırasında; ... tarihli oturum ... nolu ara karar gereği dava dosyasının resen seçilecek ticaret hukukunda uzman öğretim görevlisi ile 1 mali müşavir bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdi ile davacının davalı şirket temsilcisi ...'ten şirketin yetkilisi olarak alacak talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarı ile haklı sebeplerle şirketin feshi şartlarının oluşup olmadığı hususunda rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler ... ve ... tarafından mahkememize sunulan ... tarihli raporda özetle; "...Davacının sunduğu evraklara göre şirkete verilen borç tutarının ... TL ... yapılan ödeme ile ... TL'lik teminat mektubu tutarı olmak üzere toplam ... TL olduğu, Davalı şirketin ticari defterleri incelenmediğinden, ... TL'nin şirket tüzel kişiliği tarafından davacıya geri ödenip ödenmediğinin belirlenemediği, ortada şirketin kamu ve vergi borcu değil adi bir borcu söz konusu olduğundan, diğer yönetici ve temsilci ortağın (müdür ...) şirket tüzel kişiliğinin borcundan dolayı şahsen veya şirketle birlikte müteselsilen sorumlu tutulamayacağı" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmak üzere dava dosyamız yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, dosyaya ibraz edilen ... havale tarihli ek raporda özetle; "... tarihli asıl (kök) bilirkişi heyeti raporuna ilaveten; davalı şirket yetkilisi ... tarafından dosyaya sonradan (... tarihinde) sunulan dilekçede kabul edildiği üzere; ... ...-... tarihleri arasında şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı halde, yöneticisi olduğu limited şirketin faaliyetini bir genel kurul kararına dayanmaksızın tek taraflı olarak sona erdirmiş olmasının, temsil ve ilzam yetkisi ve görevini ifa etmediğini gösterdiği, şirket yetkilisi davalı ...'ün bu davranışlarının kendisini kusurlu davranış olarak izafe edilebileceği, şirketi haklı nedenle feshi koşullarını oluşturduğu, ticari defter ve belgelerinin mahkemeye sunmadığı, kusurlu davranışlarıyla davacıyı zarara uğrattığı, davalı ...'ün davacının asıl raporda belirttiğimiz zararlarından diğer davalı olan şirket tüzel kişiliği ile birlikte sorumlu tutulabileceği" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan ... havale tarihli 2. Ek raporunda özetle; "...Ek raporumuzda ... plakalı şirkete ait aracın satış işleminden ticari defterler görülmediğinden kar elde edilip edilmediği, şirketin özsermayesini yitirip yitirmediği incelenemediğinden direkt olarak davacı alacağı olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı yanın ticari defterleri sunamadığı, satış işleminden alınan paranın şirket hesabına girip girmediği ve şirketin mali durumu tespit edilemediğinden bu araç satışı ile ilgili tutar hesaba katılmamıştır. Şirket yetkilisi davalı ...'ün bu davranışlarının kendisine kusurlu davranış olarak izafe edilebileceği, şirketin haklı nedenle feshi koşullarını oluşturduğu, ticari defter ve belgelerinin mahkemeye sunmadığı, kusurlu davranışlarıyla davacıyı zarara uğrattığı tespit edildiğinden, ... plakalı aracın ... şirkete ait araca ihtiyati haciz alındığı gün ... tarihinde ... TL'ye satıldığı sabit olduğundan ve davacının şirkette %50 pay sahibi olduğu görüldüğünden araç satış bedeli olan ... TL'nin %50'si olan ... TL'nin de davacının alacağı olarak değerlendirilebileceği takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere davalının sorumlu olduğu tutarın ... TL.olacağı" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Dosya davacı vekiline dava dilekçesindeki taleplerine ilişkin olarak talep ettikleri alacağın şirketin haklı nedenle feshi ile çıkma payının taraflara ödenmesine ilişkin mi yoksa davalı ...'ün davacıya verdiği doğrudan zarara ilişkin tazminat kalemine ilişkin mi olduğu hususunda ayrıca söz konusu alacak kalemini kimden istediği hususunda açıklayıcı beyanda bulunmak üzere HMK 119. Maddesi gereği ... tarihli oturumda 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından ibraz edilen ... tarihli dilekçe ile talebin davalı şirketin haklı nedenlerle feshi ile tasfiyesi, ayrıca şirket yetkilisi ...'den doğrudan zarara ilişkin alacağın tahsili istemine ilişkin oludğu belirtilmiş, Mahkememizce bu kapsamda dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından mahkememize sunulan ... tarilli 4. Ek raporda özetle; "...Davacının sayın mahkemenizce istenen beyanı ile ilgili davacı vekilince ... tarihinde verdiği beyanda uğranılan zararın tazmini ile şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Süre gelen aşamada tüm raporlarımızda yaptığımız tespitlere göre ortaklar arasında anlaşmazlık olduğu, güven ilişkisi kalmadığı, ortaklığın yürütülmesinin mümkün olmadığı tespitimize göre ve şirketin resen faaliyetinin de durdurulduğu göz önüne alındığında hukuki değerlendirmesi ve takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere şirketin tasfiyesine karar verilmesinin yerinde olacağı ile daha önce tespit ettiğimiz üzere Davacının sunduğu evraklara göre davacı tarafından şirkete verilen borç tutarının, ... TL ...’e yapılan ödeme ile ... TL’lik teminat mektubu tutarı olmak üzere toplam ... TL olduğu, bu ödemelerin ticari defterlerde kayıtlı olmamasına karşın verilen borç olduğu sabit olduğundan davacının talebi olan zarar tutarının davacıya ödenip ödenmemesinin takdirinin sayın mahkemenize ait olduğu değerlendirilmiştir..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile; ... TL olarak talep edilen şirket müdürü aleyhine açılan tazminat davasında dava değerini ıslah ederek toplam ... TL'nin davalı ...'den tahsilini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, Limited Şirketin haklı sebeplerle feshi ve tasfiyesi ile Limited Şirket ortağı ve yetkilisi olan davalı aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğindedir. Davacı vekili ... tarihli duruşmadaki beyanında; şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin talepleri yönünden davadan feragat ettiklerini belirtmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragata ilişkin yetkisinin bulunduğu görülmüştür. Feragat ile dava sona erdiğinden, feragatten sonra yapılan duruşmaya taraflar gelmeseler bile, mahkeme, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar veremez; davanın feragat nedeniyle reddine karar vermelidir. (Hukuk Muhakemeleri Usulü-Prof Baki Kuru, Cilt:4, 2001 Basım, sf:3618) Feragat davayı sona erdiren taraf işlemi olup, geçerliliği için Mahkemenin veya karşı tarafın kabulüne gerek bulunmadığından davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin talep yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Limited Şirkette yönetici ortak olan davalı ...'ün sorumluluğuna ilişkin açılan davada; irdelenmesi gereken hususun öncelikle Limited Şirketi ortağı olan davacının talep edilen zarara ilişkin olarak tazminatın kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, zararın doğrudan yada dolaylı zarar olarak ne şekilde nitelendirilmesi gerektiğidir. 6102 Sayılı TTK'nın 644/1-a maddesinin yollamasıyla aynı yasanın Anonim Şirketlerin yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna ilişkin yasa hükümleri uyarınca, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen limited şirket müdürleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören ortakların da müdür aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Müdürün ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak 6102 Sayılı TTK'nın 555, 556, 560 ve 561. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde müdürlerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/11/2010 tarih 2009/5134 Esas, 2010/11350 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Türk Hukukunda zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, sermaye artırımında yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya üçüncü kişinin ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir. TTK.nun 336/5 nci maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini ister..." Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/03/2018 tarih, 2016/9412 Esas, 2018/2172 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Dava, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı şirket ortağı davalı yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışları sonucu şirketi borçlandırdıklarını ve kendisinin şirket adına ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek zararının tazminini istemiştir. Şirket alacaklısı ortağın dava açma hakkı doğrudan ve dolaylı zarara göre değişiklik gösterir. Ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket ortaklarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Şirket ortağının dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisine değil ancak ortaklığa verilmesini isteyebilir. Doğrudan zararda ise yöneticilerin eylemleri sonucunda şirket ortaklarının ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmayıp, ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler. Somut olayda davacı, dava dışı şirketin ortağı olmakla birlikte şirket adına ödeme yapmıştır. Davacı doğrudan uğradığı zararın kendisine ödenmesini talep edebilir..." şeklinde belirtilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve emsal Yargıtay içtihatları doğrultusunda yapılan değerlendirmede: Davacının davalı şirket yöneticisinin talebi ile borç para verdiği, şirket yöneticisi olan davalının davacı tarafından yapılan ödemeleri iade etmediği, davacının şirket aleyhine başlattığı ilamsız takipte itiraz üzerine duran takibin iptaline karar verildiği, bu miktar yönünden ... TL ile teminat mektubu tutarı olan ... TL olmak üzere toplam ... TL yönünden davacının doğrudan zararının mevcut olduğu ve bu zarar kalemini davalıdan talep edebileceğinin kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 1-Davacının tazminat isteminin KABULÜ ile; ... TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...’ten tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının şirketin fesin ve tasfiyesine ilişin davasının feragat nedeniyle REDDİNE, 3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli ... TL karar harcından peşin alınan ... TL ile ıslah ile alınan ... TL. harcın mahkubu ile bakiye ... TL. harcın davalı ...'den tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince tazminat davası yönünden hesaplanan ... TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan ... TL davetiye, ... TL posta, ... TL bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafından yapılan ... TL ilk dava masrafı ve ... TL ıslah harcı olan toplam ... TL giderin davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/02/2021 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır