İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/751 E. 2024/837 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/751
Karar No
2024/837
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/751 Esas KARAR NO : 2024/837 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davalılar ... ve ... Vekilinin itiraz dilekçesinde özetle; davacılar, müvekkillerinden ... adına kayıtlı olan "..." plakalı aracın diğer müvekkili ... sevk ve idaresinde iken meydana gelen kaza nedeni ile destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemli huzurdaki davayı açtığını, akabinde; ... tarihli dilekçe ile cevap verme süresinin uzatılması talebi ile birlikte yetki ve görevsizlik itirazlarının bulunduğunu, ilgili kanun maddelerinde açıkça yazdığı gibi, haksız fiil olarak kabul edilecek trafik kazasından kaynaklanan davaya bakacak yetkili mahkeme müvekkillerimin ikametinin olduğu ..., diğer davalı ... firmasının ikametinin olduğu yer olan ..., haksız fiilin meydana geldiği yer .../... yada davacıların ikamet ettiği yer olan yine .../... olduğunu, kanunda sayılan bütün olasılıklar değerlendirildiğinde dahi ... Mahkemeleri'nin huzurdaki davaya bakmaya yetkili olmadığını, haksız fiil kapsamında sayılan trafik kazalarından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemli davaların görüleceği mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Sadece sigorta şirketine karşı açılan davalarda Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin yargıtay kararları da mevcut olduğunu, ancak dava dilekçesinden görüleceği gibi, davacı yan davasını aynı anda hem müvekkillerine hem de sigorta şirketine yöneltmiş olup huzurdaki davanın görülmesi gereken mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu ayrıca ... plaka sayılı araca konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava; trafik kazası sonucu tazminat davasıdır. 6100 sayılı HMK’nın yetki itirazının ileri sürülmesine ilişkin 19/2.fıkrasında yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildireceği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, maddenin 4. fıkrasında yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle geleceği belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; Davalılar ... ve ... Vekilinin itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunduğu görülmekle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, öncelikle 6100 Sayılı HMK'nun 116/1-a ve 117/2. Maddeleri gereği, ilk itirazlardan olan yetki itirazının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yetki, bir davaya, coğrafi bakımdan hangi yerdeki mahkeme tarafından bakılacağını tespit eder. 6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 Sayılı HMK'nun 16.maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır. Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili olduğu kabul edilmiştir. Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7.maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır. Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir, (aynı yönde Yargıtav 17.Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar) Yukarıda anılan yer mahkemelerinin yetkili olduğu hususu tartışmazsızdır. Trafik kazalarından kaynaklı tazminat davalarında en çok tartışılan husus Sigorta şirketlerinin Bölge Müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olup olmadıklarıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1092 esas, 2018/463 karar sayılı dosyasında da bu husus direnme yolu ile değerlendirilmiş olup, incelenen dosyada, davacıların davasını aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen şirkete değil de, zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortasını ve kasko sigorta poliçesini düzenleyen şirkete yönelttiğinden 2918 sayılı yasanın eldeki davada uygulanma olanağı bulunmadığı, her ne kadar, 2918 sayılı KTK’nın 110/2. Maddesi ile uyumlu olsa dava tarihi dikkate alındığında, dava konusu araç ... olduğundan olaya 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ilga edilen 25. maddesi uygulanması gerektiği, her iki yasanın da ilgili maddelerinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmadığı, Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin yorum yolu ile genişletilemeyeceği, bu durumda 4925 sayılı Yasanın 25. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 7. maddesi hükmü uyarınca, bölge müdürlüklerin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Yine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı dosyasında da konu tartışılmış, kanunda sayılan ve yukarıda açıklanan tüm yetkili mahkemeler dışında sırf Sigorta şirketinin Bölge müdürlüğünün bulunduğu yerdeki mahkemenin yetkili kabul edilemeyeceği, sigorta bölge müdürlüklerinin ticaret siciline şube olarak tescilinin yapılmadığı, yasada düzenlemeye tabi tutulan şube gibi kabul edilemeyeceği, bölge müdürlüklerinin tamamen her şirketin işlem hacmi, kendi iç işleyişi, personel ve hizmet sunumu, eksper gönderilmesi gibi bir takım yönetim işlemlerini yürütmek üzere, iç işleyiş kapsamında 3.kişiler ile doğrudan ve kendi adına işlem yapma ehliyetine ve tüzel kişiliğine sahip olmayan idari birimler olduğu; bağlı olmayan tacir yardımcılarından olan Acentenin TTK'nun 105.maddesi gereğince hukuki uyuşmazlıklarda müvekkili adına dava açabilecek ve kendisine karşı aynı sıfatla dava açılabilecek bir tüzel kişilik olmasına ve TTK'nun 107.maddesi gereğince acentelerin müvekkilleri adına sözleşme yapma yetkisinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ayrıca ticaret sicil gazetesinde ilan ettirilmesinin zorunlu olmasına göre. bölge müdürlüğünün acenteden daha yetkili olduğuna dair görüşün yasal bir dayanağı bulunmadığını, Acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla yetkisi olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kabul edilebilmesi için en azından sözleşmeyi yapan acentenin bulunduğu yerin bölge müdürlüğü olması gerektiğini, acentenin bağlı olmadığı bir bölge müdürlüğünün acentenin yaptığı iş ve işlemlerden haberdar olması, bu iş ve işlemleri denetlemesi ve acenteden daha yetkili bir üst bir merci olarak kabulünün mümkün olmadığını, aksi halin kabulünde bu tür uyuşmazlıklarda herhangi bir yetki kuralına tabi olmadan Türkiye'nin her yerinde dava açılabileceği sonucunun doğacağını belirterek davaya konu poliçeyi yapan acentenin bağlı olmadığı bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tartışmalar neticesinde gelinen noktada kanunda sayılı yetkili mahkemeler dışında bölge müdürlüklerinin bulunduğu yerde davanın açılabilmesi için en azından poliçeyi tanzim eden acentenin bağlı olduğu bölge müdürlüğü olması gerektiği anlaşılmıştır. Somut olaya konu kaza yerinin ... ili ... ilçesi, davacıların ikametgah adresinin ... ili ... ilçesi, davalılar ... ve ... adreslerinin .../..., poliçeyi tanzim eden acentenin bulunduğu yerin ... olduğu anlaşılmıştır. Buna göre davada yetkili mahkemeler; HMK'nun 16. maddesi gereğince dava haksız fiilden kaynaklandığından zarar görenin yerleşim yeri olan ... Mahkemeleri, yine aynı maddeye göre kazanın meydana geldiği, haksız fiilin ve zararın oluştuğu yer olan ... mahkemeleri, HMK'nun 6. maddesi gereğince davalının ikametgahı kuralına göre ... mahkemeleri, yine poliçeyi tanzim eden acentanın bulunduğu yer itibari ile de ... Mahkemeleri, olduğundan tüm yetki kurallarına uyulmadan dava ...'da açılmıştır. Tüm bu gerekçelerle yetki itirazının kabulü ile ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın yetkiye ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın yetkili ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-Taraflarca bu süre içerisinde istemde bulunulmaması halinde HMK'nın 20/1-son ve 331/2.maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair; davacılar vekilinin yüzüne karşı 2 haftalık süre içerisinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2024 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/751, K. 2024/837, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-751-e-2024-837-k-f44f32d1fb08