İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/699 E. 2025/778 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/699
- Karar No
- 2025/778
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/699 Esas KARAR NO : 2025/778 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/09/2024 KARAR TARİHİ : 06/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;... tarihinde ... ili ... ilçesinde ...'nin maliki bulunduğu, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacı müvekkilinin maliki bulunduğu, dava dışı ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası müvekkilinin aracında büyük hasar görüldüğünü, bu hasara ilişkin ...'den rapor aldırıldığını, yargılamaya konu kazada ... plakalı araç asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı ...'ne ... acente ve ... poliçe sayılı ZMMS ve ayrıca yine aynı sigorta şirketine ... acente ve ... poliçe sayılı kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, Antalya Arabuluculuk Bürosunun .../... başvuru, .../... nolu dosyasında anlaşamama tutanağmı düzenlendiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; alacak davası olarak; müvekkilinin aracında meydana gelen hasar nedeniyle ... TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, belirsiz alacak davasiı olarak müvekkilini aracında meydana gelen değer kaybı nedeniyle ...-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini yargılama gmliderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin poliçe teminat limiti üzyerinhde sorumlulğunun olmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin genel müdürlük adresinin ... ... olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin ... ... olduğunu, dosyanın yetkisiz Antalya Asliye Ticaret MAhkemelerinde açıldığını, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini ve dosyanın yetkili görevli ... asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, dava konusu kazanın ... tarihinde meydana geldiğini, iki yıllık zamanaşımı süresinin ... tarihinde doldugğugnu, bu davanın ise ... tarihinde açıldığını, davanın zamanaşımı sebebi ile reddini talep ettiklerini, arabuluculuk aşaması tüketilmeden iş bu davanın açıldığını, dava şartı yokluğu sebebi ile davanın reddinin gerektiğini, dava konusu kazaya ilişkin gerçek kusur oranlarının saptanması gerektiğini, ... plakalı mağdur motorsikletin hasarlı kısımlarının her iki araç ile karşılıklı uyumlu olmadığını ve motorda bulunan parçaların çoğunun önceden hasarlı ve tamirli olduğunu, darbeli ve çizikli kısımlarının ise eski kazalar vle darbelerden oluştuğununh belirlendiğini, Motorsikletin kaza tarihinden 14 gün önce ... tarihinde farklı bir kazaya karıştığı ve bu kazada kusurlu bulunduğunu, motorsikletin tamirini gerçekleştiren servis tarafından talep edilen yedek parçaların, bir çoğunun geçmişte ... tarihli kazada oluşan hasarlardan kalan kırık, çiziklerin mevcut olduğu parçalar olduğunu, bu kaza sonrasında parçaların onarımının yapılmadığı, kırık bir şekilde kullanıma devam edildiğini, bu parçalarda kırıkların içerisine toz, toprak gibi tortuların dolduğu, bunların ... tarihli kaza nedeniyle yeni oluşmadığının bariz olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafından talep edilen hasar bedelinin oldukça fahiş olduğunu, sigortalının karışmış olduğu kazanın sonucunda gerçekleşmediğini, motorsiklet ... model olup, kaza tarihinde ... yaşında olan aracın, ... yılı enflasyon, döviz kuru, alım gücü değerlendirildiğinde talep edilen ... TL'lik bir zararının meydana gelmesinin mümkün olmadığını, kaza tarihinde asgari ücretin net olarak ... TL olup yaklaşık 40 asgari ücret tutarında bir hasarın meydana gelmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın değer kaybı yönünden herhangi bir zararının bulunmadığını, bu nedenlerle davanın yetki itirazı sebebi ile usulden reddini, davacının d avasının zamanaşımı itirazı sebebiyle reddini, davacının taleplerinin dava konusu kaza ile illiyet bağı bulunmadığı nazara alınarak davacının davasınını esastan reddini, müvekkili şirketin bakiye poliçe teminat miktarı üzerinde bir sorumluluğu olamayacağının nazara alınmasını, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davanın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasından dolayı davacıya ait araçta oluştuğu iddia olunan hasar tazminatı ve değer kaybı bedelinin davalıdan tahsili istemli maddi tazminat davası olduğu, davalı sigorta vekilinin yetki itirazı, zamanaşımı ve arabuluculuk dava şartı itirazında bulunduğu, başkaca dava şartlarının mevcut olduğu, tarafların başkca herhangi bir ilk itirazının bulunmadığı anlaşıldı. 6100 sayılı HMK’nın yetki itirazının ileri sürülmesine ilişkin 19/2.fıkrasında yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildireceği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, maddenin 4. fıkrasında yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle geleceği belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; Davalı sigorta şirketi vekilinin cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunduğu görülmekle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, öncelikle 6100 Sayılı HMK'nun 116/1-a ve 117/2. Maddeleri gereği, ilk itirazlardan olan yetki itirazının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yetki, bir davaya, coğrafi bakımdan hangi yerdeki mahkeme tarafından bakılacağını tespit eder. 6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 Sayılı HMK'nun 16.maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır. Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili olduğu kabul edilmiştir. Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7.maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır. Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir, (aynı yönde Yargıtav 17.Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar) Yukarıda anılan yer mahkemelerinin yetkili olduğu hususu tartışmazsızdır. Trafik kazalarından kaynaklı tazminat davalarında en çok tartışılan husus Sigorta şirketlerinin Bölge Müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olup olmadıklarıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1092 esas, 2018/463 karar sayılı dosyasında da bu husus direnme yolu ile değerlendirilmiş olup, incelenen dosyada, davacıların davasını aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen şirkete değil de, zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortasını ve kasko sigorta poliçesini düzenleyen şirkete yönelttiğinden 2918 sayılı yasanın eldeki davada uygulanma olanağı bulunmadığı, her ne kadar, 2918 sayılı KTK’nın 110/2. Maddesi ile uyumlu olsa dava tarihi dikkate alındığında, dava konusu araç otobüs olduğundan olaya 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ilga edilen 25. maddesi uygulanması gerektiği, her iki yasanın da ilgili maddelerinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmadığı, Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin yorum yolu ile genişletilemeyeceği, bu durumda 4925 sayılı Yasanın 25. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 7. maddesi hükmü uyarınca, bölge müdürlüklerin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Yine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/1759 esas, 2018/1148 karar sayılı dosyasında da konu tartışılmış, kanunda sayılan ve yukarıda açıklanan tüm yetkili mahkemeler dışında sırf Sigorta şirketinin Bölge müdürlüğünün bulunduğu yerdeki mahkemenin yetkili kabul edilemeyeceği, sigorta bölge müdürlüklerinin ticaret siciline şube olarak tescilinin yapılmadığı, yasada düzenlemeye tabi tutulan şube gibi kabul edilemeyeceği, bölge müdürlüklerinin tamamen her şirketin işlem hacmi, kendi iç işleyişi, personel ve hizmet sunumu, eksper gönderilmesi gibi bir takım yönetim işlemlerini yürütmek üzere, iç işleyiş kapsamında 3.kişiler ile doğrudan ve kendi adına işlem yapma ehliyetine ve tüzel kişiliğine sahip olmayan idari birimler olduğu; bağlı olmayan tacir yardımcılarından olan Acentenin TTK'nun 105.maddesi gereğince hukuki uyuşmazlıklarda müvekkili adına dava açabilecek ve kendisine karşı aynı sıfatla dava açılabilecek bir tüzel kişilik olmasına ve TTK'nun 107.maddesi gereğince acentelerin müvekkilleri adına sözleşme yapma yetkisinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ayrıca ticaret sicil gazetesinde ilan ettirilmesinin zorunlu olmasına göre. bölge müdürlüğünün acenteden daha yetkili olduğuna dair görüşün yasal bir dayanağı bulunmadığını, Acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla yetkisi olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kabul edilebilmesi için en azından sözleşmeyi yapan acentenin bulunduğu yerin bölge müdürlüğü olması gerektiğini, acentenin bağlı olmadığı bir bölge müdürlüğünün acentenin yaptığı iş ve işlemlerden haberdar olması, bu iş ve işlemleri denetlemesi ve acenteden daha yetkili bir üst bir merci olarak kabulünün mümkün olmadığını, aksi halin kabulünde bu tür uyuşmazlıklarda herhangi bir yetki kuralına tabi olmadan Türkiye'nin her yerinde dava açılabileceği sonucunun doğacağını belirterek davaya konu poliçeyi yapan acentenin bağlı olmadığı bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre; Somut olaya konu kaza yerinin ... ili ... ilçesi, davacının ikametgah adresinin ... ili ... ilçesi, davalının adresinin ... ili ... ilçesi, poliçeyi tanzim eden acentenin bulunduğu yerin ... olduğu anlaşılmıştır. Buna göre davada yetkili mahkemeler; HMK'nun 16. maddesi gereğince dava kazanın meydana geldiği, haksız fiilin ve zararın oluştuğu yer olan ... mahkemeleri, HMK'nun 6. maddesi gereğince davacının ikametgahı kuralına göre ... mahkemeleri olduğundan tüm yetki kurallarına uyulmadan dava Antalya'da açılmıştır. Tüm bu gerekçelerle yetki itirazının kabulü ile ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın yetkiye ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın yetkili ... NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-Taraflarca bu süre içerisinde istemde bulunulmaması halinde HMK'nın 20/1-son ve 331/2. maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize sunulmak üzere herhangi bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurulmak suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza