İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/584 E. 2025/230 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/584
- Karar No
- 2025/230
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/584 Esas KARAR NO : 2025/230
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/08/2024 KARAR TARİHİ : 03/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirket çalışanı ...'un sürücüsü bulunduğu ... plakalı araçla ... tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araca çarpması neticesinde müvekkilinin aracında hasar oluştuğunu, müvekkilinin kaza sonrası aracını "..." nde onarım gördüğünü, araçta kaza nedeniyle değer kaybının oluştuğunu, kaza öncesi müvekkilinin aracında hiçbir tramer kaydının bulunmadığını, kaza nedeniyle müvekkilinin aracında oluşan hasar nedeniyle ... TL onarım bedeli faturasının düzenlendiğini, ZMMS poliçe limiti ile sorumlu sigorta şirketine müvekkilince başvuruda bulunulduğunu, ancak müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, kaza dönemi itibari ile ZMMS ile sorumlu sigorta şirketlerinin poliçe limitinin ... TL ile sınırlı olduğunu, davalıların müvekkilinin aracında oluşan değer kaybı ve uğradığı araç mahrumiyet bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını müvekkile ait ... plakalı aracın özel organizasyonlarda ve/veya VIP müşteri olarak tanımlanan kişi ve kişileri taşıma amacı ile kullanılan özel donanımlı araç olduğunu, kaza sebebiyle müvekkile ait ... plakalı aracın onarımı için ... tarihi ile ... tarihleri arasında serviste kalması nedeniyle tamir süresince aracın çalışmadığını ve davacının kazanç kaybına uğradığını, davalıların değer kaybı, kazanç kaybı ve hasar onarım bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenle davacının alacağının tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda artırılmak üzere şimdilikbelirsiz alacak davası olarak şimdilik ... TL'lik değer kaybı alacağı ve ... TL ' lik araç mahrumiyet bedelinin ... tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın arabuluculuğa tabi olduğunu, davacının arabuluculuğa başvuru yapmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar davacı sürücü ...'un % 100 kusurlu olduğunu beyan etmiş ise de davacının kontrolsüz şekilde sağ şeritten sol şeride geçmeye çalışması sonucunda kazanın meydana geldiğini, davacının aracında oluşan hasar bedeline ilişkin araçta oluşan değer kaybının bilirkişi incelemesi ile belirlenebileceğini, ayrıca davacının aracından mahrum kaldığı sürede kazanç kaybına uğradığına ilişkin delillerini dosyaya sunmadığını, kazadaki kusur oranının belirlenerek kazanç kaybı ve hasar bedeli talebinin belirlendikten sonra kaza tarihi itibari ile değil dava tarihi itibari ile yasal faizin talep edilebileceğini beyan ederek, öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddini, aksi kanaatte ise davanın reddini talep etmiştir. Davanın, davalı şirket adına kayıtlı ve davalı gerçek kişinin sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davacıya ait ... plakalı araca çarpması neticesinde gerçekleşen trafik kazasında, davacıya ait araçta oluştuğu iddia olunan değer kaybı tazminatının ve araç mahrumiyet bedelinin davalılardan tahsili istemli maddi tazminat davasıdır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür. Ticaret Mahkemelerinin hangi davalara bakacağı 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren, 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesinde belirtilmiş olup 4. maddede hangi davaların ticari dava sayılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede belirtilen nedenlerden doğan davaların ticari dava sayıldığı açıklanmıştır. Kanunda sayılan bu davalara mutlak ticari dava denilir. Mutlak ticari davaların yanında nispi ticari davalar da mevcuttur. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığını her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanıyor olması, bu iki unsurun birlikte bulunması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'da değişiklik yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesiyle, 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmiş ve Asliye Ticaret Mahkemesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Somut uyuşmazlıkta mutlak ticari davaya sebebiyet veren bir hususun olmaması, davanın yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin dava olmaması, davanın haksız fiilden kaynaklanan ve değer kaybı ve araç mahrumiyet alacağının işleten ve sürücüden tahsiline yönelik tazminat davası olduğu, sigorta sözleşmesi unsurunu barındırmadığı, uyuşmazlığın anlatılanlar ışığında her iki tarafın tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren şartını taşımadığı bununla birlikte aracın ticari nitelikte olmasının mahkemenin görevini belirlemede yeter olup olmadığı, davacı tacir olmadığından, davada her iki tarafın tacir olması şartının mevcut olmadığı anlaşılmakla, davaya bakma görevinin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, HMK'nın 114. maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı niteliğinde olduğu nazara alınarak Mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA, İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine; davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde dava açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, Dair; davacı vekili ile davalı ... vekillerinin yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize sunulmak üzere herhangi bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurulmak suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır