İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/348 E. 2021/542 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/348
- Karar No
- 2021/542
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/348 Esas KARAR NO : 2021/542 DAVA : İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/06/2021 KARAR TARİHİ : 02/07/2021 Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize vermiş oldukları dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile aralarında geçen konuşmalarda ...'nın kuyumculuk işi ile uğraştığını, işlerinin iyi gitmediğini kendisine yardım etmesi gerektiğini beyan ettiğini, bahsi geçen tarihte müvekkinin 3 adet iş yeri bulunduğunu, bunların; ... mahallesi ... caddesinde bulunan ... Salonu, ... Caddesi ...mahallesinde olan...Salonu ve ... Mahallesi ... Caddesinde bulunan ... salonu olduğunu, Müvekkilinin, ... Salonlarının fazla olması ve ...Mahallesindeki ... salonu ile fazla ilgilenememesinden dolayı davalının istediği taktirde ...Mahallesindeki ... Salonuna %49 hisse ile ortak olabileceğini söylediğini, davalının bu teklifi kabul etmesi üzerine ... TL hava parası ve ... TL ... ücreti ödemesi kaydı ile anlaşma sağlandığını, mevcut anlaşmaya göre yeni bir şirket kurulması (... Şti) ve ek bir sözleşme ile tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesi konusunda anlaşma sağlandığını, şirketin tüm mali yetki ve sorumlulukları davalıya ait olduğunu, internet bankacılığı ile şirketin hesabının kullanılması, şirket ile ilgili vergi ssk, kira elektrik vb. ödemeler de davalı ... tarafından yönetildiğini, davalı ... bahsi geçen şirketin hesabından kendi şahsına ve şirket ile alakalı olmayan bir takım yerlere para aktardığını, müvekkilinin bu ücretlerin nereye gittiğini sorması üzerine onu sürekli oyaladığını, ''maaliyetler çok yüksek, şirket zarar ediyor, toparlamaya çalışıyorum'' gibi oyalayıcı sözler söylediğini, 3 yıl süren bu ortaklığın sonunda müvekkilinin şirketin satılmasını istediğini ve bu durumu ...ya iletmiştir. Müşterek şirket ... TL (... TL ..., ... TL hava parası) karşılığında ... Şti. İsimli şirkete satıldığını, bu tutarin ... TL'lik kısmı şirketi devralan ... Şti. tarafından ... tarihinde ... nolu iban numarasına (...) yatırıldığını, geriye kalan meblağ ise elden taraflara verildiğini, bu şirketin %51 hissesinin ...ya ait olduğu %49 hissenin ise ...ya ait olduğunu, davalı ...; müvekkilinden habersiz bir şekilde ... Şubesinde bulunan ...na gitmiş ve ... TL gibi büyük bir meblağı müvekkilinin rızası ve imzası olmadan çektiğini, müvekkilinin davalı ...'in hile içeren ve mağduriyetine yol açan eylemlerini öğrenince, kendisine hitaben sözleşme gereği hakkı olan paranın verilmesini tekrar talep ettiğini, bu sefer de davalı ... ''..sana para vermeyeceğim ne yaparsan yap'' şeklinde sözler sarf ettiğini, bunun üzerine taraflarınca Antalya Genel İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyada icra takibi işlemleri başlatıldığını, davalı taraf ise ödeme emrine itirazda bulunduğunu, bu nedenlerle davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamını, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, vekâlet ücreti ve sâir yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay'ca re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; ortaklık hisselerin devri sonucu tahsil edilen alacağın hissesi oranında davalıdan tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, dava dışı şirket hisselerinin tamamı satıldıktan ve parası tahsil edildikten sonra, tahsil edilen tutarın bir kısmından kaynaklanan uyuşmazlık, şirketin eski ortakların iç ilişkisinden kaynaklandığı ve iki tarafın da tacir olmadığı (Benzer şekilde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar Sayılı İlamı) anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, 3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/07/2021 Katip ... ¸(e-imzalı) Hakim ... ¸(e-imzalı)