İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/683 E. 2020/374 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/683
Karar No
2020/374
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/683 Esas KARAR NO : 2020/374 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2019 KARAR TARİHİ : 21/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı borçludan ... ili, ... İlçesi ... ada, ... parsel niteliğindeki taşınmazı satın almak niyetiyle peşinat ödemesi olarak davalının ... Bankası hesabına ... tarihinde ...-TL ödeme yaptığını, bu ödemenin ...-TL'sinin ... tarihinde davalı tarafça müvekkili şirketin hesabına iade olduğunu, ilgili taşınmazını satışı hususunda daha sonra tarafların anlaşamaması üzerine cari hesap olan ...-TL'nin iadesinin bugüne kadar davalı tarafça yapılmadığını, bu nedenler sözü geçen satış bedelinin yasal faizi ile birlikte iadesi için Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, takibe davalı borçlunun icra dosyasına sunduğu itirazları nedeniyle takibin durduğunu, davalı borçlunun itirazlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında gayrimenkul satışıyla alakalı bir anlaşmaya varılamadığını, peşinat olarak ödenen bedelin davalı tarafça müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğini, itirazın kötü niyetli olarak yapıldığını, bu nedenlerle davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan icra takibine ... tarihinde itiraz ettiklerini, itirazın iptali davasının ise davacı tarafından ... tarihinde açıldığını, itirazın iptali davalarında alacaklı tarafa 1 yıllık hak düşürücü süre tanındığını, davacı tarafın davasını bu sürenin dışında açtığını yasaya aykırı hareket ettiğini, davacının davasını hak düşürücü sürede açması nedeniyle davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü taşınmazın satımı amacıyla peşinat olarak verdiği ... TL'nin ...'inin kendisine iade edilmesi iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, müvekkili derneğin, taşınmaz satımından vazgeçmemiş olduğunu davacı tarafın taşınmaz alımından vazgeçmiş olduğunu, bu duruma rağmen kendisinin peşinat olarak ödemiş olduğu rakamın tamamının dernekçe iade edildiğini, Zaten kendilerince bu bedelin ... TL'lik kısmının alındığının ikrar edildiğini, bedelin yarısının verilip yarısının verilmemesi durumunda bir mantık bulunulmadığını, haklılıklarının müvekkilinin dernek defterlerinin incelenmesi durumunda ortaya konulacağını, bu nedenlerle davanın reddine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Dava; "Sebepsiz zenginleşmeden Kaynaklanan İtirazın İptali'' talebine ilişkindir. Taraflar arasında taşınmaz satış sözleşmesinin yapıldığı, ...-TL'nin davalıya peşinat olarak ödendiği ve satış sözleşmesinin gerçekleşmemesi üzerine peşinat olarak ödenen bedelin ...-TL'sinin davacıya iade edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; mahkememizin görevli olup olmadığı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, bakiye ...-TL peşinatın davacıya ödenip ödenmediği, icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya borçlu olup olmadığı, neticeten alacağın varlığı ve miktarı hususlarından ibarettir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür. Ticaret Mahkemelerinin iş sahası ve hangi davalara bakacağı 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren, 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesinde belirtilmiş olup, 4. madde de hangi davaların ticari dava sayılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın madde de belirtilen nedenlerden doğan davaların ticari dava sayıldığı açıklanmıştır. Kanunda sayılan bu davalara mutlak ticari dava denilir. Mutlak ticari davaların yanında nispi ticari davalarda mevcuttur. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesine uyuşmazlığın kaynaklanıyor olması, bu iki unsurun birlikte bulunması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'da değişikli yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesiyle, 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmiş ve Asliye Ticaret Mahkemesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir. Somut olayda, taraflar arasında taşınmaz satış sözleşmesinin yapıldığı, ...-TL'nin davalıya peşinat olarak ödendiği ve satış sözleşmesinin gerçekleşmemesi üzerine peşinat olarak ödenen bedelin ...-TL'sinin davacıya iade edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davanın taraflarından olan davacı tacir ise de, davalı tacir olmadığı gibi, dava konusu ihtilaf da TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan değildir. Bu itibarla davanın görülmesi gereken mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. 6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı kanunla değişik 5. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava, 6335 sayılı Yasa ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesi hükmünün yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. Görev, 6100 sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. (Benzer şekilde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2017/2051 Esas, 2018/723 Karar Sayılı İlamı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2019/1555 Esas, 2019/2155 Karar Sayılı İlamı) Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, düşünce ve yargısına varılmış ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, 3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 21/09/2020 Katip ... ¸(e-imzalı) Hakim ... ¸(e-imzalı)

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/683, K. 2020/374, T. 21.09.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-683-e-2020-374-k-38c8b62b58ee