İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/142 E. 2023/773 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/142
- Karar No
- 2023/773
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/142 Esas - 2023/773 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/142 Esas KARAR NO : 2023/773
HAKİM : .... KATİP : ....
DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ....
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/03/2022 KARAR TARİHİ : 13/11/2023 KARAR Y.TARİHİ : 15/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan "Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, çeşitli projelere ilişkin alt yapı, montaj hizmeti ve cihazların devreye alınması işi için taşeronu olan davalı yan ile anlaşma sağlandığını, işlerin ilerleyiş şeklinin alt yapı-cihazların temini-montaj-devreye alma şeklinde olduğunu, alt yapı-montaj-devreye alma aşamalarını içeren bakır boruların döşenmesi, sinyal kablolarının döşenmesi, soğutucu gaz temini, sinyal hat bağlantılarının yapılması, cihazlara elektrik verilmesi, cihazların yazılımsal olarak devreye alınması, izolasyon ve tüm bunlar için gereken malzemelerin teminin davalı yanın yükümlülüğünde olduğunu, müvekkili şirketin alt yapı aşamasında yalnızca jointleri hazır bulundurma ve alt yapı yapıldıktan sonra klima cihazlarını temin etme yükümlülüğünün bulunduğunu, toplam altı projeye istinaden firma tarafından davalı yana ödemeler yapıldığı, jointlerin şantiyelerde hazır edildiğini, buna rağmen davalı yanca .... olmak üzere bu dört projenin alt yapı işlemleri büyük ölçüde eksik bırakıldığını, .... projelerinin alt yapı işlemlerine hiç başlanmadığını, davalı yanca alt yapısına başlanan ancak eksik bırakılan dört projeye istinaden ( ....) müvekkili şirket tarafından klima cihazları temin edilerek şantiye alanına sevk edildiğini, ancak davalı firma tarafından alt yapının tamamlanmadığını, montaj ve devreye alma aşamasına hiç geçilmediğini, diğer iki projeye ise hiç başlanmadığından müvekkili şirket tarafından cihaz temininin sağlanamadığını, davalı tarafça hiçbir proje bitirilmemesine rağmen müvekkili şirket tarafından 92.000,00 TL nakit, 200.000,00 TL tutarlı çek, 89.000,00 TL tutarlı çek ve 7.500,00 TL tutarlı split klima cihazı ile toplam 388.500,00 TL ödeme yapıldığını, 200.000 TL tutarlı çekin hiç başlanmayan iki proje kapsamında alındığını, ödeme noktasında ifa yükümlülüğünün yerine getirilmesine rağmen davalı yanca dört adet projenin eksik bırakıldığı ve iki projeye hiç başlanılmadığını, bu kapsamda iki projeye hiç başlanmayacağının bildirilmesi üzerine sözleşmeyi feshettiklerini, hiç başlanmayan projeler nedeniyle dava dışı üçüncü firmalar ile anlaşıldığı ve günün kuru üzerinden ödeme yapıldığı, anılan iki proje kapsamında altyapı malzemelerinin davalı yanca alındığını, davalı yan kendisine ait ... için müvekkil firmadan klima cihazı talep ettiğini, müvekkili şirket bu talep üzerine 20.11.2021 tarihli bir sipariş teklif formu düzenleyerek davalı yana gönderdiğini, işbu teklifin davalı yanca kabul edildiğini, teklif formunda cihaz bedeli 105.000,00 TL+KDV olarak belirlendiği ve sözleşmenin feshi halinde %25 cezai şart öngörüldüğünü, davalı tarafça 150.000 TL'lik çek ödemesi yapıldığı, bu kapsamda cihaz bedelinin 123.900 TL'ye tekabül etmesi sebebiyle fazla ödenen 26.500 TL tutarındaki bedelin banka havalesi yoluyla iade edildiğini, siparişin sevk aşamasında olduğu süre içerisinde davalı yan tarafından siparişin iptal edildiğini, ancak sipariş iptal formunun düzenlenmediğini, siparişin iptal edilmesine rağmen cezai şarta ilişkin bedelin ödenmediğini, diğer taraftan hem davalı şirkete sözleşme bedeli olarak ödeme yapılmış olması hem de davalı şirketin edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle işin tamamlanabilmesi için üçüncü kişilerle anlaşıp tekrar ödeme yapmak zorunda kalındığını, buna ilişkin zararların doğduğunu belirterek müvekkili tarafından projeler kapsamında davalı yana fazladan ödenen bedellerin tespitine ihtarname tarihinden itibaren avans faizi ile iadesine, müvekkili şirket tarafından dava dışı üçüncü kişiye değişen kur üzerinden yapılan ödemelerden kaynaklanan menfi zararın tespitine ve ihtarname tarihinden itibaren avans faizi ile iadesine, müvekkili şirket tarafından alt yapı için alınmak zorunda kalınan malzeme ve cihazlar için değişen kur üzerinden ödene bedelin tespitine ve ihtarname tarihinden itibaren avaz faizi ile iadesine, davalı yanca ... işi için siparişi verilen ve sonradan iptal edilen cihazlara ilişkin sözleşme fesih bedelinin tespitine ve ihtarname tarihinden itibaren avans faizi ile iadesine karara verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı şirketi ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunduğunu ancak davacı şirketin dava dilekçesinde belirttiği projelerin bahsedilen diğer işlerin tamamını kapsamadığını, davacı şirketin eksik bildirilen ve müvekkili şirket tarafından tamamlanan işler bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında ... olmak üzere müvekkili tarafından bir takım iş ve işlemler üstlendiğini, ancak müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bahsedildiğinin aksine .... kapsamında herhangi bir anlaşma veya taahhüt etmiş olduğu herhangi bir iş bulunmadığını, her ne kadar davacı şirket tarafından dosya kapsamında sunulan deliller kısmında müvekkiline verilen 200.000 TL bedelli çeke ilişkin alınan fotokopi üzerine müvekkili tarafından "Projeler+ - olarak görülecek." şeklinde not düşülerek imzalandığını, yine "Çekin aslını elden teslim aldım" şeklinde not düşülerek imzalandığını, müvekkili ile davacı şirket arasında .... kapsamında herhangi bir sözleşme kurulmadığı gibi herhangi bir şekilde anılan işler kapsamında bir ödeme de alınmadığını, davacı şirket tarafından dış ünitelerin temini ve süresinde hazır bulundurulması hususunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği gibi, dava dilekçesinde belirtildiği üzere altyapı aşamasına jointlerde hazır bulundurmadığını, bu nedenle davacı şirketin üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, davacı şirket tarafından ödeme yapıldığı iddia edilen ilgili bedellerin müvekkili tarafından sözleşme kapsamında tamamlanan iş ve işlemler karşılığında yapıldığını, davacı şirketin ödeme noktasında ifanın tam ve eksiksiz olarak yapmadığını, müvekkilinin projeler kapsamında sorumluluklarını ve edimlerini eksiksiz olarak ifa etmesine rağmen müvekkiline eksik ödeme yapıldığını ayrıca müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmamasına rağmen davacı şirket tarafından sözleşmenin haksız bir şekilde fesih edildiğini, müvekkili tarafından davacı şirkete ihtarname keşide edildiğini, davacı şirket tarafından gönderilen teklifte ödemenin alınmasına müteakip 1-2 hafta içeresinde cihazların tesliminin sağlanacağı ve sözleşmenin feshi halinde %25 cezai şart uygulanacağının belirlendiğini, bu kapsamda cihazların teslimi hiçbir suretle yapılmadığını, davacı şirketin kendi kusuruna dayalı olarak sözleşmeyi ifa etmemesine rağmen adeta müvekkilin kusuru var gibi veya müvekkili tarafından sözleşme feshedilmiş gibi cezai şart uygulanması suretiyle talepte bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı şirket ile anlaşma yapmış olmasına ve anılan anlaşmaya güvenmesi sebebiyle mağduriyet yaşadığını, davacı tarafın sözleşmeyi haksız şekilde feshetmesi sebebiyle sözleşmede ön görülen %25 cezai şart 30.975,00 TL'nin müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini, sözleşmenin feshinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını belirterek öncelikle asıl dava yönünden davanın reddine, karşı dava yönünden davanın kabulüne, müvekkili şirketin karşı davadan olan alacağının miktarının tespitine ve ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, taraflar arasında cihaz teslimine ilişkin kurulan sözleşmenin karşı davalı tarafından haksız olarak fesih edildiğinin tespitine, sözleşmenin feshi sebebiyle oluşan menfi zarar, ödenen bedel ve sözleşmede öngörülen cezai şart olmak üzere tespit edilecek zararın karşı davalıdan ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların yargılamada üzerinde anlaştıkları bir vakıanın bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflarca varlığı kabul edilen eser sözleşmeleri uyarınca; taraflar arasında, dava dilekçesinde sayılan 6 adet projenin tamamı için, klima cihazlarının alt yapı, montaj ve devreye alma işinin yapılmasına dair anlaşma olup olmadığı, davalı tarafça hangi sözleşmeler kapsamında ne tür işlerin yapıldığı, yapılan işlerin niteliğinin ne olduğu ve taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olup olmadığı, davacı tarafından yapılan işler bedeli olarak ödeme yapılıp yapılmadığı var ise ne tutarda ödeme yapıldığı, yapılan ödeme ve teslim edilen çeklerin hangi iş kapsamında olduğu, davalının projelere ait işleri eksiksiz ve ayıpsız olarak bitirip davacıya teslim edip etmediği, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, davacı tarafından varsa fazla yapılan ödeme olup olmadığı, dava dışı üçüncü kişilere değişen kur üzerinden yapıldığı ileri sürülen ödemelerden kaynaklı menfi zararının olup olmadığı var ise ne miktarda olduğu, projelerin alt yapısı için zorunlu olarak alındığı ileri sürülen malzeme ve cihazlar için değişen kur üzerinden ödenen bedelin ne kadar olduğu, ... işi için davalı tarafından verildiği ve sonradan iptal edildiği ileri sürülen sipariş nedeniyle fesih bedeli olarak davacı tarafından ödenen bir bedelin olup olmadığı var ise ne tutarda olduğu, davalının gerçekleştirdiği halde bedeli ödemeyen işlerin bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar olduğu, sözleşmenin feshi nedeniyle davalının menfi zarar, iş bedeli ve ceza şart zararlarının olup oluşmadığı, var ise miktarlarının tespiti noktalarında toplandığı görüldü. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. Arabuluculuk son tutanağı, 6. İhtarname örneği, 7. Ödeme dekontları. 8. Çek fotokopisi. 9. Fatura örnekleri. 10. Tanık beyanları. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 11. Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve menfi tespit istemlerine ilişkindir. 12. Mahkememizin 08.02.2023 tarihli ara kararı ile; "Mahallinde 10/03/2023 günü saat 10:00'den itibaren keşif yapılmasına, refakate bilirkişi olarak 1 inşaat mühendisi, 1 mali Müşavir, 1 nitelikli hesap uzmanının alınmasına, her bir bilirkişi için 2.000,00'er TL'den toplam 6.000,00 TL ücret takdirine, mahkeme yasal yolluğu 1.274,20 TL ve araç ücreti olarak 800,00 TL olmak üzere toplam 8.074,20 TL keşif masrafının davacı vekilince yatırılan delil avansından karşılanmasına, delil avansının yeterli olmaması halinde eksik avansın davacı vekilince iki haftalık kesin süre içinde mahkeme veznesine yatırılmasına, yatırılmadığı takdirde keşif delilinden vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına (ihtarın ara kararın tebliğ ile edilmesine)" karar verildiği, ara kararı içeren ihtarlı davetiyenin 03.12.2023 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği ancak verilen kesin süre içeresinde 8.074,20 TL keşif ve bilirkişi delil avansının yatırılmadığı anlaşılmıştır. 15. Mahkememizce 10.04.2023 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile; "Dosyanın bir makina mühendisi, bir mali müşavir ve bir nitelikli hesap uzmandan oluşan bilirkişi heyetine verilerek, bilirkişi heyetinden; davacının iddiası, davalının savunması dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek mahkemenin, ...'ın ve tarafların denetimine uygun ve tarafların iddialarına ve savunmalarına cevap verecek şekilde; uyuşmazlık konuları hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine, bilirkişiler için; " 2.500,00'er TL'den 7.500,00 TL" ücret takdirine, davacı vekiline 7.500,00 TL bilirkişi ücretini mahkeme veznesine yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, süresi içinde yatırılmadığı takdirde bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut duruma göre karar verileceğinin ihtar edildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içeresinde bilirkişi delil avansını yatırmadığı anlaşılmıştır. 16. 6100 sayılı HMK 90. maddesinde belirtildiği üzere, süreler kanunda belirtilir veya hakim tarafından tayin edilir. Kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltılıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK'nın 94/2. maddesine göre hakimin belirlediği süreler kural olarak kesin değildir. Dolayısıyla hakim tarafından tayin edilen süre henüz dolmadan azaltıp çoğaltılabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine hakim yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. 17. Hakim tayin ettiği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Ancak bu durumda, kesin süreye ilişkin ara kararının açık ve eksiksiz yazılması gerektiği gibi yapılacak işlerin de tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekir. Zira kesin süre, yargılamanın uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilmiş olup, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olması ile birlikte tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. 18. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesinde delil avansının yatırılmaması halinde o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağı düzenlenmiş olup, bu durumda mahkemenin mevcut delil durumuna göre değerlendirme yaparak bir karar vermesi gereklidir. Delil avansının kesin süreye rağmen yatırılmaması halinde davanın usulden değil, esastan reddi gerekir. 19. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. 20. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davalarında ispat yükü, davacının iddiasının dayandığı nedenlerin niteliğine göre değişkenlik gösterir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer ( ....). 21. Somut olayda; davacı yan, davalının eksik ve ayıplı iş yaptığını, davalıya yapılan işten fazla ödemede bulunduğunu ileri sürmüştür. Davacı bu iddialarını ispat yükü altında olup, iddialarının değerlendirilmesi ancak sözleşme konusu işin yapıldığı mahalde yapılacak keşif ve taraf delilleri ile ticari kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile mümkündür. Mahkemece davacının iddialarının değerlendirilmesine yönelik mahallinde keşif ve dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına yönelik ihtar içeren ara kararlar tesis edilerek davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekili verilen kesin süre içinde ara karar gereklerini yerine getirmeyerek keşif ve bilirkişi avanslarını yatırmamıştır. Dosyadaki mevcut delillerle davalının eksik ve ayıplı iş yapıp yapmadığı, davacının yapılan iş bedelinden fazla ödemede bulunup bulunmadığını tespit etmek mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1. Davanın reddine, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 170,78 99,07 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3. Yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, 4. HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE, 5. Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflar anlaşamadıklarından, Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2 maddesi uyarınca .... bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/11/2023
Katip .... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır