İlk Derece Mahkemesi · Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/811 E. 2025/13 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/811
- Karar No
- 2025/13
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018/811 Esas KARAR NO : 2025/13 ... DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/05/2018 KARAR TARİHİ : 14/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ...'in daha önce oğlu ... ile birlikte davalıya ait mecurda kiracı olduklarını, 2008 yılı Ağustos ayında tarafların karşılıklı olarak kira sözleşmesini feshettiklerini, mecurda bulunan demirbaş ve makinaları tekrar davalıya devir ve teslim edildiğini, müvekkil ... ve oğlunun daha sonra aynı iş yerinde işçi olarak çalışmaya devam ettiklerini, davalının 15.05.2015 tarihinde işyerini demirbaşları ile birlikte dava dışı ...'a devrettiğini, bunun üzerine müvekkil ... ve oğlunun davalı ile aralarındaki alacak-verecek konusunu görüştüklerini, sonuçta müvekkil ... ve oğlu ...'in davalıdan 15.000 TL işçilik alacağı bulunduğu yönünde mutabakat sağlandığını, davalının bu mutabakattan sonra müvekkil ... ve oğlunun işçilik alacaklarını ödemediğini, belirtilen miktarı muhasebecisi olan ... bıraktığını ve ondan imza karşılığı alınması gerektiğini söylediğini, müvekkil ... ve ...'in alacaklarını tahsil için ... ait büroya gittiklerini, bu aşamada dava dışı ..., "Size paranızı ödeyeceğiz ancak her ihtimale karşı, işçi olarak işyerinden sizin zaman içinde bana getirdiğiniz malzeme faturaları ile satış faturalarında azlık veya çokluk gibi bir yanlışlık varsa bunun karşılığında sizden teminat senedi almamız gerekli" tarzında beyanda bulunduğunu, müvekkil ... ve oğlunun bu durumu kabullenmemesi üzerine, dava dışı ... müvekkil ... ve oğlu ...'in belirtilen teminat senetlerini imzalamamaları halinde parayı ödemeyeceğini beyan etmesi üzerine müvekkil ...'in 15.05.2015 tarihli, alacaklısı ... borçlusu ise müvekkil olan ve dip koçanında "teminattır" yazılı ve diğer bölümleri tamamen boş olan senedi vermek zorunda kaldığını, aynı şekilde ...'in eşi durumunda bulunan diğer müvekkil ...'den de benzer bir senet alındığını, senedin kalan bölümlerinin tamamının dava dışı ... tarafından doldurulduğunu, belirtilen senetlerin daha sonra koçan kısmındaki "teminattır ve teminat senedi" ibarelerinin kesilerek ve 25.000 TL miktar ilave edilmek suretiyle ... soruşturma sayılı dosyası üzerinden şikayette bulunulduğunu, icra takibine konu senetlerin teminat olarak verildiğini, senedin keşideci ve alacaklı dışındaki bölümlerinin sonradan doldurulduğunu, bu nedenle öncelikle müvekkiller hakkında yürütülen icra takibinin tedbiren durdurulmasına, müvekkillerin davalı alacaklı tarafa borçlu olmadığının tespitine ve müvekkiller hakkında kötü niyetle icra takibi başlatan davalı tarafın % 40 oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın bu konuda ... karar sayılı dosyası üzerinden açmış olduğu davanın reddine karar verildiğini, TTK.nun 680.maddesi gereğince, senedin kambiyo vasfı kazanması için, tanzim-teslimi sırasında tüm unsurlarının tamamlanmasının şart olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği hususların herhangi bir dayanağının bulunmadığını, davacıların müvekkilden borç para istediğini, müvekkilin kendilerine borç verdiğini, bunun üzerine icra takibine konu senetlerin düzenlenip müvekkile verildiğini, davacılardan ...'in hiç bir şekilde müvekkil nezdinde işçi olarak çalışmadığını, takibe dayanak yapılan senetlerde "teminat senedi" olduklarına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığını, davacı tarafın takibe konu senetlerin teminat senedi olarak verildiğini, yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın tanık dinletme istemine muvafakat etmediklerini ve açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın ... Karar sayılı ve 14/09/2018 tarihli kararı ile özetle uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklanması nedeniyle ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi ve davacı vekilinin talebi üzerine dosyanın Mahkememize tevzi edilerek işbu 2018/811 Esas kaydını aldığı görülmüştür. Dava; kambiyo senedinden ve bu senede dayalı başlatılan icra takibinden borçlu olunmadığına dair menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı özetle, davaya konu takibe dayanak senetlerin, davacı ... ve ...'ın oğlu olan dava dışı ...'ın işçilik alacakları bakımından davalıdan alacaklarının ödenmesi aşamasında teminat senedi olarak ve boş şekilde düzenlendiklerini, ancak sonradan teminat ibaresi bulunan kısımlar kesilmek(tahrif edilmek) ve boş olan kısımlar doldurulmak suretiyle takibe konu edildiğini ileri sürmüştür. Diğer yandan Davacılardan ..., dava dışı Sedat'ın eşi olup, iddiasına göre davalının isteği ve talimatı doğrultusunda kendisinin senette keşideci olarak gösterildiğini iddia etmiştir. Davalı ise özetle, iddiaları kabul etmeyerek senetlerin davacıya verilen borç para karşılığında tanzim edildiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (...). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK'nın 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def'îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def'îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (...). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir. Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmî bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (...). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.(Açıklamalar için bkz. ... Yine yerleşik ... İnançlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında Kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borçun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.(....) Açıklanan ilkeler ve değinilen içtihatlar ışığında somut olay ele alındığında; Davacıların dava konusu senetlerin teminat senedi olduğu iddiaları yönünden, ispat yükü davacılar üzerinde olup; dava dilekçesi ekinde sunulan senet görüntülerinde yer alan teminat ibaresinin bono üzerinde yer almadığı uygulamada koçan olarak tabir edilen kısımda yer aldığı görülmüştür. Teminat ibaresinin bono üzerinde değil de bononun koçan kısmında yer alması nedeniyle bu husus senedin teminat senedi olduğu hususunu tek başına ispata yeterli görülmemiştir. Dosya kapsamında senedin teminat senedi olduğuna dair başkaca yazılı delil sunulmadığından, teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanmadığı kanaatine varılmıştır. Davacıların dava konusu senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası bakımından, ispat yükü davacılar üzerinde olup, bu hususta herhangi yazılı delil sunulmadığından, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası da yerinde görülmemiştir. Yine davalının eylemlerinin sahtecilik/dolandırıcılık niteliğinde olduğu iddiaları bakımından, davalı yan hakkında verilen kesinleşmiş beraat kararı ve ceza dosyası ile eldeki dosyamız kapsamında iddialar ispatlanmadığından hileli davranış iddiası yerinde görülmemiştir. Hal böyle olunca davacılardan ...'ın keşideci konumunda olduğu 15/05/2015 tanzim, 26/04/2016 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemi yerinde görülmemiş davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacılardan ...bakımından ise; keşideci olduğu 20/05/2015 tanzim 15/05/2016 vade tarihli 25.000 TL bedelli senetten borçlu olmadığının tespiti istemi yerinde değil ise de; dava konusu takibin yalnız ... aleyhine başlatıldığı ve her iki senedin takip dayanağı gösterilmesiyle ... yönünden her iki senet için toplam 50.000 TL asıl alacak, 8.053,77 TL işlemiş faiz ve 150,00 TL komisyon alacağı talebinde bulunulduğu görülmüştür. Oysa davacı ... yalnız kendisinin keşideci olduğu 25.000,00 TL bedelli senet yönünden sorumlu tutulabilecek olup takibe konu diğer 15/05/2015 tanzim tarihli keşidecisi ... olan senetten sorumlu tutulamayacağına göre davacılardan ...'in davaya konu takip konusu 15/05/2015 tanzim, 26/04/2016 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Takipte yalnız meralin borçlu olarak gösterilmesi bakımından davacı vekili 04/11/2024 tarihli dilekçesi ile anılı durumun sehven yapıldığı açıklanarak ... ve ...'den ayrı ayrı 25.000 TL alacak talepleri bulunduğu beyan edilmiş ise de; takibin neticeten ... yönünden her iki senede dayalı olarak toplam 50.000 TL asıl alacak, 8.053,77 TL işlemiş faiz ve 150,00 TL komisyon alacağı üzerinden başlatıldığı ve bu şekilde sürdürüldüğü nazara alındığında davacı Meralin takibe konu diğer senetten kaynaklanan asıl alacak ve ferilerden borçlu olmadığının tespiti yönünden hukuki yararının bulunduğu gözetilerek kendisine ait olmayan senet bedeli ve ferileri yönünden takip nedeniyle borçlu olmadığına dair davanın kısmen kabulü gerekmiştir. Yapılan açıklamalar kapsamında davacılardan ... tarafından açılan davanın reddine, davacılardan ... tarafından açılan davanın ise kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine tarafların İİK'nın 72. Maddesine dayalı tazminat talepleri bakımından, gerek tedbir kararı bulunmadığından, davalı lehine; gerekse kötüniyet ispatlanmadığından, davacı lehine tazminat koşulları oluşmadığından tarafların tazminat talepleri yerinde görülmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davacılardan ... tarafından davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE, 2-Davacılardan ... tarafından davalı aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE; davaya konu ....)esas sayılı takibinde; davacı ...'in, takibe konu edilen senetlerden 15/05/2015 tanzim, 26/04/2016 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli senetten kaynaklanan 25.000,00 TL'lik asıl alacak, 4.095,72 TL'lik işlemiş faiz ve 75,00 TL'lik komisyon kalemleri yönünden toplam 29.170,72 TL yönünden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Tarafların İİK'nın 72. Maddesine dayalı tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, 4-Alınması gereken toplam 1.992,65-TL karar ve ilam harcından önceden peşin ödenen toplam 853,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.138,78-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 29.170,72-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin (davacı ... 29.033,05-TL'sinden sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacılar tarafından yapılan; 35,90-TL Başvuru Harcı, 35,90-TL Peşin/nisbi Harcı, 817,97-TL Tamamlama Harcı, olmak üzere toplam 889,77TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 8-Davacılar tarafından yapılan; tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 139,35 -TL yargılama giderinin kabul / talep oranına göre hesaplanan 69,84 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, geri kalan 69,51 TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 9-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ...nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza