İlk Derece Mahkemesi · Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/269 E. 2024/896 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/269
Karar No
2024/896
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/269 Esas - 2024/896 Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/269 Esas KARAR NO : 2024/896 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 22/04/2024 KARAR TARİHİ : 25/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin bir elektrik dağıtım şirketi olduğunu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu düzenlemeleri doğrultusunda almış olduğu lisans kapsamında ... illerinden oluşan ...'nde elektrik dağıtımı ve kaçak elektrik kullanımları ile mücadele faaliyetlerini yerine getirmekte olduğunu, ... Turz. Gıda İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin kullanımında olduğu tespit edilen " ..." adresinde bulunan "..." nolu tesisatta 18.06.2013 ve 30.07.2013 tarihlerinde yapılan incelemelerde daha önce 26.04.2013 tarihinde ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağıyla kaçak elektrik tüketimi yapıldığının tespit edilerek elektriğin kesilerek sayacın mühürlenmesine rağmen, davalı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmeden (perakende satış sözleşmesi ve abonelik olmaksızın) elektriğin müvekkili şirket bilgisi dışında açılarak kaçak elektrik kullanımına devam edildiğinin tespit edildiğini ve müvekkili şirket görevlilerince yapılan tespite binaen, işbu davanın konusunu oluşturan 18.06.2013 tarihli ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı ile 30.07.2013 tarihli ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tutulduğunu, kaçak elektrik tüketimi tahakkuku yapılarak davalı adına fatura edildiğini ve icra takibine konu edildiğini, sayaçta yazılı endeks değerleri arasındaki fark tüketim esas alındığını, düzenlenen tutanak gereğince tahakkuk eden kaçak elektrik kullanım bedelinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine, bedelin tahsili için ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız şekilde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulüne, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve ... E. sayılı Takibin aynen devamına alacağın likit olmasından ve davalının itirazının açıkça haksız ve kötü niyetli olduğundan ötürü alacağın yüzde 20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava itirazın iptali davası olduğundan 1 yıllık dava açma süresi bulunmakta olduğunu, ancak davacı tarafından itiraza binaen açılan dava 1 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkiline itham edilen kaçak elektrik kullanımı iddiasını kabul etmediklerini, kaçak kullanımının tespiti anında tutanak tutulurken tutanakta görevli personeller, tanık ve abonenin imzalaması gerektiğini, abonenin imzadan imtina etmesi durumunda kolluk veya muhtarın tanık olabileceğini, tutanak incelendiğinde abone temsilcisi veya muhtar imzasının bulunmadığını, imzası bulunan kişinin şirket yetkilisi veya temsilcisi olmadığını davacının 26.04.2013 tarihinde ... seri numaralı tutanak tanzim edildiğini, 18.06.2013 tarihinde ... seri numaralı tutanak tanzim edildiğini, 30.07.2013 tarihinde ise ... seri numaralı tutanak tanzim edildiğini beyan etmişse de, en eski tarihli tutanağın en yeni seri numaralı olması bile başlı başına çelişki içermekte olduğunu bu nedenle usulsüz işlemlere itibar edilmemesi gerektiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık, davalı hakkında kaçak elektrik tutanağına dayanılarak başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Kanundaki zamanaşımı süreleri, Borçlar Kanunu'nun 127'nci maddesi (6098 sayılı TBK 148) gereğince tarafların iradeleri ile değiştirilemez. Sözleşmeden doğan alacaklarda, zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. (BK. m. 128). Borçlar Kanunu'nun 101'inci maddesi uyarınca, borcun muaccel olması, ifa zamanının gelmiş olmasını ifade eder. Borcun ifası henüz istenemiyorsa muaccel bir borçtan da söz edilemez. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 128'inci maddesinde zamanaşımının nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı kuralını getirmiştir. Aynı yönde düzenleme 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151'inci maddesinde yer almaktadır. Borçlar Kanunun 131'inci maddesi gereğince, asıl alacak zamanaşımına uğradığında faiz ve diğer ek haklar da zamanaşımına, uğrar. Diğer bir deyişle faiz alacağı asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi olur. Türk Borçlar Kanunu’nun 152'inci maddesi de aynı doğrultudadır. Borçlar Kanunu'nun 133/2 maddesi (6098 sayılı TBK 154) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zamanaşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur. Borçlar Kanunu'nun 133'üncü maddesinde (6098 sayılı TBK 154) zamanaşımını kesen nedenler gösterilmiştir. Bunlardan borçlunun borcunu ikrar etmesi (alacağı tanıması), zamanaşımını kesen nedenlerden biridir. Borcun tanınması, tek yanlı bir irade bildirimi olup; borçlunun, kendi borcunun devam etmekte olduğunu kabul anlamındadır. Borç ikrarının sonuç doğurabilmesi için, eylem yeteneğine ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan borçlunun veya yetkili kıldığı vekilinin, bu iradeyi alacaklıya yöneltmiş bulunması ve ayrıca zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir. Gerçekte de borç ikrarı, ancak, işlemekte olan zamanaşımını keser; farklı anlatımla zamanaşımı süresinin tamamlanmasından sonraki borç ikrarının kesme yönünden bir sonuç doğurmayacağından kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Borçlar Kanunu'nun 133/2 maddesi (6098 sayılı TBK 154/2) hükmü uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Yasanın 135'inci maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir. Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işler. Somut olayda davacı davasını 22/04/2024 tarihinde açmış olup davalıya karşı icra takibinde başlanması ile zamanaşımı kesilmiş olup davalı taraf takibe 12/12/2014 havale tarihli itiraz dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz etmiş olup 16/12/2014 taihinde ...E sayılı dosyasında takibin durdurulması kararı verildiği, dosyanın işlemden kaldırıldığı, alacaklı vekilinin 12/08/2020 tarihli dilekçesi ile işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulmasını talep ettiği dosya esasanın ... olarak yenilerek kaydının yapıldığı, icra müdürlüğünce 22/03/2021 tarihinde yenileme emri düzenlendiği, ancak bunun borçluya tebliğ edildiğine dair belge bulunmadığı görülmektedir. 12/12/2014 tarihinde davalının takibe itirazı TBK m.154/1 uyarınca zamanaşımını kesen fillerden biri olarak değerlendirilemez. Keza 12/08/2020 tarihli takibin yenilenmesi talebi de dilekçe de sadece yeniden işleme koyulma talep edildiğinden icrai bir işlem yapılmasına yönelik bir talep içermediğinden zamanaşımını kesici bir etkisi bulunmamaktadır. Bu yönde emsal nitelikte ... ve 12.12.2017 tarihli kararında “Somut olayda takip dosyasında, her ne kadar 07/02/2013 tarihinde icrai işlem yapılması talebi içermeyen yenileme talebinde bulunulmuşsa da bu talebin zamanaşımını kesen işlemlerden olmadığı, 10/03/2010 tarihinde ortaklığın giderilmesi davasının açılması için yetki alınması konusunda icra mahkemesine başvurulması ile zamanaşımının kesildiği, 09/09/2013 tarihinde taşınmaza ilişkin kıymet takdiri yapılması talebinde bulunularak zamanaşımını kesen mahiyette talepte bulunulduğu, bu tarihler arasında ise zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı anlaşılmıştır.” şeklinde tespit yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta davalı taraf usulünee uygun olarak zamanaşımı defisini ileri sürmüş olup 05/12/2013 takip tarihi ile 22/04/2024 dava açılış tarihi arasında tam olarak 10 yıllık süre olduğu ve takibe itiraz sonrası herhangi bir işlem gerçekleştirilmediği,yenileme talebinde icrai işlem talebi bulunmadığı dolayısıyla zamanaşımın kesici bir etkisinin bulunmadığı, davacı tarafından zamanaşımını kesici fiilin 05/12/2013 tarihinde takip başlatmakla gerçekleştiği, bu anlamda 10 yıllık sürenin dolduğu (TBK m.146) hususları dikkate alındığında alacağın zamanaşımına uğradığı kanaatine varılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 21.225,39 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince ... bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibarı ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2024 10:54:49 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/269, K. 2024/896, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-269-e-2024-896-k-c2a8953eb132