İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/638 E. 2023/146 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/638
Karar No
2023/146
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/638 Esas - 2023/146 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/638 Esas KARAR NO : 2023/146 DAVA : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2022 KARAR TARİHİ : 22/02/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; Dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA VE İSTEK : Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Grup mangan işletme ruhsat devri için Maden Ruhsatı Devir Sözleşmesi imzalandığı, akabinde anılan sözleşmeye ek olarak alt yüklenici sözleşmesinin imzalandığını, maden ruhsatı devir sözleşmesi uyarınca davalı tarafın sözleşmeye konu maden ruhsatını 1.450.000,00-TL tutar karşılığında her türlü maden arama, işletme ve üretme hakkını da kapsayacak şekilde müvekkili Şirkete devredeceğini, ancak davalının maden ruhsatı devir bedelinin ödenmesine rağmen maden ruhsatının kendilerine devredilmediğini, kazı çalışmalarına başlandıktan sonra davalı tarafın anlaşmayı bozmayı yönelik tavır sergilendiğini, davalının hileli davranışlarının devletin kâr payına ve vergi zararına sebep olduğunu, müvekkili Şirket tarafından çıkarılan ve stokta bulunan 10 bin 200 ton madenin ayrıştırılarak piyasaya gayrı resmi olarak satıldığını, buna rağmen maden ruhsatı devir sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini, şantiye sahasından çıkarılmaları ve sözleşmenin feshi sebebiyle müvekkilinin büyük zararlarının oluştuğunu, beyanla öncelikle dava konusu maden ruhsatı ile davalının malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasını, maden ruhsatının kendilerine ait olduğunun tespiti ile kendi adlarına tescilinin yapılması, Mahkeme aksi kanaatte ise; sözleşmenin haksız feshinin tespiti ile uğranılan zarar nedeni ile ve sahada çalışma yapamayan müvekkilinin mahrum kaldığı kâr ve kazanç kaybı ile uğranılan zararın tazmini nedeni ile şimdilik 10.000,00-TL ile fer’i nitelikte imzalanan Alt Yüklenici Sözleşmesi uyarınca oluşan alacaklarının tazmini için 10.000,00-TL’nin davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ve yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA : Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davadan önceki başvuru üzerine arabuluculuk toplantısının usulsüz olarak yapılması nedeni ile dava şartının yerine getirilmediğini, davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, davacının sözleşmeye aykırı olarak davrandığını ve sözleşme bedelini ödemediğini beyanla davanın öncelikle dava şartı yokluğu ve yetkisizlik nedeni ile usulden reddine, aksi takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : -Taraflar arasında imzalanan Maden Ruhsatı Devir Sözleşmesi -Taraflar arasında imzalanan Alt Yüklenici Sözleşmesi -Gerede ve Fethiye Vergi Dairesi ile Seğmenler Vergi Dairesinden gönderilen cevabi müzekkereler -Ankara ve Muğla Ticaret Sicil Müdürlüğünden gönderilen cevabi müzekkere. -Muğla Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığından gönderilen cevabi müzekkere. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, maden ruhsatı devir sözleşmesinin haksız feshinin tespiti ile haksız fesih nedeni ile uğranıldığı ileri sürülen kâr kaybı ve alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili duruşmada dava dilekçesini aynen tekrar ile istemi gibi karar verilmesini talep etmiştir. Dosyamızda dava konusu isteme dayanak maden ruhsatı devir bedeli üzerinden eksik peşin harç ikmal edilerek dava dosyası Mahkememiz heyetine tevdi edilmiştir. Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın sözkonusu düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Bu bağlamda, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar ise; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar ise; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Tarafların gerçek kişi oldukları gözetilerek tacir araştırması yapılmasına yönelik Vergi Dairelerine ve Muğla Ticaret sicil müdürlüklerine müzekkereler yazılmıştır. Dosyamıza Gerede Vergi Dairesinden gönderilen müzekkere yanıtında davalı Murat Demirpençe’nin 11/08/2021 tarihli işe başlatma bildirimi ile 072907 faaliyet koduyla “Başka Yerde Sınıflandırılmamış Demir Dışı Diğer Metal Cevherleri Madenciliği” alanında halen faal olarak vergi mükellefiyetinin bulunduğu, mükellefiyetinin VUK hükümlerine göre 2. Sınıf tacirler için geçerli olan hükümlere tabi olup işletme hesabı esasına göre ticari defter tuttuğunun bildirildiği anlaşılmış, müzekkere ekindeki beyanname örneğinden 2022 yılında davalının 49,449,15-TL ticari kazanç bildiriminde bulunduğu görülmüştür. Seğmenler Vergi Dairesinden gönderilen cevabi müzekkerede ise; davalı Murat Demirpençe’nin 13/06/2008-21/08/2013 tarihleri aralığında ortağı bulunduğu 289*420256 vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellef Demirpençe Tem. Mad. İnş. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şirketinin 13/06/2008-27/07/2022 tarihleri aralığında Dairenin yetki alanında faaliyette bulunduğu belirtilerek Şirketin son 3 yıla ait kurumlar vergisi beyannamesi yazı ekinde gönderilmiş, davalının 2021 yılına ait kurumlar vergi beyannamesinde bildirdiği kâr miktarının 71.624,66-TL olduğu anlaşılmıştır. Muğla Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığından gönderilen cevabi müzekkerede ise; davacı adına Esnaf ve Sanatkar sicilinde kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Muğla Ticaret Sicil Müdürlüğünden gönderilen cevabi müzekkereden davacı Mustafa Yoldaş’ın tacir kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir. Fethiye Vergi Dairesinden davacı Mustafa yoldaş’ın vergi mükellefiyeti ile ilgili olarak gönderilen cevabi müzekkerede ise; Mustafa Yoldaş’ın en 25/06/2017 tarihinden itibaren ve halen vergi mükellefi olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, dosyamıza gönderilen Vergi Dairesi ile Esnaf ve Sanatkâr Odaları Birliği ile Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazıları ile dosyamıza gönderilen vergi beyannamelerindeki vergi matrahına esas yıllık kazanç ve kâr miktarları birlikte değerlendirildiğinde; davacı Mustafa Yoldaş ile davalı Murat Demirpençe’nin tacir sıfatlarının bulunmadığı, davalının vergi beyanlarına konu kazanç miktarının da esnaf faaliyeti sınırlarını aşmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda, dosyamıza gönderilen Vergi Dairesi ile Esnaf ve Sanatkâr Odaları Birliği ile Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazıları ile dosyamıza gönderilen vergi beyannamelerindeki vergi matrahına esas yıllık kazanç ve kâr miktarları birlikte değerlendirildiğinde; davacı Mustafa Yoldaş ile davalı Murat Demirpençe’nin tacir sıfatlarının bulunmadığı, davalının vergi beyanlarına konu kazanç miktarının esnaf faaliyeti sınırlarını aşmadığı, bu nedenlerle davanın mutlak veya nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, gibi yukarıda değinilen 3. grup ticari davalar arasında da değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığından, davaya bakma görevinin Mahkememize değil; Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu kanaatine varılmakla; göreve ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle HMK 114/1-c.m. delaleti ile 115/2.m. gereğince davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan davanın 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE. 2-HMK 20.maddesi uyarınca kararının kesinleşmesini müteakip iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın davaya bakmaya görevli Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına(ihtar edildi) 3-Yargılama giderlerinin davaya bakmaya görevli Mahkeme tarafından değerlendirilmesine, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde HMK 331/2.m. gereğince talep halinde yargılama giderlerinin Mahkememiz tarafından karara bağlanmasına, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/02/2023

Atıf: Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/638, K. 2023/146, T. 22.02.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-638-e-2023-146-k-a3ce68df5ca5