İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/22 E. 2023/103 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/22
- Karar No
- 2023/103
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/22 Esas - 2023/103 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/22 Esas KARAR NO : 2023/103 BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : AV.... DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının Butlan ve İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 10/01/2020 KARAR TARİHİ : 15/02/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2023 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; Dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA VE İSTEK : Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı 10.01.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Davacının, davalı ....'nin 06.05.2016 ve 28.06.2017 tarihlerinde yapılan genel kurullarında iradesi dışında yönetim kurulu üyesi seçilmiş gibi gösterildiği, davacının katılmadığı ve imzasının bulunmadığı yok hükmünde olan bu kararların gerçekmiş gibi sahte olarak 12.05.2016 tarih ve 9774 sayılı, 28.07.2017 tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesinde ilan ettirildiği, davacı tarafından ... sayılı dosyası ile; 2014 yılından itibaren davacının kendi yaptığı alacaklarını, yaptığı masrafları, kar paylarını alamadığı, şirkette hakim ortak durumunda olan ve şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olan ...'ın şirketin içini boşaltması, şirketin paralarını muhasebe oyunları ile şahsına, yakınlarına ve dolaylı dolaysız ortağı olduğu firmalara aktarması, şirketi ve dolayısıyla davacıyı zarara uğratması nedeni ile 06.10.2016 tarihinde TTK madde 531 uyarınca şirketin feshi talepli dava açıldığı, ...'ın davacının fiilen şirketle hiçbir alakasının kalmadığını, şirket ortaklığını sona erdirmek için ihtar gönderdiğini, dava açtığını, öncesinde yüz yüze ve mail ortamında bu iradesini bilmesine rağmen davacıyı şirketin özellikle vergi, SGK gibi borçlarından mesuliyet altına sokmak için sahtecilik yaparak yönetim kurulu üyesi gibi gösterdiği, seçme, seçilme hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı vazgeçilmez ve dokunulmaz haklardan olduğu bu sebeple kimsenin başkaları tarafından iradesi dışında bir konuma seçilmesi, atanması ve mesuliyet altına sokulmasının söz konusu olamayacağı ve bunun yok hükmünde bir eylem olduğu, davacının ...ne söz konusu yönetim kurulu üyesi seçiminin iradesi dışında gerçekleştiğini, yok hükmünde olduğunu, sahte olarak ticaret sicilinde ilan edildiğini belirterek tekzip talebinde bulunduğunu ancak Müdürlüğün bir cevap vermediğini, söz konusu ilanın gerçek dışı bir durumu içermesi ve konuyu araştırmaksızın davacının iradesini aramaksızın ilan yayınlaması sebebi ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kusurlu olduğunu ve işbu davada bu sebeple taraf olarak gösterildiğini, neticeten davacının katılmadığı ve imzasının bulunmadığı iradesi dışında yönetim kurulu üyesi seçilmesi ve sahte olarak ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine ilişkin yok hükmünde olan şirket genel kurulunun 2016/04 sayı ve 06.05.2016, 201 7/06 ve 28.06.2017 tarihli kararlar ile varsa bu şekilde davacıya yönelik alınan tüm kararların TTK 44 7. Maddesi uyarınca batıl olması sebebi ile iptaline, söz konusu butlan kararının Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” dava ve talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA : Davalı Şirket vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı Hidroen Elektromekanik Hidromekanik Makine İmalat Montaj Sanayi ve Ticaret A.Ş. 28.02.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının şirkette uzun süredir pay sahibi olduğunu ve 18.12.2012 tarihinden itibaren şirkette yönetim kurulu üyeliğini kesintisiz. olarak sürdürdüğünü, yönetim kurulunun belirlenmesini de içeren gündem maddeleri Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, davalı şirketin tüm kanuni gereklilikleri yerine getirmiş olmasına karşın davacının toplantılara katılmadığını, bir kişinin yönetim kurulu üyesi seçilmesi için kişinin, kârın alındığı genel kurul toplantısına katılmasının şart olmadığını, toplantı ve karar alınması için yeter sayılarına uygun hareket edildiğini, davacının 2016 yılından günümüze kadar bir kez dahi bu kararlara itirazda bulunmadığı, yönetim kurulunda olmak istemediğini belirtmediğini, şirkete bu hususta bir başvuruda, uyarıda ve bildirimde bulunmadığını, ticaret sicil müdürlüğüne ise 06.01.2020 tarihinde başvuruda bulunduğunu, TTK uyarınca şirket genel kurul kararlarının iptal davası için üç aylık hak düşürücü sürenin bulunduğunu, ayrıca TTK'da butlan nedenlerinin açıklandığı ve somut olayda bu nedenlere dayanılmadığından butlanın da söz konusu olmadığını, bu sebeplerle davacının butlan iddiasında bulunmayacağı ve iptal davası açamayacağını, davacının açmış olduğu davanın hukuki bir temeli olmadığını, üstelik davacının seçildiği dönemde davalı şirketin 3 pay sahibi bulunduğunu, yönetim kuruluna üç paydaşın birden seçildiğini, özel olarak davacının seçilmesinin söz konusu olmadığı herhangi bir sahtecilik ya da borçtan mesuliyet altına sokma çabası bulunmadığını, davacının halihazırda pay sahibi olduğundan sorumluluğunun zaten bulunduğunu , davacının şirketin feshi ve ortaklığın sona erdirilmesi için açmış olduğu Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/270 E. sayılı dosyası kapsamında görülmekte olan davada alınan tüm bilirkişi raporlarında davacının şirkete borçlu olduğunun tespit edildiğini, davacının sorumluluktan kurutulmak için huzurdaki davayı açtığı, davacının işbu davayı açmakta kötüniyetli olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Diğer davalı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü temsilcisi ise sunduğu cevap dilekçesinde özetle; yapılan tescil ve ilan işlemlerinde incelenmesi gereken hususların kanuni şartların var olup olmadığı noktasında toplandığı, dava konusu uyuşmazlığın davacı ile davalı şirket arasında olduğu, hukuki, maddi, adli her türlü sorumluluğun davalı şirkete ait olduğu, zira davalı müdürlüğün gerekli incelemelerinin kanuna olarak uygun yapıldığı, bunu aşan bir yetkinin kullanımın mümkün olmadığı, davalı müdürlükçe yapılan işlemlere karşı TTK 34. Maddesine göre & günlük itiraz süresinin öngörüldüğü ve bu sürenin geçtiği, bu sebeple söz konusu davada davalı müdürlüğe husumet yöneltilmesinin yerinde olmadığı, ayrıca ticaret sicil müdürlüğünün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olması sebebi ile yapılacak yargılama sonucunda davalı müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği beyanla davanın kendileri yönünde reddine karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLER : - Ticaret sicil kaydı - Davalı Şirketin genel kurul toplantı tutanakları -Bilirkişi heyeti raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, iradesi dışında yönetim kurulu üyesi seçildiği ve sahte olarak ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği iddiasına dayalı olarak yok hükmünde olduğunu ileri sürdüğü davalı şirket genel kurulu kararlarının ve davacıya yönelik olarak alınan tüm kararların TTK 447. m. uyarınca batıl olması sebebi ile iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili duruşmada dava dilekçesini aynen tekrar ile istemi gibi karar verilmesini talep etmiştir. Dosyamız arasına davalı Şirketin ticaret sicil kaydı celp edilerek incelenmiş, davalı Şirketin 20.05.2010 tarihinde ... Sicil Müdürlüğünde tescil edilerek kurulduğu, 20.05.2010 tarih ve sayılı...'de yayınlanan kuruluşu sözleşmesine göre davacı da şirketin kurucu ortağı olduğunu, 2 yıl süre ile ..., ... ve ... ile birlikte yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, ... ve ... 'ın müştereken temsile yetkili kılındığı, 19.03.2011 tarihli genel kurul kararı ile ..., ... ve davacının 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, ... ve ...'ın müştereken temsile yetkili kılındığı, 07.04.2011 tarihli karar ile davacının istifa ettiği ve bu hususun 10.05.2011 tarih ve 7812 sayılı ...'de ilan edildiği, davacının istifasının ardından 14.01.2013 tarihli karar ile yeniden yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, bu hususun da 06.02.2016 tarih ve 8252 sayılı ...'de ilan edildiği, 03.04.2014 tarihli genel kurul kararı ile ..., .... ve davacının yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, davalı Şirketin 06.05.2016 tarihinde yeniden yönetim kurulu üyesi seçimi yaptığı, ...,... ve davacının 3 yıl süre ile Yönetim kurulu üyeliklerine seçildiği, ...'ın münferiden temsile yetkili olduğu, anonim şirketlerde hisse devri ile ortaklı yapısının tescil ve ilana tabi olmamakla birlikte 24/10/2017 tarih ve 9436 sayılı ...'de yapılan ilana göre şirket ortaklarının ... ile Ahmet Kaynakoğlu olduğu, şirketin son Yönetim kurulu üye seçiminin 24.11.2017 tarih ve 9459 sayılı ...'de yapılan ilana göre ... olduğu ve şirket adına...'un temsile yetkili olduğu anlaşılmıştır. Dosyamıza... E.sayılı dosyası celp edilmiş, dosyamız davacısı tarafından dosyamız davalısı ...aleyhine açılan dava sonucunda şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, dosyamıza gönderilen ticaret sicil kaydına göre şirketin söz konusu karara istinaden başlatılan tasfiye sürecinin devam ettiği görülmüştür. Dosyamızda taraf delilleri toplandıktan sonra dosyamızda kooperatif mevzuatında nitelikli hesaplama konusunda uzman bilirkişiden rapor temin edilmiş, Av.... sunduğu raporunda özetle; Davalı şirketin iptali talep edilen 06.05.2016 ve 28.06.2017 tarihli genel kurul toplantılarında çağrıya ilişkin eksiklikler bulunduğundan, TTK 410.m. Gereğince iptal edilebilirlik koşullarının oluştuğu; ancak davalının iptal edilebilirliğe ilişkin 3 aylık hak düşürücü süre yönünden reddini talep ettiği, Genel kurul toplantılarında çağrıya ilişkin evraklarda eksiklikler bulunmasının TTK 447 ve diğer maddeleri gereğince genel kurul kararlarını butlanla sakat kılmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna yönelik taraf vekillerinin gerekçeli itirazları üzerine dosyamız konusunda uzman farklı bir bilirkişiye tevdi edilerek 2. Bilirkişi raporu temin edilmiştir. Bilirkişi Av. ...sunduğu 2. Bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu edilen ve batıl olması sebebiyle iptali talep edilen; 06.05.2016 tarihli genel kurul çağrısının 6102 Sayılı TTK' nun 414. maddesi üçüncü cümledeki; "... pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilmesi eksikliğinin olduğu ve bu eksikliğin yaptırımının iptal edilebilirlik olduğu, 06.05.2016 tarihli genel kurul çağrısının 6102 Sayılı TTK' nın 414. maddesindeki eksikliği sebebiyle iptali talebinin yine yasanın 445. Maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü süreye tabi olduğu ve bu sürenin karar tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, Dava konusu edilen 28.06.2017 tarihli kararın ise yönetim kurulu kararı olduğu ve söz konusu yönetim kurulu toplantısına kurul üyesi olan davacı ...'nun davet edilmesi gerektiği ancak kendisine yapılmış bir çağrıya dair belgeye dosyada rastlanmadığı, 28.06.2017 tarihli yönetim kurulu toplantısına davacı ...'nun davet edildiğine dair belgenin olmaması halinde, yönetim kurulu üyesinin toplantıya çağrılmaması için 6102 Sayılı TTK' nun iptal edilebilirlik yönünde bir yaptırımın bulunmadığı mütalaa edilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekillerinin itirazları üzerine bilirkişiden alınan ek raporda ise; dava konusu 06.05.2016 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin olarak kök rapordakı kanaatin değışmedığı, davalı şirketin batıl olması sebebi ile iptali talep edilen 06.05.2016 tarihli genel kurul toplantısına çağrıya ilişkin evraklarda eksiklikler bulunduğu, ancak bu durumun kararı iptal edıilebilirlikle sakat kılmakla birlikte sözkonusu genel kurul kararında butlan sebeplerinin oluşmadığı, 28.06 2017 tarıhlı genel kurul karanna ılışkın ise de, davalı şırketın karar defterinin yeniden incelenmesinde davada iptali talep edılen 28.06.2017 ve 2017/06 sayılı kararın genel kurul kararı değil; yönetim kurulu kararı olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Bilindiği üzere; Mülga 6762 sayılı TTK'da hangi işlem ve kararların batıl olduğu özel olarak sayılmamış, kararların hükümsüzlük hallerine ilişkin özel bir düzenleme yapılmamış, kamu düzenine, ahlaka veya emredici hükümlere aykırı kararların batıl olduğu kabul edilmiştir. Geçersizliğin tespiti davaları belli bir süreye tabi değildir. 6762 sayılı mülga TTK'dan farklı olarak 6102 sayılı TTK'nın batıl kararlar başlıklı 391.maddesinde sayılan hallerin varlığı halinde yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitinin mahkemeden istenebileceğine dair özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre söz konusu hükümde; "a) eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır" denilmektedir. Diğer taraftan, Usulsüz çağrı genel kurul toplantısında hazır bulunmayan ortağa genel kurul kararının iptali davası açma hakkı sağlar ve alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye, iyiniyet kaidelerine aykırı alındığının ayrıca ispatı gerekir. Tek başına usulsüz çağrı genel kurul kararının iptalini gerektirmez. Bu durumda da TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptal davası açma süresi, genel kurul tarihinden itibaren üç aydır. (... Bu bağlamda, yapılan yargılama ve toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın davalı Şirket genel kurul toplantılarında iradesi dışında ve sahte olarak yönetim kurulu üyesi seçildiği iddiasına dayalı olarak genel kurul toplantılarının batıl olduğu ve davacı hakkında alınan kararların iptali istemine ilişkin olduğu, dosya kapsamında davacının butlan ve iptal koşullarının varlığını usulen kanıtlamakla yükümlü olduğu, buna rağmen davacı tarafından dava konusu 28.06.2017 tarih ve 2017/06 sayılı yönetim kurulu kararının sahtecilik iddiası da dahil TTK 391.m. bağlamında butlanını kanıtlar nitelikte bir delil dosyamıza sunamadığı gibi sunulan ve Mahkememiz'ce de benimsenen bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere dava konusu anılan kararın batıl olduğunun tespitini gerektirir bir hususun da mevcut olmadığı, diğer taraftan davalı Şirketin 06.05.2016 tarihli genel kurul toplantısına yönelik çağrıda usulsüzlüklerin varlığının da butlan sebebi olarak değerlendirilemeyeceği, sözkonusu kararın iptali istemi yönünden ise; kararın alındığı tarihten itibaren TTK 445. Maddesinde öngörülen yasal 3 aylık hak düşürücü süre geçirilerek davanın açıldığı hususları birlikte gözetildiğinde; davanın reddi gerektiği kanaatine varılmakla; açıklanan gerekçelerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı maktu 179,90-TL olup davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı Şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince maktu 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 5-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ...istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/02/2023 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye... e-imza Katip 79344 e-imza