İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/189 E. 2024/518 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/189
Karar No
2024/518
Karar Tarihi

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/189 Esas - 2024/518 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/189 Esas KARAR NO : 2024/518 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/03/2023 KARAR TARİHİ : 16/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, merkezi ... .... ... çalışmalarıyla zaman ve para harcayarak gerçekleştirmekte olduklarını, her üreticinin, reçeteleri, prosesleri, yazılımları, makine ve ekipmanlarının birbirinden farklı olduğunu, geliştirdikleri ürünlerin ekonomikliğini kullanarak birbirleriyle rekabet ettiklerini, bu nedenle üretim ile ilgili her türlü bilgiyi, şirket dışındaki herkesten saklı tuttuklarını, bazı üretici firmaların müşterilerinin fabrikalarını gezmelerine müsaade etmezken, bazılarının da fabrikasının sadece belli bölümlerini gezmelerine müsaade ettiklerini, dolayısıyla hiç kuşkusuz ki bir işletmenin en önemli bileşeninin çalışanları ve belli konumdaki çalışanlarının bu tip sırları bilmekte olduğunu, davalının ise müvekkili şirkette 14/11/2016 - 28/07/2022 tarihleri arasında bakım onarım mühendisi olarak en son brüt -21.302,00 TL aylık ücret karşılığı, yazılı iş sözleşmesiyle çalıştığını, davalının müvekkili şirketteki görev ve yetkisinin kritik bir pozisyonda iken, kendisi çalışmasını istifa suretiyle sonlandırmış olduğunu, bilindiği üzere iş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülük olduğunu, tarafların iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme yapılmasını kararlaştırabileceklerini, davalının TBK 444. ve devamı maddelerine göre yapılan rekabet yasağı sözleşmesine ve dolayısıyla verdiği taahhütlerine rağmen, iş akdini fesheder etmez aynı il sınırlarında aynı alanda iştigal eden rakip firmada işe başlayarak rekabet yasağına aykırı davrandığını, makinelerin işletilmesi, bakım ve onarımından sorumlu mühendis olan, üretim teknolojisini ve reçeteleri bilen davalının yeni işe başladığı ... ... San. Ve Tic. A.Ş firmasında da aynı ürünü üretmekte olduğunu, davalının son brüt maaşının 21.302,00 TL olduğunu, müvekkilinin sözleşmede yazana göre daha fazla talep etme hakkı olmasına rağmen, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak şartıyla; şimdilik 50.000,00 TL cezai şart alacağının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğundan esasa girilmeksizin davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin huzurdaki dava bıkımından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığından zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin söz konusu hizmet sözleşmesini zorla imzaladığını, müvekkilinin kendisine imzalatılan hizmet sözleşmesinde yer alan çalışma yasağı başlıklı 19. Maddesine rıza göstermediğini, bu nedenle imzalamaktan kaçınmış olsa da işine son verileceğine dair korkutularak pandemi döneminde imzalatıldığını, davacı şirketin söz konusu hizmet sözleşmesini imzalattırdıktan sonra sözleşmenin başlangıç tarihini müvekkiline zorla geçmiş tarih olarak eklettirildiğini, müvekkilinin davacı şirkette işe başlarken imzalamış olduğu sözleşme sunulmamış olup, onun yerine rekabet yasağını da içeren hizmet sözleşmesini beyaz yakalı mühendislerin hepsine zorla imzalatıldığını, müvekkilinin 4657 sayılı İş Kanunu'nun 25. Maddesinin II. bendine dayalı olarak hizmet akdi feshedilmediğinden ve iş akdini haklı bir nedene dayanarak sonlandırdığından söz konusu sözleşmenin dayanak gösterilerek cezai tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yeni iş yerinde davacı işverenin yanında çalıştığı konum veya alanlarda çalışmadığını, müvekkilinin davacı şirketin yanında çalıştığı süreçte üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin müvekkilinin ekonomik geleceğini sıkıntıya sokmakta ve müvekkilinin çalışmak için başka şehre gitmesini veya tecrübesini kullanmayarak daha düşük bir gelir sağlamasına sebep olduğunu, bu nedenle anayasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle somut ve hukuki dayanağı bulunmayan davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı tanığı ... katıldığı oturumda; "Ben davacı şirketin fabrika müdürüyüm, davalı ... bakım onarım şefi olarak çalışmıştır, çalıştığı süre boyunca kendisini geliştirdi, yaptığı iş mahiyeti ile şirketimizin kullandığı teknik malzemeler anlamında bilgi sahibi idi, ancak bizim iş yerinden ayrıldıktan sonra farklı bir iş yerinde çalışmaya başlaması halinde bizim şirketimize zarar verecek mahiyette ticari sırra vakıf olup olmadığı hususunda net bir bilgiye sahip değilim, davacı şirket ile ... ......A.Ş.'nin kullandığı makinelerin aynı niteliklere sahip olup olmadığı hususunda bilgi sahibi değilim," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı Orhan Erçıktı katıldığı oturumda beyanında; "Ben daha önce davacı şirket bünyesinde vardiya amiri olarak çalıştım, davalı ... makine mühendisiydi, yaptığı iş anlamında ticari sırlara vakıf olabilecek bir pozisyonda değildi, ben ... ... .. A.Ş bünyesindede kısa bir süre çalıştım, davacı şirket ile ... ... şirketinin çalışma sistemleri birbirinden farklıdır, bu anlamda davalı asil ticari sırları taşıyıp davacı şirkete zarar verebilecek bir pozisyonu yoktur, davacı şirket ile ... ......A.Ş.'nin kullandığı fırınların farklı olduğunu biliyorum, diğer kısımlarda nasıl bir farklılık arz ettiği hususunda bilgi sahibi değilim," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... katıldığı oturumda beyanında; "ben davacı şirket bünyesinde vardiya amiri olarak 8 yıla yakın çalıştım, davalı ... bakım onarım mühendisiydi, davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmıyordu, dava dışı ... ... A.Ş ile davacı şirket arasında kullandıkları makine, malzeme fırınlar tamamen farklıdır hiçbir benzerlik yoktur, ... ... da ... üretimi işi yapmaktadır, ancak tamamen farklı malzeme ve makine kullanırlar, bu anlamda davalı ticari sırları taşıyıp davacı şirkete zarar verecek bir pozisyonda değildi, davacı şirketin hem ... hem onarım kısmındaki bakım onarım işlerini davalı yerine getirirdi" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı... ... ... katıldığı oturumda beyanında; "ben yaklaşık 2 sene öncesine kadar davacı şirket bünyesinde otomasyon mühendisi olarak çalışmaktaydım, davalı ... bakım onarım işlerini yürütürdü, yaptığı iş pozisyonu anlamında davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda değildi, ... ... A.Ş ile davacı şirketin yaptığı iş benzerlik gösterir ancak kullandığı makineler çoğu itibari ile farklıdır, bu anlamda davacı şirkete zarar verecek bir pozisyonda olduğunu düşünmüyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur. 14/12/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davaya ilişkin olarak; dosya muhteviyatında bulunan dokümanlar kapsamında heyetimizce tespit edilmiş hususlar ve yukarıda yapılmış olan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; davalı ...’in 14/11/2016 ile 28/07/2022 tarihleri arasında ... Şirketinde Bakım Onarım Mühendisi (Makine Mühendisi) olarak son olarak 21.302 TL brüt ücret ile çalıştığı, davalı’nın sözleşmeye göre; fabrikada kritik bir pozisyonda üretim sürecindeki bütün reçeteleri görme yetkisi bulunduğunun belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 19. Maddesine göre " Haklı bir nedene dayanmaksızın hizmet sözleşmesini sona erdiren veya 4857 Sayılı İş Kanunun 25. Maddesi II. Bendine dayalı olarak hizmet akdi feshedilen çalışan, bir yıl süreyle kendi nam ve hesabına veya herhangi bir tüzel veya gerçek kişinin menfaatine işverenden yazılı izin almadıkça işveren ile rekabet edecek bir iş yapamayacağı gibi aynı veya benzeri bir iş nevi ile iştigal eden bir kuruluşta çalışamaz, ortak olamaz. Çalışan bahsi geçen 1 yıllık süre içerisinde tüm satış bölgeleri kapsamına giren illerde, işveren şirketin iş yerinde ürettiği mallardan bazılarını ve /veya tamamını üreten veya stratejik planlamaya göre üretilmesi planlanan ve programa alınan ürünleri üreten ve ticaretini yapan bir iş yeri kurmamayı, belirtilen malların üretildiği başka bir işverene ait iş yerinde çalışmayı, aynı malları üreten bir ortaklığa doğrudan veya dolaylı olarak ortak olmamayı, danışmanlık yapmamayı veya sair bir suretle doğrudan veya dolaylı olarak rekabet etmemeyi kabul ve taahhüt eder. Bu şartlara aykırı davranma nedeniyle işverenin zarar görmesine neden olan çalışan ayrıldığı tarihteki son brüt ücretinin on aylık tutarında cezai tazminat ile işverenin göreceği maddi manevi zararın kendisine bildirilmesine müteakıp derhal ödemeyi kabul ve taahhüt eder." denildiği, davalının sözleşmeye göre; rekabet yasağı sözleşmesi ve verdiği tahaahhüte rağmen, iş akdini fesheder etmez, aynı il sınırlarında aynı alanda iştigal eden rakip bir firma olan ... ... şirketinde işe başlayarak rekabet yasağına aykırı davrandığının anlaşıldığı, ... ve davalı ...’nun aynı ürün olan ... ürettiği ve rakip olduklarının anlaşıldığı, davacı ...’nun davalı ...’den 21.302 TL x 10 ay = 213.020 TL tutarlı cezai şartı davalının lehine olacak biçimde temerrüt tarihi olan zorunlu arabuluculuk sonucu anlaşma sağlanamayan 27/10/2022 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davacıdan talep edebileceğinin hesaplandığı bildirilmiştir. 06/05/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; davalı ...’in 14/11/2016 ile 28/07/2022 tarihleri arasında ... Şirketinde Bakım Onarım Mühendisi (Makine Mühendisi) olarak son olarak 21.302 TL brüt ücret ile çalıştığı, davalının sözleşmeye göre; fabrikada kritik bir pozisyonda üretim sürecindeki bütün reçeteleri görme yetkisi bulunduğunun belirtildiği, davalı işçinin konumu ve yaptığı iş itibari ile müşteri çevresi veya üretim sırları yada işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağladığının anlaşıldığı, bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 19. Maddesine göre " Haklı bir nedene dayanmaksızın hizmet sözleşmesini sona erdiren veya 4857 Sayılı İş Kanunun 25. Maddesi II. Bendine dayalı olarak hizmet akdi feshedilen çalışan, bir yıl süreyle kendi nam ve hesabına veya herhangi bir tüzel veya gerçek kişinin menfaatine işverenden yazılı izin almadıkça işveren ile rekabet edecek bir iş yapamayacağı gibi aynı veya benzeri bir iş nevi ile iştigal eden bir kuruluşta çalışamaz, ortak olamaz. Çalışan bahsi geçen 1 yıllık süre içerisinde tüm satış bölgeleri kapsamına giren illerde , işveren şirketin iş yerinde ürettiği mallardan bazılarını ve /veya tamamını üreten veya stratejik planlamaya göre üretilmesi planlanan ve programa alınan ürünleri üreten ve ticaretini yapan bir iş yeri kurmamayı, belirtilen malların üretildiği başka bir işverene ait iş yerinde çalışmayı, aynı malları üreten bir ortaklığa doğrudan veya dolaylı olarak ortak olmamayı, danışmanlık yapmamayı veya sair bir suretle doğrudan veya dolaylı olarak rekabet etmemeyi kabul ve taahhüt eder. Bu şartlara aykırı davranma nedeniyle işverenin zarar görmesine neden olan çalışan ayrıldığı tarihteki son brüt ücretinin on aylık tutarında cezai tazminat ile işverenin göreceği maddi manevi zararın kendisine bildirilmesine müteakıp derhal ödemeyi kabul ve taahhüt eder." denildiği, davalı ...'in taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre bir takım rekabet yasağı ve tahahhütler verdiği, bunlar gözetildiğinde iş akdini fesheder etmez, aynı il sınırlarında aynı alanda iştigal eden rakip bir firma olan ... ... Şirketinde işe başlayarak rekabet yasağına aykırı davrandığının heyetçe değerlendirildiği, ... ve davalı ... Madencilik A.Ş.’nin aynı ürün olan ... ürettiği ve rakip olduklarının anlaşıldığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri gereğince talep edilen cezai şart tutarının davalının ekonomik mahvına yol açacak düzeyde olmadığının anlaşıldığı, davalı ...'in Hizmet Sözleşmesini zorla imzaladığına ve çalışma yasağı başlıklı maddeye itiraz ettiğine ilişkin şüpheye yer bırakmayacak biçimde bilgi ve belge sunamadığının anlaşıldığı, davacı ... Madencilik A.Ş., davalı ...’den 21.302 TL x 10 ay = 213.020 TL tutarlı cezai şartı; ihlal tarihi olan davalı ...'in rakip firma olan ... A.Ş.'de çalışmaya başladığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte talep edebileceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı vekili 27/06/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ıslah dilekçeleri doğrultusunda davanın kabulü ile; 50.000,00 TL olarak talep edilen cezai şart alacağını 163.020,00 TL ıslah edilerek neticeten 213.020,00 TL'nin davalının rekabet yasağını ihlal etttiği tarih olan dava dışı ... ...'da işe başladığı tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile, mahkeme aksi kanaatte ise anlaşma sağlanamayan arabuluculuk son tutanağının tanzim edildiği tarih olan 27.10.2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile tahsiline, Cezai Şart yapılırken takdiri indirim yapılmamasına, mahkeme aksi kanaatte ve takdiri indirim yapacaksa dahi aleyhlerine karşı vekalet ücretine hükmedilmemesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Dava rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında cezai şart bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesindeki rekabet yasağını düzenleyen maddenin geçerli olup olmadığı, davalı işçinin konumu ve yaptığı iş itibari ile davacının müşteri çevresine veya iş sırlarına nüfus etme imkanının bulunup bulunmadığı, hizmet ilişkisinin davalı işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlayıp sağlayamayacağı, bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olup olmadığı, bu doğrultuda davalının iş akdi feshedildikten sonra dava dışı ... ......A.Ş. bünyesinde çalışmak suretiyle, davalı tarafından rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği, ihlal edilmiş ise talep edilebilecek cezai şart miktarı ve cezai şartta indirim yapılıp yapılamayacağı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 444. maddesinde; fiil ehliyetine sahip olan işçinin işverene karşı sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunları dışında rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise rekabet yasağı kaydının ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları yada işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Rekabet yasağına aykırılıktan söz edilebilmesi için davacının zararının mutlak olarak doğması gerekmeyip zarar doğması ihtimalinin bulunması yeterlidir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 19. maddesinin; "Haklı bir nedene dayanmaksızın hizmet sözleşmesini sona erdiren veya 4857 Sayılı İş Kanununun 25.maddesinin II. Bendine dayalı olarak hizmet akdi feshedilen çalışan, bir yıl süreyle kendi nam ve hesabına veya herhangi bir tüzel veya gerçek kişinin menfaatine işverenden yazılı izin almadıkça işveren ile rekabet edecek bir iş yapamayacağı gibi aynı veya benzeri bir iş nevi ile iştigal eden bir kuruluşta çalışamaz, ortak olamaz. Çalışan, bahsi geçen bir yıllık süre içerisinde Tüm Satış Bölgeleri kapsamına giren illerde, işveren şirketin işyerinde ürettiği mallardan bazılarını ve/veya tamamını Üreten veya stratejik planlamaya göre üretilmesi planlanan ve programa alınan ürünleri üreten ve ticaretini yapan bir işyeri kurmamayı, belirtilen malların üretildiği başka bir işverene ait iş yerinde çalışmamayı, aynı malları üreten bir ortaklığa doğrudan veya dolaylı olarak ortak olmamayı, danışmanlık yapmamayı veya sair bir suretle doğrudan veya dolaylı olarak rekabet etmemeyi kabul ve taahhüt eder. Bu şartlara aykırı davranma nedeniyle işverenin zarar görmesine neden olan çalışan ayrıldığı tarihteki son brüt ücretinin on aylık tutarında cezai tazminat ile ayrıca işverenin göreceği maddi manevi zararın kendisine bildirilmesine müteakip derhal ödemeyi kabul ve taahhüt eder. İşveren çalışanın yasaklanan davranışlarının engellenmesini ve durdurulmasını ilgili mercilerden talep edebileceklerdir." şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Davalının, 14/11/2016-28/07/2022 tarihleri arasında, davacı şirket bünyesinde bakım onarım mühendisi olarak çalıştığı, iş akti sonlandırıldıktan sonra, davalının 01/08/2022 tarihinde dava dışı ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. bünyesinde bakım onarım proses mühendisi olarak çalışmaya başladığı, tanık beyanları ve hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi heyet raporu ile davalının sözleşmeye göre; fabrikada kritik bir pozisyonda üretim sürecindeki bütün reçeteleri görme yetkisi bulunduğu, davalı işçinin konumu ve yaptığı iş itibari ile müşteri çevresi veya üretim sırları yada işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağladığının anlaşıldığı, bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğunun belirlendiği, buna göre davalının, davacı nezdindeki işinden ayrılmasından üç gün sonra, davacı ile aynı şehirde ve aynı faaliyet alanında bir başka şirkette çalışmaya başlamak suretiyle, TBK'nın 445/2. maddesince verilen yetki doğrultusunda kapsamı belirlenen rekabet yasağı sözleşmesine, davalının aykırı davrandığı kanaatine varılmıştır. Davalı tacir olmadığından, TTK'nın 22. maddesi somut olaya uygulanamayacak olup, somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 182. maddesine göre taraflar cezai şartın miktarını serbestçe belirleyebilirler, ancak hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Tarafların mali ve sosyal durumları, asıl borcun ifa edilmesi halinde davacının elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı fayda dikkate alındığında, taraflar arasında kararlaştırılan son aylık brüt ücretin 10 katı tutarında cezai şart miktarının fahiş olduğu, bir aylık maaş tutarı gözetilerek 21.302,00 TL'lik cezai şart miktarının hak ve nasafet ilkesine uygun olduğu kanaatine varılarak, bu miktar cezai şart alacağının davalıdan alınmasına karar verilmiş, ... ... ... sayılı kararında da kabul edildiği üzere takdiri indirim yapılması nedeniyle davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 21.302,00 TL cezai şartın temerrüt tarihi olan 14/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alınması gerekli 1.455,14 TL harcın, peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 3.637,86 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 2.182,72‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.455,14 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen ( kabul ve red oranına göre) 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Cezai şart alacağından takdiri indirim yapılması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği gözetilerek bu yönden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan 10.650,75‬ TL (ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2024 YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ: Bilirkişi Ücreti : 10.000,00 TL Posta Masrafı : 445,25 TL Başvurma Harcı : 179,90 TL Vekalet Harcı : 25,60 TL

Atıf: Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/189, K. 2024/518, T. 16.09.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-189-e-2024-518-k-c6103b109f37