İlk Derece Mahkemesi · Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/217 E. 2024/562 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/217
- Karar No
- 2024/562
- Karar Tarihi
T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T. C. A N K A R A 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR ESAS NO : 2024/217 Esas KARAR NO : 2024/562 HAKİM : Dr. ... ... KATİP : ... ... DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 02/04/2021 KARAR TARİHİ : 10/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın, .... .... .... olduğu, davalının yaklaşık beş yıldır Genel Kurul toplantısı yapılmadığını, yapıldıysa bile müvekkilinin haberinin olmadığını, şirketin gelir gider durumu, bilançoları hakkında müvekkilinin bilgi sahibi olmadığını, şirketin devlet kurum ve kuruluşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği konusunda da müvekkilini bilgilendirilmediğini, müvekkilinin ...'nın açıklanan nedenlerle şirket yetkilisi ve ortağı .... .... .... 'e yapmış olduğu tüm şifahi başvuruların sonuçsuz kaldığını, müvekkili yazılı biçimde ilk olarak 08.11.2016 tarihli bir ihtarname ile başvurduğunu, ortaklıktan ayrılmak istediğini belirttiğini, fakat hala aynı durumun devam ettiğini ve müvekkiline bilgi verilmediğini, açıklanan sebeplerle müvekkilinin, davalı şirketteki ortaklığından bedelsiz olarak çıkmasına izin ve karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olay da genel kurulun toplanamaması nedeni ile ilgili şirket organları ve yetkililerinin kusuru bulunmadığını, tam aksine davacı hissedarın kusuru bulunduğunu, toplantı yapılamaması ile ilgili davacı hissedarın herhangi bir zarara uğramadığını, kusur izafe edilebilecek ve kanuni görevlerini yerine getirmemesinden kaynaklanan bir zarar doğmuş ise bunu somut deliller ile ortaya koyması gerekirken, davacının şüphe ve endişeleri üzerine davayı yöneltmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının hissedarın iddialarının aksine, söz konusu süreç içerisinde şirket müdürü ve pay sahipleri tarafından defaten aranıp toplantıya davet edilmesine rağmen davacı hissedarın yöneltilen bu talebe ''geleceğim, yetişemedim, başka zaman yapalım'' gibi çeşitli mazeretler göstererek reddettiğini, söz konusu durumun ortaya çıkmasında esas sorumlu iken bununla kalmayarak haksız dava yöneltildiğini, davacının hissedarın haklı mazeret sayılamayacak nedenlerle genel kurulun toplanamamasına sebebiyet vermesi nedeniyle kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... Ticaret Odasına müzekkere yazıldığı görüldü. Mahkememizce verilen davanın reddine ilişkin 16/09/2021 tarih, 2021/206 Esas ve 2021/628 sayılı karar, davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 28/02/2024 tarih, 2022/305 Esas ve 2024/326 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla davanın mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. Dava, davacının ortağı olduğu limited şirket ortaklığından bedelsiz çıkarılması isteminden ibarettir. Yukarıda belirtilen ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 28/02/2024 tarih, 2022/305 Esas ve 2024/326 Karar sayılı kararı incelendiğinde; "Eldeki davada davacı yanca davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının kanunlarda belirtilen usullerde tutulmadığı, bu yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddia edilmiş olmasına rağmen mahkemece davacının bu iddiası kapsamında davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının sunulması veya bulunduğu yerin bildirilmesi için davalı şirkete süre verilmesi ve sunulması halinde davacı iddiaları kapsamında davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde alanında uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılıp rapor alınması gerektiği halde davacı yanın iddiaları kapsamında delillerin toplanmadığı, bilirkişi raporu alınmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürülen deliller toplanıp, toplanan deliller kapsamında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğinden Dairemizce denetim yapılmamıştır. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikte davaya konu delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmediği anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. " şeklinde gerekçeye yer verilerek mahkememiz kararının kaldırılmasına hükmolunmuştur. İstinaf ilamı sonrası ... Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı ve ... Ticaret Odası Başkanlığına müzekkere yazıldığı görüldü. İstinaf ilamı doğrultusunda Mahkememizce Kaldırma/BAM kararı doğrultusunda 12/07/2024 tarihli Muhasebe Uzmanı bilirkişi Levent Kurtay'dan alınan rapora göre; Davacı ...'nın davalı şirkette 14/09/2007 tarihinde işe başladığını, Hoytaş Firması ile davacı ... arasında 02/08/2007 tarihli "İŞ AKTİ SÖZLEŞMESİ" akdedildiği, sözleşmeye göre; ...'nın Hoytaş Otomotivin adına yurt dışından ithal edilecek veya yurt içinden temin edilecek lastiklerin satışını üstlenerek, ekibi ile birlikte pazarlamasını yapacağını, lastik satış pazarlamasından elde edilecek kardan tüm masraflar düşüldükten sonra geriye kalacak net karı %15'i prim olarak verileceğini, davalının rızası olmadan iş akdinin fesihi durumunda davacı tarafından 250.000,00 USD tazminat ödeneceğini, Davacının şirket ortaklar kurulunun 05/05/2014 tarihinde aldığı 2014/02 no.lu kararla şirket ortağı olduğunu, adedi 500,00 TL'den 400 hisse karşılığı 200.000,00 TL ödeme yaptığını, Davacının hisselerini devrederek ayrılmak istediğini 08/11/2016 ve 08/10/2020 tarihli noter ihtarnamesi ile şirketten talep ettiğini, bu talebe karşılık şirket tarafından keşide edilen 25/11/2016 tarihli ihtarname ile şirketin ödeme güçlüğüne düştüğünü, hisse devri talebinin iyi niyetle yapılmadığını, hisse devrinin şirket açısından geçersiz olduğunun davacıya bildirildiğini, davalı şirketin 2012 yılı 21/06/2013 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısının 5 numaralı ara kararında "Şirketin karlarının dağıtılmayıp şirkette bırakılmasına oy birliği ile karar verildi" denildiği, şirketin genel durumunun açıklamalar doğrultusunda olduğunu, ticari borçların ile SGK ve Vergi borçlarını ödenmesinde zorluk çekildiğini, Davacının şirketin olumsuz gidişinde dahil bulunduğu, Vergi İnceleme Tutanağından belirtilen hususların da olumsuz gidişte etkili olduğu kanaatine ulaşarak rapor etmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 636/(3). maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağı şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenleme, yine Aynı yasa'nın 638. maddesine görede; şirket sözleşmesinin, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabileceği, bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, düzenlenmiştir. TTK’da Limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK'nın 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir. Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması,","şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesi nin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması" şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Yine Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. (Bkz. ... BAM 21. HD.' nin 2021/897 esas ve 2024/794 karar sayılı ilamı) Hakim her somut olayda haklı sebep bunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. Deliller değerlendirilmiştir. Somut olayda, Davacı vekili, şirketin genel kurul yapmadığı, müvekkilin şirket ortaklığı pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edildiğini, ticari defter ve kayıtlarının kanunda belirtilen şekilde tutulmadığı, şirketin devlet ve kurum/kuruluşlara karşı yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından bedelsiz olarak çıkartılmasını talep etmiştir. Anasözleşmede belirtilen hallerde ortak, limited şirket ortaklığından ayrılabileceği gibi, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun m. 638 ve devamında hükme bağlanan haklı nedenin varlığı halinde de ortaklıktan çıkabilir. Haklı nedenle limited şirketten ayrılmak isteyen ortak bakımından; ortaklık ilişkisi derinden sarsılmış, şirket sözleşmesinin yapıldığı esnada var olan şartlar geçerliliğini yitirmiş ve bundan sonra ondan şirkete devam etmesi kendisinden beklenemeyecek hale gelmiş olmalıdır. Diğer taraftan aynı Kanunun 617/3. maddesinde toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır denilmektedir. Anonim şirketler hakkında uygulanan Kanunun 411/1 maddesinde, ''sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler. Esas sözleşmeyle, çağrı hakkı daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabilir.''; 412/1 maddesinde, ''Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. '' denilmektedir. Yukarıda belirtilen kanun hükümleri, BAM ilamı ve alınan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacının şirket ortaklığı ilişkinin çekilmez hale geldiği, şirket ortaklığını kendisi bakımından yürütülmez boyuta ulaştığı iddialarının yerinde olmadığı, şirketin kurum/kuruluşlara karşı yükümlülüklerinin yerine getirilmediği şekilde iddiaların bu bakımdan geçerli sebep teşkil etmediği, davalı şirketin salt genel kurul toplantısının uzun süre yapılmamış olmasının davacı ortağın ortaklıktan çıkması için haklı çıkma sebebi olarak gösterilmeyeceği (bkz. ... BAM 21. HD.'nin 2021/384 esas ve 2023/1471 karar sayılı ilamı), diğer yandan davacının Kanun gereğince tanınan şirket genel kurulunu toplantıya çağırma şeklinde asliye ticaret mahkemesinden bir talepte bulunmadığı gibi bilgi alma hakkının engellenmesine karşın TTK'nın 614/3 maddesi yoluna başvurmadığı, TTK'nın 638. maddesi gereğince davacının şirketten çıkarılmasını gerektirir sebeplerin oluşmadığı, dava dilekçesinde açıkça şirketin kötü yönetimi sebep olarak gösterilmese de davalı şirketin mali durumunun kötü olması ve şirketin iyi yönetilmemesi vakıalarına karşı Kanun'da hukuki çareler öngörülmüş olmakla bu yollara başvurulmadan dile getirilen şirketten çıkma talebinin de yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının şirketin mali durumunun kötüye gitmesinde etkili olduğunun görüldüğü, zira ... Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının 27/06/2024 tarihli ... CBS'ye suç ihbarında davacının adına da yer verildiği anlaşıldığından yersiz açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan başlangıçta alınan 59,30-TL harcın düşümü ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AÜT gereğince 30.000,00 vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-HMK md. 333 maddesi gereğince yatırılan gider avansından kalanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/10/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır