İlk Derece Mahkemesi · Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/619 E. 2024/60 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/619
- Karar No
- 2024/60
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/619 Esas - 2024/60 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/619 Esas KARAR NO : 2024/60 BAŞKAN :.... ÜYE : .... ÜYE : .... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 08/09/2022 KARAR TARİHİ : 08/02/2024 GR.KR.YZM.TARİHİ : 09/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflarınca müflis şirket ... İnş. Gıda Tekstil Tur. Taş. Mah. Müh. End. Ür. Paz. San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti tarafından müvekkili şirkete verilen ancak karşılıksız çıkan 06.11.2013 vade tarihli 44.148,00-TL., 15.11.2013 vade tarihli 73.926,00-TL., 22.11.2013 vade tarihli 55.000,00-TL., 26.11.2013 vade tarihli 55.000,00-TL., 27.11.2013 vade tarihli 78.964,89-TL., 03.12.2013 vade tarihli 58.145,43-TL., 04.12.2013 vade tarihli 55.000,00-TL., 19.12.2013 vade tarihli 150.000,00-TL., 20.12.2013 vade tarihli 20.173,91-TL., 25.12.2013 vade tarihli 150.000,00-TL., 26.12.2013 vade tarihli 89.453,60-TL., 27.12.2013 vade tarihli 150.000,00-TL., 31.12.2013 vade tarihli 150.000,00-TL., 02.01.2014 vade tarihli 76.579,50-TL olmak üzere toplam 1.206.431,33-TL tutarındaki alacağının iflas masasına kaydının talep edildiğini, ancak davalı iflas masası tarafından hukuka aykırı olarak taleplerinin reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin, müflis şirketten 1.206.431,33-TL tutarında karşılıksız çıkan çeklerden kaynaklı alacağının bulunduğunu, söz konusu alacağa istinaden .... Esas sayılı dosyasına müdahale talebinde bulunulduğunu ve 26.12.2013 tarihli duruşmada müdahale taleplerinin kabulüne karar verildiğini,.... sayılı ve 06/02/2019 tarihli kararıyla müflis şirketin iflasına karar verildiğini ve hükmün kesinleştiğini, müflis şirket hakkında .... Esas sayılı dosyası ile iflas masasının kurulduğunu, taraflarınca müvekkili şirketin karşılıksız çıkan çeklerden kaynaklı alacağının müflis şirketten tahsili amacıyla 07.05.2019 tarihinde iflas masasına başvurulduğunu, söz konusu tarih itibariyle müvekkili şirketin 1.206.431,33 TL tutarındaki alacağının (ek alacak kaydı, faz ve olası hesap hatalarına karşı hakları saklı kalmak kaydıyla) iflas masasına kaydının talep edildiğini ve masraf yatırıldığını, davalı iflas idaresince 17.08.2022 tarihli karar ile hukuka aykırı olarak iflas masasına kayıt taleplerinin reddedildiğini, ilgili kararın taraflarına 19.08.2022 tarihinde uets yoluyla geldiğini, müvekkili şirket ile müflis şirket arasında süregelen ticari ilişki neticesinde birçok kez müflis şirketin müvekkili şirketten malzeme (demir) alımı yaptığını, söz konusu malzeme bedelleri müflis şirketçe kimi zaman havale, kimi zaman ise çek olarak ödendiğini, cari hesap ekstrelerinde her ne kadar taraflar arasındaki ticari ilişki sona ermiş gibi gözükmekteyse de müflis şirketin müvekkili şirkete olan malzeme alımına istinaden verdiği toplamda 14 adet çekin karşılıksız çıkması sebebiyle müvekkili şirketin müflisten alacaklı olduğunu, müvekkili şirketin mal varlığının tamamına 28.06.2022 tarihinde ..... soruşturma dosyası ile el konulduğunu, müvekkili şirkete ait tüm belge ve kayıtların savcılık tarafından muhafaza altına alındığını, müvekkili şirkete .... 'nin 04.07.2022 tarih, ..... D.İş sayılı kararı ile ...'nin yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verildiğini, müvekkili şirkete ait bütün belge ve kayıtlar ile ticari defterlerin halen savcılıkta olduğunu ve taraflarına iade edilmediğini, .... Esas sayılı dosyasından gönderilen ve taraflarına 24.08.2022 tarihinde tebliğ edilen kararda müflis şirketin 2. Alacaklılar Toplantısının 12.10.2022 tarihinde saat 14.00'de yapılacağının bildirildiğini beyan ederek; müvekkili şirketin müflis şirketten olan toplam karşılıksız çıkan çeklerden kaynaklanan faiz alacağı hariç 1.206.432,33-TL tutarındaki alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren alacağın her bir karşılıksız çek için vade tarihinden itibaren işlemiş olan ticari faiziyle birlikte .... Esas sayılı iflas masasına kaydına, müvekkili şirket adına 12.10.2022 tarihinde yapılacak olan 2. Alacaklılar Toplantısına katılabilmeleri için öncelikle ve ivedi olarak toplantıya katılma kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalıya, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen, süresi içinde cevap dilekçesi sunmayarak, davacının iddialarını inkarla yetindiği kabul edilmiştir. DELİLLER : Bankacı mali müşavir bilirkişi raporunda davacının usulüne uygun 2013,2014,2015,2017,2018,2019 yılları ticari defterlerinin; HMK'nın 222/2 maddesine göre ticari davalarda delil olarak kabul edilebilme niteliğine sahip olduğuna kanaat oluştuğunu, Davacının 2016 yılı ticari defterlerinin teknik olarak hatalı olduğunun belirtilmesi ve bununla ilgili mahkeme kararının sunulmaması nedeni ile davacının aleyhine delil olarak kabul edilebileceğini: ancak 2016 yılı ticari defterlerinde davacının aleyhine ve lehine ticari defterlerinde kayıt görülememiş olduğunu, 26.01.2023 tarihli duruşmada TTK.'nun 64-88 maddelerinde sayılan ve tacir tarafından tutulmak zorunda olan tüm ticari defterlerin, kayıtların ve belgelerin bulunduğu yeri bilirkişi incelemesine esas olmak üzere bildirmesi için HMK.'nun 216, 219, 220 ve 222. ve TTK.'nun 83. maddeleri gereğince 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de davalı tarafın tüm ticari defterlerin, kayıtların ve belgelerin bulunduğu yeri bildirmemiş olduğunu, davacının kendi ticari defterlerinde, iflas tarihi itibari ile, 7 adet toplam 878.190,70 TL faturanın karşılığı olarak, dava konusu 9 adet toplam 874.927,51 TL tutarlı çeklerin alınmış olduğunun kayıt edilmiş olduğunu, 5 adet toplam 443.938,70 TL tutarlı faturalara ait irsaliyelerin yerinde yapılan incelemede sunulmuş olduğunu, 2 adet toplam 434.252,00 TL tutarlı faturalara ait irsaliyelerin başka dosyaya sunulduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, sıra cetveline itiraz niteliğindedir. Dosya kapsamındaki ihtilafın; Müflis ... .... San. Ltd. Şti.'nin iflas ettiği tarihi itibari ile davanın dayanağını oluşturan çekler nedeni ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, davacı şirkete ....'nce el konulması ve ... 'nun davacı şirkete yönetim kayyımı olarak atanması nedeni ile ve davacı avukatının vekaletnamesinin işbu davayı açması için geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. ...'nun 04/10/2022 tarih, .... sayılı kararında açıklandığı üzere İspatı gerekli ve önemli olan vakıalar, hâkimin vereceği kararı etkileyen ve hâkimin karar verirken dikkate alması gereken vakıalardır Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; HMK'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Açıklanan bu hususlara Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve .....; 29.04.2021 tarihli ve .... sayılı kararlarında da değinilmiştir. ...'nun 27/01/2022 tarih, ....sayılı kararında açıklandığı üzere HMK’nın 219/1. maddesi gereğince taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır. Tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (....) HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl .... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl .... ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan madde gerekçesinde de: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır. 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl .... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl .... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması halinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması halinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır(Yön. m. 45/3). Bu durumda; Yönetmeliğin 45. maddesinin 1. fıkrası ile 4 ve 5 fıkraları arasında uyum bulunmadığından, HMK.’nun 324. maddesi gözetilerek Yönetmeliğin 45. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının öncelikle uygulanması gerekir. (.... ). Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır. ..... Dairesi'nin 19/10/2022 tarih, ..... sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere ...’nun 18.02.1983 gün .... sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir. Bilirkişi Asgari Ücret Tarifesi 14.12.2022 tarihli ve 32043 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, 2023 yılı bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi için en az (asgari) 1.170,00 TL olduğu belirtilmiştir. Mahkememizin 09/11/2023 tarihli duruşmasında; -Davacının 03/08/2023 tarihli dilekçe ekinde sunduğu ... nolu irsaliye faturası ile dilekçe içeriği göz önüne alındığında dosyanın en son rapor hazırlayan bilirkişiye tevdine, söz konusu bilirkişi tarafından ....soruşturma sayılı dosyası içerisinde yer alan ve el konulduğu belirtilen 1510 adet klasör içerisinde .... nolu irsaliye faturalarının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise söz konusu faturaların bir örneği ile dilekçe ekinde sunulan ... nolu fatura göz önüne alınarak davacının iflas tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı hususunda ek rapor hazırlanmasının istenilmesine, Bilirkişiye .... soruşturma sayılı dosyasında davacıdan el konulan 1510 klasör üzerinde yerinde inceleme ve örnek alma yetkisi verilmesine, bu hususta bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verildiğine ilişkin .... ilgili dosyasına müzekkere yazılmasına, Bilirkişiye emek ve mesailerine karşılık (1510 klasör inceleyeceği göz önüne alındığında) ek 30.000,00 TL ücret takdirine, söz konusu ücretin HMK'nın 324 maddesi gereği delil avansı olarak 2 haftalık kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından mahkeme veznesine yatırılmasının istenilmesine, söz konusu süre içerisinde yatırılmadığı takdirde mevcut delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verildiği ve tarafa ihtarat edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 08/02/2024 tarihli celsesinde davacı vekili bilirkişi ücretini yatıramadığını beyan etmiştir. Davacı tarafça bilirkişi masraflarının mahkeme veznesine yatırılmadığı, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edileceği gibi gider avansının tamamlanamayacağının bildirildiği, dava konusu bilirkişi yasal gideri karşılanmadığı, dayanak fatura ve irsaliyelerin de ibraz edilmediği anlaşılmakla mevcut delil durumuna göre ispatlanamayan davanın reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : 1-Davanın Reddine, 2-Harçlar Kanunu'na göre alınması zorunlu 427,60-TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/02/2024 Başkan .... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip .... ¸e-imza