Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2018/24008, 13.10.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2018/24008
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

KENAN KARAKAYA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/24008)

Karar Tarihi: 13/10/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; terör olaylarından doğan zararların tazmin

edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının, buna ilişkin idari ve yargısal sürecin

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 13/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

Tunceli Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) 26/10/2004 tarihinde başvurmuştur. Bu başvuru üzerine Komisyon

başvurucuya 13.639,41 TL ödenmesine karar vermiştir. Başvurucu, Komisyon

kararına karşı tutanak imzalayarak Komisyon kararının iptali ve tazminata

hükmedilmesi istemiyle dava açmıştır.

9. Malatya İdare Mahkemesi 11/5/2010 tarihinde Komisyon

kararının iptaline karar vermiştir. Kararda, zararın eksik araştırılarak tespit

edilmesi nedeniyle gerçek zararın yeniden tespit edilerek ödenecek tazminat

tutarının belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

10. Malatya İdare Mahkemesinin kararı üzerine Komisyon

16/12/2011 tarihli karar ile başvurucuya 65.702,30 TL tazminat ödenmesine karar

vermiştir. Başvurucu bu karara karşı da tutanak imzalayarak 5/6/2012 tarihinde

Elazığ 2. İdare Mahkemesinde dava açmış ve Komisyon kararının iptali ile

uğradığı zararlara karşılık olarak 125.445,44 TL tazminata karar verilmesini

talep etmiştir.

11. Elazığ 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 31/12/2012

tarihli kararıyla davayı kabul ederek başvurucuya 125.445,52 TL ödenmesine

karar vermiştir. Kararda başvurucunun zarar kalemleri belirlenerek uğramış

olduğu zarar 125.445,52 TL olarak hesaplanmıştır. Tunceli Valiliği anılan

kararı 28/5/2013 tarihinde temyiz etmiştir.

12. Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire) 21/5/2014 tarihli

kararıyla mahkeme kararını bozmuştur. Kararda, Komisyonca başvurucunun uğramış

olduğu zararın 65.702,30 TL olarak hesaplanmasında kullanılan hesaplama

yönteminin ve usulünün hukuken doğru olduğu belirtilmiştir.

13. Mahkeme 2/4/2015 tarihinde bozma kararına uyarak

davanın kısmen kabulüne karar vermiş ve başvurucuya tazminat olarak 65.702,30

TL ödenmesine hükmetmiştir.

14. Başvurucu 3/6/2015 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

Dilekçesinde Mahkemenin 31/12/2012 tarihli kararında belirlenen 125.445,52 TL

tazminat tutarının doğru olduğunu belirtmiştir. Daha sonra tespit edilen

65.702,30 TL tazminat tutarının Danıştayın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğu

ifade edilmiştir.

15. Dairenin 28/12/2017 tarihli kararıyla Mahkemenin

2/4/2015 tarihli kararının yargılama giderleri ile vekâlet ücretine ilişkin

kısmının bozulmasına, esas yönden ise onanmasına karar verilmiştir.

16. Başvurucu 11/3/2018 tarihinde Dairenin kararının

düzeltilmesini istemiştir. Dilekçesinde temyiz dilekçesindeki taleplerini

yinelemiştir.

17. Daire 21/6/2018 tarihinde karar düzeltme talebini

reddetmiştir.

18. Anılan karar başvurucuya 13/7/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 13/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, tazminat miktarına dava tarihinden

itibaren uygulanan yasal faizin enflasyon oranının altında kalması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel

başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da

ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde,

olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru

yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması

çerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No:

2012/946, 26/3/2013, §§ 16-20).

22. Başvurucunun bireysel başvuruda ileri sürdüğü iddiaların

temyiz ve karar düzeltme dilekçelerinde yer almadığı tespit edilmiştir. Temyiz

ve karar düzeltme dilekçelerinde; tespit edilen tazminat tutarının haksız ve

hukuka aykırı olduğu belirtilmiş, bunun dışında tazminat tutarına uygulanacak

olan faiz tutarı ile ilgili herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır.

23. Bireysel başvuruda ileri sürülen tüm iddiaların

öncelikle olağan başvuru yollarında ileri sürülmesi ve derece mahkemelerinin bu

iddiaları tartışmasına fırsat verilmesi gerekmektedir. Derece mahkemelerinin

birtakım iddiaları resen inceleme mecburiyetinin bulunması başvurucunun bunları

-bireysel başvuruda bulunabilme koşulu olarak- derece mahkemesinde ileri sürme

yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Mülkiyet hakkına ilişkin iddialarını

temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ileri sürme sorumluluğunu yerine

getirmeyen başvurucunun bu şikâyetinin incelenmesi bireysel başvurunun

ikincilliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasının temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ileri sürülmediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının; Danıştayın emsal kararlarına göre farklı kararlar

verilmesi, keşifte tespit edilen mal varlığının dikkate alınmaması ve aynı

maddi olaya dayanan davada farklı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

27. Başvurucu, Danıştayın emsal kararlarına göre farklı

kararlar verilmesi, keşifte tespit edilen mal varlığının dikkate alınmaması ve

aynı maddi olaya dayanan davada farklı karar verilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de başvurucunun

iddialarının ilk bakışta açıkça dayanaktan yoksun ve temellendirilmemiş

olduğunun anlaşılması nedeniyle anılan iddialar için ayrıca değerlendirme

yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

29. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi

olarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu

zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği,

yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği

tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45,

47).

30. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken

yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili

makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin

Akyıl, § 41).

31. Bu hususlara ek olarak Anayasa Mahkemesi 5233 sayılı

Kanun kapsamında yapılan yargılamalarda komisyonların belli bir dönem içinde

geçici olarak olağanüstü iş yükü artışı ile karşılaşmasından kaynaklanan

gecikmelerde kamu otoritelerince zamanında ve yeterli tedbirlerin alınmış olup

olmadığını da gözönünde bulundurmaktadır. Gerekli tedbirler alınmışsa makul

sürenin hesaplanmasında olağan yargılamalara kıyasla daha esnek bir yaklaşım

benimsemektedir (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 60, 72; Mahmut

Can Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 59, 71; Mehmet Gürgen, B.

No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 57, 67; Celal Demir, B No: 2013/3309,

6/2/2014, §§ 57, 69).

32. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında yaklaşık 16 yıl süren

yargılamaya ilişkin sürenin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

33. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

35. Başvurucu, ihlalin tespiti ile mülkiyet hakkının

ihlali iddiası nedeniyle 13.258 TL maddi ve makul sürede yargılanma hakkının

ihlali iddiası nedeniyle 15.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

36. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

37. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında net 15.000 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

38. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 15.000 TL tazminatın ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Elazığ 2. İdare

Mahkemesine (E.2015/298, K.2015/524) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onbeşinci

Dairesine (E.2015/6396, K.2017/7827) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Basri BAĞCI

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

Kenan KARAKAYA

Vekili

:

Av. Ali Rıza GÜDER

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2018/24008, T. 13.10.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2018-24008-basvuru-13-10-2020-bfbf458542fd