Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2018/34732, 13.10.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2018/34732
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET NURİ KOÇAK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/34732)

Karar Tarihi: 13/10/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla

açılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıyla

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 21/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun B

sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralı

satırında yer alan 2018/34732 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular, Van Saray Kaymakamlığı Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında (Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.

10. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ileri

sürerek 4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde

Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık

çalışma süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye

alacağının ödenmesi amacıyla Vakıf aleyhine ayrı ayrı dava açmıştır.

11. Saray Asliye Hukuk Mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıyla

ekli tablonun D sütununda numaraları belirtilen davaları 29/11/2017 tarihinde

reddetmiştir. Kararlarda, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun

(Yargıtay İBK) 9/6/2017 tarihli kararının ilgili kısmına yer verildikten sonra

sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının özel hukuk tüzel kişisi olduğu

belirtilmiştir. Bu sebeple vakıfların 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığı

değerlendirmesinde bulunularak başvurucuların ilave tediye alacağına hak

kazanamayacağı sonucuna varılmıştır.

12. Başvurucular istinaf yoluna başvurmuştur. Erzurum

Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ekli tablonun D sütununda numaraları belirtilen

kararlarla 26/4/2018 tarihinde istinaf talebini reddederek mahkeme kararlarını

onamıştır.

13. Başvurucular temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 22.

Hukuk Dairesi ekli tablonun D sütununda numaraları belirtilen kararlarla

13/9/2018 tarihinde temyiz taleplerini reddetmiştir.

14. Nihai kararlar başvuruculara 23/10/2018 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Başvurucular 21/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:

2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

17. Başvurucular, çalıştıkları Vakfın tüm harcamalarının

devlet tarafından karşılanması ve kurumun Aile ve Sosyal Politikalar

Bakanlığına bağlı olması nedenleriyle kamu kurumu olduğunu belirtmiştir.

Başvurucular çalıştıkları Vakfın kamu kurumu olması nedeniyle ilave tediye

alacağına hak kazanacaklarını ifade etmiştir. Açmış oldukları davalarla benzer

nitelikteki davaların Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile farklı illerde bulunan

BAM'lar tarafından kabul edildiğini, buna rağmen Yargıtay İBK kararının gerekçe

gösterilerek kendi davalarının reddedildiğinden yakınmışlardır. Yargılamanın başında

ortada bulunmayan Yargıtay İBK kararının gerekçe gösterilerek davalarının

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların iddialarının özünün adil yargılanma hakkının

güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu

ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

20. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Yasemin

Bodur (aynı kararda bkz. §§ 35-45) kararında ortaya konulmuştur. Anılan

kararda Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin, hukuk

kurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik ve

öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir.

Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklanan

içtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadaki

tutarsızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaret

edilmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği devletin, aynı yargı koluna dâhil

mahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan

kaldırabilecek nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir

şekilde işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu ifade

edilmiştir.

21. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve sonradan bu

görev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin, Vakıf çalışanlarının

kamu işçisi olduğunu ve şartları uygunsa idare tarafından ödenmesine karar

verilen ilave tediye alacağından yararlanacaklarına dair kararlar verdiği

belirtilmiştir. Buna karşılık olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin, anılan

vakıfların özel hukuk tüzel kişisi statüsüne sahip olduğunu ve dolayısıyla kamu

personeli sıfatı bulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağını

istikrarlı olarak hüküm altına aldığı ifade edilmiştir. Yargıtay daireleri

arasındaki derin ve süregelen içtihat farkının faaliyete giren istinaf

mahkemesi niteliğindeki BAM daireleri arasında da sürdürüldüğü saptanmıştır (Yasemin

Bodur, §§ 48, 50).

22. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı

çalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda

süregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmış

olduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı ve bu durumun

ortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişli

bir mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu için

öngörülemez olduğu ve yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır

(Yasemin Bodur, § 52).

23. Diğer taraftan, başvurucunun hizmet akdi ile

çalıştığı Vakfın niteliğini de ele alan Yargıtay İBK'ya rağmen Yargıtay

daireleri, söz konusu kararın vakıfların niteliğini belirlemekle birlikte

çalışanların statüsüne ilişkin bir tespit içermediği görüşünden hareketle

önceki görüşleri doğrultusunda kararlar vermeye devam etmiştir (Yasemin Bodur,

§§ 20, 23).

24. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve Yasemin

Bodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniyle

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden

yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

26. Başvurucular; ihlalin tespiti, yargılamanın

yenilenmesi ve hesaplanan tediye alacakları kadar maddi tazminat ile 100.000 TL

manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

27. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

28. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

29. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine

hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerek

işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasıl

giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgili

mercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §

57).

30. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylarda

ihlalin aynı hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafından

açılan davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındaki

görüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucuların aynı

anda iki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterini

taşımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.

31. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derece

mahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılan

sonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalin

giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

Aksi durum, yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesine

hükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehine

tercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlali

gidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafı

aleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda,

yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte bir

yol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucular lehine uygun bir tazminata

hükmedilmesi yeterli bir giderim sağlayacaktır.

32. Bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara ekli tablonun F sütununda belirtilen manevi tazminatın ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

33. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuruya konu olayda böyle bir illiyet

bağı bulunmadığından tediye alacağının ödenmesine yönelik talebin reddine karar

verilmesi gerekir.

34. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tablonun E

sütunundaki harç tutarlarının başvuruculara ayrı ayrı, 3.000 TL vekâlet

ücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ekli tablonun F sütununda belirtilen

manevi tazminatın ÖDENMESİNE, tediye alacağının ödenmesine karar verilmesi

yönündeki talebin REDDİNE,

D. Ekli tablonun E sütununda belirtilen harç tutarlarının

başvuruculara AYRI AYRI, 3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Saray Asliye Hukuk

Mahkemesine (esas numaraları ekli tablonun D sütununda belirtilen) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Basri BAĞCI

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

1. Mehmet Nuri KOÇAK

2. Metin DEMİR

3. Şahabettin HAMARAT

4. Veysi DEMİR

Başvurucular Vekili

:

Av. Mehmet Fettah KELEŞ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2018/34732, T. 13.10.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2018-34732-basvuru-13-10-2020-32d75730a6de