Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2018/18201, 11.02.2021

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2018/18201
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

REMZİ SERDAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/18201)

Karar Tarihi: 11/2/2021

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, iptal davasının bayram tatili dikkate

alınmayarak süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/6/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 28/5/2017 tarihinde 2017 yılı Kamu Personeli

Seçme Sınavı'na (KPSS) girmiştir.

9. 2017 yılı KPSS sonuçları 16/6/2017 tarihinde Ölçme,

Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının (ÖSYM) sonuç açıklama sisteminden

açıklanmış; başvurucunun sayfasında sınav kurallarına uyulmadığından bahisle

başvurucunun sınavının alan bilgisi oturumunun geçersiz sayıldığı

belirtilmiştir.

10. Başvurucu ÖSYM kararının iptali talebiyle 28/6/2017

tarihinde Ankara 12. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme

10/8/2017 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

11. ÖSYM tarafından mahkeme kararına karşı Danıştay

Onikinci Dairesinde (Daire) temyiz talebinde bulunulmuştur. Daire 28/12/2017

tarihli kararıyla temyiz isteminin kabulüne, davanın süre aşımı nedeniyle

reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; sınav sonuçlarının açıklandığı

16/6/2017 tarihinin başvurucu tarafından dava konusu işlemi öğrenme tarihi

olarak kabul edildiği, on günlük dava açma süresinin 26/6/2017 tarihinde sona

ermesine rağmen 28/6/2017 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı

belirtilmiştir.

12. Nihai karar başvurucuya 14/5/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 7/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 6/1/1982 tarihli 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun "Sürelerle ilgili genel esaslar" kenar başlıklı 8.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" 1. Süreler, tebliğ, yayın veya

ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

2. Tatil günleri sürelere dahildir. Şu

kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen

çalışma gününün bitimine kadar uzar.

.."

15. 2577 sayılı Kanun'un "Merkezî ve ortak

sınavlara ilişkin yargılama usulü" kenar başlıklı 20/B maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“ 1. Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme,

Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu

sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalara

ilişkin yargılama usulünde:

a) Dava açma süresi on gündür.

…”

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir

mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

17. Sözleşme’de açıkça yer almasa da Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim hakkını adil yargılanma hakkının en temel

unsurlarından biri olarak nitelendirmektedir (Roche/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 32555/96, 19/10/2005, § 117; Stanev/Bulgaristan [BD], B.

No: 36760/06, 17/1/2012, § 229). AİHM, mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede

zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamaların mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebileceğini vurgulamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, B. No:

4451/70, 21/2/1975, § 36).

18. Bununla birlikte AİHM; dava açma ya da kanun

yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesini, bu süreler dava açmayı

imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereği

olarak kabul etmekte ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmayacağını

belirtmektedir (Perez de Rada Cavanilles/İspanya, B. No: 28090/95,

28/10/1998, § 45). Ne var ki öngörülen süre koşullarının hukuka açıkça aykırı

olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamaları söz konusu olduğunda

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi gerektiği

değerlendirilmektedir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, § 35).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu; Daire tarafından dava açma gününün son

günü olarak belirtilen 26/6/2017 tarihinin Ramazan Bayramı'na denk geldiğini,

resmî tatil olması sebebiyle tatilin bitimini takip eden ilk iş günü olan

28/6/2017 tarihinde davanın açıldığını, süresinde açılan davanın reddedilmesi

ile mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

23. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini

belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.No:

2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

24. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896, 23/2/2016,

§ 33).

25. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

26. Somut olayda iptal davasının süre aşımından

reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

27. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

28. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

29. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

30. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî

manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun

adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere

müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan

düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına

bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün

bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

31. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının

da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı

olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir

kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],

B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirme

yapılırken derece mahkemelerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerinin

yorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açık

keyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurunun

amacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerinin müdahaleye imkân tanıyan kanun

hükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıkları ve uyguladıklarının tespiti

hâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (Ramazan

Atay, B. No:2017/26048, 29/1/2020, § 29).

32. 2577 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan

20/B maddesinde ÖSYM tarafından yapılan sınavlara karşı açılacak dava süresinin

on gün olduğu, anılan Kanun'un 8. maddesinde ise tatil günlerinin sürelere

dâhil olduğu, sürenin son gününün tatil gününe rastlaması durumunda sürenin

tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı düzenlenmiştir.

33. Somut olayda başvurucu, sınav kurallarını ihlal

ettiği iddiasıyla sınavının geçersiz olduğunu 16/6/2017 tarihinde ÖSYM'nin

sonuç açıklama sisteminden öğrenmiş ve 28/6/2017 tarihinde iptal davası

açmıştır. 2017 yılı Ramazan Bayramı tatilinin 25/6/2017-27/6/2017 tarihlerine

rastlaması sebebiyle başvurucunun davasını resmî tatili takip eden ilk gün olan

28/6/2017 tarihinde açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Danıştay Onikinci

Dairesinin temyiz başvurusunu incelemeksizin reddetmesinin kanuni dayanağının

bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

34. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucunun

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunu’nun 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir

veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

36. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

37. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri, B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

38. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

39. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak

ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri,

§§ 57-59, 66-67).

40. İncelenen başvuruda Dairenin dava açma süresine

ilişkin yorumu sonucunda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

41. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 12. İdare Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

42. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Ankara 12. İdare Mahkemesine (E.2017/1890, K.2017/2260) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Basri BAĞCI

Raportör

:

Tuğba TUNA IŞIK

Başvurucu

:

Remzi SERDAR

Vekili

:

Av. Merve GÜLMEZ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2018/18201, T. 11.02.2021, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2018-18201-basvuru-11-02-2021-52d6f269632c