Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/1864, 22.03.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/1864
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÇAĞATAY POSTACI BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/1864)

Karar Tarihi: 22/3/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; Kara Harp Okulu ile ilişiğin kesilmesi nedeniyle

açılan tazminat davasında kusur oranının takdiri noktasında hakkaniyete ve

yerleşik içtihata aykırı karar verilmesi, Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin yapısal sorunları nedeniyle hakkaniyete uygun,

tarafsız yargılama yapılmaması ve mahkemeye erişim hakkını engelleyecek şekilde

aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Askerî liseden mezun olan başvurucu, İstanbul Gümüşsuyu Asker

Hastanesi tarafından tanzim edilen 10/4/2009 tarihli "Kara Harp Okulu öğrencisi olur." sağlık raporu

uyarınca Kara Harp Okuluna kaydolarak eğitime başlamıştır.

7. Başvurucunun eğitimi devam ederken sağlık durumunun kontrolü

için sevk edildiği Ankara Mevki Hastanesi tarafından başvurucu hakkında

30/9/2011 tarihli sağlık raporu düzenlenmiştir. Raporda, başvurucunun romatizmal mitral ve trikuspit

yetersizliği tanısıyla askerî öğrenciliğe devam edebileceği; ancak,

komando olamayacağı ve paraşütle atlayamayacağı belirtilmiştir.

8. Başvurucu, daha sonra farklı tarihlerde kontrol muayeneleri

için Etimesgut Asker Hastanesi ve Gülhane Askeri Tıp Akademisine (GATA) sevk

edilmiştir. Etimesgut Asker Hastanesi tarafından düzenlenen 12/12/2011 ve

2/3/2012 tarihli, GATA tarafından düzenlenen 22/12/2011 tarihli raporlarda da

30/9/2011 tarihli rapor ile aynı tanı konularak başvurucunun askerî öğrenciliğe

devam edebileceği; ancak, komando olamayacağı ve paraşütle atlayamayacağı

tespit edilmiştir.

9. Son olarak başvurucunun aşırı efor gerektiren eğitime katılıp

katılamayacağının tespiti için sevk edildiği Etimesgut Asker Hastanesi

tarafından düzenlenen 4/3/2013 tarihli sağlık raporunda "romatizmal mitral ve

trikuspit yetmezlik" tanısı nedeniyle

başvurucunun askerî öğrenciliğe devam edemeyeceği belirtilmiştir. Bu rapor

uyarınca 18/7/2013 tarihi itibarıyla başvurucunun Kara Harp Okulu ile ilişiği

kesilmiştir.

10. Başvurucu gerekli kontrollerden geçerek ve sağlıklı olduğu

kabul edilerekKara Harp Okuluna kaydolduğunu,

sonradan tespit edilen rahatsızlığı sonucu okulla ilişiğinin kesilmesi

nedeniyle emsallerine göre eğitim hayatında ve mesleğe başlama noktasında

geride kaldığını belirterek Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde

tazminat davası açmıştır.

11. AYİM İkinci Dairesi 4/6/2014 tarihli kararıyla davayı kabul

etmiş ve başvurucu lehine 36.583 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminata

hükmetmiştir. Karar gerekçesinde öncelikle, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca

idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun altı

çizilmiştir. Uyuşmazlığın, askerî öğrenciliğe elverişli olmadığı hâlde yeterli

sağlık kontrolü yapılmaması sonucu Kara Harp Okuluna kabul edilen ancak eğitimi

devam ederken sağlık koşulları nedeniyle ilişiği kesilen başvurucunun uğradığı

maddi ve manevi zararın tazmini isteminden doğduğu ifade edilmiştir. AYİM önüne

gelen benzer davalarda görüşüne başvurulan Gazi Üniversitesi öğretim üyesi

bilirkişinin raporlarında, başvurucunun rahatsızlığının öğrenciliğe kabul

esnasında yapılacak bir tetkik (ekokardiyografi) ile ortaya

çıkartılabileceğinin anlaşıldığı vurgulanmıştır. Askerî öğrencilerin eğitim

esnasında ağır spor faaliyetlerine tabi tutulduğu, başvurucu ve benzer

rahatsızlığa sahip olan kişilerin bu spor faaliyetleri sonucu yaşamının dahi

tehlikeye girebileceği dikkate alındığında idarenin öğrenciliğe kabul esnasında

gerekli tetkikleri yapmamış olmasının bir hizmet kusuruna vücut verdiği

belirlenmiştir. Hizmet kusuru saptandıktan sonra maddi zararın tespiti için

yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu oluşan rapor uyarınca başvurucunun

meslek hayatına geç başlamasından dolayı uğradığı zararın 36.583 TL olduğu

tespit edilmiştir. Ayrıca duyulan acı ve kederin karşılanması adına

başvurucunun durumuna uygun miktarda bir manevi tazminatın ödenmesi gerektiği

ifade edilerek kabul gerekçesi oluşturulmuştur.

12. Davalı Millî Savunma Bakanlığının karar düzeltme istemi

Mahkemenin 26/11/2014 tarihli kararı ile kabul edilmiş ve 4/6/2014 tarihli

karar kaldırılarak işin esası yeniden incelenmiştir. Mahkeme 4/6/2014 tarihli

kararındaki hizmet kusuru ve zararın tespitine ilişkin gerekçeleri

tekrarlamakla birlikte başvurucunun askerî öğrenciliğe kabul için gereken

tetkikleri bilerek kayıt yaptırdığı, sağlık durumuna ilişkin daha sonra meydana

gelecek gelişmeler nedeniyle ilişiğinin kesilebileceğinden haberdar olduğunu ifade

etmiştir. Başvurucunun rahatsızlığının mahiyeti,hizmet

kusurunun derecesi ve idarenin başvurucunun eğitimi esnasında yapmış olduğu

masraflar dikkate alındığında tazminat miktarının takdiren

yarıya indirilmesi gerektiği sonucuna varan Mahkeme; başvurucu lehine 18.292 TL

maddi, 1.500 TL manevi zarara hükmetmiştir. Ayrıca karşılıklı olarak tarafların

birbirlerine 3.695 TL vekâlet ücreti ödemesine hükmetmiştir.

13. Başvurucu, nihai kararı 6/1/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 30/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Tahkim usulüne tabi

olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili

sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri,

hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu

davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve

takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar

üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 22/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Bağımsız ve Tarafsız

Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, AYİM'de görev alan

üyelerin statüsü ve kurmay subay üyelerin heyete katılımı gözönüne

alındığında adalete güven duygusunu zedeleyen bir yapı ile yargılama

yapıldığını belirterek bağımsızve tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

17. Anayasa'nın 36. maddesinde mahkemelerin tarafsızlığından

açıkça bahsedilmemekle birlikte Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca davanın

tarafsız bir mahkemede görülmesini isteme hakkı, adil yargılanma hakkının zımni

bir unsurudur. Nitekim 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle

Anayasa'nın 9. maddesine "bağımsız"

ibaresinden sonra gelmek üzere "ve

tarafsız" ibaresi eklenmiş; böylelikle madde metni "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve

tarafsız mahkemelerce kullanılır." hâlini almıştır. Ayrıca

mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsur

olduğu dikkate alındığında -Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi gereği- Anayasa'nın

138., 139. ve 140. maddelerinin de tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 60).

18. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışma usulleri yönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını

zedeleyecek bir hususun olmadığı ve kararlarından dolayı idareye hesap verme

gerekliliğinin bulunmadığı, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin

Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir. Diğer yandan sınıf subayı

üyelerinin en fazla dört yıl görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda

bahsedilen Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görevleri süresince idari veya

askerî yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları bu

subayların idareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,

16/5/2013, §§ 29, 30).

19. Anayasa’nın 157. maddesinde AYİM’in

-askerî olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile- asker kişileri ilgilendiren

ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk

ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini yapacağı belirtilmiştir. 4/7/1972

tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 20.

maddesinde ise asker kişinin TSK'da görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış

olan subay, askerî memur, astsubay, askerî öğrenci, uzman jandarma, uzman

erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile sivil memurlar olduğu kural

altına alınmıştır.

20. 1602 sayılı mülga Kanun’un 21. maddesi uyarınca AYİM, söz

konusu kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve

eylemlerden dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal ve tam

yargı davalarını çözmek ve karara bağlamakla görevlendirilmiştir.

21. Başvurucu, AYİM'de askerî hâkim

olmayan üyelerin kararda belirleyici olduğunu ileri sürmekte ise de AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinde olduğu,

Anayasa’da yüksek mahkemeler arasında sayıldığı, yasa ile kurulduğu,

yargılamaya ilişkin usul kurallarının açık ve öngörülebilir nitelikte olduğu,

bu kuralların6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda

yer alan düzenlemeler ile benzerlik taşıdığı, 2577 sayılı Kanun’a göre dava

açanlara kıyasla 1602 sayılı mülga Kanun'a göre dava açanlara farklı ve

belirgin bir yük getirilmediği, 1602 sayılı mülga Kanun’da yer alan kuralların

demokratik bir toplumda olması gereken güven duygusuna zarar vermediği sonucuna

varılmıştır (Ahmet Seheryıldızı,

B. No: 2013/2320, 3/2/2016, § 37).

22. Son olarak başvurucu ayrıca Mahkeme üyelerinin bir kısmının

FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında açığa alındığını ileri sürmüş ise de bu

durumun kendi davasına nasıl etki ettiği hususunda yeterli açıklamada

bulunmamıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, davanın kısmen reddi nedeniyle orantısız bir

biçimde aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

25. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

26. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna

başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veya caydırıcı nitelikte olan ya da

kişinin mahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamalar

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup

bununla davacı veya davalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım

karşılığında avukata ödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır. Dava

aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret

yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir.

Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen

değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik

düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil etmektedir (Feridun Gülmez, B. No: 2014/11451, 19/7/2017,

§§ 72, 73).

27. Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi ve

uyuşmazlıkların makul sürede bitirilebilmesi amacıyla belli yükümlülükler

öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu makamlarının takdir

yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya

da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez. Davanın sonucuna göre kaybeden tarafa yüklenen vekâlet ücretinin

davanın açıldığı tarih itibarıyla öngörülebilir olduğu takdirde mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-40).

28. Somut olayda başvurucu aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin

kanuni dayanağının bulunduğu, gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak

açısından orantılı olduğu, bu kapsamda kısmen kabul kısmen ret ile sonuçlanan

davada her iki taraf aleyhine de vekâlet ücretine hükmedildiği ve bu durumun

başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı anlaşıldığından mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; mahkemenin karar düzeltme nedenleri ile bağlı

olmadan, usul hukukuna aykırı karar verdiğini, tazminat miktarının düşürülmesi

gerekçesinin yerinde olmadığını, benzer durumda bulunan kişiler için verilen

kararlar dikkate alındığında yerleşik içtihada aykırı hüküm kurulduğunu

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

32. Öte yandan farklı kararların aynı mahkemeden çıkmış olması

tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyecektir. Bu kapsamda

bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın

değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir. (Türkan Bal [GK],

B. No: 2013/6932, 6/1/2015, §§ 53, 54). Mahkemelerce hukuk kurallarının

yorumlanması ve delillerin değerlendirilmesinde farklılıklar meydana gelmesi ya

da önceki çözümün tatminkâr bulunmaması, yeni kabul edilmiş bir yasanın

yorumlanmasında içtihadın müstakar olması için belli bir zamana ihtiyaç

duyulması gibi çeşitli nedenlerle içtihat değişikliğine gidilmesi de tek başına

adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemez (Mehmet Emin Yılmaz, B. No: 2014/3928,

15/12/2015,§ 58).

33. Bu açıdan başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların,

bazı AYİM kararlarında kendisi ile aynı hukuki durumda olan kişiler için

tazminat miktarı takdir edilirken kusurun paylaştırılması suretiyle indirim

yapılmadığı ancak başvuru konusu yargılama sürecinde ise kendisine kusur

atfedilerek yarı yarıya tazminat miktarının düşürüldüğü, hukuka aykırı karar

verildiği ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının esas

itibarıyla derece mahkemesince hukuk kurallarının yorumlanması, somut olaya

uygulanması ve delillerin değerlendirilmesi hususuna ilişkin olduğu

görülmektedir. Başvuru konusu yargılama süreci incelendiğinde somut olaya

ilişkin maddi olay ve olguların anlatıldığı, olaya özgü değerlendirme yapılarak

gerekçeli kararda toplanan delillerin değerlendirildiği, davada ödenmesine

hükmedilen tazminat miktarında hangi hukuki sebeple indirime gidildiğinin açıklandığı

görülmüş olup kararda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içeren bir durum da tespit edilmemiştir.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

22/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Çağatay

POSTACI

Vekili

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/1864, T. 22.03.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-1864-basvuru-22-03-2018-884be12148a9