Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/15980, 22.03.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/15980
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

OZAN ALPKAYA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/15980)

Karar Tarihi: 22/3/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir

dokümanın ceza infaz kurumu idaresince o tarihte tutuklu olan başvurucuya

verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu başvuru tarihinde terör örgütü üyesi olma suçundan

hükümlü olarak Ankara 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu)

bulunmaktadır.

9. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu) 12/6/2015 tarihli

kararında, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun'un 3. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle "Lilavlar Akacak" isimli kitabın, anılan tarihte

tutuklu bulunan başvurucuya verilmemesine karar vermiştir. Eğitim Kurulu adı

geçen dokümanda PKK terör örgütü mensuplarının dağdaki yaşamlarının

anlatıldığını, Abdullah Öcalan'ın düşünceleri ile örgütün ideolojisinin

övüldüğünü ve örgütün faaliyetleri meşru gösterilerek gençlerin dağdaki yaşama

özendirildiğini tespit etmiş fakat somut olarak hangi bölümlerin bu nitelikte

kabul edildiğini belirtmemiştir. Eğitim Kurulu, başvuru konusu kitabın

verilmesi hâlinde başvurucunun mensubu olduğu terör örgütüyle olan bağının

zayıflamayacağını, aksine başvurucunun terör örgütünün hedefleri doğrultusunda

hareket etmeye devam edeceğini ve örgütle olan bağının kuvvetleneceğini, bu

durumun cezanın infazı ile ulaşılmak istenen temel amacı ortadan kaldıracağını

ifade etmiştir.

10. Eğitim Kurulu kararına karşı başvurucunun Ankara Batı İnfaz

Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yaptığı şikâyet, İnfaz Hâkimliğinin 17/6/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir. İnfaz Hâkimliği anılan kararında, mahkûmun

ıslahı yanında anılan yayının başvurucuya verilmesinin İnfaz Kurumu idaresine

karşı isyana teşvik ve diğer hükümlüler bakımından emsal teşkil edebileceği, bu

durumun ise İnfaz Kurumunun güvenliği bakımından somut risk ve tehlike

oluşturacağı gerekçesine yer vermiştir.

11. Başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine

hükmedilen karar, 18/6/2015 tarihli Yargıtay onama ilamı ile kesinleşmiştir.

12. Başvurucu, Hâkimliğin ret kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz

Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 7/7/2015 tarihinde

başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Bu karar başvurucuya 9/9/2015

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 15/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 5275 sayılı Kanun'un "İnfazda

Temel Amaç" kenar başlıklı 3. maddesi şu şekildedir:

"Ceza ve güvenlik

tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve

özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini

engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün;

yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve

toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu

kolaylaştırmaktır."

15. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan diğer ulusal hukuk kaynakları için

bkz. Halil Bayık [GK], (B. No:

2014/20002, 30/11/2017, §§ 15-16).

B. Uluslararası Hukuk

16. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları için

bkz. Ahmet Temiz (6), (B. No:

2014/10213, 1/2/2017, §§ 17-18).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 22/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, başvuruya konu dokümanın kendisine verilmemesinin

keyfî olduğunu, derece mahkemelerinin yeterli bir inceleme yapmadan soyut bir

gerekçeyle itirazlarını reddettiğini, ayrıca henüz mahkûmiyeti kesinleşmemiş

olmasına rağmen potansiyel suçlu olarak görüldüğünü belirtmiş ve anayasal

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu bağlamda başvurucunun şikâyeti ifade

özgürlüğü bağlamında incelenecektir.

20. Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarak

yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

22. İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucuya

gönderilen yazılı bir dokümanın kendisine verilmemesinin, haber veya fikir alma

özgürlüğü ve dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu

kabul edilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın

13. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik

toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

24. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

25. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 3. ve 62.

maddelerinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

26. Başvuruya konu doküman suçun önlenmesi, mahkûmun ıslahı ve

İnfaz Kurumunun güvenliğinin sağlanması amaçlarıyla başvurucuya verilmemiştir.

Anılan müdahalenin, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru

bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) İlkeler

27. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından

“demokratik toplum düzeninin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygunluk ilkesine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Halil

Bayık, § 28; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için bkz. AYM,

E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Bekir

Coşkun, §§ 53-54; Sebahat Tuncel,

B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Mehmet

Ali Aydın, §§ 70-72). İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya

Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri (Halil Bayık, §§ 28- 43) karşılamayan bir gerekçe ile yapılan

müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (Halil Bayık, § 43).

28. Anayasa Mahkemesi Halil

Bayık kararında, mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili

ve yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer

başvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurları şu şekilde belirlemiştir:

i. Başvurucunun hangi suçtan dolayı hangi tür ceza infaz

kurumunda bulunduğu ve başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumu ile işlediği

suçun söz konusu tedbirin alınmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı

değerlendirilmelidir.

ii. Bir yayının tümünün veya bir kısmının mahkûma verilmemesi

şeklindeki kısıtlamanın mahkûmun ıslahı ile bağlantısı var ise yayının içeriği

ile mahkûmun ıslahı arasındaki ilişkinin tam olarak gösterilmesi gerekir.

iii. Her mahpusun toplumsal geçmişi ve suç sicili, entelektüel

kapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis cezasının süresi ve tahliye

edildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır.

iv. Bu bağlamda söz konusu yayınların, terör suçlarından mahpus

olan kişilerin iddia edilen mağduriyetlerin sorumlusu olarak gördükleri

kişilere veya devlete karşı daha fazla şiddete yönelmelerine sebebiyet verip

vermediği değerlendirilmelidir.

v. Mahpusa verilmeyen süreli veya süresiz yayının cinsi,

içeriği, yayımlayanı ve sorunlu görülen kısımların hangileri olduğu

belirtilmeli ve mahpusa verilmesi sakıncalı bulunan kısımların detaylı analizi

yapılmalıdır.

vi. Böyle bir analizin yapılabilmesi için eğer söz konusu

yayının terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşru gösterilmesiyle bir

ilişkisi varsa mahpusun ifade özgürlüğü ile demokratik toplumun terör

örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında

denge kurulmalıdır.

vii. Zikredilen dengelemenin kurulabilmesi için;

- Bütünüyle ele alındığında müdahaleye konu yayının özel bir

kişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedef

gösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin,

- Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıp

bırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin,

- Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklı

bir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,

- Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin; kişileri nefrete,

intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,

- Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin bir

kısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,

- Söz konusu yayında yer alan ifadelerin ceza infaz

kurumunun güvenliğini, disiplinini ve düzenini tehlikeye düşürüp

düşürmediğinin,

- Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olup olmadığının,

-Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış

bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin,

- Yayın tarihinde veya mahpusa verilmesinin istendiği sırada

ülkenin bir kısmında veya tamamında çatışmaların yoğunluk derecesi ile ceza

infaz kurumu ve ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin yayının mahpusa

verilmesine etki edip etmediğinin,

- Karara konu sınırlayıcı tedbirin, demokratik bir toplumda

zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığının

ve tedbirin başvurulabilecek en son çare niteliğinde bulunup bulunmadığının,

- Son olarak sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını

gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama

niteliğinde olup olmadığının yayının içeriğiyle birlikte değerlendirilmesi

gerekir.

viii. Derece mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer

organların söz konusu değerlendirmeleri yaparken olayın koşullarına göre uzman

kişilerin görüşlerinden faydalanmaları, gerekirse konusunda uzman sosyal

bilimciler, araştırmacılar ve akademisyenlerden rapor ve görüş almaları her

zaman mümkündür. Böylece süreli veya süresiz bir yayının bir mahpusa

verilmemesi şeklindeki müdahalenin kanunlar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında

ortaya konan kriterlere uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir (Halil Bayık, § 45).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

29. Eğitim Kurulu,başvurucuya

verilmeyen kitap biçimindeki yazılı dokümanın içeriğinde PKK terör örgütü

mensuplarının dağdaki yaşamlarının anlatıldığını, Abdullah Öcalan'ın

düşünceleri ile örgütün ideolojisinin övüldüğünü ve örgütün faaliyetleri meşru

gösterilerek gençleri dağdaki yaşama özendiren ifadelere yer verildiğini

belirtmiştir. EğitimKurulu, söz konusu dokümanın

terör suçu işlediği iddiası ile tutuklu bulunan başvurucuya verilmesi hâlinde

suçun önlenmesi ile mahkûmun ıslahı amaçlarının engelleneceğini ifade etmiştir.

30. Eğitim Kurulunun kararına yapılan itirazı değerlendiren

İnfaz Hâkimliği, Eğitim Kurulunun gerekçelerine ek olarak söz konusu kitabın

başvurucuya verilmesi hâlinde İnfazKurumunun

güvenliği yönünden somut tehlike oluşacağını da belirterek itirazı

reddetmiştir. İnfaz Hâkimliğinin kararına yapılan itirazı değerlendiren Ağır

Ceza Mahkemesi de aynı gerekçelerle itirazı reddetmiştir.

31. Somut olayda söz konusu kitap kendisine verilmeyen

başvurucunun bu tarihte henüz tutuklu bulunduğu, Eğitim Kurulu ve İnfaz

Hâkimliğinin ise mahkûmun ıslahını engelleyeceği gerekçesiyle başvuru konusu

kitabın teslim edilmemesine karar verdikleri anlaşılmaktadır. Ceza infaz

kurumlarında tutuklu olarak bulunan şahıslar yönünden tutulma henüz bir tedbir

niteliğinde olduğundan ve cezanın infazı söz konusu olmadığından,

"mahkûmun ıslahı" ilgili bir gerekçe olarak nitelendirilemez. Bununla

birlikte İnfaz Hâkimliği kararına itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesinin,

aynı gerekçelerle itirazı reddettiği kararından önce başvurucunun terör

örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetinin kesinleştiği anlaşıldığından ıslah

gerekçesinin ilgili hale geldiği görülmektedir.

32. Öte yandan başvuru konusu olayda derece mahkemeleri

tarafından yukarıda sayılan hususlar değerlendirilmemiş, başvuru konusu

kitapla, içeriğinde yer alan ifadelerin mahkûmun ıslahını engelleyeceği ve

İnfaz Kurumu güvenliği için tehlike oluşturacağı şeklindeki gerekçeyi soyut

olmaktan çıkaracak ölçüde somut bir bağlantı kurulmamıştır.

33. Yine bu nitelikte kabul edilen ifadelerin yer aldığı

bölümler çıkarılarak geri kalan kısmın başvurucuya teslim edilmesinin mümkün

olup olmadığı da tartışılmamıştır. Sakıncalı kısımların yayından ayrılmasının

mümkün olmadığı veya bu kısımlar çıkartıldığında geri kalan bölümün bir

öneminin kalmadığı hâllerde yayının tümünün mahpusa verilmemesi yoluna

gidilebilirse de bu özel durumun da ilgili kararda gerekçelendirilmesi gerekir

(Sinan İyit (2) [GK],

B. No: 2013/1495, 30/11/2017, § 56).

34. Dolayısıyla başvuruya konu kitap biçimindeki yazılı

dokümanın başvurucuya verilmemesinin demokratik bir toplumda gerekli olduğu

ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilebilmiş değildir.

35. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

36.Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. İlgili derece mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi

kararında ortaya konulan kriterler ve gösterilen yöntemle yeniden yargılama

yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse konu yayının ya da bir kısmının

başvurucuya verilmesine veya verilmemesine karar vermelidirler.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

38. Başvurucu ihlalin tespiti ile manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

39. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde yorumlanamaz.

40. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin -Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterler ve

gösterilen yöntemle- yeniden yargılama yapılmak ve yargılamanın sonucuna göre

başvurucunun itirazı hakkında yeniden bir karar verilmek üzere Ankara Batı

İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

41. 226,90 TL harç bedelinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

42. İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya bir

dokümanın verilmemesi şeklindeki müdahale yönünden, ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğinin tespiti ile kararın, yeniden yargılama yapmak üzere ilgili yargı

merciine gönderilmesine hükmedilmesinin yeterli olacağı değerlendirildiğinden

başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı İnfaz

Hâkimliğine (E.2015/2757 ve K.2015/2776) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun manevi tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç bedelinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu

:

Ozan ALPKAYA

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/15980, T. 22.03.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-15980-basvuru-22-03-2018-d2537b459daf