Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/9295, 25.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/9295
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ KIZIL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/9295)

Karar Tarihi: 25/3/2015

R.G. Tarih- Sayı: 17/6/2015-29389

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hakkında açılan

davada haksız şekilde mahkûm edildiğini ve yeniden yargılama talebinin reddine

karşı yaptığı temyiz talebinin ise hatalı şekilde Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcısı itirazı olarak değerlendirildiğini belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama yapılmasına ve mahkûm

olduğu ceza nedeniyle ödediği paraların iadesine karar verilmesini talep

etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/6/2014 tarihinde

Elazığ Ceza Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel

bir hususun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 30/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

5/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

12/12/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Hozat Sulh Ceza Mahkemesi

2/12/2008 tarih ve E.2008/23, K.2008/54 sayılı kararıyla, başvurucunun basit

yaralama suçundan 4.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar

vermiştir.

8. Başvurucu, diğer hususlara

ek olarak, % 85 görme engelli olduğunun dikkate

alınmadığı gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.

9. Yargıtay 3. Ceza Dairesi

15/5/2012 tarih ve E.2011/32774, K.2012/5306 sayılı ilamıyla mahkumiyet

hükmünü onamıştır.

10. Başvurucu belirlenemeyen bir

tarihte para cezasını ödemiştir.

11. Başvurucu 18/4/2014

tarihinde, mahkumiyet kararında çelişkiler bulunduğu

ve görme engeli olduğuna ilişkin ibraz ettiği 2000 yılına ait sağlık raporunun

yeni delil teşkil ettiği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesini talep

etmiştir. Yeniden yargılama talebine ilişkin süreçte başvurucunun bir avukat

tarafından temsil edilmediği anlaşılmaktadır.

12. Hozat Sulh Ceza Mahkemesi

20/3/2014 tarih ve E.2008/23, K.2008/54 sayılı Ek kararı ile başvurucunun

talebini reddetmiştir. Mahkeme, ibraz edilen raporun kesinleşen yargılama

aşamasında incelenmesi gerektiği, başvurucunun beraatını veya daha hafif bir

cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek

nitelikte yeni bir delil olmadığı, talepte yer alan diğer hususların ise

yargılama aşamasında tartışılıp değerlendirildiği, kesinleşme tarihinden sonra

yargılamanın yenilenmesini gerektirir yeni bir durumun bulunmadığı sonucuna

varmıştır. Sulh Ceza Mahkemesi kararında, temyiz yolunun açık olduğu

belirtilmiştir.

13. Başvurucu ek kararı

26/3/2014 tarihinde temyiz etmiştir.

14. Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı, 8/5/2014 tarih ve KD - 2014/150393

sayılı yazısıyla, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş bir mahkeme

kararının yeni deliller karşısında düzeltilmesinin istendiğini ve bu istemin

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinde düzenlenen “itiraz” niteliğinde olduğunu belirtmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı devamla, ileri sürülen itiraz sebeplerinin

daha önce dile getirildiğini ve Yargıtay incelemesinde hükmün esasına etkili

bir hususun inceleme dışı bırakılmadığını dikkate alarak, itiraz yoluna

gidilmesini gerektirecek maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığına karar

vermiştir.

15. Bu karar, başvurucuya

22/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu, 12/6/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. 17/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hükümlü

Lehine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri” kenar başlıklı 311.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi şöyledir:

“Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup

da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne

alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir

cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek

nitelikte olursa.”

18. 5271 sayılı Kanun’un “Yenileme isteminin kabule değer görülmemesi nedenleri

ve kabulü hâlinde yapılacak işlem” kenar başlıklı 319. maddesinin

(1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda

belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek

yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış

ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.

…

(3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”

19. 5271 sayılı Kanun’un “Yenileme isteminin esassız olmasından dolayı reddi,

aksi takdirde kabulü” kenar başlıklı 321. maddesinin (1) ve (3)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri

sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci Maddenin birinci

fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü Maddesinin

birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların

önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın

yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.

…

(3) Bu madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna

gidilebilir.”

20. 5271 sayılı Kanun’un “Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma”

kenar başlıklı 264. maddesi şöyledir:

“(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun

yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan

kaldırmaz.

(2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl

görevli ve yetkili olan mercie gönderir.”

21. 5271 sayılı Kanun’un “İtiraz usulü ve inceleme mercileri” kenar

başlıklı 268. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

“(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler

aşağıda gösterilmiştir:

…

a) Sulh ceza hâkiminin kararlarına yapılan itirazların

incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları asliye ceza mahkemesi hâkimine

aittir.

….”

22. 5271 sayılı Kanun’un “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi”

kenar başlıklı 308. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın

kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna

itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 25/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 12/6/2014 tarih ve 2014/9295

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, mahkûmiyetiyle

sonuçlanan yargılamanın her aşamasında görme engelli olduğunu ve isnat edilen

suçu işleme imkânı bulunmadığını dile getirdiğini, Derece Mahkemelerince bu

hususun yeterince araştırılmadığını, ayrıca yeniden yargılama talebinin reddine

karşı yaptığı temyiz talebinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “itiraz istemi” olarak değerlendirilerek

reddedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu bu nedenlerle, Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiş,

ödediği para cezasının iadesini ve yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne

karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvuru dilekçesi ve ekleri dikkate

alındığında, başvurucunun para cezasıyla cezalandırıldığı yargılamaya ilişkin

şikâyetinin adil yargılanma hakkı kapsamında, yeniden yargılama talebine

yönelik iddialarının ise bu hakkın özel bir görünümü olan mahkemeye erişim

hakkı çerçevesinde incelenmesine karar verilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Mahkûmiyetle

Sonuçlanan Yargılama Bakımından

26. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler”

27. Bu hüküm gereğince Anayasa

Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme'nin zaman

bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu

düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları

da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (Bkz. B.

No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

28. Nihai işlem veya kararların

23/9/2012 tarihinden evvel kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgili

şikâyetler bakımından başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir. Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru

incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi mümkündür (Bkz. B. No: 2012/726, 2/7/2013,

§ 32).

29. Somut olayda, İlk Derece

Mahkemesi kararının 15/5/2012 tarihinde Yargıtayca

onanmasıyla birlikte ana yargılama sona ermiş ve başvurucunun cezası

kesinleşmiştir.

30. Bu nedenle, başvurucunun

mahkûmiyetine karar verilen yargılama sürecine ilişkin şikâyetinin Anayasa

Mahkemesinin yetkisinin başladığı tarihten önceye ait olduğu anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının "zaman

bakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yeniden

Yargılama İncelemesi Bakımından

31. Bakanlığın cevabi yazısında,

başvurucunun şikâyetlerinin Hozat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamaya

yönelik olarak “delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının uygulanması ve derece mahkemelerinin

uyuşmazlığa getirdiği çözümün âdil olmamasına” ilişkin bulunduğu ve

benzer başvuruların Anayasa Mahkemesince karara bağlandığı gerekçesiyle görüş

sunulmasına gerek görülmediği ifade edilmiştir. Bakanlık bu kapsamda, ilgili

başvurucunun iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğinde

değerlendirilerek kabul edilemez bulunduğu 2013/1205 numaralı başvuru

kapsamında verilen 17/9/2013 tarihli Anayasa Mahkemesi kararına atıf yapmıştır.

32. Bununla birlikte,

başvurucunun şikâyetinin özü, yaptığı temyiz talebinin hiç incelenmemesi nedeniyle,

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Bu itibarla, açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun bu kısmının, kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

34. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

35. Anayasa’nın 36. maddesindeki

“Herkes, … yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ... hakkına sahiptir” ifadesinin

ışığında, adil yargılanma hakkının başlangıç noktasını, bireylerin mahkemelere

erişim hakkının oluşturduğu anlaşılmaktadır.

36. Bu çerçevede, mahkemeye

ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Anayasa Mahkemesi hâlihazırda, dava

açma ya da kanun yollarına başvuru için öngörülen sürelerle ilgili olarak, dava

açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça bu sürelerin hukuki belirlilik

ilkesinin bir gereği olduğuna ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık teşkil

etmeyeceğine hükmetmiştir. Ancak, öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka

aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişilerin

dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamaması halinde ise

mahkemeye erişim hakkının ihlal edileceği kabul edilmiştir (Bkz. B. No:

2013/1718, 2/10/2013, § 27; benzer yöndeki AİHM kararı için Osu/İtalya, 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

37. Anayasa Mahkemesi 2013/1718

numaralı bireysel başvuruda, dava veya kanun yollarına yönelik talebin

yöneltildiği merciye eş değer kabul edilebilecek

merciler aracılığıyla yapılan başvuruların süresinde olup olmadığının, aracı

kılınan makama başvuru tarihine göre hesaplanması gerekirken, bunun aksi bir

uygulamayla kişinin idari para cezasına karşı yaptığı talebin süre aşımı

gerekçesiyle reddedilmesini, mahkemeye erişim hakkına aykırı görmüştür (Bkz. B.

No: 2013/1718, 2/10/2013, § 38). Ayrıca, istenen masraf bedellerinin PTT

aracılığıyla süresinde yatırılmasına rağmen, paranın ilgili mahkeme

personelince postaneden çekilmemesi neticesinde, kişinin temyiz dilekçesinin

geçersiz sayılması da bu hakla bağdaşmaz bulunmuştur (Bkz. B. No: 2012/1223, 05.11.2014, § 55).

38. Mevcut başvuruya konu

olayda, Hozat Sulh Ceza Mahkemesinin yeniden yargılama talebinin reddine

ilişkin 20/3/2014 tarihli ek kararı 5271 sayılı Kanun’un 319. ve 321.

maddelerinin üçüncü fıkraları uyarınca “yargı

çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesine” itiraza tabidir.

Mahkeme kararında ise “temyiz yasa yolu açık

olmak üzere” denilmesi sonucunda, başvurucu hatalı bir kanun yoluna

yönlendirilmiştir. Başvurucu da Mahkeme kararındaki nitelemeye uygun biçimde

temyiz başvurusunda bulunmuştur.

39. Bu nedenle, 5271 sayılı

Kanun’un 319. ve 321. maddeleri hükmüne rağmen, başvurucunun doğru kanun

yolunun “temyiz başvurusu” olduğunu düşünmesi, mevcut olayın koşullarında makul

görülmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 26 ile Belek

ve Özkurt/Türkiye, B. No: 1544/07, 16/7/2013, § 23). Başvurucunun yeniden

yargılama talebinin incelenmesi sürecinde herhangi bir avukatla temsil

edilmediği gerçeği de belirtilen değerlendirmeyi desteklemektedir.

40. Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı diğer yandan, başvurucunun dilekçesinin, Yargıtay incelemesinden

geçerek kesinleşmiş mahkeme kararının yeni deliller karşısında düzeltilmesine

yönelik verildiğini belirterek, başvurucunun talebinin 5271 sayılı Kanun’un

308. maddesinde yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı başvurusu

niteliğinde kabul etmiştir. Gerekli şartların bulunmadığı

değerlendirildiğinden, itiraz yoluna gidilmeyeceği başvurucuya bildirilmiştir.

41. Yeniden yargılama talebinin

reddi kararının üst dereceli mahkemeye itiraza tabi tutulması karşısında,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da başvurucunun dilekçesini 5271 sayılı

Kanun’un 264. maddesindeki açık düzenleme uyarınca ilgili asliye ceza mahkemesine

ileterek, başvurucunun mahkemeye erişimine olanak sağlayabilirdi. Bununla

birlikte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından farklı bir

değerlendirmede bulunulmuştur.

42. Başvurucu böylelikle, bir

nevi İlk Derece Mahkemesi kararındaki yanlış yönlendirmenin sonuçlarına

katlanmak zorunda bırakılmış ve yeniden yargılama talebinin reddi kararının

itiraz yoluyla incelenmesini sağlamak üzere asliye ceza mahkemesine erişim

hakkından mahrum kalmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle,

yeniden yargılama talebinin reddi kararının hukukiliğini üst dereceli mahkemeye

denetletme imkânından mahrum kalan başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

44. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucu, yeniden yargılamasına karar verilmesini ve

mahkûm olduğu ceza nedeniyle ödediği paraların iadesini talep etmiştir.

46. Tespit edilen ihlal Mahkeme kararından kaynaklanmakta

olup, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından hukuki yarar

bulunduğundan, yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine ve başvurucunun sair taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun

1. Mahkûmiyetine hükmedilen yargılamaya ilişkin olarak Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının "zaman bakımından

yetkisizlik" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yeniden yargılama talebinin incelenmesi sürecinde Anayasa’nın

36. maddesinde düzenlenen mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

bakımından yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

25/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Okan TAŞDELEN

Başvurucu

:

Ali KIZIL

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/9295, T. 25.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-9295-basvuru-25-03-2015-ef99bc322cff