Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/5584, 09.01.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/5584
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÖZÜN KANBAY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/5584)

Karar Tarihi: 9/1/2018

R.G. Tarih ve Sayı: 1/2/2018-30319

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sosyal medyada paylaşılan görüş nedeniyle cezalandırılmanın

ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 2013 yılının Mart ve Nisan aylarında Hayvan Hakları

Derneğinin (HAKDEM/Dernek) banka hesabına bağış amaçlı para gönderdiğini iddia

etmektedir. Başvurucu, Dernek yetkilisi olan F.E.den

(başvuru konusu olayda müşteki) bağışların nasıl kullanıldığı konusunda bilgi

alamadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, müştekinin tutumundan duyduğu

rahatsızlığı derece mahkemesi önündeki yargılama esnasında da ifade etmiştir.

9. 7/4/2013 tarihinde sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta yer

alan ve üçüncü bir şahsa ait bir hesapta

"Pet Skandal" başlıklı bir mesaj yayımlanmıştır. Mesaj

şöyledir:

"Manisa Hakdem Derneği Beyaz Trende

toplanan paraları resmen gasp etmiş bulunuyor... Paranın yatırıldığı hesap

olmanın dışında hiçbir insiyatifi bulunmayan bu

derneği ve sözde hayvansever üyelerini lanet ve

nefretle kınıyoruz... Amerikaya uşaklık eden

şerefsizlerin üzerine olsun..."

10. Başvurucu, bu mesajın altına

"[R.E.] denen haddini bilmez

kadına sesleniyorum..." şeklindeki kendi yorumunu eklemiştir.

11. Söz konusu ifade nedeniyle başvurucu hakkında hakaret suçundan

kamu davası açılmıştır.

12. Manisa 3. Sulh Ceza Mahkemesi 4/3/2014 tarihinde

başvurucunun hakaret suçundan 1.800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına

kesin olarak karar vermiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde "[R.E.] denen haddini bilmez kadına sesleniyorum..." şeklindeki

mesajın hakaret teşkil ettiği belirtilmiştir.

13. Karar, başvurucuya 31/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvurucu 24/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. Somut başvuruyla ilgili ulusal hukuk kurallarının yer aldığı

karar içinBekir Coşkun ([GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 18) kararına, uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı karar için

Kemal Kılıçdaroğlu

(B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 29-37) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 9/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, Manisa HAKDEM ile adı geçen Derneğin yetkilisi

R.E. hakkında sosyal medyada yazılan bir mesajın altına kendi yorumunu

eklediğini ifade etmiştir.Başvurucu,

yaptığı bağışların nereye harcandığını bildirmeyen Dernek yetkilisi hakkında "Haddini bilmez kadın."

ifadesini kullandığını kabul etmiştir. Başvurucuya göre bu ifade nedeniyle

hakaret suçundan adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi ifade

özgürlüğünün ihlali anlamına gelmektedir.

B. Değerlendirme

17. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ...

başkalarının şöhret veya haklarının, ... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

19. Başvurucu, sosyal medyada paylaştığı görüş nedeniyle adli

para cezası ile cezalandırılmış; söz konusu Mahkeme kararı ile başvurucunun

ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

20. Anayasa Mahkemesi, bir müdahalenin Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen ölçütlere uygun olup

olmadığını inceler.

i. Kanunilik

21. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125.

maddesine dayanılarak yapılan müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan

“kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

22. Müdahalenin “başkalarının

şöhret veya haklarının” korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

23. Anayasa Mahkemesi, daha önce pek çok kez Anayasa'nın 26.

maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu

temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu ifade etmiştir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 69; Ergün Poyraz (2)

[GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, §§ 33, 34; Bekir

Coşkun, §§ 34-36; Kemal Kılıçdaroğlu, §§ 50-52).

24. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğü, başkalarının şöhret ve haklarının korunması amacıyla sınırlanabilir.

Bununla birlikte sınırlamanın ifade özgürlüğünün ihlaline yol açmaması için

"demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun" ve "ölçülü" olması gerekir (Bekir Coşkun, §§ 51, 53, 54; Mehmet Ali Aydın,§§ 68, 70-72; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 51, 54, 55; Kemal Kılıçdaroğlu, §§ 50, 51).

25. Diğer taraftan devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî

olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür

(Nilgün Halloran, B.

No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,

2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, §

45; Kemal Kılıçdaroğlu,

§ 54).

26. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda, başvurucunun

cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında başvurucunun

ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adil

bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirmektedir (Nilgün Halloran,§§ 27, 41, 52; Ergün

Poyraz (2), § 56; İlhan Cihaner (2), § 39; Kemal Kılıçdaroğlu, §§ 56-58). Bu,

soyut bir değerlendirme değildir. Anayasa Mahkemesi ilke olarak;

i. Başvurucu tarafından yapılan düşünce açıklamalarının

tamamının söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde

değerlendirilip değerlendirilmediğini,

ii. Müdahaleyi haklı göstermek için ulusal makamlar tarafından

ortaya konan gerekçelerin “ilgili ve yeterli” görünüp görünmediğini,

iii. Başvuru konusu olan müdahalenin “gözetilen meşru amaçla

orantılı” olup olmadığını inceler.

Bu incelemeyi yaparken Anayasa Mahkemesi somut olaya uyduğu

ölçüde;

a. Başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün,

b. Kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin,

c. İfadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının,

d. İfadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime

yöneldiğinin,

e. Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığının gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğine bakar.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

27. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianame ve ilk derece

mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde başvurucunun müştekiye yönelttiği

ifadenin "[R.E.] denen haddini bilmez kadına sesleniyorum..."

cümlesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Müşteki bu ifade nedeniyle Savcılığa

suç duyurusunda bulunmuş ve başvurucu hakkında hakaret suçundan kamu davası

açılmıştır. İlk derece mahkemesi, söz konusu ifadenin hakaret niteliğinde

olduğunu kabul etmiş ve başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına

karar vermiştir. Mahkeme, mesajın hakaret oluşturduğunu kabul etmiş ancak daha

ileri bir değerlendirmede bulunmamıştır (bkz. §§ 8-12).

28. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin

anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu

olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz. Buna

karşın somut olayda ilk derece mahkemesi, başvurucunun ifade özgürlüğü ile

müştekinin şeref ve itibarına saygı hakları arasında bir denge kurma işlemi

yapmamıştır. Mahkeme, bahse konu ifadenin hakaret niteliğinde olduğunu

belirtmekle yetinmiş; ifadenin ne kelime anlamı üzerinde durmuş ne de kullanıldığı

bağlamı incelemiştir.

29. Başvurucu; yargılama esnasında Derneğe yapılan bağışlara

yönelik Dernek yetkilisi olan müştekinin tasarruflarını eleştirdiğini, söz

konusu ifadeyi de bu bağlamda kullandığını iddia etmiştir. Mahkeme,

başvurucunun bu iddiasını da değerlendirmemiştir.

30.Türk Dil Kurumu Sözlüğü'ne göre "had" kelimesi "sınır, uç", "haddini bilmek"

deyimi kendi "değer ve yeteneğinin

farkında olmak ve konumuna, durumuna uygun davranmak"

anlamlarını ihtiva etmektedir. Buradan yola çıkarak başvuru konusu olay

bağlamında "haddini bilmez" sözünün konumuna, durumuna uygun

davranmayan, sınırını aşan kişi anlamında kullanıldığı söylenebilir. Gerek

kelime anlamı gerek kullanıldığı bağlam dikkate alındığında bahsi geçen

cümlenin müştekinin söz ve davranışlarında sınırını aştığını ifade etmek ve onu

ağır bir şekilde eleştirmek amacıyla kullanıldığı sonucuna varılmıştır.

31. Sonuç olarak ilk derece mahkemesi başvurucunun ifade

özgürlüğü karşısında müştekinin şeref ve itibarının korunmasındaki üstün yararı

gösterebilmiş değildir. Mahkemece ortaya konan gerekçenin “ilgili ve yeterli”

kabul edilmesi mümkün değildir. Ayrıca yukarıdaki hususlar dikkate alındığında

başvurucunun kullandığı ifade nedeniyle adli para cezası ile

cezalandırılmasının demokratik toplumda gerekli olduğu da

değerlendirilmemiştir.

32. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

34. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi ile 5.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

35. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

36. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Manisa 3.

Sulh Ceza Mahkemesine (E.2013/708, K.2014/150) gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

37. İfade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

38. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Manisa 3. Sulh Ceza

Mahkemesine (E.2013/708, K.2014/150) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Özün KANBAY

Vekili

:

Av. Meral

TURGUT

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/5584, T. 09.01.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-5584-basvuru-09-01-2018-39af80792566