Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/13606, 22.06.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/13606
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

SEYHAN AZAKLI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/13606)

Karar Tarihi: 22/6/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 31/12/2007

tarihinde Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları İl Mera Komisyon

kararının iptaline karar verilmesi için açtıkları davanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/8/2014 tarihinde

Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

26/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığı 22/1/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucular, 31/12/2007

tarihinde Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları İl Mera Komisyon

kararının iptali için açtıkları davada, Ordu ili Kabadüz ilçesi Yokuşdibi beldesinde bulunan ve kendilerine miras yolu ile

intikal eden tapulu taşınmazlarının, Mera Tespit Komisyonu tarafından 16/3/2007

tarihli kararla mera olduğunun tespit edildiğini ve bu doğrultuda,

taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu gerekçesi ile

tapularının geçerli olmadığı sonucuna varıldığını, ancak bu durumun usul ve

kanunlara aykırı olduğunu, söz konusu taşınmazların tapuda tarla vasfında

olduklarını, taşınmazlar üzerinde ev ve bağlakları

olduğunu, uzun süredir taşınmazları kullandıklarını belirterek, komisyon

kararının iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir.

8. Yapılan yargılama sonunda

Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 10/7/2013 tarih ve E.2007/431, K.2013/283

kararı ile yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamındaki

diğer delillerin değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar vermiştir.

9. Başvurucular tarafından İlk

Derece Mahkemesinin bu kararına karşı temyiz talebinde bulunulmuş, bu amaçla

Yargıtay 1. Hukuk Dairesine gönderilen dosya, Dairenin 19/12/2013 tarihli

kararı ile işbölümü uyarınca Yargıtay 14. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.

10. Temyiz incelemesi

neticesinde Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 20/3/2014 tarih ve E.2013/16570,

K.2014/3732 sayılı ilâmı ile başvurucuların davayı açmakta hukuki yararlarının

bulunmadığını, davanın bu nedenle reddi gerekirken belirtildiği şekliyle

reddedilmesinin doğru olmadığını, yine de hüküm sonucunun esas ve usul

bakımından kanuna uygun olduğunu belirtmiş, kararın düzeltilerek onanmasına

hükmetmiştir.

11. Başvurucular, 11/8/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

12. Başvurucuların karar

düzeltme talepleri, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin, 11/11/2014 tarih ve E.2014/12592,

K.2014/12641 sayılı ilâmı ile reddedilmiştir.

13. Karar düzeltme talebinin

reddine ilişkin ilâm başvuruculara 15/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul

ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi, 25/2/1998 tarih

ve 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 4. ve 10. maddeleri (Bkz. B. No: 2013/8872,

18/6/2014, §§ 23-25).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 22/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 11/8/2014 tarih ve

2014/13606 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

16. Başvurucular, 31/12/2007

tarihinde Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları İl Mera Komisyon kararının

iptali için açtıkları davanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18. Başvurucular, 31/12/2007

tarihinde Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları İl Mera Komisyon

kararının iptali için açtıkları davanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

19. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

20. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

21. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, taşınmazın mülkiyetine

yönelik olarak Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan İl Mera Komisyon

Kararının iptali davasının söz konusu olduğu görülmekle, 1086 sayılı mülga

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

22. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 31/12/2007 tarihidir.

23. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu kapsamda, somut yargılama

faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucuların karar düzeltme

taleplerinin Yargıtay 14. Hukuk Dairesince reddedildiği 11/11/2014 tarihi

olduğu anlaşılmaktadır.

24. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun İl Mera Komisyon kararının

iptali istemine ilişkin olduğu, yargılama boyunca resmi kurumlara müzekkereler

yazılarak bilgi talep edildiği, keşif yapıldığı, tanıkların dinlendiği,

bilirkişi raporları ile ek raporlar alındığı ve toplanan deliller doğrultusunda

İlk Derece Mahkemesince 10/7/2013 tarihinde davanın reddine karar verildiği, bu

kararın temyiz incelemesi için Yargıtay 1. Hukuk Dairesine gönderildiği, anılan

Dairenin, iş bölümü uyarınca dosyayı Yargıtay 14. Hukuk Dairesine gönderdiği,

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 20/3/2014 tarihli ilâmı ile İlk Derece Mahkemesi

kararının gerekçesi değiştirilerek onandığı, karar düzeltme isteminin de

11/11/2014 tarihli ilâm ile reddedildiği anlaşılmıştır.

25. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

26. Başvuruya konu İl Mera

Komisyonu kararının iptali için açılan davanın incelenmesinde; hukuki meselenin

çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında davanın karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır.

Başvurucuların tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep oldukları da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından, daha

önce verilen kararlar dışında farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı, söz konusu altı yıl on ay on günlük yargılama sürecinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

28. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle her bir başvurucu için ayrı ayrı

20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmişlerdir.

29. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

30. Başvurucuların tarafı

oldukları uyuşmazlığa ilişkin altı yıl on ay on günlük yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, her bir başvurucuya

net 3.750,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

31. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvuruculara ayrı ayrı net 3.750,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE

C. Başvurucular tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

Seyhan AZAKLI

Bekir AZAKLI

Hami AZAKLI

Recep AZAKLI

Reşat AZAKLI

Hamiye AZAKLI

Elveda AZAKLI

Kader BAYHAN

Saniye BAYHAN

Ayşe ALBAYRAK

Nalan ÇAVUŞ

Vekilleri

:

Av. Kadir ALTUNBAŞ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/13606, T. 22.06.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-13606-basvuru-22-06-2015-2dd5437b21dc