Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/11044, 20.04.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/11044
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÖZLEM YAVUZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11044)

Karar Tarihi: 20/4/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluk sürecindeki hukuka aykırılıklar ve

tutukluluğun uzun sürmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;

hukuka aykırı delillere dayalı, eksik soruşturma sonucunda mahkûmiyete karar

verilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 15/12/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve 17/12/2009

tarihinde tutuklanmıştır.

9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 19/2/2010 tarihinde silahlı

terör örgütüne üye olma ve patlayıcı madde bulundurma suçlarından başvurucu ve

diğer üç sanık hakkında iddianame düzenlemiştir.

10. (Kapatılan) İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde

ile görevli) 28/6/2012 tarihli kararıyla başvurucunun ve diğer üç sanığın

silahlı terör örgütüne üye olma ve patlayıcı madde bulundurma suçlarından

mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkeme, kararla birlikte başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına da hükmetmiştir.

11. Dosyada başvurucunun hükümle birlikte tutuklama kararına

karşı itiraz edip etmediğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.

12. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8/7/2013 tarihli kararıyla hükmü

onamıştır.

13. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 17/2/2014 tarihinde,

Yargıtay ilamında başvurucu dışındaki sanıklardan birinin soy isminin hatalı

yazıldığını belirterek maddi hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.

14. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24/2/2014 tarihli kararıyla söz

konusu yazım hatasını düzeltmiştir.

15. Başvurucu, 2013 tarihli Yargıtay ilamının elden tebliğ

edilmesi için müdafiinin mahkemeye başvurduğunu fakat

maddi hata nedeniyle dosyanın Yargıtaya

gönderileceğinin söylendiğini belirtmiştir.

16. Başvurucu müdafii 29/5/2014

tarihinde 2013 ve 2014 tarihli ilamları mahkeme kaleminde tebellüğ etmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 20/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak

tutukluluğunu ilgilendirdiği ölçüde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı,

mahkûmiyetiyle sonuçlanan yargılamayı ilgilendirdiği ölçüde ise adil yargılama

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

19. Başvurucu, tutukluluğuyla bağlantılı olarak kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’ungeçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular

incelenebilir (Zafer Öztürk, B.

No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).

21. Somut olayda başvurucunun bir suç şüphesine dayanan

tutukluluğu 28/6/2012 tarihinde (bkz. § 10), yani bireysel başvuruların

incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden önce sona

ermiştir.

22. Mahkemenin vermiş olduğu mahkûmiyet kararı sonrasındaki

tutulma hâli, Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki "mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi" kapsamındadır

(Neytullah Bayram, B. No: 2014/10339, 15/4/2015, §

44). Bu itibarla başvurucunun temyizle birlikte yaptığı tahliye talebine

ilişkin bir karar verilmediği iddiasının ayrıca incelenmesine gerek

görülmemiştir.

23. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

24. Başvurucu, mahkûmiyetiyle sonuçlanan yargılama bağlamında

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Bireysel başvurunun süre koşuluna bağlanmasıyla başvuruculara

bireysel başvuruda bulunmak için imkân tanımanın yanında hukuki belirlilik de

sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli

sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa

olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim

hakkına aykırı değildir (Remzi Durmaz,

B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

26. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Anılan düzenlemelerde başvuru yolu

öngörülen durumlarda bireysel başvuru süresinin başlangıcına ilişkin olarak "başvuru yollarının

tüketildiği" tarihten söz

edilmekte ise de haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı dikkate

alınarak bu ibarenin "nihai kararın gerekçesinin öğrenilebildiği" tarih olarak anlaşılması gerekir. Bu

öğrenme, somut olayın özelliklerine göre farklı şekillerde gerçekleşebilir.

27. Bireysel başvuru süresi bakımından "nihai kararın

gerekçesinin tebliği" öğrenme şekillerinden biridir (Mehmet Ali Kurtuldu, B. No: 2013/5504,

28/5/2014, § 27). Ancak öğrenme, gerekçeli kararın tebliği ile sınırlı olarak

gerçekleşmez; başka şekillerde de öğrenme söz konusu olabilir. Bu kapsamda

nihai kararın gerekçesinin "dosyadan suret alınması" gibi hâllerde

öğrenilmesi de mümkündür. Başvurucuların nihai kararın gerekçesini"öğrendiklerini

beyan ettikleri tarih" de bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak ele

alınabilir (İlyas Türedi, B. No:

2013/1267, 13/6/2013, §§ 21, 22).

28. Diğer yandan nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmakla

birlikte sonucunun öğrenildiği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir

durumda sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine derece mahkemesinden kesin

olarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin, sonucun

öğrenildiği itibaren başlatılması gerekir. Bu kapsamda bir ceza mahkûmiyetine

ilişkin nihai kararın sonucunun infaz aşamasında "yakalama", "müddetname veya çağrı kâğıdının ya da ödeme emrinin

tebliği" suretiyle öğrenildiği durumlarda başvurucular, nihai kararın

sonucundan haberdar olmakta ve nihai karar gerekçesini kesin olarak öğrenme

olanağına sahip bulunmaktadırlar (Aydın

Selçuk, B. No: 2014/3194, 20/11/2014, § 24; Özgür Çapkın, B. No: 2014/2546,

30/12/2014, § 24; Halil Aslan, B.

No: 2014/3038, 10/12/2014, § 38).

29. Nihai kararın gerekçesinin öğrenilemediği veya nihai kararın

sonucunun öğrenilip gerekçesinin kesin olarak öğrenilme imkânının elde

edilemediği hâllerde başvuru süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağının

da belirlenmesi gerekir. Aksi hâlde sınırsız bir başvuru süresi söz konusu

olabilecektir. Bu kapsamda yapılacak değerlendirmede sürenin başlangıç

tarihinin, başvurucuların özen yükümlükleri ile mahkemeye erişim haklarının

aşırı sınırlanmaması hususlarının birlikte dikkate alınması gerekir.

30. Başvurucuların bireysel başvuruda bulunmak amacıyla dava ve

başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülükleri vardır.Bu yükümlülük kapsamında

ilk derece mahkemesine fiilen ulaşan nihai kararın gerekçesini öğrenme

konusunda gerekli özeni gösterme sorumluluğu başvuruculara aittir. Diğer bir

ifadeyle başvurucular veya vekillerinin ilk derece mahkemesine ulaşan kararın

bir örneğini almak için özenli davrandıklarını kanıtlamaları gerekir (benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Ölmez/Türkiye

(k.k.), B. No: 39464/98, 1/2/2005; Refik Alpaya ve İbrahim

Dağılma/Türkiye (k.k.), B. No: 34384/08, 12/3/2013, § 16).

31. Yargıtay ceza daireleri tarafından verilen kararların

taraflara tebliğine ilişkin bir düzenleme mevzuatta bulunmamaktadır. Ceza

yargılamasında nihai kararın tebliğ edilmediği durumlarda kararın derece

mahkemesine ulaşmasından ve böylece gerekçesinin erişilebilir olmasından sonra,

özen yükümlülüğü kapsamında makul bir süre içinde bireysel başvuru yapmak

isteyen ilgililerden karara erişmeleri ve karar gerekçesini öğrenmeleri

beklenir. Bu kapsamda erişilebilir olan nihai kararın, en geç üç ay içinde

ilgilileri tarafından bilindiği ve gerekçesinin öğrenildiği kabul edilmelidir.

Aksi tespit edilmediği sürece bireysel başvuru için 6216 sayılı Kanun'da

öngörülen otuz günlük başvuru süresi bu tarihten itibaren başlayacaktır (A. C. ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1827,25/2/2016, § 30).

32. Mevcut bireysel başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının

tespiti açısından öncelikle Yargıtayın 2013 ve 2014

tarihli ilamlarından hangisinin bireysel başvuru süresinin hesaplanmasında esas

alınacağının, ikinci olarak ise başvurucunun hangi tarihte nihai kararı

öğrendiğinin veya öğrenmesi gerektiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

33. Somut olayda başvurucu ve diğer sanıklar hakkında kurulan

mahkûmiyet hükmü, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 8/7/2013 tarihli onama ilamıyla

kesinleşmiş ve kesin hüküm niteliği kazanmıştır.

34. Yargıtayın24/2/2014 tarihli kararı, başvurucu dışındaki bir

sanığın soy isminin yazımında yapılan maddi hatanın düzeltilmesine ilişkindir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7/11/2006 tarihli kararında maddi hatalar "olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde

gerçekleşmeyecek olan isim, yaş ve hesap hataları, yargı kararlarında 'maddi

yanılgı' veya 'yazım hatası' diye isimlendirilen beşeri

hatalar" olarak tanımlanmıştır. Yargılama araçlarının belirli

bir biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme hataları olan

hukuki yanılgılar, ancak başka bir merci tarafından ve kanun yolu başvurusuyla

açılan bir tali muhakeme ile giderilebilmektedir. Bununla birlikte maddi

hataların düzeltilmesi herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu tür

hatalar, kendiliğinden veya bir kanun yolu başvurusu üzerine verilen bir

karardaki uyarı üzerine bizzat bu hatayı yapan merci tarafından

düzeltilebilmektedir (Güven Demir,

B. No: 2014/11041, 21/9/2016, § 36)

35. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde Yargıtayın

2014 tarihli ilamının başvuruya konu uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olmadığı

anlaşıldığından bireysel başvuru süresinin hesaplanmasında 2013 tarihli ilamın

esas alınması gerekmektedir.

36. Başvurucunun Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2013 tarihli

ilamının hangi tarihte ilk derece mahkemesi kalemine döndüğü konusunda dosya

içinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak dosyanın 24/2/2014 tarihinden

önceki bir tarihte mahkemesine ulaştığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun Yargıtay

ilamının suretini talep etmesine rağmen verilmediğine dair bir iddiası da

bulunmamaktadır. Dolayısıyla 30/6/2014 tarihinde yapılan başvuruda süre aşımı bulunduğu sonucuna

varılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Gökçe GÜLTEKİN

Başvurucu

:

Özlem YAVUZ

Vekili

:

Av. Sinan ZİNCİR

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/11044, T. 20.04.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-11044-basvuru-20-04-2017-e4923a6d72b8