Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/8821, 08.09.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/8821
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET SAMİ ARSLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/8821)

Karar Tarihi: 8/9/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu 1995 tarihinde

aleyhine açılan hukuk davasının hâlen İlk Derece Mahkemesi nezdinde derdest

olması ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan yararlanamadığı gibi

taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kesinliğe kavuşmaması nedeniyle adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin

tespitiyle uğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 27/11/2013

tarihinde Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 18/2/2014

tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 18/3/2014 tarihli görüş yazısı 3/4/2014 tarihinde başvurucu

vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne

karşı 17/4/2014 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu aleyhine 25/5/1995

tarihinde Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1995/456 esasıyla tapu iptal ve

tescil davası açılmıştır.

8. Belirtilen dosya Marmaris

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1984/42 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

9. Yargılamanın 8/12/2009

tarihli celsesinde başvurucu aleyhine açılan davanın E.1984/42 sayılı dosyadan

tefrikine karar verilerek Mahkemenin E.2008/196 sırasına kaydı yapılmıştır.

10. Taşınmazın bulunduğu bölgede

kadastro tespit çalışmalarının yapıldığından bahisle, dosya görevsizlik kararı

verilerek Marmaris Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve Mahkemenin E.2009/1532

sırasına kaydedilmiştir.

11. Devam eden yargılama

sürecinde, E.2009/1532 sayılı dosyanın Mahkemenin E.2009/106 sayılı dosyasıyla

birleştirilmesine karar verilmiştir.

12. Marmaris Kadastro

Mahkemesinin 29/11/2010 tarih ve E.2009/106, K.2010/853 sayılı kararı, Yargıtay

20. Hukuk Dairesinin 12/4/2013 tarih ve E.2012/8560, K.2013/4305 sayılı kararı ile

bozulmuştur.

13. Bozma sonrası Mahkemenin

E.2013/97 sırasına kaydı yapılan dava, hâlen ilk derece mahkemesi önünde

derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

15. 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi;

taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh

edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü

uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve

özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile

ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine

veraset belgesi de verebilir.”

16. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”

kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro

müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro

tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava

dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile

uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili

dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara

Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

17. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar

başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır.

Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden

kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri

inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

18. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin

takdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Kadastro

tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe

gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,

kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında

çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri

tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro

komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen

dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının

dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak

taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.

Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit

edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

19. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun

yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi

kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”

20. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro

harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince

resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,

ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten

karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 8/9/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 27/11/2013 tarih ve 2013/8821

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, 1995 tarihinde

taşınmazıyla ilgili olarak aleyhine açılan hukuk davasının hâlen ilk derece

mahkemesinde derdest olduğunu, özellikle kurumlara yazılan müzekkere akıbetlerinin

tekit edilmeksizin beklenilmesi, başka dava dosyalarının ön mesele yapılarak

sonuçlarının yıllarca beklenilmesi ve keşiflerin değişik gerekçelerle birçok

defa icra edilmemesi nedeniyle yargılama sürecinin uzadığını, ayrıca uzun süren

yargılama nedeniyle taşınmazdan yararlanamadığı gibi taşınmaz üzerindeki

mülkiyet hakkının kesinliğe kavuşmadığını belirterek, Anayasa’nın 35. ve 36.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

23. Başvurucu, başvuruya konu

uyuşmazlığı sonlandıracak nitelikte bir kararın mevcut olmadığını belirtmiştir.

24. Adalet Bakanlığı görüşünde,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen, başvurucun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası

yönünden görüş sunulmayacağı, mülkiyet hakkına yönelik ihlal iddiası açısından

ise, başvurucuya henüz mülkiyet hakkı tanınmadığı ve bu hakkın varlığının

yargılama sonucuna göre belirlenebileceği bildirilmiştir.

25. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

26. Başvurucu 1995 tarihinde

aleyhine açılan hukuk davasının hâlen İlk Derece Mahkemesinde derdest olması

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

27. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke

ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

28. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 39).

29. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 40).

30. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının

tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 41–45).

31. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

32. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

33. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların

makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, asliye

hukuk mahkemesi nezdinde açılan tapu iptali ve tescil davasının görevsizlik

kararı ile kadastro mahkemesine devredilmiş olduğu görülmekle, 3402 sayılı

Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut

yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

34. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, 25/5/1995 tarihidir. Sürenin bitiş

tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona

erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

35. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

36. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başlangıçta bir adet taşınmaza

ilişkin tapu iptal ve tescil talebi olduğu, Mahkemenin farklı bir dosyası ile

birleştirilen dava dosyasının tekrar tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği,

taşınmaza ilişkin kadastro tespit çalışmalarının yapıldığından bahisle

görevsizlik kararı verilen davanın Marmaris Kadastro Mahkemesindeki yargılaması

sırasında da bir birleştirme kararına konu olduğu ve son olarak Mahkemenin

E.2009/106 sırasına kaydı yapılan davaya ilişkin olarak ilk derece mahkemesince

verilen hükmün temyiz incelemesi neticesinde bozulması üzerine, Marmaris

Kadastro Mahkemesinin E.2013/97 sırasına kaydının yapıldığı, taraflarında altı

kişinin yer aldığı yargılamanın hâlen İlk Derece Mahkemesi önünde derdest

olduğu anlaşılmaktadır.

37. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin kısmen Asliye Hukuk kısmen

Kadastro Mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’da yer alan

özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları

konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu

olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı

Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi

gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 12-18).

38. Kadastro mahkemesi ve 6100

sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların

makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru

konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati

temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43), başvuruya konu davada

yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul

işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu on

dokuz yılı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

40. Başvurucu tarafından ayrıca,

uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan yararlanamadığı gibi taşınmaz

üzerindeki mülkiyet hakkının kesinleşmesi için yıllarca beklemek zorunda

kaldığı belirtilerek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddia edilmiş olmakla beraber, somut yargılama bağlamında

başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde yukarıda

yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

41. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 50.000,00 TL tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

42. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

43. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin on dokuz yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren

23.250,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

44. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Başvuruya konu yargılamanın

on dokuz yılı aşkın bir süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede

yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği

açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven

ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın

mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,

kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 23.250,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

8/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Raportör

:

Şebnem NEBİOĞLU ÖNER

Başvurucu

:

Mehmet Sami ARSLAN

Vekili

:

Av. Aydın TORAMAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/8821, T. 08.09.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-8821-basvuru-08-09-2014-cfe6402f0743