Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/8489, 08.09.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/8489
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

FARUK METE BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/8489)

Karar Tarihi: 8/9/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu 2002 yılında

kendisine ait taşınmazla ilgili olarak açılan kamulaştırma bedelinin tespitine

ilişkin davanın ilk derece mahkemesinde derdest olması nedeniyle makul sürede

yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradığı

manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 15/11/2013

tarihinde Ergani Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/3/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 18/4/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Karayolları Genel Müdürlüğü

tarafından başvurucuya ait taşınmazla ilgili olarak, 26/9/2002 tarihinde Ergani

Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil talebiyle

dava açılmıştır.

8. Ergani Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2002/423 sayılı dosyası üzerinde yürütülen yargılama

neticesinde, Mahkemenin 18/3/2003 tarih ve E.2002/423, K.2003/153 sayılı kararı

ile idarece açılan davanın kabulüne hükmedilmiştir.

9. İlk Derece Mahkemesi kararı

temyiz edilmekle, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 19/2/2004 tarih ve E.2003/89,

K.2004/1407 sayılı kararı ile bozulmuştur.

10. Bozma kararı sonrasında

Ergani Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2004/274 sırası üzerinde yapılan yargılama

sonucunda, Mahkemenin 25/5/2006 tarih ve E.2004/274, K.2006/251 sayılı kararı

ile davanın kabulüne hükmedilmiştir.

11. İlk Derece Mahkemesi kararı

temyiz edilmekle, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 19/9/2012 tarih ve E.2012/12326,

K.2012/16817 sayılı kararı ile bozulmuştur.

12. Bozma kararı sonrasında

Ergani Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2012/636 sırası üzerinden yapılan yargılama

neticesinde, Mahkemenin 30/4/2013 tarih ve E.2012/636, K.2013/309 sayılı kararı

ile davanın kabulüne hükmedilmiş olup, karar temyiz edilmekle, dosya hâlen Yargıtayda derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

13. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 8/9/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 15/11/2013 tarih ve 2013/8489

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

15. Başvurucu, 2002 yılında

kendisine ait taşınmazla ilgili olarak açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescile ilişkin davanın İlk Derece Mahkemesinde derdest olduğunu, dosyanın

kanun yolu incelemesine gönderilmesi söz konusu olduğundan, yargılama süresinin

daha da uzayacağını, yargılamanın uzun sürmesinin yargılama makamlarının

işlemlerinden kaynaklandığını ve ekonomik durumu kötü olduğu için kamulaştırma

bedelinin tespitini konu alan davanın süratle sonuçlandırılmasında önemli bir

hukuki menfaatinin bulunduğunu beyan ederek, Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

16. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

17. Başvurucu, 2002 yılında

kendisine ait taşınmazla ilgili olarak açılan hukuk davasının İlk Derece

Mahkemesinde derdest olması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

18. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke

ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

19. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın

141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi

gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde

bulundurulması gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

20. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 40).

21. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

22. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

23. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

24. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda,

asliye hukuk mahkemesi nezdinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescile ilişkin bir davanın söz konusu olduğu görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da

yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni

hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

25. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde

tutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi

olarak kabul edilebilmektedir Somut başvuru açısından benzer bir durum söz

konusu olup, makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman diliminin

başlangıç tarihi, başvurucu ile idare arasında anlaşmazlık tutanağı

düzenlendiği anlaşılan 11/6/2002 tarihidir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 45).

26. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı

sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak

sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 52).

27. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir.(B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 51).

28. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun bir adet taşınmaza ilişkin

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil talebi olduğu, 26/9/2002 tarihinde

açılan davanın yargılama sürecinde ilk derece mahkemesince verilen iki ayrı

kararın temyiz incelemesi neticesinde bozulduğu, son bozma kararını takiben

mahkemenin E.2012/636 sırasına kaydı yapılan davanın yargılaması sonucunda

verilen kararın temyiz edildiği, taraflarında iki kişinin yer aldığı davanın

hâlihazırda temyiz mercii nezdinde derdest olduğu anlaşılmaktadır.

29. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin asliye hukuk mahkemesi

önünde sürdüğü görülmekle, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları

konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu

olduğu ve 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 12-18).

30. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64), başvuruya konu davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve söz konusu on iki yılı aşkın yargılama sürecinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

31. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

32. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 25.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

33. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

34. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin on iki yıllı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren

11.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

36. Başvuruya konu yargılamanın

on iki yılı aşkın bir süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede

yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği

açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven

ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın

mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,

kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 11.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

8/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Raportör

:

Şebnem NEBİOĞLU ÖNER

Başvurucu

:

Faruk METE

Vekili

:

Av. Vedat KARADUMAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/8489, T. 08.09.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-8489-basvuru-08-09-2014-83f15c4a6828