Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/7287, 22.06.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/7287
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

NEZİHE ÇOKSÜER VE DİĞERLERİ

BAŞVURUSU (4)

(Başvuru Numarası: 2013/7287)

Karar Tarihi: 22/6/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 30/11/1967 tarihinde murisleri tarafından

Derik Tapulama Hâkimliğinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının halen

devam ettiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını, bu sürede

taşınmazlarını kullanamadıklarını, taşınmazlarının gelirlerinden

yararlanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 27/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde Komisyona sunulmasına engel eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 25/7/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 1/12/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 29/12/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Mardin ili Derik ilçesi Hisaraltı

köyünde 1967 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında 109 parsel numaralı

taşınmaz, Ş.Ş. ve arkadaşları adına tespit görmüş, başvurucuların murislerinin

tespite yaptığı itiraz Mardin Tapulama Müdürlüğü tarafından reddedilmiş, bu

karardan sonra başvurucuların murisleri, Derik Tapulama Hâkimliğinde 30/11/1967

tarihinde Ş.Ş. ve arkadaşları aleyhine kadastro tespitine itiraz davası

açmışlardır.

8. Derik Tapulama Hâkimliği, 26/3/1971 tarih ve E.1967/190,

K.1971/71 sayılı karar ile hâkimlerin davadan çekinmeleri nedeniyle merci

tayini için dosyanın Yargıtaya gönderilmesine karar

vermiştir.

9. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 25/5/1971 tarih, E.1971/6079,

K.1971/5135 sayılı ilâmıyla Kızıltepe Tapulama Mahkemesini davaya bakmak için

görevlendirilmiştir.

10. Kızıltepe Kadastro Mahkemesi, 20/3/1981 tarih ve

E.1972/62, K.1981/55 sayılı kararı ile Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın

görevli Mahkeme olan Derik Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

11. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk

Dairesi, 20/10/1981 tarih ve E.1981/12550, K.1981/10612 sayılı ilâmıyla İlk

Derece Mahkemesinin kararını bozmuştur.

12. Bozma ilamı üzerine dava, Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin

E.1982/14 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

13. Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılması ve dava

dosyalarının Mardin Adliyesine devredilmesinden sonra dava dosyası, Mardin

Kadastro Mahkemesinin E.2013/82 sayılı dosyasına kaydedilmiş olup, yargılama

hâlen devam etmektedir.

14. Başvurucular, 27/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesinin

birinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.

maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (Bkz. B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§

16-22).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 27/9/2013 tarih ve 2013/7287 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

17. Başvurucular, 30/11/1967 tarihinde murisleri tarafından

Derik Tapulama Hâkimliğinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının Mardin

Kadastro Mahkemesinde halen devam ettiğini, yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılamadığını, bu sürede taşınmazlarını kullanamadıklarını,

taşınmazlarının gelirlerinden yararlanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

18. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Başvurucular, 30/11/1967 tarihinde murisleri tarafından

Derik Tapulama Hâkimliğinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının Mardin

Kadastro Mahkemesinde halen devam ettiğini, yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılamadığını, bu sürede taşınmazlarını kullanamadıklarını,

taşınmazlarının gelirlerinden yararlanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

20. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke

ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut

başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

21. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

22. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin

6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul

sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmaz

mülkiyeti hakkında Derik Tapulama Mahkemesinde açılan ve Mardin Kadastro Mahkemesine

devredilen kadastro tespitine itiraz davasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

23. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 30/11/1967 tarihidir.

24. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanlarından

intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların

yargılamaya katıldıkları an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

25. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

26. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinden,

başvurucuların murisi tarafından davalı Ş.Ş. ve arkadaşları aleyhine kadastro

tespitine itiraz davası açıldığı, davanın Derik Tapulama Mahkemesinin

E.1967/190 sayılı dosyasına kaydedildiği, Mahkemenin 26/3/1971 tarihli ilâmı

ile hâkimlerin davadan çekinmeleri nedeniyle merci tayini için dosyanın Yargıtaya gönderilmesine karar verildiği, Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin davaya bakmak için Kızıltepe Tapulama Mahkemesini görevlendirdiği,

Kızıltepe Tapulama Mahkemesinin 20/3/1981 tarihli kararıyla kararı ile

Mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli Mahkeme olan Derik Kadastro Mahkemesine

gönderilmesine karar verdiği, anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda

bozulduğu, bozma üzerine davanın Mahkemenin E.1982/14 sayılı dosyasına

kaydedildiği belirlenmiştir. Mahkemece, Derik Tapulama Mahkemesine keşif

yapılması konusunda talimatlar yazıldığı, ancak bu talimatların yerine

getirilmediği, yapılan duruşmalarda talimat cevaplarının beklendiği ve dosya

kapsamında henüz keşif yapılamadığı anlaşılmıştır. Kızıltepe Kadastro

Mahkemesinin kapatılması üzerine dosyanın Mardin Kadastro Mahkemesine

devredildiği ve yargılamanın halen devam ettiği belirlenmiştir.

27. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruya

konu yargılamanın kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı

Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir

yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel

usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 15).

28. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan ve

yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara

alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.

No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;

2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).

29. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

nitelikte olduğunu ortaya koymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında,

3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine

ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir

yön bulunmadığı ve kırk yedi yılı aşkın bir süredir devam eden yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

31. Başvurucular uzun süren yargılama nedeniyle

taşınmazlarını kullanamadıklarını, taşınmazlarının gelirlerinden

yararlanamadıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler

ışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

32. Başvurucular, maruz kaldıkları zarar karşılığı olarak

ayrı ayrı 300.000,00 TL manevi ve toplam 250.000,00 TL maddi tazminata

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

33. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

34. Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin kırk

yedi yılı aşkın bir süredir devam eden yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucular Harbiye Gökalp,

Aytan Demir ve Nezihe Çoksüer’in her birine net

4.150,00 TL, başvurucular Adnan Gökalp, Yüksel Subatan

ve Havla Önen’in her birine net 1.000,00 TL, başvurucular Meliha Esen ve

Perihan Kırmızı’nın her birine net 500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

35. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde

bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

36. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

37. Başvuruya konu yargılamanın kırk yedi yılı aşkın bir

süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucular Harbiye Gökalp, Aytan Demir ve Nezihe Çoksüer’in her birine net 4.150,00 TL, başvurucular Adnan

Gökalp, Yüksel Subatan ve Havla Önen’in her birine

net 1.000,00 TL, başvurucular Meliha Esen ve Perihan Kırmızı’nın her birine net

500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından

yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35

TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin

Mardin Kadastro Mahkemesine gönderilmesine,

22/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucular

:

Nezihe ÇOKSÜER

Meliha ESEN

Perihan KIRMIZI

Adnan GÖKALP

Yüksel SUBATAN

Harbiye GÖKALP

Aytan DEMİR

Havla ÖNEN

Vekilleri

:

Av. Ali AYDEMİR

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/7287, T. 22.06.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-7287-basvuru-22-06-2015-0f31cf5b2667